Adem ONAR
Köşe Yazarı
Adem ONAR
 

Savaşları Başlamadan Bitiren Milli Kalkan : Türkiye’nin ve Coğrafyamızın Gökyüzündeki Bölgesel Güvenlik Kalkanı Çelik Kubbe…

  Günümüzde savaşlar artık sadece karada, denizde veya havada yapılan klasik mücadelelerden ibaret değil.    Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte ülkeler; füzelere, insansız hava araçlarına, elektronik saldırılara ve uzun menzilli tehditlere karşı kendilerini koruyabilecek yeni savunma sistemleri geliştirmeye başladı.    İşte bu noktada Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” anlayışı, yalnızca bir savunma projesi değil; aynı zamanda milli güvenliğin geleceğini şekillendiren stratejik bir vizyon hâline gelmiştir.   Çelik Kubbe Nedir?…   “Çelik Kubbe”, Türkiye’nin hava savunma sistemlerini tek merkezden yönetebilen, farklı tehditleri aynı anda tespit edip etkisiz hâle getirebilen çok katmanlı savunma mimarisidir. Bir başka bakış açısıyla da sistemler sistemidir.   Basit bir anlatımla düşünürsek:   Bir ülkenin gökyüzünü dev bir görünmez kalkanın koruduğunu hayal edin. Bu kalkan; düşman füzelerini, savaş uçaklarını, kamikaze dronları ve diğer hava tehditlerini daha hedefe ulaşmadan tespit edip durdurmaya çalışır. İşte Çelik Kubbe’nin temel amacı budur.   Bu yapı içerisinde radar sistemleri, erken uyarı mekanizmaları, elektronik harp unsurları, kısa-orta-uzun menzilli hava savunma sistemleri ve yapay zekâ destekli komuta merkezleri birlikte çalışır.   Neden Bu Kadar Önemlidir?…   Bugün dünyada birçok savaşta görüldü ki; gökyüzünü koruyamayan ülkeler büyük risk altına giriyor.    Özellikle dron teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artık küçük maliyetli hava araçları bile büyük tehdit oluşturabiliyor.    Bu önemli hususu Rusya-Ukrayna savaşında ve İran-ABD / İsrail savaşlarında hep birlikte gördük.   Türkiye ise bulunduğu coğrafya nedeniyle oldukça hassas bir bölgede yer almaktadır.    Çevresindeki krizler, füze tehditleri, terör unsurları ve bölgesel gerilimler düşünüldüğünde güçlü bir hava savunması artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmektedir.   Çelik Kubbe’nin önemi burada ortaya çıkıyor:    • Şehirleri korur  • Kritik tesisleri savunur  • Enerji altyapılarını güvence altına alır  • Askeri üsleri ve sınır bölgelerini korur  • Savaş anında caydırıcılık sağlar   Bir ülkenin güçlü olması sadece saldırı kapasitesiyle değil, kendisini ne kadar koruyabildiğiyle de ölçülür.   Türkiye İçin Stratejik Anlamı…   Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde büyük bir dönüşüm yaşadı.   ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ ve HAVELSAN gibi kurumların geliştirdiği yerli sistemler sayesinde Türkiye artık kendi savunma teknolojilerini üretebilen ülkeler arasında yer almaktadır.   Bu durumun en önemli tarafı şudur:   Bir ülke savunmasını tamamen dışa bağımlı kurarsa, kriz anlarında büyük zorluk yaşayabilir. Ancak kendi radarını, füzesini, yazılımını ve hava savunma sistemini üretebilen bir ülke çok daha bağımsız hareket eder.   Çelik Kubbe, Türkiye’nin “kendi gökyüzünü kendi teknolojisiyle koruma” hedefinin sembollerinden biridir.   Sadece Savunma Değil, Teknoloji Hamlesi…   Çelik Kubbe gibi projeler yalnızca askerî anlam taşımaz. Aynı zamanda:    • Yapay zekâ teknolojilerini geliştirir  • Yazılım sektörünü büyütür  • Elektronik üretimini artırır  • Mühendislik kapasitesini yükseltir  • Gençlere yeni teknoloji alanları açar   Savunma sanayii gelişen ülkelerde teknoloji üretimi de hızlanır. Çünkü radar, haberleşme, sensör, yazılım ve yapay zekâ gibi alanlarda yapılan çalışmalar zamanla sivil teknolojilere de katkı sağlar.   Bugün birçok gelişmiş ülkenin teknoloji gücünün temelinde savunma projeleri bulunmaktadır.   Caydırıcılık Gücü…   Bazen bir ülkenin güçlü savunma sistemine sahip olması, savaş çıkmasını bile engelleyebilir. Çünkü karşı taraf, saldırının başarısız olacağını düşünürse saldırmayı göze almak istemez.   Bu nedenle Çelik Kubbe yalnızca “vurmak” için değil, aynı zamanda “savaşı önlemek” için de önemlidir.   Güçlü savunma sistemleri, barışı koruyan görünmez sigortalardan biridir.   Geleceğin Savaşları ve Türkiye…   Gelecekte savaşların büyük kısmı:    • İnsansız sistemlerle,  • Yapay zekâ destekli teknolojilerle,  • Siber saldırılarla,  • Hipersonik füzelerle,  • Sürü dronlarla yapılacak.   Bu nedenle klasik savunma anlayışı artık yeterli görülmüyor.   Türkiye’nin Çelik Kubbe yaklaşımı; sadece bugünün değil, geleceğin savaş teknolojilerine hazırlık anlamına da geliyor.   Drone Saldırılarına Karşı Çelik Kubbe’nin Önemi…   Günümüzde savaş teknolojileri büyük bir değişim geçiriyor. Artık sadece savaş uçakları ve büyük füzeler değil, küçük boyutlu insansız hava araçları yani dronlar da ciddi tehdit oluşturuyor.    Özellikle son yıllarda dünyadaki çatışmalarda görüldü ki; düşük maliyetli ama etkili drone saldırıları, ordulara ve ülkelerin kritik altyapılarına büyük zarar verebiliyor.    İşte bu nedenle Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” hava savunma yaklaşımı, yeni nesil tehditlere karşı hayati önem taşıyor.   Çelik Kubbe; radarlar, elektronik harp sistemleri, hava savunma füzeleri, yapay zekâ destekli komuta merkezleri ve farklı savunma katmanlarının birlikte çalıştığı entegre bir güvenlik ağıdır.    Bu sistemin en önemli görevlerinden biri de drone tehditlerini erken tespit edip etkisiz hâle getirmektir.   Drone saldırıları klasik tehditlerden farklıdır. Çünkü dronlar:    • Çok alçaktan uçabilir,  • Radar izleri küçük olabilir,  • Sürü hâlinde saldırabilir,  • Ucuz üretildikleri için yoğun şekilde kullanılabilir,  • Kritik tesisleri hedef alabilir.   Bu nedenle geleneksel hava savunma sistemleri bazen tek başına yeterli olmayabilir. Çelik Kubbe ise tam burada devreye girer.    Sistem; farklı sensörlerden gelen verileri aynı anda analiz ederek tehdidin yönünü, hızını ve türünü belirler. Ardından en uygun savunma yöntemi devreye sokulur.    Bazı durumlarda elektronik karıştırma ile dronun kontrolü bozulabilir, bazı durumlarda ise hava savunma sistemleriyle fiziksel olarak etkisiz hâle getirilebilir.   Türkiye açısından bu konu daha da önemlidir. Çünkü Türkiye; kritik enerji tesisleri, askerî üsleri, sınır bölgeleri ve stratejik altyapıları bulunan önemli bir coğrafyada yer alıyor.    Günümüzde küçük bir drone bile havaalanlarını, enerji merkezlerini veya askerî noktaları tehdit edebilecek kapasiteye ulaşabiliyor.   Bu nedenle ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN gibi savunma sanayii kuruluşlarının geliştirdiği yerli sistemler, Türkiye’nin güvenliği açısından stratejik değer taşıyor.    Yerli radarlar, elektronik harp çözümleri ve hava savunma teknolojileri sayesinde Türkiye kendi gökyüzünü kendi imkânlarıyla koruma kapasitesini artırıyor.   Çelik Kubbe’nin bir diğer önemli yönü ise caydırıcılıktır. Güçlü hava savunmasına sahip ülkeler, olası saldırıları daha başlamadan engelleyebilir.    Çünkü saldırıyı planlayan taraf, sistemin tehdidi etkisiz hâle getireceğini düşünerek geri adım atabilir.   İçinde bulunduğumuz drone çağında güvenlik anlayışı tamamen değişmiştir. Artık tehditler küçük olabilir ama etkileri çok büyük olabilir.    Çelik Kubbe ise Türkiye’nin bu yeni nesil tehditlere karşı geliştirdiği modern, yerli ve çok katmanlı güvenlik kalkanıdır.    Bu sistem yalnızca bugünün değil, geleceğin savaş teknolojilerine karşı da Türkiye’nin en önemli savunma unsurlarından biri olmaya adaydır.   Çelik Kubbenin Bölgesel Savunma Mimarileri, Bölgesel Barış ve Kolektif Güvenlik Açısından Önemi…   Çelik Kubbe, Türkiye’nin gökyüzündeki güvenlik vizyonudur. Bu sistem; yalnızca füze savunması değil, aynı zamanda bağımsızlık, teknoloji üretimi, caydırıcılık ve milli güvenlik anlamı taşımaktadır.   Bir ülkenin sınırlarını asker korur, ancak gökyüzünü teknoloji korur.   Türkiye’nin geliştirdiği savunma sistemleri; hem ülkenin güvenliği hem de teknolojik geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Çelik Kubbe de bu geleceğin en güçlü sembollerinden biridir.   Bu stratejik vizyonun ve milli savunma kapasitesinin küresel ölçekteki yansıması,Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan tarihi Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile çok daha güçlü bir boyuta taşınmıştır.   Çelik Kubbe gibi özgün ve katmanlı savunma ekosistemlerinin sağladığı teknolojik bağımsızlık, Türkiye’yi yalnızca kendi semalarını koruyan bir güç yapmakla kalmayıp bölgesel güvenlik mimarisinin de ana taşıyıcılarından biri konumuna getirmiştir.    İmzalanan bu tarihi pakt ile sağlanan ortak caydırıcılık ve savunma sanayii entegrasyonu; Türk mühendisliğinin geliştirdiği hava savunma, elektronik harp ve yapay zekâ çözümlerinin dost ve kardeş coğrafyaların da barış ve istikrarına kalkan olacağını göstermektedir.    Dolayısıyla Çelik Kubbe, sadece ulusal sınırlarımızı koruyan görünmez bir zırh değil, aynı zamanda Mekke Anlaşması ile pekişen bölgesel barışın ve kolektif güvenliğin en somut teminatlarından biridir.   Sonuç :    Kısa bir zaman önce yakın coğrafyamızda olan acımasız savaşlarda bir kez daha gördük ki, kimin gökvatanını koruyan sistemler sistemi diye anılan teknolojik kubbesi güçlüyse, en iyi o korunur.   Gökyüzünü teknolojiyle kuşatan, sınırların ötesinde dostluğa güven, hasma caydırıcılık veren bu milli irade; Türkiye’nin bağımsız yarınlarının ve geleceğe yön veren küresel gücünün mühürlenmiş resmidir…
Ekleme Tarihi: 12 Ağustos 2026 -Çarşamba
Adem ONAR

Savaşları Başlamadan Bitiren Milli Kalkan : Türkiye’nin ve Coğrafyamızın Gökyüzündeki Bölgesel Güvenlik Kalkanı Çelik Kubbe…

 

Günümüzde savaşlar artık sadece karada, denizde veya havada yapılan klasik mücadelelerden ibaret değil. 

 

Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte ülkeler; füzelere, insansız hava araçlarına, elektronik saldırılara ve uzun menzilli tehditlere karşı kendilerini koruyabilecek yeni savunma sistemleri geliştirmeye başladı. 

 

İşte bu noktada Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” anlayışı, yalnızca bir savunma projesi değil; aynı zamanda milli güvenliğin geleceğini şekillendiren stratejik bir vizyon hâline gelmiştir.

 

Çelik Kubbe Nedir?…

 

“Çelik Kubbe”, Türkiye’nin hava savunma sistemlerini tek merkezden yönetebilen, farklı tehditleri aynı anda tespit edip etkisiz hâle getirebilen çok katmanlı savunma mimarisidir. Bir başka bakış açısıyla da sistemler sistemidir.

 

Basit bir anlatımla düşünürsek:

 

Bir ülkenin gökyüzünü dev bir görünmez kalkanın koruduğunu hayal edin. Bu kalkan; düşman füzelerini, savaş uçaklarını, kamikaze dronları ve diğer hava tehditlerini daha hedefe ulaşmadan tespit edip durdurmaya çalışır. İşte Çelik Kubbe’nin temel amacı budur.

 

Bu yapı içerisinde radar sistemleri, erken uyarı mekanizmaları, elektronik harp unsurları, kısa-orta-uzun menzilli hava savunma sistemleri ve yapay zekâ destekli komuta merkezleri birlikte çalışır.

 

Neden Bu Kadar Önemlidir?…

 

Bugün dünyada birçok savaşta görüldü ki; gökyüzünü koruyamayan ülkeler büyük risk altına giriyor. 

 

Özellikle dron teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artık küçük maliyetli hava araçları bile büyük tehdit oluşturabiliyor. 

 

Bu önemli hususu Rusya-Ukrayna savaşında ve İran-ABD / İsrail savaşlarında hep birlikte gördük.

 

Türkiye ise bulunduğu coğrafya nedeniyle oldukça hassas bir bölgede yer almaktadır. 

 

Çevresindeki krizler, füze tehditleri, terör unsurları ve bölgesel gerilimler düşünüldüğünde güçlü bir hava savunması artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmektedir.

 

Çelik Kubbe’nin önemi burada ortaya çıkıyor:

 

 • Şehirleri korur

 • Kritik tesisleri savunur

 • Enerji altyapılarını güvence altına alır

 • Askeri üsleri ve sınır bölgelerini korur

 • Savaş anında caydırıcılık sağlar

 

Bir ülkenin güçlü olması sadece saldırı kapasitesiyle değil, kendisini ne kadar koruyabildiğiyle de ölçülür.

 

Türkiye İçin Stratejik Anlamı…

 

Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde büyük bir dönüşüm yaşadı.

 

ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ ve HAVELSAN gibi kurumların geliştirdiği yerli sistemler sayesinde Türkiye artık kendi savunma teknolojilerini üretebilen ülkeler arasında yer almaktadır.

 

Bu durumun en önemli tarafı şudur:

 

Bir ülke savunmasını tamamen dışa bağımlı kurarsa, kriz anlarında büyük zorluk yaşayabilir. Ancak kendi radarını, füzesini, yazılımını ve hava savunma sistemini üretebilen bir ülke çok daha bağımsız hareket eder.

 

Çelik Kubbe, Türkiye’nin “kendi gökyüzünü kendi teknolojisiyle koruma” hedefinin sembollerinden biridir.

 

Sadece Savunma Değil, Teknoloji Hamlesi…

 

Çelik Kubbe gibi projeler yalnızca askerî anlam taşımaz. Aynı zamanda:

 

 • Yapay zekâ teknolojilerini geliştirir

 • Yazılım sektörünü büyütür

 • Elektronik üretimini artırır

 • Mühendislik kapasitesini yükseltir

 • Gençlere yeni teknoloji alanları açar

 

Savunma sanayii gelişen ülkelerde teknoloji üretimi de hızlanır. Çünkü radar, haberleşme, sensör, yazılım ve yapay zekâ gibi alanlarda yapılan çalışmalar zamanla sivil teknolojilere de katkı sağlar.

 

Bugün birçok gelişmiş ülkenin teknoloji gücünün temelinde savunma projeleri bulunmaktadır.

 

Caydırıcılık Gücü…

 

Bazen bir ülkenin güçlü savunma sistemine sahip olması, savaş çıkmasını bile engelleyebilir. Çünkü karşı taraf, saldırının başarısız olacağını düşünürse saldırmayı göze almak istemez.

 

Bu nedenle Çelik Kubbe yalnızca “vurmak” için değil, aynı zamanda “savaşı önlemek” için de önemlidir.

 

Güçlü savunma sistemleri, barışı koruyan görünmez sigortalardan biridir.

 

Geleceğin Savaşları ve Türkiye…

 

Gelecekte savaşların büyük kısmı:

 

 • İnsansız sistemlerle,

 • Yapay zekâ destekli teknolojilerle,

 • Siber saldırılarla,

 • Hipersonik füzelerle,

 • Sürü dronlarla yapılacak.

 

Bu nedenle klasik savunma anlayışı artık yeterli görülmüyor.

 

Türkiye’nin Çelik Kubbe yaklaşımı; sadece bugünün değil, geleceğin savaş teknolojilerine hazırlık anlamına da geliyor.

 

Drone Saldırılarına Karşı Çelik Kubbe’nin Önemi…

 

Günümüzde savaş teknolojileri büyük bir değişim geçiriyor. Artık sadece savaş uçakları ve büyük füzeler değil, küçük boyutlu insansız hava araçları yani dronlar da ciddi tehdit oluşturuyor. 

 

Özellikle son yıllarda dünyadaki çatışmalarda görüldü ki; düşük maliyetli ama etkili drone saldırıları, ordulara ve ülkelerin kritik altyapılarına büyük zarar verebiliyor. 

 

İşte bu nedenle Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” hava savunma yaklaşımı, yeni nesil tehditlere karşı hayati önem taşıyor.

 

Çelik Kubbe; radarlar, elektronik harp sistemleri, hava savunma füzeleri, yapay zekâ destekli komuta merkezleri ve farklı savunma katmanlarının birlikte çalıştığı entegre bir güvenlik ağıdır. 

 

Bu sistemin en önemli görevlerinden biri de drone tehditlerini erken tespit edip etkisiz hâle getirmektir.

 

Drone saldırıları klasik tehditlerden farklıdır. Çünkü dronlar:

 

 • Çok alçaktan uçabilir,

 • Radar izleri küçük olabilir,

 • Sürü hâlinde saldırabilir,

 • Ucuz üretildikleri için yoğun şekilde kullanılabilir,

 • Kritik tesisleri hedef alabilir.

 

Bu nedenle geleneksel hava savunma sistemleri bazen tek başına yeterli olmayabilir. Çelik Kubbe ise tam burada devreye girer. 

 

Sistem; farklı sensörlerden gelen verileri aynı anda analiz ederek tehdidin yönünü, hızını ve türünü belirler. Ardından en uygun savunma yöntemi devreye sokulur. 

 

Bazı durumlarda elektronik karıştırma ile dronun kontrolü bozulabilir, bazı durumlarda ise hava savunma sistemleriyle fiziksel olarak etkisiz hâle getirilebilir.

 

Türkiye açısından bu konu daha da önemlidir. Çünkü Türkiye; kritik enerji tesisleri, askerî üsleri, sınır bölgeleri ve stratejik altyapıları bulunan önemli bir coğrafyada yer alıyor. 

 

Günümüzde küçük bir drone bile havaalanlarını, enerji merkezlerini veya askerî noktaları tehdit edebilecek kapasiteye ulaşabiliyor.

 

Bu nedenle ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN gibi savunma sanayii kuruluşlarının geliştirdiği yerli sistemler, Türkiye’nin güvenliği açısından stratejik değer taşıyor. 

 

Yerli radarlar, elektronik harp çözümleri ve hava savunma teknolojileri sayesinde Türkiye kendi gökyüzünü kendi imkânlarıyla koruma kapasitesini artırıyor.

 

Çelik Kubbe’nin bir diğer önemli yönü ise caydırıcılıktır. Güçlü hava savunmasına sahip ülkeler, olası saldırıları daha başlamadan engelleyebilir. 

 

Çünkü saldırıyı planlayan taraf, sistemin tehdidi etkisiz hâle getireceğini düşünerek geri adım atabilir.

 

İçinde bulunduğumuz drone çağında güvenlik anlayışı tamamen değişmiştir. Artık tehditler küçük olabilir ama etkileri çok büyük olabilir. 

 

Çelik Kubbe ise Türkiye’nin bu yeni nesil tehditlere karşı geliştirdiği modern, yerli ve çok katmanlı güvenlik kalkanıdır. 

 

Bu sistem yalnızca bugünün değil, geleceğin savaş teknolojilerine karşı da Türkiye’nin en önemli savunma unsurlarından biri olmaya adaydır.

 

Çelik Kubbenin Bölgesel Savunma Mimarileri, Bölgesel Barış ve Kolektif Güvenlik Açısından Önemi…

 

Çelik Kubbe, Türkiye’nin gökyüzündeki güvenlik vizyonudur. Bu sistem; yalnızca füze savunması değil, aynı zamanda bağımsızlık, teknoloji üretimi, caydırıcılık ve milli güvenlik anlamı taşımaktadır.

 

Bir ülkenin sınırlarını asker korur, ancak gökyüzünü teknoloji korur.

 

Türkiye’nin geliştirdiği savunma sistemleri; hem ülkenin güvenliği hem de teknolojik geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Çelik Kubbe de bu geleceğin en güçlü sembollerinden biridir.

 

Bu stratejik vizyonun ve milli savunma kapasitesinin küresel ölçekteki yansıması,Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan tarihi Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile çok daha güçlü bir boyuta taşınmıştır.

 

Çelik Kubbe gibi özgün ve katmanlı savunma ekosistemlerinin sağladığı teknolojik bağımsızlık, Türkiye’yi yalnızca kendi semalarını koruyan bir güç yapmakla kalmayıp bölgesel güvenlik mimarisinin de ana taşıyıcılarından biri konumuna getirmiştir. 

 

İmzalanan bu tarihi pakt ile sağlanan ortak caydırıcılık ve savunma sanayii entegrasyonu; Türk mühendisliğinin geliştirdiği hava savunma, elektronik harp ve yapay zekâ çözümlerinin dost ve kardeş coğrafyaların da barış ve istikrarına kalkan olacağını göstermektedir. 

 

Dolayısıyla Çelik Kubbe, sadece ulusal sınırlarımızı koruyan görünmez bir zırh değil, aynı zamanda Mekke Anlaşması ile pekişen bölgesel barışın ve kolektif güvenliğin en somut teminatlarından biridir.

 

Sonuç : 

 

Kısa bir zaman önce yakın coğrafyamızda olan acımasız savaşlarda bir kez daha gördük ki, kimin gökvatanını koruyan sistemler sistemi diye anılan teknolojik kubbesi güçlüyse, en iyi o korunur.

 

Gökyüzünü teknolojiyle kuşatan, sınırların ötesinde dostluğa güven, hasma caydırıcılık veren bu milli irade; Türkiye’nin bağımsız yarınlarının ve geleceğe yön veren küresel gücünün mühürlenmiş resmidir…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Zafer hançer
(12.08.2026 16:15 - #430)
Geleceği görüp strateji geliştirmek kökleri derin ve imparatorluk geleneğinden gelen devletlerin en büyük yeteneğifir. Devlet her zaman genç ama yaşlı bir bilge kadarda bilgilindir. Hiç bir şeyi unutmaz Yarına bırakır ama hiçbirşeyi yanına bırakmaz. Hiç ummsfııkşarı anda tepelerine biner. O yüzden gurur duyduğum bir Ülkem var.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Zafer hançer
(12.08.2026 16:15 - #431)
Geleceği görüp strateji geliştirmek kökleri derin ve imparatorluk geleneğinden gelen devletlerin en büyük yeteneğifir. Devlet her zaman genç ama yaşlı bir bilge kadarda bilgilindir. Hiç bir şeyi unutmaz Yarına bırakır ama hiçbirşeyi yanına bırakmaz. Hiç ummsfııkşarı anda tepelerine biner. O yüzden gurur duyduğum bir Ülkem var.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.