Türk360 Haber
Alpaslan POLAT
Köşe Yazarı
Alpaslan POLAT
 

13 Şubat Dünya Radyocular Günü: Sesin Hafızası

Radyo... Ne ekran ister ne ışık. Yalnızca bir sesle, bazen bir türküyle, bazen bir haber bülteniyle, bazen de gecenin bir yarısı içimize dokunan bir cümleyle hayatımıza girer.   Bazı sesler vardır, zamanı durdurur. Bir cızırtının ardından gelen “iyi akşamlar” sözü gibi... İşte radyo tam da budur: Görünmez ama hissedilir, dokunulmaz ama iz bırakır. 13 Şubat Dünya Radyocular Günü, insanlığın ortak hafızasına ses olmuş bu eşsiz mecrayı hatırlamak için güçlü bir duraktır.   Radyo; savaşta moral, barışta umut, yalnızlıkta yoldaş oldu. Elektriklerin kesildiği, ekranların sustuğu anlarda bile konuşmaya devam etti. Çünkü radyo, sadece bir yayın aracı değil; bir bağdır. Spikerle dinleyici arasında kurulan, samimiyeti başka hiçbir mecrada bulunmayan bir bağ.   Kayseri için radyo bambaşka bir anlam taşır. Bu şehirde radyo, sadece müzik çalan bir kutu olmadı hiçbir zaman. Sabahın ilk ışıklarıyla sanayiye giden ustanın yol arkadaşı oldu, Erciyes eteklerinde çalışan çiftçinin sesi oldu, gece vardiyasındaki işçinin yoldaşı oldu. Kayseri’de radyo, gündemi okur ama aynı zamanda nabzı tutar; sokaktan kopmaz, halktan uzak durmaz.   Bu günün 13 Şubat’ta kutlanması tesadüf değil. UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Radyocular Günü, radyonun demokratik, erişilebilir ve güvenilir bir iletişim aracı olduğuna dikkat çeker. Mikrofon başında tek bir ses vardır belki ama o ses, binlerce hayata aynı anda dokunur.   Yerel radyolarımız yıllardır bu şehrin sesi olmayı başardı. Ulusal ajansların göremediğini gördü, duyamadığını duyurdu. Bir esnafın derdini, bir mahallenin talebini, bir öğrencinin hayalini mikrofonlara taşıdı. Kayseri’nin soğuğunu da anlattı, sıcağını da… Sevinci de yayına girdi, hüznü de.   Radyo emek ister. Mikrofonun başında görünen sesin arkasında uykusuz geceler, hazırlanan bültenler, defalarca yazılıp silinen cümleler vardır. Bir haber doğru ve hızlı gitsin diye koşturan muhabir, bir program aksamasın diye kulaklığıyla dakikaları sayan yayıncı vardır. Kayseri’de bu emeği veren çok insan oldu, hâlâ da var.   Dijital çağdayız. Podcast’ler, sosyal medya yayınları, algoritmalar… Hepsi hayatımızda. Ama radyo hâlâ ayakta. Çünkü radyo canlıdır. Çünkü radyo refleks gösterir. Çünkü radyo, bulunduğu şehrin nabzını tutar, sokağın sesini stüdyoya taşır. Yereli konuşur, yerelden güç alır.   Bir gazeteci için radyo, kelimenin gerçek anlamıyla “an”dır. Montaj yoktur, filtre yoktur. Hata da insani, başarı da samimidir. O yüzden radyoculuk cesaret ister. Bilgi kadar yürek, teknik kadar vicdan ister.   Bugün teknoloji değişti, alışkanlıklar dönüştü. Herkesin cebinde bir ekran var belki ama radyo hâlâ ayakta. Çünkü radyo samimidir. Dinleyicisine yukarıdan bakmaz, onunla yan yana yürür. Kayseri’de hâlâ birçok evde sabah çayı radyoyla içilir, dükkân kepenkleri radyoyla açılır.   Bugün mikrofon başında olan, kulaklık takıp ses ayarı yapan, haber kovalayan, müzikle ruhumuza dokunan tüm radyocuların günü. İsmi bilinmeyen ama sesi tanınan emekçilerin...   13 Şubat Dünya Radyocular Günü vesilesiyle; bu şehrin sesini yıllardır diri tutan, mikrofonu halka uzatan, sözü sokağa taşıyan tüm radyocuları saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. İyi ki bu şehrin sesi, bu şehrin hafızası olmaya devam ediyorsunuz.   Radyo susmaz. Radyo vazgeçilmezdir. Radyo, hâlâ bizimle konuşur.   13 Şubat Dünya Radyocular Günü kutlu olsun.
Ekleme Tarihi: 13 Şubat 2026 -Cuma
Alpaslan POLAT

13 Şubat Dünya Radyocular Günü: Sesin Hafızası

Radyo...

Ne ekran ister ne ışık. Yalnızca bir sesle, bazen bir türküyle, bazen bir haber bülteniyle, bazen de gecenin bir yarısı içimize dokunan bir cümleyle hayatımıza girer.

 

Bazı sesler vardır, zamanı durdurur. Bir cızırtının ardından gelen “iyi akşamlar” sözü gibi... İşte radyo tam da budur: Görünmez ama hissedilir, dokunulmaz ama iz bırakır. 13 Şubat Dünya Radyocular Günü, insanlığın ortak hafızasına ses olmuş bu eşsiz mecrayı hatırlamak için güçlü bir duraktır.

 

Radyo; savaşta moral, barışta umut, yalnızlıkta yoldaş oldu. Elektriklerin kesildiği, ekranların sustuğu anlarda bile konuşmaya devam etti. Çünkü radyo, sadece bir yayın aracı değil; bir bağdır. Spikerle dinleyici arasında kurulan, samimiyeti başka hiçbir mecrada bulunmayan bir bağ.

 

Kayseri için radyo bambaşka bir anlam taşır. Bu şehirde radyo, sadece müzik çalan bir kutu olmadı hiçbir zaman. Sabahın ilk ışıklarıyla sanayiye giden ustanın yol arkadaşı oldu, Erciyes eteklerinde çalışan çiftçinin sesi oldu, gece vardiyasındaki işçinin yoldaşı oldu. Kayseri’de radyo, gündemi okur ama aynı zamanda nabzı tutar; sokaktan kopmaz, halktan uzak durmaz.

 

Bu günün 13 Şubat’ta kutlanması tesadüf değil. UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Radyocular Günü, radyonun demokratik, erişilebilir ve güvenilir bir iletişim aracı olduğuna dikkat çeker. Mikrofon başında tek bir ses vardır belki ama o ses, binlerce hayata aynı anda dokunur.

 

Yerel radyolarımız yıllardır bu şehrin sesi olmayı başardı. Ulusal ajansların göremediğini gördü, duyamadığını duyurdu. Bir esnafın derdini, bir mahallenin talebini, bir öğrencinin hayalini mikrofonlara taşıdı. Kayseri’nin soğuğunu da anlattı, sıcağını da… Sevinci de yayına girdi, hüznü de.

 

Radyo emek ister. Mikrofonun başında görünen sesin arkasında uykusuz geceler, hazırlanan bültenler, defalarca yazılıp silinen cümleler vardır. Bir haber doğru ve hızlı gitsin diye koşturan muhabir, bir program aksamasın diye kulaklığıyla dakikaları sayan yayıncı vardır. Kayseri’de bu emeği veren çok insan oldu, hâlâ da var.

 

Dijital çağdayız. Podcast’ler, sosyal medya yayınları, algoritmalar… Hepsi hayatımızda. Ama radyo hâlâ ayakta. Çünkü radyo canlıdır. Çünkü radyo refleks gösterir. Çünkü radyo, bulunduğu şehrin nabzını tutar, sokağın sesini stüdyoya taşır. Yereli konuşur, yerelden güç alır.

 

Bir gazeteci için radyo, kelimenin gerçek anlamıyla “an”dır. Montaj yoktur, filtre yoktur. Hata da insani, başarı da samimidir. O yüzden radyoculuk cesaret ister. Bilgi kadar yürek, teknik kadar vicdan ister.

 

Bugün teknoloji değişti, alışkanlıklar dönüştü. Herkesin cebinde bir ekran var belki ama radyo hâlâ ayakta. Çünkü radyo samimidir. Dinleyicisine yukarıdan bakmaz, onunla yan yana yürür. Kayseri’de hâlâ birçok evde sabah çayı radyoyla içilir, dükkân kepenkleri radyoyla açılır.

 

Bugün mikrofon başında olan, kulaklık takıp ses ayarı yapan, haber kovalayan, müzikle ruhumuza dokunan tüm radyocuların günü. İsmi bilinmeyen ama sesi tanınan emekçilerin...

 

13 Şubat Dünya Radyocular Günü vesilesiyle; bu şehrin sesini yıllardır diri tutan, mikrofonu halka uzatan, sözü sokağa taşıyan tüm radyocuları saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. İyi ki bu şehrin sesi, bu şehrin hafızası olmaya devam ediyorsunuz.

 

Radyo susmaz.

Radyo vazgeçilmezdir.

Radyo, hâlâ bizimle konuşur.

 

13 Şubat Dünya Radyocular Günü kutlu olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.