26 Ağustos, Türk milletinin Anadolu’daki varlığını vatanla mühürlediği, 851 yıl sonra aynı vatana yönelen emperyalist işgali kırarak bağımsızlığını yeniden kazandığı gündür. Malazgirt varoluşun, Kocatepe dirilişin iradesidir. İki 26 Ağustos, aynı millî iradenin iki büyük tarihî abidesidir.
Malazgirt: Coğrafyadan Vatana
26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’ın ordusu Malazgirt Ovası’nda yalnızca bir savaş kazanmadı. Anadolu’nun Türk vatanı haline gelişinin önündeki büyük tarihî kapıyı açtı.
Malazgirt’in asıl anlamı burada yatar: Coğrafyanın vatana dönüşmesi.
Vatan, üzerinde yaşanılan herhangi bir toprak parçası değildir. Bir coğrafyanın vatan olabilmesi için orada ortak bir tarih, kültür, inanç, ahlâk, dil, hukuk, devlet, sanat, edebiyat ve gelecek iradesinin kök salması gerekir.
Malazgirt’ten sonra Anadolu’da gerçekleşen budur. Toprağa yalnızca ayak basılmadı; şehirler, kurumlar, eserler, gelenekler ve bir medeniyet kuruldu. Coğrafya tarih kazandı, insan toplulukları ortak bir aidiyet ve ülkü etrafında bütünleşti.
Bu bakımdan Malazgirt, Türk milletinin Anadolu’daki millî kimliğinin, kültürünün, hafızasının ve toplumsal şahsiyetinin kurucu dönüm noktalarından biridir.
Malazgirt ruhu; vatan sevgisi, millet şuuru, fedakârlık ve hükümranlık iradesidir.
Âdil Sultan Alparslan
Sultan Alparslan’ı büyük yapan yalnız savaş meydanındaki kudreti değildi.
“Âdil Sultan” diye anılan Alparslan, devlet kudreti ile adaleti birbirinden ayırmayan bir hükümdarlık anlayışını temsil ediyordu.
Veziri Nizamülmülk hakkında kendisine ulaştırılan bir şikâyet üzerine verdiği cevap bu anlayışın çarpıcı örneğidir: İddialar doğruysa vezirinin kendisini düzeltmesini, yalan ise şikâyetçilerin cezalandırılmayıp bağışlanmasını istemiştir.
Burada Türk devlet geleneğinin temel ölçülerinden biri görünür:
Kudret, adaletle sınırlandığında devlete dönüşür.
Malazgirt bu nedenle yalnızca kılıcın zaferi değildir. Aynı zamanda kazanılan vatanın hangi devlet ahlâkıyla yaşatılacağını gösteren tarihî bir mirastır.
Vatan kuvvetle kazanılabilir; fakat ancak adaletle kalıcı hale getirilebilir.
851 Yıl Sonra Kocatepe
Malazgirt’ten tam 851 yıl sonra, yine bir 26 Ağustos sabahı Türk milleti Anadolu’daki kaderini yeniden tayin etti.
Bu kez Kocatepe’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardı.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, yalnızca işgal ordusuna karşı girişilmiş bir askerî harekât değildi. Anadolu’nun yeniden parçalanmasına, milletin esarete mahkûm edilmesine ve Türk devletinin tarih sahnesinden çıkarılmasına karşı verilen varoluş mücadelesinin kesin safhasıydı.
Malazgirt’te vatanlaştırılan Anadolu, Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruzla 30 Ağustos’ta yeniden kurtarıldı. Malazgirt Zaferi vatana, Büyük Taarruz da Vatan Kasteden ellere karşı zaferin kapısını açtı
Bu nedenle Kocatepe, Malazgirt’ten kopuk değildir.
Kocatepe, Malazgirt iradesinin 851 yıl sonra yeniden ayağa kalkışıdır.
Malazgirt, “Bu topraklar vatandır” diyen iradedir.
Kocatepe, “Bu vatan esir edilemez” diyen iradedir.
Birinde Sultan Alparslan, diğerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardır. Devirler ve şartlar farklıdır; fakat tarihî irade aynıdır:
Bağımsız yaşamak, vatana sahip çıkmak ve millet olarak kendi geleceğine hükmetmek.
Malazgirt’in Adını ve Anlamını Korumak
Malazgirt, Türk askerî tarihinin büyük zaferlerinden biridir. Anadolu’nun Türk vatanı haline gelişinde belirleyici bir dönüm noktasıdır.
Bu tarihî gerçeği bugünün kimlik siyasetinin diliyle yeniden tarif etmeye çalışmak, Malazgirt’i zenginleştirmez; tarihî öznesini ve millî anlamını bulanıklaştırır.
Bir milletin ortak tarihini güçlendirmenin yolu, o tarihin sahibini belirsizleştirmek değildir.
Millî kimlik, toplumdaki farklılıkların inkârı anlamına gelmez. Tam tersine farklı kökenlerden, bölgelerden ve mahallî kültürlerden gelen insanları vatan, ortak tarih, ortak kültür ve ortak gelecek iradesi içinde millet haline getiren üst aidiyettir.
Bu nedenle tarihî zaferleri çoklu etnik ortaklıkların toplamına dönüştürmek millî bütünlüğü güçlendirmez. Ortak hafızanın merkezini dağıtır.
Malazgirt’in verdiği hüküm açıktır:
Anadolu’nun bütünlüğü vatan fikrinin, vatanın bütünlüğü millet şuurunun temelidir.
Vatan tektir: Türkiye.
Millet tektir: Türk milleti.
Millî Hafıza Geleceği de Kurar
Milletler yalnız aynı sınırlar içinde yaşayan insanlardan meydana gelmez.
Milletleri millet yapan, ortak hatıraları, ortak acıları, ortak zaferleri ve müşterek bir gelecek iradesidir.
Malazgirt ve Kocatepe bu millî hafızanın iki büyük sütunudur.
Malazgirt ruhuna sahip çıkmak yalnız Sultan Alparslan’ı anmak değildir. Vatanın bütünlüğüne, millî kimliğe, Türkçeye, millî kültüre, devletin bağımsızlığına ve adalet fikrine sahip çıkmaktır.
Kocatepe ruhuna sahip çıkmak da yalnız Büyük Taarruz’u hatırlamak değildir. Milletin bağımsızlığının, egemenliğinin ve vatan bütünlüğünün hiçbir şart altında pazarlık konusu yapılamayacağını bilmektir.
İki 26 Ağustos, Tek Millî İrade
26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve askerleri Anadolu’nun tarihini değiştirdi.
26 Ağustos 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk ordusu, o tarihin emperyalizm tarafından kesilmesine izin vermedi.
Malazgirt varoluştur.
Kocatepe diriliştir.
Malazgirt coğrafyayı vatan yaptı.
Kocatepe vatanı yeniden hür kıldı.
Birinde Anadolu’ya Türk mührü vuruldu; diğerinde o mührün sökülemeyeceği bütün dünyaya gösterildi.
İşte bu nedenle 26 Ağustos bizim için yalnızca bir tarih değildir.
26 Ağustos; vatanın nasıl kazanıldığını, nasıl korunacağını ve millet olmanın hangi irade ve fedakârlık üzerinde yükseldiğini hatırlatan millî varoluş günüdür.
Bugün bize düşen, Malazgirt’in millet şuurunu, Âdil Sultan Alparslan’ın devlet ahlâkını ve Kocatepe’nin bağımsızlık azmini geleceğe taşımaktır.
Sultan Alparslan’ı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü; Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a kadar bu vatan uğruna mücadele eden bütün komutanlarımızı, askerlerimizi ve şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Malazgirt ruhuna sahip çıkmak, Kocatepe’ye sahip çıkmaktır.
Kocatepe’ye sahip çıkmak, Malazgirt’te başlayan vatan iradesini geleceğe taşımaktır.
26 Ağustos Malazgirt Zaferimiz ve Büyük Taarruz’un yıl dönümü kutlu olsun.


