- Naim Süleymanoğlu, tüm zamanların en iyi haltercisi... Ufak tefek ancak çok güçlü olmasından dolayı lakabı, “Cep Herkülü” olmuştu. Kimdir Naim Süleymanoğlu?
1967'de Bulgaristan'ın Mestanlı Kasabasında, Naum Salamanov adıyla dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, haltere 1977'de başladı. En önemli özelliği, boyunun kısa oluşuydu. 1982’de 15 yaşında iken Brezilya'da düzenlenen Dünya Gençler Halter Şampiyonasında 52 kiloda iki altın madalya alarak şampiyon oldu. 1983 yılında Viyana'da yapılan turnuvada, 56 kiloda dünya rekorlarını altüst etti ve şampiyon oldu. Böylece halter tarihinde en genç dünya rekortmeni unvanını aldı. 1984 yılında silkme kategorisinde, kendi ağırlığının üç katını kaldıran ikinci halterci olarak tarihe geçti. Genç yaşına rağmen Dünya Şampiyonu olması ve rekorlar kırması, herkesi kendisine hayran bıraktı. Bütün halter otoriteleri Naim’i izlemeye ve bütün bunları nasıl yaptığını merak etmeye başladılar. 1986’ya kadar gençlerde 13, büyüklerde 50 olmak üzere tam altmış üç rekor kırdı. Dünya ve Avrupa şampiyonalarında 52, 56 ve 60 kilolarda şampiyonluklar yaşadı. 1984, 1985 ve 1986'da dünyada yılın haltercisi seçildi. Bulgaristan’ın Sovyetler Birliğiyle birlikte olimpiyatları boykot etmesi sonucunda, 1984 Los Angeles olimpiyatlarına katılamadı.
Şimdi bu noktada duralım. Yıl 1984. Komünist rejimle yönetilen Bulgaristan’da ne oldu? Camiler ibadete kapatıldı. Bazı camiler depoya dönüştürüldü. Camiye yalnızca ihtiyarların gitmesine izin veriliyordu. Hacca gitmek yasaktı. Çocukların sünnet edilmesi yasaklanmıştı. Sünnet edilen çocukların anneleri ve nineleri 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılıyordu. Bulgaristan Türkleri, cenazelerini diledikleri gibi kaldıramıyordu. Cenazenin yıkanma usulü yasaklanmış, Arapça ve Türkçe yazılı mezar taşları paramparça edilmişti. Yani en temel insan hakları ortadan kaldırılıyordu. 1973’den itibaren Türkçe eğitim yasaklanmaya başlamıştı ama 500 yıl Osmanlı egemenliğinde kalan Bulgaristan’da böyle bir zulüm hiç görülmemişti.
Bu bir asimilasyondu tabii ki. Bulgaristan Devleti'nin asimilasyon politikasını, doğrudan Komünist Parti eliyle uyguladığı ortaya çıktı. Türkçe konuşmayı bile yasaklamışlardı. Türk azınlığın isimlerini değiştirdiler çok iyi hatırlıyorum. Bir kaynakta şöyle yazıyor: “1984-85 kışının çok ağır geçmesi, tüm yerleşim birimlerinin dışarı ile bağlantılarının kesilmesini sağlamış; Türk bölgeleri, yabancılara kapatılmış ve mühürlenmişti. Daha sonra asker ve milisler, Türk bölgelerine girerek zorla ad değiştirmeyi başlatmışlar, kabul etmeyenler veya karşı gelenler ise, katliamlara maruz bırakılmıştır.”
Ben o tarihte Türkiye’nin Sesi Radyosunda çalışıyordum. Bir gün Brezilya’dan bir mektup geldi. Mektup, Almanya’dan ama o zamanki Doğu Almanya’dan Brezilya’ya postalanmış, Brezilya’dan da Türkiye’ye gönderilmiş. Yani Bulgaristan’dan Türkiye’ye yarım saatte gelecek mektup, önce Doğu Almanya’da bir adrese gitmiş, o adresteki kişi de mektubu Brezilya’daki arkadaşına göndermiş, o da Türkiye’ye, Türkiye’nin Sesi Radyosu’na postalamış. Mektubu bugün gibi hatırlıyorum. Evlerde kısa dalga radyoları toplamışlar. Çünkü kısa dalgadan Türkiye’yi dinliyorlar diye çekiniyorlar. Bizim dinleyicimiz, radyoyu sandığının en dibinde saklamış, geceleri sesini kısarak bizi dinliyorlarmış. Mektupta, ‘kurtarın bizi’ diye yazıyordu. Rejime muhalif olan Türkleri ya akıl hastanesine yatırıyorlar ya da Belene adasına sürüyorlardı. Bu ortamda birçok Türk, gizlice sınırdan Türkiye’ye kaçmaya çalışıyordu. Naim Süleymanoğlu’nu da Türk olduğu için gözaltında tutuyorlar ancak olimpiyatlardan da madalya bekliyorlardı. Çünkü komünist rejimin, propaganda için bu madalyalara ihtiyacı vardı. Ama Naim de bir çıkış yolu arıyordu. Bu fırsatı Avustralya’da buldu. Naim Süleymanoğlu, ülkesindeki baskılardan kurtulmak için, 1986 yılında, Avustralya’nın Melbourne kentinde düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda bir süre ortadan kayboldu.
Aralık 1986’da Sydney’den Türkiye’ye kaçırılış hikâyesi pek bilinmiyor. Türkiye'ye ilticası ve getirilmesinde bizzat Merhum Başbakan Turgut Özal devreye girdi. Türkiye’ye iltica edip spor hayatı boyunca katıldığı tüm yarışmalarda ay yıldızlı bayrağımızı göndere çektiren, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu haltercimiz Naim Süleymanoğlu’nun Türk Milli Takımı’na kazandırılma süreci 24 yıl sonra gün ışığına çıktı. Dönemin Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı Ekrem Pakdemirli, yazdığı kitabında rahmetli Başbakan Turgut Özal ile aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatır:
“Özal bir gün beni çağırdı acilen; ‘Bulgaristan’da Türk soyundan gelme halterci bir çocuk var, Türkiye’ye gelmek istiyor. Ancak Bulgarların ekonomik durumları çok zayıf. Aradaki kimse, onlara yedi milyon dolar verdiğimiz takdirde haltercinin bize kaçmasına izin verecekler demiş. Bana bu parayı verir misin:’ dedi. Ben ‘olmaz’ dedim, ‘Bu kadar para ile yüz köyün içme suyunu hallederim’ dedim.
“Beni karşısına aldı, ‘Bak, bu arkadaş Türk forması ile olimpiyatlara katılacak ve çok büyük bir ihtimalle birinci olacak. O takdirde bayrağımız göndere çekilirken İstiklal Marşımız çalınacak, bu anı dünyada milyonlarca kişi seyredecek, bu bize bir fırsattır, bu kadar küçük bir paraya, böyle büyük ve etkili reklam yapma imkânı her zaman karşımıza çıkmaz.’ dedi.”
Kitapta yazılanlar gazetelerde haber olunca, Naim Süleymanoğlu bir açıklama yapar. Haber şöyle yayımlanır: “Eski Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu, Halter Federasyonu Asbaşkanı Naim Süleymanoğlu, Türkiye'ye getirilişi sırasında Bulgaristan'a para verildiğini, ancak kendisine para verilmediğini, bunun için toplam ne kadar para harcandığını bilmediğini söyledi.”
Naim Süleymanoğlu, halteri kaldırmadan önce konsantre olurken, saçının kâküllerini havaya kaldıracak şekilde yukarıya doğru nefes vermesi ile akıllarda yer etti. Ülkemize altın madalyalar getirdi, halterde adını altın harflerle yazdırdı. Ona teşekkür ettik. Eli oldukça açık olan Naim, kapısını çalan herkese yardım etmesiyle tanındı. Bu bakımdan da para tutmadığını gazetelerden öğrendik.
Halter tarihinde en genç dünya rekortmeni olan, dünya rekorunu 46 kez kıran, 3 defa Olimpiyat, 8 kez de Dünya Şampiyonluğunu elde eden, Time dergisine kapak olan, Cep Herkülü lakaplı Naim Süleymanoğlu, Ay-Yıldızlı formamızla birçok başarı kazanan bir sporcuydu. 18 Kasım 2017 günü, beyin embolisi sebebiyle tedavi gördüğü hastanede vefat etti. 50 yaşındaydı. Cenaze namazı Fatih Camiinde kılındı. Cenazesine en önemli rakiplerinden Yunan Leonidis de katıldı ve sporun aynı zamanda centilmenlik demek olduğunu ispat etti. İmamın helallik almasından sonra Türk bayrağına sarılı tabut, Edirnekapı mezarlığına doğru yola çıktı.
Naim Süleymanoğlu hem Türkiye’de hem Bulgaristan’da unutulmaz izler bıraktı. Bulgaristan, Sovyetler Birliği dağılıp da normal bir rejime geçtikten sonra, Türkiye ile dost oldu.
Şimdi soruyorum: Türkiye Bulgaristan sınırının sıfır noktasına Naim Süleymanoğlu’nun heykeli yakışmaz mı?
