Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin, "Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah'ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık, Allah'ın izniyle mahcup olmayacağız" dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin içeride, dışarıda ve bölgede önemli gelişmelerin yaşandığı hassas bir süreçten geçtiğini belirterek, "Dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili olarak seçilen Muhammet Emin Sarıoğlu'nu tebrik ediyor, kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum. Tabii burada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum. Bakınız, insanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir, empati kurmak bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra, özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayımlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenabıallah'a havale ediyorum" ifadelerini kullandı.
'TÜRKİYE'YE YÖNELİK ÖRTÜLÜ OPERASYONLARDAN HABERSİZLER'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir hemen her konuşmasında siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkat çektiğini belirterek, "Yeni yasama yılı açış hitabımızda da buna etraflıca değindik. İçinde bulunduğumuz bölgesel konjonktürde Türkiye'nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp, dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil, toplumsal barış ve huzurumuz için de tehdit oluşturduğunu ifade ettik. Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptık. Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte milli bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son 3 haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir, sorumlu bir tavır değildir" değerlendirmesinde bulundu.

'HAYIRDIR BEYLER, KİMİNLE SAVAŞTASINIZ'
Söz konusu tavrın Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavır olduğunu işaret ederek, "Benim menfaatime olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin' tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak egoist bir zihin dünyasının dışa vurumudur. 24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. 24 yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. 24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar. Geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca 'savaştayız' diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım; hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş?" diye konuştu.
'BU MİLLETİN KARDEŞLİĞİNDEN ARTIK ELLERİNİZİ ÇEKİN'
Erdoğan, 24 yıl boyunca Türkiye'nin başına çok ciddi sıkıntılar geldiğini belirterek, "Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içerden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevrildi. 'Muhalefeti destekleyip iktidarı devireceğiz' diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye'yi tehdit edenlere, Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz. El açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan 'savaştayız' diyorsunuz. Allah aşkına; siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki; bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum; böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaset; aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. 'Efendim, ben ona buna bakmam; istediğimi söylerim' derseniz, o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası; sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz" dedi.
'İFTİRA SİYASETİNE TESLİM OLMAYIZ'
Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da gördüklerini söyleyen Erdoğan, "Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan Kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak; sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz. İftira siyasetine, 'çamur at, izi kalsın' siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın; iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir; 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Milli iradenin bilakayduşart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

'İSTANBUL'DAKİ 5 BİN 672 HANEYE YAKLAŞIK 57 MİLYON LİRA YARDIM YAPILDI'
Geçen hafta İstanbul ve çevre illerde meydana gelen sel ve su baskınlarına ilişkin de Erdoğan, "Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eden bu afetler karşısında devlet olarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçtik. İlgili bakanlarımız derhal İstanbul'a intikal ettiler. Hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiler. İlk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarımız, İstanbul'daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladılar. İstanbul'daki arama, kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında toplam 47 bin 217 personelimiz, 5 bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldı. 19 Ekim itibarıyla 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD'a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam 3 bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı. İstanbul'da 7, Kocaeli'nde ise 1 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Bu vesileyle vefat eden kardeşlerime bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hale getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz. Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Aile Bakanlığımız tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığımız tarafından toplam 80 milyon lira İstanbul Valiliğimize aktarıldı. Şu ana kadar İstanbul'daki 37 ilçemizde 5 bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldı. Felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarımızla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceğiz" dedi.
'SURİYE'DE YEPYENİ BİR SAYFANIN AÇILACAĞINA İNANIYORUZ'
7 Mayıs 2013'teki grup toplantısında Suriye'nin Banyas şehrinde yaşanan vahşi katliama tepki gösterdiğini hatırlatan Erdoğan, "13,5 yıllık zulmün ardından, İsrail'in ağır tahriklerine rağmen Suriye'de barışın, huzurun ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimiz Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara'nın dirayetli liderliğinde birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ediyorlar. Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle birlikte Suriye'de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz. Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye'nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Bunun yanında Suriye'de özellikle zalimlere, katillere ibret olması gereken çok önemli gelişmeler de yaşanıyor. Mazlumların ahı yerde kalmıyor, aheste aheste çıkıyor. Çocukları öldürmekten keyif alan caniler nereye kaçarlarsa kaçsınlar saklandıkları inlerinde tespit edilip tek tek ayıklanıyor. Ellerinde silah, önlerinde çeşitli paçavralarla Türkiye'yi tehdit edenler için; Banyas'ta 248 masumun, Reyhanlı'da 53 insanımızın kanını dökenler için; Suriyeli yavruların cenazeleri üzerinde kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti gelip çatmıştır. Hiç şüpheniz olmasın; başkaları için de hesap vakti gelecektir. Geç de olsa, yüz binlerce Suriyeli mazlumun hayatı pahasına da olsa adaletin yerini bulacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Banyas, Reyhanlı ve Suriye'de gerçekleştirilen diğer pek çok katliamın faili olan teröristin yakalanmasını sağlayan Suriye istihbaratı ile Milli İstihbarat Teşkilatımızın gizli kahramanlarını yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu.
'HER TÜRLÜ ADIM ATILACAK'
Ardından fonların tasfiye sürecine değinen Erdoğan, "Milletimizin gündemini son bir aydır meşgul eden fon meselesiyle ilgili tutumumuzu milletimizle farklı vesilelerle paylaştık. Üç farklı kategoride konuyu hassasiyetle yönetiyoruz. İlk aşamada, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesidir. Fon Koordinasyon Kurulumuz ve ekonomi kurmaylarımız düzenli olarak bir araya geliyor, alınan kararları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklıyor. Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak. İkinci aşamada; hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dahilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır" dedi.
'MİLLETİN MALINA EL UZATANA SAHİP ÇIKMAYIZ'
Sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye aldıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ciddiyetle ele alıyoruz. Meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Muhalefetin ne dediği, ne yaptığı, meseleyi istismar için kullanması bizim umurumuzda değildir. Muhalefetin belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim; biz onlara benzemeyiz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız. Bizim referansımız muhalefet değildir. Bizim örneğimiz onlar asla değildir. Biz kendimizden, kendi yapıp ettiklerimizden sorumluyuz. Diğer her şeyden bağımsız olarak biz konunun kendi tabanımız, özellikle yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var. Bizi bu günlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bu günlere getiren önce Yüce Allah'ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra da irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabb'ime her zaman hamdettim. Bugün de hamdediyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kalmayı, dökmeyi değil inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye inşallah devam edeceğiz."

'VATANDAŞLARIMDAN GÖNÜLLERİNİ FERAH TUTMALARINI RİCA EDİYORUM'
Erdoğan, fon meselesiyle ilgili tartışmalara ilişkin de şunları söyledi:
"Vatandaşlarımdan gönüllerini ferah tutmalarını rica ediyorum. Puslu havada mevzi kazanmaya çalışan fırsatçılara prim vermesinler. Medya ve sosyal medya üzerinden algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodudan, onlardan daha öte geçmeyen hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah'ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık, Allah'ın izniyle mahcup olmayacağız. Buradan teşkilatıma seslenmek istiyorum; özellikle karşılığını yalnızca Allah'tan bekleyerek büyük bir fedakarlıkla, büyük bir samimiyetle bu dava için gece gündüz koşturan, emeklerini belki de hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyeceğim yol arkadaşlarımın, mücadele arkadaşlarımın beni çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Biz 25 sene önce AK Parti'yi hangi ilkeler, hangi değerler üzerine bina ettiysek bugün de aynı ilkeler ve prensiplerle hareket ediyoruz. Biz buralarda, bu koltuklarda en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız. Biz buralarda, bu koltuklarda yetimin başını okşamak için, öksüzün yarasını sarmak için, Allah'tan ve devletten başka kimsesi olmayanların kimsesi olmak için varız. Bugüne kadar nice zorluğun üstesinden alnımızın akıyla geldik, nice imtihanı başarıyla verdik, nice badireyi suhuletle atlattık. Hiçbir zaman yılgınlık içinde, yeis içinde, karamsarlık içinde olmadık. Bugün de karamsar değiliz, umutsuz değiliz, yeis içinde hiç değiliz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak geleceğimize güvenle bakıyoruz. Çok daha çetin badirelerden, krizlerden, sınavlardan güçlenerek çıktık; Allah'ın izniyle buradan da güçlenerek çıkacağız. İnşallah destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz. Rabb'im ömür verdikçe, daha nice yıllar bu ülke için, bu millet için sizlerle birlikte çalışmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz" dedi.
SORULARI YANITLADI
Grup toplantısının çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erdoğan, Şam ziyaretini ne zaman yapacağına ilişkin, "Tarih daha kesinleşmedi; yapacağız" diye yanıt verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bahçeli ile bir görüşmeniz olacak mı?' sorusuna da, 'Olabilir' diye yanıt verdi. (DHA)