Haluk ERDOĞAN
Köşe Yazarı
Haluk ERDOĞAN
 

ÖZLENEN YILLAR DEĞİL, O YILLARDAKİ İNSANLIK

Geçen hafta kaleme aldığımız “Geçmişe Özlem mi, Kaybolan Değerlere Özlem mi?” başlıklı yazımızı okuyan, yorumlayan ve telefonla arayan onlarca okuyucumuz, adeta ağız birliği etmişçesine şu mesajı veriyordu: “Evet hocam, seksenli yılları görmedik; ancak o dönem yaşananları dinledikçe huzurun, birlik ve beraberliğin, komşusunun derdiyle dertlenebilen insanların olduğu bir dönemin içerisinde savrularak o günleri yaşamak istedik.” İşte, arayıp soran ve yorumlarını paylaşan onlarca okuyucumuz arasında, Adıyaman kültür ve edebiyatına katkılarıyla tanınan, özellikle yöre halkı ve edebiyat çevreleri tarafından “Ziya Ağabey” olarak bilinen değerli abim, Adıyamanlı şair ve yazar Ziya Taştan’ın, geçen hafta kaleme aldığım “Geçmişe Özlem mi, Kaybolan Değerlere Özlem mi?” başlıklı köşe yazıma yazmış olduğu yorumu, aynen bu hafta siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim: “Sevgili Haluk Erdoğan kardeşim; "Seksenli Yıllara Dönüş" başlığıyla yazıp paylaştığınız, Türkan Teyze’nin hatıraları üzerinden bugünün insanını ve özellikle gençlerin içindeki o derin özlemi anlatan satırları okurken, adeta zamanın ve hızın gürültüsünden arınmış sakin bir limana sığınmış gibi hissettim kendimi. Yazının en çarpıcı ve haklı tespiti şüphesiz şuydu: Aslında özlenen şey seksenli yılların kendisi değil, o dönemin barındırdığı insanlık, samimiyet ve güven duygusudur. Bugün teknoloji çağındayız; bilgiye saniyeler içinde ulaşıyor, dünyevi imkanların en üst basamaklarında geziniyoruz. Ancak, sevgili kardeşim, sizlerinde çok doğru vurguladığız gibi, mesele teknolojinin varlığı değil, bizim onu hayatımızın merkezine yerleştirme biçimimiz. Ekranlar büyüdükçe kalplerin arasındaki mesafenin açılması, aynı çatı altında yaşayan bireylerin bile dijital duvarların ardına hapsolması, modern dünyanın getirdiği en acı çelişki. Gençlerin "Sanki ben bu çağın insanı değilim" feryadı, aslında ruhun dijital çağın yalnızlığına ve sığlığına karşı gösterdiği masum bir dirençten başka bir şey değil. Peki, bu tablo karşısında ne yapacağız? Zamanı geriye sarıp sokakları eski taş evlerin arasına, taş misketlerin sesine döndüremeyiz. Fakat sevgili kardeşim sizlerinde altını çizdiğiniz gibi; mühim olan geçmişe takılıp kalmak değil, geçmişin o güzel ruhunu bugünün şartlarıyla harmanlayarak geleceğe taşımaktır. Teknolojiyi hayatımızdan tamamen atmak yerine, onun bir araç olduğunu hatırlayabiliriz. Aynı binada yüzünü unuttuğumuz komşumuza bir fincan kahve götürerek o buzları eritebiliriz. Çocuklarımıza ekranların ötesinde, toprağa dokunmanın, sokakta koşmanın, paylaşmanın incesini ve neşesini yeniden öğretebiliriz. Çünkü bir toplumun asıl gücü fiber optik kablolarda, hızlı bağlantılarda değil; insanı ayakta tutan vicdan, vefa, komşuluk ve sevgi bağlarındadır. Sevgili Haluk Erdoğan Kardeşim, bu kıymetli sorgulamayı ve farkındalığı bizimle paylaştığız için çok teşekkür ediyorum.” Sonuç olarak, özlem duyduğumuz, seksenli ve doksanlı yılların kendisi değil; o dönemlere anlam kazandıran samimiyet, huzur, birlik ve beraberlik duygusudur. Bugün bizlere düşen, neden o günlere dönme arzusu duyduğumuzu kendi içimizde sorgulamak ve bu sorunun cevabını bulmaya çalışmaktır. Geçmişi olduğu gibi geri getiremeyiz; ancak geçmişte yaşatılan güzel değerleri bugünün dünyasında yeniden yaşatabiliriz. Çünkü asıl mesele yıllara dönmek değil, kaybettiğimiz değerleri yeniden hatırlamak ve geleceğe taşımaktır. Asla unutulmamalıdır ki her şey aslına rücu eder.
Ekleme Tarihi: 25 Eylül 2026 -Cuma
Haluk ERDOĞAN

ÖZLENEN YILLAR DEĞİL, O YILLARDAKİ İNSANLIK

Geçen hafta kaleme aldığımız “Geçmişe Özlem mi, Kaybolan Değerlere Özlem mi?” başlıklı yazımızı okuyan, yorumlayan ve telefonla arayan onlarca okuyucumuz, adeta ağız birliği etmişçesine şu mesajı veriyordu:

“Evet hocam, seksenli yılları görmedik; ancak o dönem yaşananları dinledikçe huzurun, birlik ve beraberliğin, komşusunun derdiyle dertlenebilen insanların olduğu bir dönemin içerisinde savrularak o günleri yaşamak istedik.”

İşte, arayıp soran ve yorumlarını paylaşan onlarca okuyucumuz arasında, Adıyaman kültür ve edebiyatına katkılarıyla tanınan, özellikle yöre halkı ve edebiyat çevreleri tarafından “Ziya Ağabey” olarak bilinen değerli abim, Adıyamanlı şair ve yazar Ziya Taştan’ın, geçen hafta kaleme aldığım “Geçmişe Özlem mi, Kaybolan Değerlere Özlem mi?” başlıklı köşe yazıma yazmış olduğu yorumu, aynen bu hafta siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim:

“Sevgili Haluk Erdoğan kardeşim; "Seksenli Yıllara Dönüş" başlığıyla yazıp paylaştığınız, Türkan Teyze’nin hatıraları üzerinden bugünün insanını ve özellikle gençlerin içindeki o derin özlemi anlatan satırları okurken, adeta zamanın ve hızın gürültüsünden arınmış sakin bir limana sığınmış gibi hissettim kendimi. Yazının en çarpıcı ve haklı tespiti şüphesiz şuydu: Aslında özlenen şey seksenli yılların kendisi değil, o dönemin barındırdığı insanlık, samimiyet ve güven duygusudur. Bugün teknoloji çağındayız; bilgiye saniyeler içinde ulaşıyor, dünyevi imkanların en üst basamaklarında geziniyoruz. Ancak, sevgili kardeşim, sizlerinde çok doğru vurguladığız gibi, mesele teknolojinin varlığı değil, bizim onu hayatımızın merkezine yerleştirme biçimimiz. Ekranlar büyüdükçe kalplerin arasındaki mesafenin açılması, aynı çatı altında yaşayan bireylerin bile dijital duvarların ardına hapsolması, modern dünyanın getirdiği en acı çelişki. Gençlerin "Sanki ben bu çağın insanı değilim" feryadı, aslında ruhun dijital çağın yalnızlığına ve sığlığına karşı gösterdiği masum bir dirençten başka bir şey değil. Peki, bu tablo karşısında ne yapacağız? Zamanı geriye sarıp sokakları eski taş evlerin arasına, taş misketlerin sesine döndüremeyiz. Fakat sevgili kardeşim sizlerinde altını çizdiğiniz gibi; mühim olan geçmişe takılıp kalmak değil, geçmişin o güzel ruhunu bugünün şartlarıyla harmanlayarak geleceğe taşımaktır. Teknolojiyi hayatımızdan tamamen atmak yerine, onun bir araç olduğunu hatırlayabiliriz. Aynı binada yüzünü unuttuğumuz komşumuza bir fincan kahve götürerek o buzları eritebiliriz. Çocuklarımıza ekranların ötesinde, toprağa dokunmanın, sokakta koşmanın, paylaşmanın incesini ve neşesini yeniden öğretebiliriz. Çünkü bir toplumun asıl gücü fiber optik kablolarda, hızlı bağlantılarda değil; insanı ayakta tutan vicdan, vefa, komşuluk ve sevgi bağlarındadır. Sevgili Haluk Erdoğan Kardeşim, bu kıymetli sorgulamayı ve farkındalığı bizimle paylaştığız için çok teşekkür ediyorum.”

Sonuç olarak, özlem duyduğumuz, seksenli ve doksanlı yılların kendisi değil; o dönemlere anlam kazandıran samimiyet, huzur, birlik ve beraberlik duygusudur. Bugün bizlere düşen, neden o günlere dönme arzusu duyduğumuzu kendi içimizde sorgulamak ve bu sorunun cevabını bulmaya çalışmaktır.

Geçmişi olduğu gibi geri getiremeyiz; ancak geçmişte yaşatılan güzel değerleri bugünün dünyasında yeniden yaşatabiliriz. Çünkü asıl mesele yıllara dönmek değil, kaybettiğimiz değerleri yeniden hatırlamak ve geleceğe taşımaktır.

Asla unutulmamalıdır ki her şey aslına rücu eder.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (10)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Şehnaz
(25.09.2026 15:18 - #538)
Tebrık ederım hocam ağzınıza yüreğinize gönlünüze sağlık
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ebubekir kılınç
(25.09.2026 15:29 - #539)
Kaleminize sağlık hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Reşit Aksu
(25.09.2026 15:31 - #540)
Kaleminize emeğinize sağlık hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Ziya Taştan
(25.09.2026 16:25 - #541)
Kaleminize sağlık, Çok teşekkür ediyorum hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Aktekin
(25.09.2026 18:05 - #542)
Kaleminize ssğlık hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Tuba Ç.
(25.09.2026 18:34 - #543)
Emeğinize sağlık hocam keyifle okuyorum :)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Nihân
(25.09.2026 18:46 - #544)
Değişen dünya ile kültürümüzü, yaşadığımız toplumdaki görevlerimizi ve insani sorumluluklarımızı unuttuk. Atalarımızın asimile olmamamız için çabaladığı geçmişten, tek tıkla geleneklerimizin ve kültürümüzün uzaklaşmasını, belki de uzaklaştırılmasını, doğal karşılar olduk. Çokluğun dediğine kendimizi kaptırdık ve “herkes” olmanın verdiği kolaylıkla yolumuza devam ettik. Ama doğru olan neydi? Neredeydi? Kimdeydi? Kaybolmaya yüz tutmuş bu zamandan tutuverin benliğinizi. Bırakmayın asıl kimliğinizi, unutmayın geçmişinizi. Belki yargılayacaklar seni, beni, bizi. Ama biz böyle birlik olacağız. Bir kişiden doğacak güzel düşüncelerin hepsi…
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
AHMET G.
(25.09.2026 19:18 - #545)
Toplum olarak tekrar özümüze dönmek dileğiyle. Yüreğinize sağlık kıymetli hocam.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Ali
(25.09.2026 20:06 - #546)
Kaleminize yüreğinize sağlık kıymetli Haluk Hocam Özlenen aslında yıllar değil o yıllardaki samimiyet vefa komşuluk ve insanlıkmış Böylesine güzel değerleri hatırlatan ve yaşatan sizler gibi kıymetli insanların varlığı bizler için büyük bir zenginlik İyi ki varsınız değerli Hocam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kenan A.
(25.09.2026 22:11 - #547)
Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.