"Türkiye'nin İran savaşından aldığı dersler..." şeklinde başlayan analizler Türk devlet geleneği ve ulusal güvenlik anlayışı açısından çok da doğru sayılmazlar.
Bu perspektiften bakıldığında, SAHA 2026'da tanıtılan ürünlerin hiçbiri 10 ay önce karar verilip üretilen ürünler ve çalışılan projeler değildir. Zaten bu teknik olarak da, işin doğası gereği de asla mümkün değildir.
Türkiye bugünler ve hatta - Allah korusun, çok daha kötü günler olabilecek - yarınlar için de, yıllardır hazırlığını yapmaktadır.
Üstelik sahaya sürülen/tanıtılan ürünler, an itibarıyla yürütülmekte olan projelerin %25'i bile değildir.
Dolayısıyla,Türkiye'nin kapasitesini İran, Yunanistan ve İsrail ile birebir kıyaslamak gibi bir hataya düşenler,
Türkiye'nin son raddeye kadar uzak duracağı olası bir savaş durumunda,
Türk Savunma Sanayiinin gerçek yüzünü öğreneceklerdir.
O güne kadar yapılan tüm analizler, yine o gün boşa çıkacaktır.
Unutulmasın ki, KORAL Suriye'de sahaya sürüldüğünde, dünya o anda Türkiye'nin böyle bir teknolojiye sahip olduğunu öğrenmişti.
Üstelik Suriye, Libya, Irak, Karabağ gibi cepheler, Türkiye için ulusal bir savaş olarak hiç görülmedi.
Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, Türk devleti savaşlardan ders alarak hareket etmez, ancak kendisiyle savaşmak hatasında/öngörüsüzlüğünde bulunanlara yine tüm dünyayla aynı anda öğreneceği silahlarla bitirici cevabı verir.
Türk devleti korkmaz, savaşlar konusunda ders almaz, ders verir.
Ama önce barış dersi verir, yok ille de savaş diyenlere de, anlayacakları dilden dersi de kendi belirleyeceği zaman diliminde verir.
