Kayseri Argıncık Stadı…
Sahada iki takım var. Argıncıkspor ve Kayseri Şekerspor U19.
Gençler mücadele ediyor. Top peşinde koşuyor, formaları için ter döküyor. Tribünde heyecan, sahada rekabet…
Her şey futbolun doğasında olduğu gibi.
Ama bir eksik var!
Hem de öyle sıradan bir eksik değil.
Ambulans nerede?
Karşılaşmanın ilk yarısının sonlarına doğru Kayseri Şekersporlu bir futbolcunun yüzüne, yakın mesafeden gelen top isabet ediyor. Genç oyuncu bilincini kaybediyor.
Sahada telaş…
Oyuncuya müdahale ediliyor. Ambulans bekleniyor.
İkinci yarı…
Bu kez Argıncıksporlu bir futbolcu, ikili mücadele sırasında hızını alamıyor, taç çizgisi yakınındaki saha tellerine çarparak sakatlanıyor.
Müdahale sırasında sağlık görevlisinin oyuncunun kolunun dönmüş olabileceğini söylediği belirtiliyor. Genç futbolcu acı içinde saha kenarında ambulans bekliyor.
İki ayrı olay. İki genç sporcu.
Ve değişmeyen soru:
Ambulans neden maç başlamadan orada değil?
Şimdi biraz düşünelim.
Bir futbol müsabakası düzenleniyor. Hakem var. Gözlemci var. Güvenlik var. Polis var. Takımlar sahada.
Müsabakanın güvenliği için tedbirler alınıyor. Herkesin görevi belli.
Peki, futbolcunun sağlığı?
Bir oyuncu sahada bilincini kaybederse ne olacak? Ciddi bir sakatlık yaşarsa ne yapılacak? Acil müdahale ve hastaneye sevk gerektiğinde süreç nasıl işleyecek?
Bunlar maç başladıktan sonra düşünülecek sorular mı?
Polis ve güvenlik tedbirleri olmadan müsabaka başlamıyorsa, ambulans ve yeterli sağlık ekibi hazır olmadan neden başlıyor?
Bu sorunun cevabını merak ediyoruz.
Çünkü futbol sahasında sakatlık ihtimali sürpriz değildir. İkili mücadele vardır. Çarpışma vardır. Düşme vardır. Top çarpar, oyuncu sakatlanır. Bazen de hiç beklenmedik bir sağlık sorunu yaşanır.
İşte tam da bu yüzden sağlık organizasyonu, müsabakanın sonradan hatırlanan bir ayrıntısı değil, maç öncesinde planlanması gereken temel bir güvenlik meselesidir.
Ambulansın yalnızca ihtiyaç duyulduğunda çağrılması yeterli mi?
Sağlık personelinin müsabaka boyunca hazır bulunması gerekmiyor mu?
Olası bir acil durumda dakikaların önem taşıdığı bilinmiyor mu?
Üstelik bu karşılaşma U19 kategorisinde.
Yani sahada gençler var. Hayallerinin peşinden koşan, futbolcu olabilmek için emek veren çocuklarımız…
Aileleri onları futbol oynasın, spor yapsın, kendilerini geliştirsin diye sahaya gönderiyor.
Kimse çocuğunu ambulans beklesin diye göndermiyor!
Burada mesele yalnızca Argıncık Stadı'nda yaşanan iki olay değil. Mesele, amatör futbol karşılaşmalarında sağlık organizasyonunun nasıl planlandığı ve sporcuların acil sağlık hizmetlerine erişiminin nasıl güvence altına alındığıdır.
Geçmişte futbol sahalarında yaşanan, ölümle sonuçlanan acı olaylar hâlâ hafızalarımızda. Sahalarda yaşanan bu acı tecrübeler bize bir gerçeği defalarca gösterdi: Sağlık tedbirleri, bir olay yaşandıktan sonra değil, maç başlamadan önce alınmalıdır.
Buna rağmen müsabakalar sırasında ambulansın ve yeterli sağlık organizasyonunun hazır bulunması meselesini hâlâ konuşuyorsak burada ciddi bir sorun var demektir.
Sağlık tedbirlerindeki eksiklikler yeni acılara davetiye çıkarmamalı.
Yetkililer olası bir facianın ardından açıklama yapmak yerine, facia yaşanmadan önce gerekli önlemleri almak zorunda değil mi?
Bir futbolcunun hayatı tehlikeye girdiğinde sorumluluğu kim üstlenecek?
Bir facia yaşanmasını mı bekliyoruz?
Futbol müsabakalarında sağlık tedbirleri, kâğıt üzerinde tamamlanmış bir prosedürden ibaret olmamalı. Sahada görevli sağlık personelinin bulunması elbette önemli. Ancak acil müdahale gerektiğinde ambulansın ve hastaneye sevk imkânının hazır olması da en az bunun kadar önemli.
Çünkü sağlıkta hazırlık, olay yaşandıktan sonra değil, olay yaşanmadan önce yapılır.
Bir de müsabaka gözlemcisinin raporu var.
Yaşanan iki ayrı sağlık olayı gözlemci raporuna nasıl yansıdı? Sağlık organizasyonunun yeterliliği değerlendirildi mi? Ambulans ve sağlık ekibinin müsabaka boyunca hazır bulunup bulunmadığı kayıt altına alındı mı?
İlgili futbol kurumları bu konuda bir değerlendirme yapacak mı?
Bu soruların cevabını bekliyoruz.
Elbette henüz bütün ayrıntıları bilmiyoruz. Herhangi bir kulübü, görevliyi veya kurumu peşinen suçlamak doğru olmaz. İlgili mevzuatın, müsabaka talimatlarının ve organizasyonun somut koşullarının incelenmesi gerekir.
Ancak yaşananları görmezden gelmek de gazetecilik değildir.
Bizim derdimiz birilerini suçlamak değil, bir daha hiçbir gencin sahada sağlık yardımı beklerken çaresiz kalmamasıdır.
Çünkü mesele yalnızca Argıncık Stadı değil. Bugün Kayseri'de soruyoruz, yarın başka bir şehirde aynı soruyu sormamak için soruyoruz.
Futbolun doksan dakikası var.
Ama sağlık beklemez.
Skor değişir. Maç biter. Şampiyon belli olur. Kupalar kaldırılır.
Peki, sağlık?
Onun telafisi her zaman mümkün olmayabilir.
O hâlde ilgili kurumlara, futbolun yöneticilerine ve müsabaka organizasyonunu yapanlara bir kez daha soralım:
Sahada futbolun bütün kuralları uygulanırken, futbolcunun sağlığını koruyacak tedbirler neden aynı ciddiyetle ele alınmıyor?
Bir müsabakanın başlaması için yalnızca topun, hakemin ve futbolcuların hazır olması yetmez.
Ambulans da hazır olmalı. Sağlık ekibi de görev başında bulunmalı. Acil müdahale ve sevk planı da önceden yapılmalı.
Çünkü sahaya çıkan futbolcunun formasının rengi, hangi takımın oyuncusu olduğu, kaçıncı dakikada sakatlandığı önemli değil.
Önemli olan insan olması.
Unutmayalım…
Futbol sahada oynanır. Rekabet sahada yaşanır. Sağlık tedbirleri ise maç başlamadan alınır.
ÖNCE İNSAN, ÖNCE SAĞLIK, SONRA FUTBOL!