İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Acıdan Ders Çıkarmak (1)

                                                                                            Bir öğretmen vefat etti.   Gençti.   Mesleğinin başındaydı.   Hayalleri vardı.   Öğrencileri vardı.   Ailesi vardı.   Bir ülkenin geleceğine dokunacaktı.   Ama bugün onu konuşuyoruz.   Çünkü bir hayat yarım kaldı.   Ağrı’da vefat eden öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü, yalnızca bir adli olay olarak görülemez.   Bu olay, kamu yönetimi açısından da incelenmelidir.   Eğitim sistemi açısından da incelenmelidir.   İş sağlığı ve güvenliği açısından da incelenmelidir.   Psikososyal riskler açısından da incelenmelidir.   Çünkü bir çalışanın yaşadığı sorunlar bazen tek başına görünür.   Ama arka planda büyük bir sistem sorunu vardır.   Barınma sorunu vardır.   Ulaşım sorunu vardır.   Görev yeri sorunu vardır.   Yönetici baskısı iddiası vardır.   Mobbing iddiası vardır.   Fiziksel şiddet iddiası vardır.   Dilekçeler vardır.   Başvurular vardır.   Duyulmayan sesler vardır.   Cevaplanmayan çığlıklar vardır.   İşte asıl mesele buradadır.   Bir öğretmen yardım istemişse, konu artık kişisel mesele değildir.   Bir öğretmen “güvende değilim” diyorsa, konu artık sıradan idari işlem değildir.   Bir öğretmen barınamıyor, ulaşamıyor, görevini sağlıklı sürdüremiyorsa, konu artık sadece norm kadro meselesi değildir.   Bir öğretmen okul yöneticisiyle adli sürece taşınan bir sorun yaşıyorsa, konu artık okul içi anlaşmazlık değildir.   Bir öğretmen tekrar tekrar başvuru yapıyor ve sonuç alamıyorsa, konu artık sistem krizidir.   Bu nedenle Irmak öğretmenin vefatı bütün yönleriyle aydınlatılmalıdır.   Sadece son gün değil.   Son haftalar incelenmelidir.   Son aylar incelenmelidir.   Atama süreci incelenmelidir.   Barınma koşulları incelenmelidir.   Ulaşım imkânları incelenmelidir.   Görev yeri değişiklikleri incelenmelidir.   Dilekçeler incelenmelidir.   Kim ne zaman bilgilendirildi?   Kim hangi başvuruya ne cevap verdi?   Kim hangi tedbiri aldı?   Kim hangi tedbiri almadı?   Bu soruların cevabı verilmeden kamu vicdanı rahatlamaz.   Burada mesele bir kişiyi peşinen suçlamak değildir.   Mesele, ihmaller zincirini ortaya çıkarmaktır.   Mesele, bundan sonra başka Irmak öğretmenler için önlem almaktır.   Mesele, öğretmeni yalnız bırakmayan bir kamu düzeni kurmaktır.   Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından biri budur.   Çalışanların onurunu koruyan bir sistem.   Başvuranı cezalandırmayan bir sistem.   Mobbing iddiasını ciddiye alan bir sistem.   Psikososyal riskleri önceden gören bir sistem.   Kriz yaşandıktan sonra değil, kriz yaşanmadan önce harekete geçen bir sistem.   Çünkü devletin görevi sadece soruşturma açmak değildir.   Devletin görevi önlem almaktır.   Çalışanı korumaktır.   Öğretmeni korumaktır.   Kamu hizmetini korumaktır.   İnsanı yaşatmaktır.   Irmak öğretmenin ardından söylenecek en doğru söz şudur:   Bu olay unutulmamalıdır.   Bu olay sıradanlaştırılmamalıdır.   Bu olay yalnızca birkaç gün konuşulup kapanmamalıdır.   Çünkü bu olay bize acı bir gerçeği göstermiştir.   Bir kurum zamanında duymuyorsa, bir insan susarak tükenebilir.   Bir sistem zamanında görmüyorsa, bir hayat göz göre göre yalnızlaşabilir.   Bir başvuru zamanında işleme alınmıyorsa, bir çığlık dosya arasında kaybolabilir.   Bizim kanaatimiz nettir.   Irmak Ayşe Koparan’ın vefatı bütün yönleriyle araştırılmalıdır.   Adli süreç işletilmelidir.   İdari süreç işletilmelidir.   Müfettiş incelemesi geniş kapsamlı yapılmalıdır.   Sadece kişiler değil, süreçler de incelenmelidir.   Sadece olay değil, olayın geliş yolu da araştırılmalıdır.   Çünkü gerçek ders, oradadır.
Ekleme Tarihi: 15 Haziran 2026 -Pazartesi
İlhan İŞMAN

Acıdan Ders Çıkarmak (1)

                                                                                            Bir öğretmen vefat etti.

 

Gençti.

 

Mesleğinin başındaydı.

 

Hayalleri vardı.

 

Öğrencileri vardı.

 

Ailesi vardı.

 

Bir ülkenin geleceğine dokunacaktı.

 

Ama bugün onu konuşuyoruz.

 

Çünkü bir hayat yarım kaldı.

 

Ağrı’da vefat eden öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü, yalnızca bir adli olay olarak görülemez.

 

Bu olay, kamu yönetimi açısından da incelenmelidir.

 

Eğitim sistemi açısından da incelenmelidir.

 

İş sağlığı ve güvenliği açısından da incelenmelidir.

 

Psikososyal riskler açısından da incelenmelidir.

 

Çünkü bir çalışanın yaşadığı sorunlar bazen tek başına görünür.

 

Ama arka planda büyük bir sistem sorunu vardır.

 

Barınma sorunu vardır.

 

Ulaşım sorunu vardır.

 

Görev yeri sorunu vardır.

 

Yönetici baskısı iddiası vardır.

 

Mobbing iddiası vardır.

 

Fiziksel şiddet iddiası vardır.

 

Dilekçeler vardır.

 

Başvurular vardır.

 

Duyulmayan sesler vardır.

 

Cevaplanmayan çığlıklar vardır.

 

İşte asıl mesele buradadır.

 

Bir öğretmen yardım istemişse, konu artık kişisel mesele değildir.

 

Bir öğretmen “güvende değilim” diyorsa, konu artık sıradan idari işlem değildir.

 

Bir öğretmen barınamıyor, ulaşamıyor, görevini sağlıklı sürdüremiyorsa, konu artık sadece norm kadro meselesi değildir.

 

Bir öğretmen okul yöneticisiyle adli sürece taşınan bir sorun yaşıyorsa, konu artık okul içi anlaşmazlık değildir.

 

Bir öğretmen tekrar tekrar başvuru yapıyor ve sonuç alamıyorsa, konu artık sistem krizidir.

 

Bu nedenle Irmak öğretmenin vefatı bütün yönleriyle aydınlatılmalıdır.

 

Sadece son gün değil.

 

Son haftalar incelenmelidir.

 

Son aylar incelenmelidir.

 

Atama süreci incelenmelidir.

 

Barınma koşulları incelenmelidir.

 

Ulaşım imkânları incelenmelidir.

 

Görev yeri değişiklikleri incelenmelidir.

 

Dilekçeler incelenmelidir.

 

Kim ne zaman bilgilendirildi?

 

Kim hangi başvuruya ne cevap verdi?

 

Kim hangi tedbiri aldı?

 

Kim hangi tedbiri almadı?

 

Bu soruların cevabı verilmeden kamu vicdanı rahatlamaz.

 

Burada mesele bir kişiyi peşinen suçlamak değildir.

 

Mesele, ihmaller zincirini ortaya çıkarmaktır.

 

Mesele, bundan sonra başka Irmak öğretmenler için önlem almaktır.

 

Mesele, öğretmeni yalnız bırakmayan bir kamu düzeni kurmaktır.

 

Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından biri budur.

 

Çalışanların onurunu koruyan bir sistem.

 

Başvuranı cezalandırmayan bir sistem.

 

Mobbing iddiasını ciddiye alan bir sistem.

 

Psikososyal riskleri önceden gören bir sistem.

 

Kriz yaşandıktan sonra değil, kriz yaşanmadan önce harekete geçen bir sistem.

 

Çünkü devletin görevi sadece soruşturma açmak değildir.

 

Devletin görevi önlem almaktır.

 

Çalışanı korumaktır.

 

Öğretmeni korumaktır.

 

Kamu hizmetini korumaktır.

 

İnsanı yaşatmaktır.

 

Irmak öğretmenin ardından söylenecek en doğru söz şudur:

 

Bu olay unutulmamalıdır.

 

Bu olay sıradanlaştırılmamalıdır.

 

Bu olay yalnızca birkaç gün konuşulup kapanmamalıdır.

 

Çünkü bu olay bize acı bir gerçeği göstermiştir.

 

Bir kurum zamanında duymuyorsa, bir insan susarak tükenebilir.

 

Bir sistem zamanında görmüyorsa, bir hayat göz göre göre yalnızlaşabilir.

 

Bir başvuru zamanında işleme alınmıyorsa, bir çığlık dosya arasında kaybolabilir.

 

Bizim kanaatimiz nettir.

 

Irmak Ayşe Koparan’ın vefatı bütün yönleriyle araştırılmalıdır.

 

Adli süreç işletilmelidir.

 

İdari süreç işletilmelidir.

 

Müfettiş incelemesi geniş kapsamlı yapılmalıdır.

 

Sadece kişiler değil, süreçler de incelenmelidir.

 

Sadece olay değil, olayın geliş yolu da araştırılmalıdır.

 

Çünkü gerçek ders, oradadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.