Milli ekonomimizi daha da güçlendirmek ve dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer almak için uzay ekonomimizi mutlaka güçlendirmeliyiz.
Uzay ekonomimizi güçlendirmek için de, uzay teknolojileri, siber güvenlik ve yeni nesil uydu mimarileri alanındaki uzmanları bir araya getirerek güvenlik odaklı inovasyon kültürünü önemli ölçüde geliştirmeliyiz.
Uzay Güvenliğinde Artan Tehditler ve PNT Mücadelesi
Coğrafyamızda ve yakın bölgelerde yaşanan gelişmeler uzay güvenliğini dünya gündeminin en öncelikli konusu haline getirmiştir. Ukrayna-Rusya savaşıyla başlayan ve İran’ı da kapsayan çatışma ortamında uydular ve uzay sistemleri aktif olarak kullanılmaktadır.
Son dönemde tüm gündem PNT (Positioning, Navigation, Timing)sistemleri üzerine yoğunlaşmıştır.
Füzeden İHA-SİHA’ya kadar operasyonlarda kritik rol oynayan konum-belirleme uydularına yönelik spoofing gibi müdahalelere karşı her ülke kendi bağımsız PNT sistemini kurma yarışına girmiştir.
Avrupa’nın ESA’sı ve Amerika’nın sistemlerinden sonra diğer ülkeler de artık bireysel bağımsız sistemler peşindeler.
Derin Uzay Operasyonları ve Yörüngeler Arası Kabiliyet
Güvenlik konusu sadece bununla sınırlı olmayıp “Deep Space Operation” (Derin Uzay Operasyonları) kavramı da artık ön plana çıkmıştır.
Uzayda herkesin birbirinin uydusuna müdahale ve operasyon çekme eğilimi artmış, bu nedenle yörüngeler arası hareket kabiliyetinin (orbit transfer) geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu doğrultuda önümüzdeki sene TÜBİTAK UZAY’ın geliştirdiği uzay aracı , DeltaV’nin hibrit itki sistemiyle SpaceX aracılığıyla fırlatılacak.
Entegrasyon testleri hızla devam etmekte olup, 2027’nin ilk yarısında (hazirandan önce) bu uzay aracının gönderilmesi planlanmaktadır. Fergani’nin daha küçük ölçekli bir denemesi de daha önce başarılı olmuştur.
Uzay Ekonomisi ve Kaçırılmaması Gereken Fırsat
Dünya uzay ekonomisi 600 milyar doları aşmış olup, yıllık %8-9 büyüme göstermiştir ve bu ekonomi 2035’te yaklaşık 2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşacaktır.
Dünya ekonomisinin ortalama %3 büyüdüğü bir ortamda uzay sektörünün bu performansı oldukça dikkat çekici ve önemlidir.
Ülke olarak özel sektörümüzü, sermayemizi ve girişimcilerimizi buraya yönlendirmezsek çok ciddi bir fırsatı ds kaçırmış olacağız.
Sanayi Devrimi’ni kaçırdığımız için 200 yıldır hayıflandığımız gerçeğini unutmadan, 20-30 yıl sonra uzay ekonomisini de kaçırdık dememek için gerekli girişimleri ivedilikle yapmalıyız.
Türkiye’nin Uydu Yetenekleri ve LEO Odaklı Strateji
Türkiye kendi uydusunu yapabilen 11 ülkeden biridir.
Özellikle haberleşme uydusu gibi kompleks 4,5 tonluk teknolojileri Türk mühendisleri büyük bir titizlik ve başarıyla üretebilmektedir.
Ancak LEO (Alçak Dünya Yörüngesi) tarafına daha fazla yoğunlaşılması stratejik açıdan da gerekmektedir.
Plan-S ve Fergani gibi şirketler bu alanda adım atmışlardır.
Fergani takım uydusu için üçüncü uydusunu da göndermek üzeredir.
Bağımsız Uzay Erişimi ve Somali Uzay Limanı
Uzaya bağımsız erişim :
Bir ülke kendi uzay limanı ve kendi taşıyıcı roketi olmadan uzaya bağımsız erişimde çok ciddi sıkıntılar yaşayacaktır.
Fırlatma sayılarının artmasıyla birlikte fırlatma bir “bottleneck” (darboğaz) haline gelmektedir.
Türkiye Somali’de uzay limanı inşa etmekte, bu inşaat devam etmekte ve farklı ülkelerden şirketlerle de iyi niyet anlaşmaları yapmaktadır.
Örneğin SpaceX geçtiğimiz yıl 167 fırlatma gerçekleştirmiş, önümüzdeki dönemde her gün veya saat başı fırlatmalar da görülebilecektir. Bu anlamda bizlerin de ülke olarak roket ve yakıt teknolojilerine odaklanmamız hayati önem taşımaktadır.
Haberleşme Uyduları, Afet Yönetimi ve Direct-to-Cell
Haberleşme uydularının da önemi oldukça artmaktadır. Starlink gibi LEO sistemleri ticari gerçeklik kazanmış, kırsal alanlarda ve afet yönetiminde uydular artık vazgeçilmez olmuştur.
2023 Maraş depremi deneyiminde olduğu gibi, Direct-to-Cell teknolojisiyle uydu üzerinden doğrudan cep telefonu bağlantısı imkanı afetlerde nice hayatları kurtarmıştır.
Genç Nüfus ve İnovasyon Enerjisi
Ülkemizde doğurganlık oranındaki düşüşü de dikkat aldığımızda “15 sene sonra bu gençleri de bulamayız” diye en kötü ihtimali ( Allah korusun tabiki ) düşünerek, gençlerimizi bugünden uzaya ve uzay teknolojilerine yönlendirmenin de artık zamanı gelmiştir.
77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC) 2026 Antalya :
Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı etkinlik için rekor sayıda bildiri başvurusu yapılmıştır : Bugüne kadarki en yüksek makale sayısı 7 bin iken, bu sene toplam 8 bin 300 makale alınmıştır.
Bu makalelerin 1.810’u Türkiye’dendir. Kabul edilen yaklaşık 700 makalede lise ve üniversite öğrencileri, hocalar ve enstitülerin de oldukça önemli katkıları olmuştur.
İTÜ ve TÜBİTAK UZAY bu kritik çalışmalarda artık oldukça öne çıkmaktadır.
IAC’de ilk kez uluslararası start-up çadırı kurulacak, öğrenciler ve gençler Lockheed Martin, Boeing, Airbus gibi devlerle tanışacaklar.
Ticari Uzay İstasyonları ve Artemis Yaklaşımı
Türkiye ticari uzay istasyonları projelerinde (Axiom, Vast, Voyager) yer alma çabalarını da büyük bir kararlılıkla sürdürmektedir.
Artemis Anlaşması’nı imzalandıktan sonra asıl amaç, endüstriye iş verilmesi olacaktır. Savunma sanayi şirketlerimiz de bu alanda çok önemli katkıiar sağlayacaklardır.
Uzaydaki rekabetin hızla arttığı bir dönemde ülkemizin hem güvenlik, hem inovasyon, hem de girişimcilik alanlarında kararlı ve güçlü adımlar atması gerekmektedir.
Uzay teknolojileri, siber güvenlik ve yeni nesil uydu mimarileri alanlarında uzmanlarımızın da bir araya gelerek, güvenlik odaklı inovasyon kültürünü güçlendirmesi , ülkemizin uzay ekonomisinde hakettiği yere gelmesi açısından hayati bir önem taşımaktadır.


