İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Fikirden Korkmayalım

    Bir toplumu ileriye götüren nedir? Para mı? Teknoloji mi? Doğal kaynaklar mı? Elbette bunların hepsi önemlidir. Ama hepsinden önce gelen bir güç vardır. Düşünce. Düşünce özgürlüğü. Ve eleştiriye tahammül. Merhum Ali Fuat Başgil, yıllar önce bunu çok açık ifade etmişti. "Bizim eksiğimiz zekâ değildir. Kabiliyet değildir. Çalışkanlık da değildir. Asıl eksiğimiz tenkide tahammülsüzlüktür." Aradan onlarca yıl geçti. Peki değişen ne oldu? Bugün de en küçük bir eleştiri, çoğu zaman bir saldırı gibi algılanıyor. Farklı düşünenler hemen taraflara ayrılıyor. Dinlemek zor geliyor. Anlamak ise daha da zor... Oysa fikirler yarışmadan doğrular ortaya çıkmaz. Eleştiri yoksa gelişme de yoktur. Bugün dünyaya yön veren ülkelere bakalım. Bilime yatırım yapıyorlar. Araştırmayı destekliyorlar. Soru soran insanları cesaretlendiriyorlar. Çünkü biliyorlar ki büyük keşifler, büyük sorularla başlar. Biz ise çoğu zaman soruyu değil, soranı tartışıyoruz. İşte asıl kayıp burada başlıyor. Üniversitelerde... Kurumlarda... Sivil toplumda... İş hayatında... Aile içinde... Hatta sosyal medyada... Farklı düşünene tahammül edemediğimiz her yerde, ortak akıl biraz daha zayıflıyor. Hâlbuki eleştiri düşmanlık değildir. Eleştiri, eksiği görme cesaretidir. Eksik görülmezse, yanlış düzeltilmez. Yanlış düzeltilmezse, ilerleme olmaz. Devlet de böyledir. Kurum da böyledir. Aile de böyledir. İnsan da böyledir. Bugün yapay zekâyı konuşuyoruz. Dijital dönüşümü konuşuyoruz. Yeni dünya düzenini konuşuyoruz. Ama hâlâ birbirimizi dinlemeyi öğrenemiyorsak, en ileri teknoloji bile bizi ileri taşıyamaz. Ali Fuat Başgil'in şu cümlesini hepimiz yeniden okumalıyız: "Fikirden korkmayınız. Yeryüzünde zararlı tek fikir, tenkit süzgecinden geçmeyen fikirdir." Ne kadar güçlü bir tespit... Fikirler konuşuldukça olgunlaşır. Tartışıldıkça değer kazanır. Yanlış olan elenir. Doğru olan kalır. İlim de böyle gelişir. Demokrasi de böyle güçlenir. Medeniyet de böyle yükselir. Şimdi kendimize samimiyetle şu soruyu soralım. Biz gerçekten farklı fikirlere tahammül edebiliyor muyuz? Yoksa sadece kendi düşüncemizi doğrulayan sözleri mi alkışlıyoruz? Unutmayalım. Eleştiriden korkan kurumlar güç kaybeder. Fikirden korkan toplumlar zaman kaybeder. Oysa geleceği inşa edenler, farklı sesleri susturanlar değil; onları dinleyebilenlerdir. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimizi susturmak değil... Birbirimizi anlamaya çalışmaktır.
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı
İlhan İŞMAN

Fikirden Korkmayalım

 

 

Bir toplumu ileriye götüren nedir? Para mı? Teknoloji mi? Doğal kaynaklar mı?

Elbette bunların hepsi önemlidir.

Ama hepsinden önce gelen bir güç vardır.

Düşünce.

Düşünce özgürlüğü.

Ve eleştiriye tahammül.

Merhum Ali Fuat Başgil, yıllar önce bunu çok açık ifade etmişti.

"Bizim eksiğimiz zekâ değildir. Kabiliyet değildir. Çalışkanlık da değildir. Asıl eksiğimiz tenkide tahammülsüzlüktür."

Aradan onlarca yıl geçti.

Peki değişen ne oldu?

Bugün de en küçük bir eleştiri, çoğu zaman bir saldırı gibi algılanıyor. Farklı düşünenler hemen taraflara ayrılıyor. Dinlemek zor geliyor.

Anlamak ise daha da zor...

Oysa fikirler yarışmadan doğrular ortaya çıkmaz. Eleştiri yoksa gelişme de yoktur. Bugün dünyaya yön veren ülkelere bakalım. Bilime yatırım yapıyorlar.

Araştırmayı destekliyorlar. Soru soran insanları cesaretlendiriyorlar. Çünkü biliyorlar ki büyük keşifler, büyük sorularla başlar.

Biz ise çoğu zaman soruyu değil, soranı tartışıyoruz.

İşte asıl kayıp burada başlıyor. Üniversitelerde... Kurumlarda... Sivil toplumda... İş hayatında... Aile içinde... Hatta sosyal medyada...

Farklı düşünene tahammül edemediğimiz her yerde, ortak akıl biraz daha zayıflıyor.

Hâlbuki eleştiri düşmanlık değildir. Eleştiri, eksiği görme cesaretidir. Eksik görülmezse, yanlış düzeltilmez. Yanlış düzeltilmezse, ilerleme olmaz.

Devlet de böyledir. Kurum da böyledir. Aile de böyledir. İnsan da böyledir.

Bugün yapay zekâyı konuşuyoruz. Dijital dönüşümü konuşuyoruz. Yeni dünya düzenini konuşuyoruz.

Ama hâlâ birbirimizi dinlemeyi öğrenemiyorsak, en ileri teknoloji bile bizi ileri taşıyamaz.

Ali Fuat Başgil'in şu cümlesini hepimiz yeniden okumalıyız:

"Fikirden korkmayınız. Yeryüzünde zararlı tek fikir, tenkit süzgecinden geçmeyen fikirdir."

Ne kadar güçlü bir tespit...

Fikirler konuşuldukça olgunlaşır. Tartışıldıkça değer kazanır. Yanlış olan elenir. Doğru olan kalır.

İlim de böyle gelişir. Demokrasi de böyle güçlenir. Medeniyet de böyle yükselir.

Şimdi kendimize samimiyetle şu soruyu soralım.

Biz gerçekten farklı fikirlere tahammül edebiliyor muyuz?

Yoksa sadece kendi düşüncemizi doğrulayan sözleri mi alkışlıyoruz?

Unutmayalım.

Eleştiriden korkan kurumlar güç kaybeder.

Fikirden korkan toplumlar zaman kaybeder.

Oysa geleceği inşa edenler, farklı sesleri susturanlar değil; onları dinleyebilenlerdir.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimizi susturmak değil...

Birbirimizi anlamaya çalışmaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.