Musikimizdeki sorunlara geçmeden önce değerli Turk360 okurları; bugün sizlere ikinci yazımla merhaba demek istiyorum.
Musikimizdeki sorunları özellikle “Türk Gençliği” açısından irdelemek istiyorum.
Türk Musikisi deyince anlaşılması gereken dört ana başlık vardır; Klasik Türk Musikisi,Halk Musikisi(Folklor), Dini Türk Musikisi(Tasavvuf) ve Askeri Türk Musikisi (Mehter).
Bütün bu unsurlar biraraya geldiğinde “Türk Musikisi”ni oluştururlar. Dünyanın en şanslı milletlerinin başında geliyoruz,bu kadar zengin müzik kültürü olan millet sayısı bir elin parmakları kadardır. Gelin görün ki bu zenginliğimizin farkında mıyız, koruyabiliyor muyuz gibi soruları sormamız gerekir. Bu sorulara verilecek cevap ne yazık ki hayırdır. Büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı ne güzel söylemiştir; “ Kökü keçmişte olan bir atiyim.” Eğer geçmiş kültürümüzü iyi bilirsek ,genç kuşaklara doğru anlatabilir ,öğretir ve sevdirirsek geleceğe de daha emin adımlarla yürürüz.
Günümüzde Türk Gençliği'ne bakınca manzara pek içaçıcı değildir. “Ağaç yaşken eğilir” misali yukarıda özetlemeye çalıştığım ve dört unsurdan oluşan musikimizi gençlerimize ne kadar öğretip sevdirebiliyor ve idrak etmelerini sağlıyabiliyoruz ? Hala çocuklarımıza musikimizi doğru-dürüst öğretemiyor ve okullarımızda bağlama,kaval, kanun, tanbur gibi çalgıları öğretmemiz gerekirken onların flüt,gitar,mandolin gibi batı sazlarıyla meşgul olmasını istiyor ve onları çalması için uğraş veriyoruz. Özellikle benim de daha önceki yıllarda ders verdiğim Müzik ve Güzel Sanatlar Liselerinde ciddi sıkıntılar yaşanmakta ve Türk çalgılarını öğretecek hoca sıkıntısı da yaşanmaktadır.
Gençlerimizin musiki kültürü açısından yetiştirilmeleri konusunda da büyük sıkıntılar vardır; Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra 1976 yılında açılan ilk Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'ndan sonra Başkent Ankara'da 2012 yılına kadar devletin himayesinde bir konservatuvar kurulmamıştır,ancak 2012 yılında Gazi Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı ve arkasından Yıldırım Bayezıt Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı kurulabilmiştir. Bu sayede Türk Mûsikîsi’nin kurumsallaştırılması,devlet katında destek verilmesi gerçekleştirilmiştir. Böylece ülkemizde mûsikî öğretimi siyasi iktidarın yönetiminden alınıp anayasa kuruluşu olan üniversitelerin yönetimine verilmiştir.
Devletin himayesinde olmayan bir musikinin sadece üniversite koroları,amatör koro ve dernekler aracılığıyla ne kadar öğretilebileceği de bir tartışma konusudur.
İlk konservatuvarın kurulduğu 1976 yılına kadar mûsikîmizin yapısı gereği en önemli unsur,yüzyıllardır uygulanan usta-çırak yöntemi,meşk silsilesi ,saray,ev ve konaklarda yapılan özel çalışmalar,halk okulları,meşkhaneler ayrıca şu anda da çalışmalarını bütün Türkiye’de devam ettirmekte olan çeşitli dernekler,cemiyetler ve üniversite koroları olmuştur. Bu oluşumların Türk Mûsikîsi’ne büyük faydaları ve getirileri olmuştur. Bu sayede halkımızın her kesimi kendi mûsikîmiz ile yakından ilgilenmeğe başlamıştır. Burada önemli olan yukarıda da bahsettiğim gibi mûsikîmizi gençlerimize öğretmek ve sevdirmektir.
Üniversite koroları,devletin ilgisizliği karşısında halkın millî kültürüne sahip çıkışının anlamlı bir ifadesidir. Yukarıda saydığım dernek ,cemiyet ve koroların gençlerimize çok yönlü faydaları vardır :
Türk Genci’ni öz kültürüne ısındırmak ve bu yolda eğitmek,
Onları boşluktan ve zararlı alışkanlıklardan kurtarmak,
Mûsikîye karşı yeteneklilerin yetişmesini sağlamak,
Yoz müziklere kapılmalarını önlemek,
Bu çevredeki değerli insanlari tanıyarak,onlardan faydalanmalarını sağlamak,Türk’ün örf,âdet ve geleneklerini,toplumun değer taşıyan görgü kurallarını öğrenmelerine aracı olmak, hemen aklıma gelen faydalardır.
Gençlerimizin dikkat etmeleri gereken önemli bir konu da son yıllarda özellikle özel radyo ve TV’lerde dayattırılmaya çalışılan pop kültürü ve toplumun yapısıyla hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak dizilerin yer almasıdır. Bu programlar sadece gençlerimize değil toplumun bütün kesimine zarar veren ve TV’yi bir aptal kutusu haline getiren ,zaman zaman toplumda da infial uyandıran zararlı programlardır. Gençlerimize bu tür programları izlememelerini tavsiye ediyorum.
Ne yazık ki bu tür kanallarda Türk Mûsikîmiz geç saatlerde yayınlanmakta çoğunlukla da arabesk,fantezi türde yayınlanan parçalar Türk Müziği diye yutturulmaya çalışılmaktadır. Gençlerimize tavsiyem,bu tür programları izlemek yerine bugün birçok şehrimizde bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Koroları’nın konserlerine gitsinler , TRT Kurumu’nun müzik yayınlarını içeren TV programlarını izlesinler,TRT Radyo-4’ü dinlesinler,çeşitli şehirlerimizde bulunan ve Türk Mûsikîsi ile uğraşan cemiyet ve derneklerin ,üniversite korolarının konserlerine gitsinler,çeşitli kültür merkezlerinde düzenlenmekte olan Türk Müziği Konserleri’ne,Türk Müziği Günleri’ne katılsınlar,hiç olmazda kendi kültürlerinden izler bulacaklar ve mûsikîmiz ile uğraşan gençlerimizin gözlerindeki parıltıyı,heyecanı göreceklerdir. (Bir sonraki yazımda korolar ve Türk Musikisi Federasyonu hakkında bilgilendirme yapacağım.)
Günümüzde birçok ilimizde gerek devlet konservatuvarları gerekse belediye konservatuvarları çalışmalarına devam etmekte olup öğrenci yetiştirmektedirler. Bu konservatuvarların eğitim ve öğretim kadrolarının yetiştirilmesi de ayrı bir araştırma konusudur. Donanımlı ve bu işi iyi bilen kadroların biraraya getirilmesinde de çeşitli problemler yaşanmaktadır. Bunun altında yatan en ciddi sıkıntı devlet konservatuvarlarının geç kurulmasıdır.
Gençlerimizin yaşadığı en önemli sıkıntıların başında istihdam sorunu da gelmektedir. Konservatuvarlardan mezun olan başarılı gençlerimizin TRT Radyoları,Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Koroları gibi sanat kurumlarında kendilerine kadro bulması artık imkansız hale gelmiştir. Gerek kadroların şişkin olması gerekse iktidarların yeni kadrolar oluşturmaması ve halihazırdaki kadrolara da sıcak bakmaması yüzünden bu kadrolarda ya çok azaltılmış ya da erime noktasına gelmiştir.
Ülke çapında eğitim ve öğretim yapan Türk Musikisi Devlet Konservatuvarlarından mezun olan gençlerimize uygun kadrolar yaratılması iktidarların sorunudur. Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Türk Musikisi'ni kollayıp korumak ve gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarılmasını sağlamak için sanat kurumlarında sanatçıların istihdam edilmesi gerekmektedir. Bu sayede hem musikimiz yaşatılacak ve sanatçı kadroları da genç ve taze beyinlerle,yeteneklerle işler hale getirilecektir.
Ülkemizde özellikle musiki konusunda yaşanan en büyük sorunlardan birisi de kontrolsüzlüktür. Her önüne gelen albüm yapmakta,her türlü çalgıyla ilgili ders verip öğretmekte,herkes musiki hocalığı yapmaktadır. Bu ve benzeri türde insanların musikimize ne kadar zarar verdikleri tartışılmaz bir gerçektir. Halbuki ilerlemiş ülkelerde bu tür konularda denetim ve kontrol mevcuttur,bizim ülkemizde de bu tür kontrol ve denetimlerin olmasını diliyorum.
Konservatuvarlara giremeyen gençlerimiz,çeşitli koro ve derneklerde musikimizi öğrenmeye çalışmaktadırlar. Bu yapılanmalarda da çeşitli sorunlar vardır,bu ve benzeri korolardaki yönetim kadrolarında da benzeri sıkıntılar yaşandığı için gençlerimiz gerçek Türk Musikisi'ni öğrenememektedirler.
En büyük sorunlardan birisi de gerek yazılı gerek görsel basındaki sorunlardır. TRT Radyo ve televizyonlarının ve birkaç özel radyo ve TV'nin dışında hiçbir radyo ve televizyon gerçek Türk Musikisi ile ilgili yayın yapmamaktadır. Yapmadığı gibi düzenledikleri birbirinden saçma yarışma programlarıyla “yılın ümit veren ,fantezi,arabesk v.b.” tarzında ödüller vermekte ve Türk Sanat Müziği yarışmalarında bu kategoriye dahi giremeyecek hatta şarkıcı bile olamayacak türden isimleri bu kategorinin içine sokmaktadırlar. Halbuki gerçek Türk Musikisi alanında düzenlenecek yarışma ve benzeri faaliyetlerle Türk Musikisi özendirilebilir ve gençler desteklenebilir. Bu ve benzeri yarışmalar,gerek TRT Kurumu gerekse Kültür ve Turizm bakanlığı'nın himayesinde rahatlıkla gerçekleştirilebilir.
Bir başka problem de Türk Kültürü'nü,Türk Musikisi'ni dünyaya tanıtacak isimlerin seçilmesi konusudur. Bu isimlerin temsil kabiliyeti olan ve gerçekten Türk Musikisi'nin içinden gelen sanatçıların arasından seçilmesi gerekir. Tercih edilen isimler, zaman zaman müzik piyasası denilen bir ortamdan tercih edilebilmektedir. Böylesine bir tercih hem ülkemiz hem de kültürümüz ve musikimiz açısından son derece zararlıdır.
Gençlerimiz,musikimizi iyi öğrensinler ve unutmamaları gereken en önemli nokta:
Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ve bizi en iyi şekilde anlatan ve hislerimize tercüman olan bir musikimiz olduğunu ,dünyanın en şanslı milletlerin başında geldiğimizi unutmasınlar ve musikimizi iyi öğrenerek sahip çıksınlar.
Burada hatırlatacağım bir şiir de , Yahya Kemal Beyatlı üstadın şiiridir:
"ÇOK İNSAN ANLAYAMAZ ESKİ MUSİKİMİZDEN VE ONDAN ANLAMAYAN BİR ŞEY ANLAMAZ BİZDEN"

