Cumhurbaşkanı Erdoğan: Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz
(DHA)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız" dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, iç politikadan dış politikaya her alanda, AK Parti ve Cumhur İttifakı ile diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkının giderek daha fazla berraklaştığını, muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalıştıklarını dile getirdi. Erdoğan, gereksiz polemiklerin içine girmediklerini belirterek, "Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde, millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil; tüm kalbimizle, buna yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden, cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz" diye konuştu. Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın, büyük ve güçlü Türkiye'yi, çocukların kıvanç duyduğu, geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye'yi, milletin desteğiyle inşa edeceklerini ifade etti.
'YASAMA GÖREVİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE İFA ETMENİN ÇABASINDAYIZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstiklal Harbimizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclis'imiz, bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse, bunun kazananı sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur, halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızda şikayetlere konu olan fahiş site aidatlarından, Türkiye’nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi fedakarane gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum. 12’nci Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız" diye konuştu.

'ENTRİKA, SKANDAL, İHANET; NE ARARSAN HEPSİ VAR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete karşı görevlerini yerine getirmek için samimiyetle çalışırken muhalefetin Meclis'i tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmediğini söyleyerek, "İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken, ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclis'e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarlarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 09.00'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın, dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün 'halk düşmanı' diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın; entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet; ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu" dedi.
'ÇOK BAŞLILIK DEMOKRATİK SİYASETE ZARAR VERİYOR'
Her siyasi partinin, kendinden sorumlu olduğunu, başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmediklerini dile getiren Erdoğan, "Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece, biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz ama bir partinin iç meselesi, bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde buna evrilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyeti biz kurduk', 'Atatürk’ün Partisi' olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim; biz bu durumun sürdürebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir; iktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse; toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir. Türkiye’nin selameti açısından, muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, iktidar kadar hızlı, üretken, çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözümü noktasında, muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
'TÜRKİYE'NİN MENFAATLERİNİ ÖNCELEYEN BİR TAVIR SERGİLEMEDİKLERİNİ GÖRÜYORUZ'
Erdoğan, Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine; eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istediklerini söyleyerek, "Muhalefet partilerinden özellikle önümüzdeki bir buçuk, iki senelik zaman diliminde, Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemediklerini görüyoruz. Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak, doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki ister iktidar, ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz, milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmettir; hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz. İktidar partisi olarak, şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclis’i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis’in mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde, sizlerden bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını, bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum" diye konuştu.

'KURULUŞUMUZDAN İTİBAREN HEP MÜCADELE İÇİNDE OLDUK'
Erdoğan, AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık Cumhuriyet tarihinde ve 76 yıllık demokrasi mücadelesinde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüklerini ifade ederek, "İnşallah 25'inci yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz. Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti'yle özdeşleşmiş olan İstişare ve Değerlendirme Kamplarımızdan 33'üncüsünü, inşallah bu hafta sonu Sapanca'da düzenleyeceğiz. Kampımızda, bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken, diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10'uncu yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yad edecek hem de milli irade destanımızı hatırlayacağız. AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz mehter marşından rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa, engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük" dedi.
'TÜRKİYE, SÜRECİ EN İYİ YÖNETEN ÜLKELERDEN BİRİDİR'
86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduklarını ve bu şekilde de yola devam ettiklerini söyleyen Erdoğan, "Sadece bize oy veren kardeşlerimizin değil, her vatandaşımızın yüzünü güldürmek için çalıştık; bugün de aynı halisane niyetlerle çalışıyoruz. Verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek, bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkanlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde, Türkiye’nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkanı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail’in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar; Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri, partimizin ve ittifakımızın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edilmiştir. Bu zor süreçte, başta dışişleri ve güvenlik bürokrasimiz olmak üzere, tüm kurumlarımız büyük bir gayret, büyük bir emek ortaya koymuşlardır. Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek, çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduk" diye konuştu.
'BARIŞ, İSRAİL'E RAĞMEN GELECEK'
Şu anda daha hassas yürütülmesi gereken bir süreçte olunduğunu söyleyen Erdoğan, "İsrail’in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında, aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade, çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükte birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır; amaçlarına ulaşana kadar da her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir. Bölgemize barış gelecekse, İsrail’e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa, İsrail’in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın, bölgemizde sulhu sükunun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını, Allah’ın izniyle engelleyemeyecek. Türkiye olarak, iğne ucu kadar bile olsa barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz" dedi.
'NE KADAR SİNSİ BİR OYUNU BOZDUĞUMUZ DAHA NET GÖRÜLECEK'
Ardından 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler katettik. 23 Ekim’de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere, süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettik. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlüklerle karşılaşmasına rağmen, hamdolsun, başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi, samimi temennimizdir. İran krizi sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde, Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz daha net görülecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak."
'TÜRKİYE ARTIK YENİ BİR KULVARDA İLERLEMEYE BAŞLAYACAK'
Terörün çıkmaz yol olduğunu ve miadını doldurduğunu söyleyen Erdoğan, "Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe; turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz. Diyarbakır’ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkari’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle’nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars’tan Van’a, Batman’dan Ağrı’ya her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor, bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca, 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar, yatırıma harcandıkça, milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye, artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak. Milletimizin artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istediği ortada. Cumhur İttifakı olarak biz de milletin bu beklentisini karşılamak istiyoruz. Gönül ister ki 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik, jeopolitik, hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor. Gelinen noktada, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclis'imizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek tarihe, gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar bir 'Yenikapı ruhu' aranıyorsa, bunun vücut bulması gereken yer, Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz, ittifak ve iktidar olarak, iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret; üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz; bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" dedi.

AK PARTİ'YE KATILAN MİLLETVEKİLİ ÖZDEMİR'E ROZET TAKTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabının ardından CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılan İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir'e rozet taktı. Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yasal düzenlemelerin bu yıl Meclis'e gelip gelmeyeceğini ilişkin, "Yetiştirebildiğimiz kadar, inşallah yetiştireceğiz" dedi. Erdoğan, silah bırakmanın ardından yasal çerçevenin nasıl düzenleneceği sorusunu AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler'e yöneltti. Güler, "Eş zamanlı olacak. Silah bırakma sürecini güçlendirecek, yapısal, geçici ve müstakil bir kanuni düzenleme" diye konuştu.
‘TRUMP İLE İKİLİ GÖRÜŞME BÜYÜK İHTİMALLE OLUR’
Erdoğan, NATO Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile ikili görüşme yapıp yapmayacağını ilişkin de "Büyük ihtimalle olur" cevabını verdi.
'KEŞKE ÜLKEMDEKİLERE DE BIRAKTIRABİLSEM'
Erdoğan, daha önce sigarayı bırakması için tavsiyede bulunduğu İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin sigarayı bırakmasıyla ilgili de "Ne kadar güzel. Keşke ülkemdekilere de bıraktırabilsem" dedi. (DHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


