Genel Olarak Değerlendirme
Adil gelir dağılımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz için de en önemli konuların başında geliyor. Ülke barışının tesisi buna bağlı. Zengin-yoksul, Bölgeler- Şehirler, Kadınlar- erkekler arasında çok ciddi gelir dengesizlikleri ülkenin sosyal dokusunu da yakından ilgilendiriyor..
Gelir dağılımı, sadece ekonomik bir olgu değil, aynı zamanda toplumsal, siyasi ve sosyal bir olgudur
Gelir dağılımı kavramını irdelemeye başlamadan önce, gelirin tanımlanması gerekmektedir. Gelir, bir bireye, bir topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para olarak değerlendirilebileceği gibi üretim ve hizmet süreçleri sonucu elde edilen parasal ya da nesnel getiri olarak da değerlendirilebilmektedir
Gelir dağılımı araştırmaları genellikle 4 ana grupta yapılmaktadır.
1-Sektörel gelir dağılımı
Genel olarak tüm ekonomilerde tarım, hizmetler, sanayi olarak 3 ana sektör bulunmaktadır. Sektörel gelir dağılımı, bir ekonomide bu üç ana sektörün GSMH'ye ne oranda katıldıklarının değerlendirilmesidir.
2-Fonksiyonel gelir dağılımı
Fonksiyonel gelir dağılımı, üretim sürecinde ortaya çıkan gelirin, üretim faktörleri ve sosyo-ekonomik gruplar arasındaki dağılımını gösteren yaklaşımdır.
3-Kişisel gelir dağılımı
Kişisel gelir dağılımı, gelirin bireyler ve haneler arasında dağılımını gösteren bir yöntemdir.
Kişisel gelir dağılımının önemi:
a) Kişisel gelir dağılımında adalet toplumsal refahı artırır.
b) Kişisel gelir dağılımında adalet fırsat eşitliğini artırır.
c)Kişisel gelir dağılımında adalet, ekonomik istikrarı sağlar.
Rakamlarla Geldiğimiz Nokta
2002 yılında yapılan bir araştırmada ülkenin en zengin %10 luk kesimi ülke servetinin %67sine sahipken bugün bu oran %82.En zengin %10 ile en yoksul %10 arasında 15 kat fark var. En zengin %20 ile en yoksul %20 arasında 8 kat fark var. Oysa gelişmiş ülkelerde bu oran 3- 4 kat.2025 yılında TÜİK tarafından yapılan araştırma sonuçları dikkate alındığında geldiğimiz noktada bu durumun devam ettiğini çok açık bir şekilde görebiliriz.
Asgari Ücret Açlık-Yoksulluk Sınırı
TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Ocak ayı sonucuna göre;
Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.223,88 TL’ye,
Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101.706,40 TL’ye
Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40.540,91 TL’ye yükseldi.
Ülkemizde insanlarımızın yaklaşık %30’u açlık sınırı, %60’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Çalışan Kesimlerin Milli Gelirden Aldığı Pay
Yapılan araştırmalarda 2019 – 2022 döneminde Çalışan ücretli kesimin Milli gelirden aldığı payın önemli ölçüde düştüğü gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Sermaye/Milli gelir oranı %47’den %55’e çıkarken
Ücretler /Milli Gelir Oranı %31’den %23,6’ya düştü.
2023 sonrası TÜİK gelir dağılımı istatistiklerinde maaş ve ücret gelirlerinin toplam gelir içindeki payının daralma eğiliminin sürdüğü görülmektedir.
Gelir Dağılımı maalesef her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Adil gelir dağılımı ülkemiz için en önemli konuların başında geliyor. Ülkemizde her geçen gün maalesef orta sınıf ciddi oranda azalırken zengin ve yoksul 2 sınıfın oluştuğu bir sürece gidiyoruz.
Bir tarafta küçük bir azınlık lüks şatafat içinde yaşam sürdürürüken,diğer tarafta pazarlarda gıda toplayan ve ucuz ekmek almak için sıraya giren geniş halk yığınları önümüzdeki sürecin en önemli sorunu olarak ortaya çıktı.
Son 3 Yıllık Süreçte Kur Korumalı Mevduat Uygulamasının Gelir Dağılımına Etkisi
Kur Korumalı Mevduat yükü patladı!
Dolardaki artışı durdurabilmek için ortaya koyulan kur korumalı mevduat (KKM) uygulaması kamu açısından önemli bir yük haline gelen Bu sistem sayesinde çok sınırlı sayıdaki güçlü sermaye kesimi devlet kasasından gerçekleştirilen sermaye aktarımı sayesinde dahada güçlü hale geldi.
“BDDK verilerine göre yılbaşında 1 trilyon 370 milyar lira olan KKM hesaplarındaki tutar haziran ayında 2 trilyon 533 milyar lirayı geçen KKM’de 1 trilyon liradan fazla artış ekonomi için çok ciddi risk barındırdığı ortaya çıkmıştı. Döviz kurundaki her artış Hazine’ye ve devlet bütçesine ek maliyet getiriyor. Üç ay önce yüzde 20 faizle 1 milyon liralık KKM hesabı açtıran bir kişiye üç aylık vade sonunda 50 bin lira faiz ödenmesi gerekirken KKM sistemi yüzünden 180 bin lira daha Hazine’den para ödenmek zorunda kalınan bir sistem yaşandı.
Yanlışlığı yıllar sonra anlaşılarak bu uygulamadan vazgeçildi. Ancak bu sistem sayesinde çok önemli bir sermaye transferi gerçekleşerek orta sınıfın neredeyse kaybolduğu uçlarda dolaşan zengin ve yoksul sınıfın daha belirgin bir şekilde ortaya çıktığı gerçeğiyle karşılaştık. Bu durum maalesef ülkemizdeki adil olmayan gelir dağılımını daha da bozan bir sonuç ortaya çıkardı.
Dünya İle İlgili Bazı İstatistiki Veriler
Yaklaşık 15 yıl önce küresel GSYİH yaklaşık 70 trilyon dolar, küresel borç 140 trilyon dolardı. Gelirin iki katı bir borç vardı. 2022 yılında yapılan araştırma sonuçlarına göre küresel GSMH’nın 100 trilyon dolar olarak beklendiğinden, şimdi küresel borç toplamı 305 trilyon dolarla 3,5 katına çıktı.
Son açıklanan Zürih merkezli Küresel McKinsey Enstitüsü’nün raporuna göre, 2000 yılında 156 trilyon dolar olan küresel servet 20 yılda, 2020 yılında 3'e katlanarak 514 trilyon dolar oldu. Son 20 yılda borç 6 kat artmasına karşılık varlıklar 3 kat artmıştır.
2022 yılında, dünyanın toplam serveti 550 trilyon dolar, borçları ise 305 trilyon dolar, yani servetin yarısından fazlası aslında borç. İlerleyen zaman içinde borçların artış hızı daha da fazlalaşmıştır. Yani zaman ilerlemesiyle borçlarımız azalmayıp aksine devamlı artmaktadır.Eldeki bazı istatistiklere göre gelişmiş AB ülkelerinin borç miktarı milli gelirlerinin 3 katı, Japonyada 4 katı, ABD, ÇİN, Hindistan ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde 1.5’dır. Bu toplam borcu, dünyanın toplam nüfusuna bölersek kişi başına düşen borç miktarı 38,500 dolardır.
2022 de dünyadaki servet 550 trilyon dolar bu serveti dünya 7.8 milyar nüfusuna BÕLERSEK kişi başina 70 bin dolar düşer.
Yukarıdaki veriler gelir dağılımının ne kadar önemli olduğunu ülkemiz ve tüm dünyada adil bir gelir dağılımı olması durumunda açlık ve yoksulluk sorununun olmadığı bir dünyanın var olabileceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.
