Mehmet GENÇSOY
Köşe Yazarı
Mehmet GENÇSOY
 

"Bir Gazetecinin Gözlerini Dolduran Üç Kare"

Gazetecilik mesleğinde yıllar geçtikçe insanın duygularını saklamayı öğrendiği söylenir. Acı haberler görürsünüz, gözyaşlarına tanıklık edersiniz, yangınları, kazaları, ayrılıkları, sevinçleri haberleştirirsiniz. Zamanla mesleğin verdiği alışkanlıkla olaylara daha profesyonel bakmaya başlarsınız.   Ama bazı görüntüler vardır ki...   Ne kadar tecrübeli olursanız olun, ne kadar kendinizi hazırlarsanız hazırlayın, yüreğinizin bir köşesine dokunur.   Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan, beni duygulandıran, ne yalan söyleyeyim zaman zaman gözlerimi dolduran üç anlamlı görüntüyle karşılaştım. İlkinde Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın vardı.   Yanında ise 16 Eylül 2023 tarihinde görev başında şehit düşen polis memuru Murat Akpınar'ın oğlu Çınar...   Okulun ilk günüydü.   Her çocuğun yanında babasının olmasını istediği o özel günde, Çınar'ın elinden tutan isim İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın oldu. Evinden aldı, okuluna götürdü, heyecanına ortak oldu. Bir başka görüntüde ise 2019 yılında şehit edilen polis memuru İlhan Odabaşı'nın kızı Elif vardı.   Atanur Aydın, küçük Elif'i okulundan aldı. Özel harekât aracına bindirdi. Sirenler eşliğinde evine kadar eşlik etti.   O görüntülerde en çok dikkatimi çeken şey ise Elif'in yüzündeki mutluluktu.   Çünkü çocuklar rol yapamaz.   Mutluysalar mutlu görünürler.   Sevildiklerini hissediyorlarsa gözleri parlar.   Elif'in gözlerinde de tam olarak bunu gördüm.   Üçüncü görüntüde ise Diyarbakır'da görev yaptığı sırada 6 Eylül 2015 tarihinde terör saldırısında şehit olan polis memuru Muzaffer Can Ersoy'un kızı Zeynep vardı.   Yeni eğitim öğretim yılının ilk gününde Atanur Aydın, Zeynep'i babasının adını taşıyan Şehit Muzaffer Can Ersoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne götürdü.   Belki birkaç dakikalık bir görüntüydü.   Ama bir evlat için yıllarca unutulmayacak bir anıydı.   İşte tam burada durup düşündüm.   Bu üç görüntü neden bu kadar etkiledi beni?   Neden sadece bir haber olarak okuyup geçemedim?   Sanırım cevabı çok basit.   Çünkü o görüntülerde devletin resmi yüzünü değil, merhametini gördüm.   Çünkü o görüntülerde protokolü değil, vefayı gördüm.   Çünkü o görüntülerde makamı değil, insanlığı gördüm.   Şehitlik bu milletin en kutsal değerlerinden biridir.   Ama şehitlik yalnızca toprağa verilen kahramanlarımızdan ibaret değildir.   Geride kalan anneler vardır.   Eşler vardır.   Ve en önemlisi, büyürken babasının yokluğunu her gün yeniden hisseden çocuklar vardır.   İşte bu yüzden şehit emanetlerine sahip çıkmak, sadece resmi bir sorumluluk değil, vicdani bir görevdir.   Sayın Atanur Aydın'ın yaptığı da tam olarak budur.   Belki kendisi bunu bir görev olarak görüyordur.   Belki yaptığı şeyleri büyütmüyordur.   Ama toplum bazen küçük görünen davranışlarda büyük anlamlar bulur.   Bir çocuğun elinden tutmak...   Onun okul heyecanına ortak olmak...   Yalnız olmadığını hissettirmek...   İşte bunlar yıllar geçse de unutulmayan davranışlardır.   Bu satırları yazarken bir an kendi kendime sordum:   "Acaba şehit babalar bugün hayatta olsaydı ne hissederdi?"   Sanırım gönülleri rahat olurdu.   Çünkü geride bıraktıkları emanetlerin sahipsiz olmadığını görürlerdi.   Belki de bu yüzden duygulandım.   Belki de bu yüzden gözlerim doldu.   Çünkü bugün her şeyin hızla tüketildiği, insanların birbirine yabancılaştığı bir dönemde; bir çocuğun omzuna dokunan samimi bir el görmek hâlâ umut veriyor.   Kayseri'de yaşanan bu üç anlamlı buluşma bana bir kez daha şunu hatırlattı:   Devlet bazen bir bina değildir.   Devlet bazen bir makam değildir.   Devlet bazen bir çocuğun okul yolunda yanında yürüyen kişidir.   Ve o gün o çocukların yanında yürüyen kişi, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın'dı.   Bu nedenle ben bu görüntülere sadece bir haber olarak bakamadım.   Bir gazeteci olarak izledim.   Bir baba gibi düşündüm.   Bir vatandaş olarak gurur duydum.   Ve bir insan olarak duygulandım.   Çünkü vefa hâlâ yaşıyorsa, bu ülkenin geleceğine dair umut da yaşamaya devam edecektir.
Ekleme Tarihi: 17 Eylül 2026 -Perşembe
Mehmet GENÇSOY

"Bir Gazetecinin Gözlerini Dolduran Üç Kare"

Gazetecilik mesleğinde yıllar geçtikçe insanın duygularını saklamayı öğrendiği söylenir. Acı haberler görürsünüz, gözyaşlarına tanıklık edersiniz, yangınları, kazaları, ayrılıkları, sevinçleri haberleştirirsiniz. Zamanla mesleğin verdiği alışkanlıkla olaylara daha profesyonel bakmaya başlarsınız.

 

Ama bazı görüntüler vardır ki...

 

Ne kadar tecrübeli olursanız olun, ne kadar kendinizi hazırlarsanız hazırlayın, yüreğinizin bir köşesine dokunur.

 

Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan, beni duygulandıran, ne yalan söyleyeyim zaman zaman gözlerimi dolduran üç anlamlı görüntüyle karşılaştım.

İlkinde Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın vardı.

 

Yanında ise 16 Eylül 2023 tarihinde görev başında şehit düşen polis memuru Murat Akpınar'ın oğlu Çınar...

 

Okulun ilk günüydü.

 

Her çocuğun yanında babasının olmasını istediği o özel günde, Çınar'ın elinden tutan isim İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın oldu. Evinden aldı, okuluna götürdü, heyecanına ortak oldu.

Bir başka görüntüde ise 2019 yılında şehit edilen polis memuru İlhan Odabaşı'nın kızı Elif vardı.

 

Atanur Aydın, küçük Elif'i okulundan aldı. Özel harekât aracına bindirdi. Sirenler eşliğinde evine kadar eşlik etti.

 

O görüntülerde en çok dikkatimi çeken şey ise Elif'in yüzündeki mutluluktu.

 

Çünkü çocuklar rol yapamaz.

 

Mutluysalar mutlu görünürler.

 

Sevildiklerini hissediyorlarsa gözleri parlar.

 

Elif'in gözlerinde de tam olarak bunu gördüm.

 

Üçüncü görüntüde ise Diyarbakır'da görev yaptığı sırada 6 Eylül 2015 tarihinde terör saldırısında şehit olan polis memuru Muzaffer Can Ersoy'un kızı Zeynep vardı.

 

Yeni eğitim öğretim yılının ilk gününde Atanur Aydın, Zeynep'i babasının adını taşıyan Şehit Muzaffer Can Ersoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne götürdü.

 

Belki birkaç dakikalık bir görüntüydü.

 

Ama bir evlat için yıllarca unutulmayacak bir anıydı.

 

İşte tam burada durup düşündüm.

 

Bu üç görüntü neden bu kadar etkiledi beni?

 

Neden sadece bir haber olarak okuyup geçemedim?

 

Sanırım cevabı çok basit.

 

Çünkü o görüntülerde devletin resmi yüzünü değil, merhametini gördüm.

 

Çünkü o görüntülerde protokolü değil, vefayı gördüm.

 

Çünkü o görüntülerde makamı değil, insanlığı gördüm.

 

Şehitlik bu milletin en kutsal değerlerinden biridir.

 

Ama şehitlik yalnızca toprağa verilen kahramanlarımızdan ibaret değildir.

 

Geride kalan anneler vardır.

 

Eşler vardır.

 

Ve en önemlisi, büyürken babasının yokluğunu her gün yeniden hisseden çocuklar vardır.

 

İşte bu yüzden şehit emanetlerine sahip çıkmak, sadece resmi bir sorumluluk değil, vicdani bir görevdir.

 

Sayın Atanur Aydın'ın yaptığı da tam olarak budur.

 

Belki kendisi bunu bir görev olarak görüyordur.

 

Belki yaptığı şeyleri büyütmüyordur.

 

Ama toplum bazen küçük görünen davranışlarda büyük anlamlar bulur.

 

Bir çocuğun elinden tutmak...

 

Onun okul heyecanına ortak olmak...

 

Yalnız olmadığını hissettirmek...

 

İşte bunlar yıllar geçse de unutulmayan davranışlardır.

 

Bu satırları yazarken bir an kendi kendime sordum:

 

"Acaba şehit babalar bugün hayatta olsaydı ne hissederdi?"

 

Sanırım gönülleri rahat olurdu.

 

Çünkü geride bıraktıkları emanetlerin sahipsiz olmadığını görürlerdi.

 

Belki de bu yüzden duygulandım.

 

Belki de bu yüzden gözlerim doldu.

 

Çünkü bugün her şeyin hızla tüketildiği, insanların birbirine yabancılaştığı bir dönemde; bir çocuğun omzuna dokunan samimi bir el görmek hâlâ umut veriyor.

 

Kayseri'de yaşanan bu üç anlamlı buluşma bana bir kez daha şunu hatırlattı:

 

Devlet bazen bir bina değildir.

 

Devlet bazen bir makam değildir.

 

Devlet bazen bir çocuğun okul yolunda yanında yürüyen kişidir.

 

Ve o gün o çocukların yanında yürüyen kişi, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın'dı.

 

Bu nedenle ben bu görüntülere sadece bir haber olarak bakamadım.

 

Bir gazeteci olarak izledim.

 

Bir baba gibi düşündüm.

 

Bir vatandaş olarak gurur duydum.

 

Ve bir insan olarak duygulandım.

 

Çünkü vefa hâlâ yaşıyorsa, bu ülkenin geleceğine dair umut da yaşamaya devam edecektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.