Değerli Okuyucular,
Bu haftaki yazımın konusu “Midilli’de Tanburi Ali Efendi Konseri” olacak.
Bilindiği üzere Tanburi Ali Efendi Klasik Türk Musikisi’nin önemli bestecilerinden birisidir ve Midilli doğumludur. Özellikle Sûz-i dil makamında yaptığı bestelerle adından söz ettirmiş olup Tanburi Cemil Bey üstadın da tanbur hocasıdır.
Üstadımız hakkında kısa bir bilgi vermek isterim:
Midilli’de doğdu. Enis Efendizâdeler’den Hâfız Bekir Efendi’nin oğludur. İlk tahsiline babasından aldığı derslerle başladı, yedi yaşında hâfız oldu. Bir müddet sonra İstanbul’a gitti, tahsilini oradaki medreselerde tamamladı. Bilhassa kıraat ilminde belli bir seviyeye gelerek talebe yetiştirmeye başladı. Sultan Abdülaziz’in tahta çıktığı yıllarda müezzinlik vazifesi ile saraya alındı ve bir müddet sonra da ikinci imamlığa yükseltildi. Bu sıralarda kendisine Kudüs mevleviyeti pâyesi verilen Ali Efendi imamlık vazifesini 1885 yılında saraydan ayrılıncaya kadar devam ettirdi. Daha sonra İzmir’e yerleşti. Mûsikideki eserlerinin büyük bir kısmını burada besteledi. Hayatının geri kalan yıllarını, İzmir’de ve ara sıra gittiği Manisa’daki meşk toplantılarına devam etmekle ve talebe yetiştirmekle geçirdi. İzmir’de öldü ve Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi. Ölüm tarihi, Hoş Sadâ ve Nazarî-Amelî Türk Musikisi’nde 1890, 20. Yüzyıl Türk Musıkisi’nde 1902 olarak gösterilmektedir. Oğlu Aziz Mahmud Efendi de (ö. 1929) zamanının tanınmış bestekâr ve tambur üstatlarındandı.
Neoklasik üslûbu benimseyen ve bestelerindeki romantik ve lirik coşkunluk dolayısıyla “âşık bestekâr” olarak anılan Ali Efendi, devrinin en önemli mûsikişinasları arasında yer almıştır. Mûsikideki ilk hocaları Latif Ağa, Sütlüceli Âsım Bey ve Kemânî Rızâ Efendi’dir. Bir süre sonra Tanbûrî Küçük Osman Bey’den tambur dersleri almış ve tambur çalmadaki maharetini, adının bu saz ile beraber zikredilmesi derecesine getirmiştir. Bestekârlığı ve icracılığının yanı sıra bu sahadaki hocalığı ile de tanınmış ve birçok talebe yetiştirmiştir. Bunlar arasında Tanbûrî Cemil Bey ve Râkım Elkutlu en meşhurlarıdır.
Sûzidil makamını büyük ve küçük formlu eserleriyle ihya eden Ali Efendi’nin günümüze biri dinî, yedisi saz ve çoğu şarkı formundaki seksen beş sözlü eseri ulaşmıştır. Bunlardan ancak kırk kadarının notası mevcuttur.
(* Kaynak: Cinuçen Tanrıkorur)
Midilli konserinden nasıl haberdar olduğumu söyleyeyim:
Midilli’de yapılacak olan “Tanburi Ali Efendi” konserini İzmir’de yaşayan Ömer Faruk Gültaşlı’dan öğrendim; kendisi beni arayıp bilgilendirerek konserin yapılacağını söyledi. Ben de konserin kimler tarafından gerçekleştirileceğini sordum, konserin Nikos Andrikos adında Midilli’de yaşayan bir müzisyen tarafından yapılacağını belirtti.
Gerçekten hem çok güzel bir davranış hem de bir ahde vefa. Ben de konserin içeriğini öğrenerek Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü’nü arayarak bilgilendirdim ama ne bir destek ne de takdir cevabı alamadım. Halbuki Türk Musikisi’nin önemli bestecilerinden birisinin doğduğu Midilli adasında Yunan müzisyenler tarafından anılacak olması takdire şayan bir davranıştı.
Gelelim konsere: Konsere İstanbul’dan gelen Tanburi Hasan Kiriş, Neyzen Muhammed Ceylan ve kanun olarak da Asineth-Fotini Kokkala katıldılar.
Konserin 1. bölümünde klasik eserlerden 2. bölümünde de dinî musiki eserlerinden örnekler verildi. Konser sonrası konseri düzenleyen Nikos Andrikos’u ve diğer müzisyenleri tebrik ettim. Eserler, gerçekten çok güzel bir anlayışla seslendirildi, akortlar yerinde ve atmosfer de çok güzeldi. 300’den fazla dinleyici ses çıkartmadan, telefonla konuşmadan (!) ve pürdikkat konseri dinlediler.
Ses düzeni biraz fazla kuvvetliydi, oturduğum yer de sahneye yakın olduğu için sesten biraz rahatsız olduğumu söyleyebilirim.
Ayrıca dikkatimi çeken bir şey de konser yapılan yerin biraz ilerisindeki Yeni Cami idi; ciddi bir restorasyon gerekiyor, Türkiye ve Yunanistan anlaşarak bu güzel caminin restorasyonu konusunda harekete geçebilirler.
Bu konser, Nikos’un uzun süredir gerçekleştirmek istediği bir hayalmiş. Ne kadar güzel bir hayal! Bir Yunan müzisyen, Tanburi Ali Efendi’yi doğduğu adada eserleriyle anıyor, buraya kadar her şey çok güzel. Ama Kültür ve Turizm Bakanlığının bu konsere ilgi göstermemesi beni üzdü, ilgi ve alaka göstermelerini, hatta tanıtmalarını beklerdim en azından!
Hazır adaya gitmişken ben de yine Yunanlı müzisyen Aristeidis ve Nikos’un desteğiyle 20 ve 21 Temmuz günü Midilli adasında Türk Müziği, kanun ve taksim konularında bir atölye çalışması gerçekleştirdim. 13-14 müzisyen katıldılar ve o kadar ilgiliydiler ki beni tekrar çağırdılar. Bana yine Midilli Adası’nın yolları gözüküyor!
Bu atölye çalışmasına iki kemani, dört-beş Udi, iki kanuni, iki lavtacı, bir flüt (İrlanda tarzı) ve beni yalnız bırakmayan musiki dostları vardı: ODTÜ Mezunları ve Tahir Aydoğdu İnternet korosundan Alime ve Hâre Küçükkılıç, Şebnem Parlar, Dilek ve Mustafa Çakılcıoğlu çifti, musiki çalışmalarını Berlin’de sürdüren ve atölye çalışmasına katılmak için Çeşme’den gelen Mehmet Tezcan ve kızı Bengi de her iki günde de atölye çalışmalarına katıldılar ve bazı sözlü eserlere Hâre ve Bengi de eşlik ederek bizleri ihya ettiler.
Dikkatimi çeken noktalardan birisi de kanun çalgısını anlatırken, bir çalgı öğrenmenin meşakkatli olduğunu söyleyerek aşk ve sevgi olmadan bir çalgıda başarılı olunamayacağını söylemiştim, tam o sırada atölye çalışmasına katılanlardan bir müzisyen de “aşk olmazsa meşk olmaz” sözünü bana hatırlattı, ne kadar güzel değil mi Yunanlı bir dost müzisyenden bu güzel sözü duymak!
21 Temmuz akşamı da atölye çalışmasından sonra atölyeye katılan hemen herkesle hem müzikleri seslendirdik, muhabbet ettik ve dostluğumuzu da pekiştirdik.
Kısacası hem adanın güzel atmosferini yaşadık, hem de Tanburi Ali Efendi’yi besteleriyle andık ve kendisi için dua ettik.
Ayrıca adadaki trafik düzeninin güzelliğinden bahsedeyim: Bir yaya geçidine adımınızı attığınızda bisiklet-motosiklet, her türlü araç hemen duruyor ve sizin geçmenizi bekliyorlar. Acaba bu nezaket dolu davranış bizim ülkemizde ne zaman yayılacak ve yayaya gereken önem ne zaman verilecek? Her ne zaman Avrupa ülkelerinden birine gitsem bu güzellik karşısında hayıflanır dururum.
Adada kahvaltı ve yemek için gittiğim mekânlardaki insanların çoğu az da olsa Türkçe biliyor ve size yardımcı oluyorlar, ayrıca marina Türk yatlarıyla dolu, bu konu da önemli bir konu. Ben de amatör bir yelkenci olarak Türkiye’deki marina ücretlerinin çok pahalı hatta astronomik olmasından şikâyetçiyim, Allah’tan henüz bir teknem yok ama olsaydı ben de Turgutreis’te evi olan bir sanatçı olarak herhalde Kos (İstanköy)'deki marinaya teknemi bağlardım.
Esasında yazıma burada son verecektim ama Tanburi Ali Efendi'nin İzmir’de daha önceki yıllarda bulunan mezarıyla ilgili konuyu da yazayım istedim; buna da kısaca değinmek isterim. Vefat ettikten sonra bu değerlerimize sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara da aktarmamız gerekir. Üstadın mezarının yeri tahminen biliniyor ama harap haldeymiş, ben de tam yerini bulabilmek için İzmir'deki devlet korosundan emekli olan ses sanatçısı Ümit Yazıcı ile görüştüm ve kendisi bir araştırma yaptığını söyledi. Daha sonra İstanbul’da çalışmalarını sürdüren Türk Musikisi Vakfı’ndan Osman Simav’ı aradım ve bendeki bilgileri kendisine verdim. Umarım mezarın pafta, parsel ve konumu bulunup mezarın restorasyonu yapılarak bir ahde vefa göstermiş olur ve kendisini mezarı başında da dualarla anarız.
Bu vesile ile hem konseri düzenleyen Nikos Andrikos'a, katılan müzisyenlere teşekkür ediyor hem de Tanburi Ali Efendi üstadımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Tahir Aydoğdu
Kanun Sanatçısı & Koro Şefi
www.tahiraydogdu.com

