İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Devlet Aklı Millî İradesiz Olmaz

Devlet aklı önemlidir. Devlet aklı denilen şey, milletin iradesini devre dışı bırakan kapalı kapılar siyaseti değildir. Devlet aklı; milletin geçmişini, bugününü ve geleceğini birlikte düşünmektir. Devlet aklı; günü kurtarmak değil, devletin bekasını korumaktır. Hukuktan ayrılmadan güvenliği sağlamaktır. Millete rağmen değil, milletle birlikte yürümektir. Çünkü devletin sahibi millettir. Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Devletin bütün kurumları da yetkisini doğrudan veya dolaylı olarak milletten alır. Bu nedenle millî iradeden kopmuş bir yönetim anlayışına “devlet aklı” denilemez. Olsa olsa bürokratik tercih denilebilir. Kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi hesap denilebilir. Kısa vadeli bir yönetim taktiği denilebilir. Ama milletin kaderini ilgilendiren hiçbir mesele, milletten gizlenerek gerçek bir devlet politikasına dönüştürülemez. Terörsüz Türkiye Hepimizin Arzusudur. Türkiye’nin terörden kurtulmasını kim istemez? Anneler ağlamasın. Şehit haberleri gelmesin. Gençlerimiz hayatlarını kaybetmesin. Milletimizin kaynakları terörle mücadeleye değil; eğitime, üretime, kalkınmaya ve refaha ayrılsın. Buna kim karşı çıkabilir? “Terörsüz Türkiye” hedefi, milletimizin ortak hedefidir. Ancak doğru bir hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemin de doğru olması gerekir. Amaç ne kadar değerli olursa olsun, hukuk dışı bir yöntem meşru sayılamaz. Terörü sona erdirmek isterken terör örgütüne siyasi meşruiyet kazandırılamaz. Silahların susması arzu edilirken devletin temel ilkeleri tartışmaya açılamaz. Barış talebi, teslimiyet anlamına gelmez. Kardeşlik çağrısı, geçmişte işlenen suçların unutulmasını gerektirmez. Toplumsal huzur arzusu, terör örgütüyle pazarlık yapılmasını haklı hâle getirmez. “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili çerçeve kanunun Mecliste görüşüleceği günlerin öncesinde hatırlatmak isterim: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir terör örgütüyle eşit tarafmış gibi pazarlık yapamaz. Devlet, vatandaşlarıyla konuşur. Siyasi partilerle istişare eder. Sivil toplum kuruluşlarını dinler. Şehit ailelerinin, gazilerin ve terör mağdurlarının görüşlerini alır. Meclis çatısı altında milletin temsilcileriyle müzakere eder. Ancak terör örgütünü siyasi muhatap hâline getiremez. Basına yansıyan bilgilere göre söz konusu teklifin 3 Ağustos 2026 tarihinde TBMM’ye sunulması beklenmektedir. TBMM Başkanı da düzenlemenin Meclis gündemine gelerek yasalaşması yönündeki beklentiyi kamuoyuyla paylaşmıştır. Böylesine önemli bir düzenleme aceleye getirilemez. Oldubittiye getirilemez. Kapsamı belirsiz bırakılamaz. Milletin bilgisi dışında şekillendirilemez. Kanunun adı ne olursa olsun, içeriği açık olmalıdır. Kimleri kapsadığı belli olmalıdır. Kimlerin kapsam dışında kalacağı net biçimde yazılmalıdır. Terör suçlarına doğrudan karışmış kişilerle, baskı altında örgüte sürüklenmiş kişiler aynı hukuki zeminde değerlendirilemez. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi korunmalıdır. Ancak bu ilke, cezasızlık üretmenin aracı hâline de getirilmemelidir. Bir terör örgütünün silah bırakması devlete verilmiş bir taviz değildir. Bir iyilik hiç değildir. Silah bırakmak, hukuk düzenine dönüşün ilk ve vazgeçilmez şartıdır. Devlet, silah bırakılması karşılığında anayasal ilkelerini pazarlık konusu yapamaz. Üniter devlet yapısı tartışılamaz. Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü tartışılamaz. Bayrağımız tartışılamaz. Resmî dilimiz tartışılamaz. Millî egemenlik anlayışımız tartışılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, terör örgütünün taleplerine göre yeniden şekillendirilemez. Silah bırakan kişi hukuk düzenine teslim olur. Devlet ise hukuku uygular. Bu ilişkinin adı pazarlık değildir. Bu ilişkinin adı teslimiyet, adalet ve hukuk düzenine dönüştür. Terör örgütüne veya örgüt yöneticilerine örtülü bir siyasi statü kazandırılması, toplumsal barışa hizmet etmez. Tam tersine yeni tartışmaların kapısını açar. Terör örgütünün yıllarca silahla elde edemediği hedeflerin, siyasi müzakere yoluyla verilmesi kabul edilemez. Bu durum terörü sona erdirmek yerine, gelecekte silaha başvurmayı teşvik edebilir. “Silahla talep eden sonunda kazanıyor” düşüncesinin yerleşmesine neden olabilir. Devlet buna izin veremez. Bu ülke terörle mücadelede ağır bedeller ödedi. Binlerce şehit verdi. Gazilerimiz oldu. Çocuklar yetim kaldı. Anneler evlatlarını toprağa verdi. Köyler boşaltıldı. İnsanlarımız doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kaldı. Ekonomik ve toplumsal kaynaklarımız tüketildi. Yeni bir süreç yürütülürken bu acılar yok sayılamaz. Şehit ailelerine rağmen toplumsal barış kurulamaz. Gazilerin onuru zedelenerek kardeşlik sağlanamaz. Terör mağdurlarının adalet beklentisi görmezden gelinemez. Devlet, şefkatli olmak kadar adil olmak zorundadır. Adalet duygusunu yıkan bir düzenleme, geçici bir sessizlik sağlayabilir. Fakat kalıcı huzur sağlayamaz. Çünkü gerçek barış, unutmak üzerine değil adalet üzerine kurulur. Terörle mücadele, siyasi partilerin günlük hesaplarına bırakılamayacak kadar önemli bir devlet meselesidir. Bu süreçte Meclis yalnızca şekli bir onay makamı olarak görülmemelidir. Milletvekilleri önlerine getirilen metni bütün yönleriyle incelemelidir. Teklifin gerekçesi açıkça yazılmalıdır. Kapsamı ve sınırları belirlenmelidir. Uygulama şartları somutlaştırılmalıdır. Denetim mekanizmaları kurulmalıdır. Yürütmeye sınırları belirsiz yetkiler verilmemelidir. Gizli mutabakatlara yer bırakılmamalıdır. Millet adına karar verenler, millete hesap verebilmelidir. Muhalefetin itirazları düşmanlık olarak görülmemelidir. Eleştiriler süreci sabote etme girişimi gibi gösterilmemelidir. İtiraz etmek demokrasinin gereğidir. Soru sormak milletvekillerinin görevidir. Şeffaflık istemek ise milletin hakkıdır.  Devletler güvenle büyür. Liyakatle güç kazanır. Milletler ortak ülküler etrafında birleştiğinde kalıcı olur. Bir toplumu güçlü kılan yalnızca ekonomik göstergeler değil; güven, adalet, liyakat, üretim kabiliyeti ve ortak hedeflerdir.Bu nedenle devletin alacağı kararlar milletin güven duygusunu zedelememelidir. Türkiye, başkalarının hazırladığı senaryolara göre hareket edemez. Bölgesel güçlerin hesaplarına göre yön belirleyemez.Terör örgütünün takvimine göre yasa çıkaramaz.Dış merkezlerin beklentilerine göre anayasal düzenini tartışmaya açamaz. Kendi gündemini belirlemelidir. Kendi hukukunu uygulamalıdır. Kendi millî çıkarlarını korumalıdır. Kendi geleceğini başkalarının iradesine bırakmamalıdır. Güçlü Türkiye; kendi tarihinden kopmayan, kendi değerlerinden utanmayan ve geleceğini dışarıdan dayatılan modellerle şekillendirmeyen Türkiye’dir. Devlet aklının gerçek ölçüsü gizlilik değildir. Hukuktur. Adalettir. Şeffaflıktır. Millî çıkardır. Milletin güvenidir. Devlet aklı, milletin iradesini aşındırmaz. Millet iradesinden güç alır. Devlet aklı, terör örgütünü muhatap hâline getirmez. Örgütü silahsızlandırır ve hukukun karşısına çıkarır. Devlet aklı, toplumsal hafızayı silmez. Acıları unutturmaz. Şehitlerin emanetini korur. Devlet aklı, bugünün sorununu çözerken yarının güvenlik tehdidini üretmez. Terörü sona erdirmek elbette önemlidir. Ancak terörü sona erdirmenin yolu, terörün taleplerini meşrulaştırmak değildir. Yol bellidir. Silahlar kayıtsız ve şartsız bırakılmalıdır. Örgütsel yapı bütün unsurlarıyla dağıtılmalıdır. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışma konusu yapılmamalıdır. Süreç Meclis denetiminde yürütülmelidir. Millete doğru ve eksiksiz bilgi verilmelidir. Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır. Şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin onuruna sahip çıkılmalıdır. Çünkü devlet aklı, millî iradesiz olmaz. Millî irade de hukuksuz, adaletsiz ve şeffaflıktan uzak bir süreçle temsil edilemez. Terörsüz Türkiye’ye evet. Terör örgütüyle pazarlığa hayır. Hukuka evet. Cezasızlığa hayır. Kardeşliğe evet. Millî egemenlikten tavize hayır. Devletin gücü, terör örgütüyle aynı masaya oturmasında değil; hukuktan ayrılmadan terörü sona erdirmesinde görülür.
Ekleme Tarihi: 03 Ağustos 2026 -Pazartesi
İlhan İŞMAN

Devlet Aklı Millî İradesiz Olmaz

Devlet aklı önemlidir. Devlet aklı denilen şey, milletin iradesini devre dışı bırakan kapalı kapılar siyaseti değildir. Devlet aklı; milletin geçmişini, bugününü ve geleceğini birlikte düşünmektir. Devlet aklı; günü kurtarmak değil, devletin bekasını korumaktır.

Hukuktan ayrılmadan güvenliği sağlamaktır. Millete rağmen değil, milletle birlikte yürümektir. Çünkü devletin sahibi millettir. Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

Devletin bütün kurumları da yetkisini doğrudan veya dolaylı olarak milletten alır. Bu nedenle millî iradeden kopmuş bir yönetim anlayışına “devlet aklı” denilemez. Olsa olsa bürokratik tercih denilebilir. Kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi hesap denilebilir. Kısa vadeli bir yönetim taktiği denilebilir.

Ama milletin kaderini ilgilendiren hiçbir mesele, milletten gizlenerek gerçek bir devlet politikasına dönüştürülemez.

Terörsüz Türkiye Hepimizin Arzusudur. Türkiye’nin terörden kurtulmasını kim istemez? Anneler ağlamasın. Şehit haberleri gelmesin. Gençlerimiz hayatlarını kaybetmesin. Milletimizin kaynakları terörle mücadeleye değil; eğitime, üretime, kalkınmaya ve refaha ayrılsın. Buna kim karşı çıkabilir?

“Terörsüz Türkiye” hedefi, milletimizin ortak hedefidir. Ancak doğru bir hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemin de doğru olması gerekir. Amaç ne kadar değerli olursa olsun, hukuk dışı bir yöntem meşru sayılamaz. Terörü sona erdirmek isterken terör örgütüne siyasi meşruiyet kazandırılamaz.

Silahların susması arzu edilirken devletin temel ilkeleri tartışmaya açılamaz. Barış talebi, teslimiyet anlamına gelmez. Kardeşlik çağrısı, geçmişte işlenen suçların unutulmasını gerektirmez. Toplumsal huzur arzusu, terör örgütüyle pazarlık yapılmasını haklı hâle getirmez.

“Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili çerçeve kanunun Mecliste görüşüleceği günlerin öncesinde hatırlatmak isterim: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir terör örgütüyle eşit tarafmış gibi pazarlık yapamaz. Devlet, vatandaşlarıyla konuşur. Siyasi partilerle istişare eder. Sivil toplum kuruluşlarını dinler.

Şehit ailelerinin, gazilerin ve terör mağdurlarının görüşlerini alır. Meclis çatısı altında milletin temsilcileriyle müzakere eder. Ancak terör örgütünü siyasi muhatap hâline getiremez.

Basına yansıyan bilgilere göre söz konusu teklifin 3 Ağustos 2026 tarihinde TBMM’ye sunulması beklenmektedir. TBMM Başkanı da düzenlemenin Meclis gündemine gelerek yasalaşması yönündeki beklentiyi kamuoyuyla paylaşmıştır.

Böylesine önemli bir düzenleme aceleye getirilemez. Oldubittiye getirilemez. Kapsamı belirsiz bırakılamaz. Milletin bilgisi dışında şekillendirilemez. Kanunun adı ne olursa olsun, içeriği açık olmalıdır. Kimleri kapsadığı belli olmalıdır. Kimlerin kapsam dışında kalacağı net biçimde yazılmalıdır.

Terör suçlarına doğrudan karışmış kişilerle, baskı altında örgüte sürüklenmiş kişiler aynı hukuki zeminde değerlendirilemez. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi korunmalıdır. Ancak bu ilke, cezasızlık üretmenin aracı hâline de getirilmemelidir.

Bir terör örgütünün silah bırakması devlete verilmiş bir taviz değildir. Bir iyilik hiç değildir. Silah bırakmak, hukuk düzenine dönüşün ilk ve vazgeçilmez şartıdır. Devlet, silah bırakılması karşılığında anayasal ilkelerini pazarlık konusu yapamaz. Üniter devlet yapısı tartışılamaz.

Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü tartışılamaz. Bayrağımız tartışılamaz. Resmî dilimiz tartışılamaz. Millî egemenlik anlayışımız tartışılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, terör örgütünün taleplerine göre yeniden şekillendirilemez.

Silah bırakan kişi hukuk düzenine teslim olur. Devlet ise hukuku uygular. Bu ilişkinin adı pazarlık değildir. Bu ilişkinin adı teslimiyet, adalet ve hukuk düzenine dönüştür. Terör örgütüne veya örgüt yöneticilerine örtülü bir siyasi statü kazandırılması, toplumsal barışa hizmet etmez. Tam tersine yeni tartışmaların kapısını açar.

Terör örgütünün yıllarca silahla elde edemediği hedeflerin, siyasi müzakere yoluyla verilmesi kabul edilemez. Bu durum terörü sona erdirmek yerine, gelecekte silaha başvurmayı teşvik edebilir. “Silahla talep eden sonunda kazanıyor” düşüncesinin yerleşmesine neden olabilir.

Devlet buna izin veremez.

Bu ülke terörle mücadelede ağır bedeller ödedi. Binlerce şehit verdi. Gazilerimiz oldu. Çocuklar yetim kaldı. Anneler evlatlarını toprağa verdi. Köyler boşaltıldı. İnsanlarımız doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kaldı.

Ekonomik ve toplumsal kaynaklarımız tüketildi. Yeni bir süreç yürütülürken bu acılar yok sayılamaz. Şehit ailelerine rağmen toplumsal barış kurulamaz. Gazilerin onuru zedelenerek kardeşlik sağlanamaz. Terör mağdurlarının adalet beklentisi görmezden gelinemez.

Devlet, şefkatli olmak kadar adil olmak zorundadır. Adalet duygusunu yıkan bir düzenleme, geçici bir sessizlik sağlayabilir. Fakat kalıcı huzur sağlayamaz. Çünkü gerçek barış, unutmak üzerine değil adalet üzerine kurulur.

Terörle mücadele, siyasi partilerin günlük hesaplarına bırakılamayacak kadar önemli bir devlet meselesidir. Bu süreçte Meclis yalnızca şekli bir onay makamı olarak görülmemelidir.

Milletvekilleri önlerine getirilen metni bütün yönleriyle incelemelidir. Teklifin gerekçesi açıkça yazılmalıdır. Kapsamı ve sınırları belirlenmelidir. Uygulama şartları somutlaştırılmalıdır. Denetim mekanizmaları kurulmalıdır. Yürütmeye sınırları belirsiz yetkiler verilmemelidir. Gizli mutabakatlara yer bırakılmamalıdır.

Millet adına karar verenler, millete hesap verebilmelidir. Muhalefetin itirazları düşmanlık olarak görülmemelidir. Eleştiriler süreci sabote etme girişimi gibi gösterilmemelidir.

İtiraz etmek demokrasinin gereğidir. Soru sormak milletvekillerinin görevidir. Şeffaflık istemek ise milletin hakkıdır. 

Devletler güvenle büyür. Liyakatle güç kazanır. Milletler ortak ülküler etrafında birleştiğinde kalıcı olur. Bir toplumu güçlü kılan yalnızca ekonomik göstergeler değil; güven, adalet, liyakat, üretim kabiliyeti ve ortak hedeflerdir.Bu nedenle devletin alacağı kararlar milletin güven duygusunu zedelememelidir.

Türkiye, başkalarının hazırladığı senaryolara göre hareket edemez. Bölgesel güçlerin hesaplarına göre yön belirleyemez.Terör örgütünün takvimine göre yasa çıkaramaz.Dış merkezlerin beklentilerine göre anayasal düzenini tartışmaya açamaz.

Kendi gündemini belirlemelidir. Kendi hukukunu uygulamalıdır. Kendi millî çıkarlarını korumalıdır. Kendi geleceğini başkalarının iradesine bırakmamalıdır.

Güçlü Türkiye; kendi tarihinden kopmayan, kendi değerlerinden utanmayan ve geleceğini dışarıdan dayatılan modellerle şekillendirmeyen Türkiye’dir.

Devlet aklının gerçek ölçüsü gizlilik değildir. Hukuktur. Adalettir. Şeffaflıktır. Millî çıkardır. Milletin güvenidir.

Devlet aklı, milletin iradesini aşındırmaz. Millet iradesinden güç alır. Devlet aklı, terör örgütünü muhatap hâline getirmez. Örgütü silahsızlandırır ve hukukun karşısına çıkarır.

Devlet aklı, toplumsal hafızayı silmez. Acıları unutturmaz. Şehitlerin emanetini korur. Devlet aklı, bugünün sorununu çözerken yarının güvenlik tehdidini üretmez.

Terörü sona erdirmek elbette önemlidir. Ancak terörü sona erdirmenin yolu, terörün taleplerini meşrulaştırmak değildir. Yol bellidir.

Silahlar kayıtsız ve şartsız bırakılmalıdır.

Örgütsel yapı bütün unsurlarıyla dağıtılmalıdır.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışma konusu yapılmamalıdır.

Süreç Meclis denetiminde yürütülmelidir.

Millete doğru ve eksiksiz bilgi verilmelidir.

Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.

Şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin onuruna sahip çıkılmalıdır.

Çünkü devlet aklı, millî iradesiz olmaz. Millî irade de hukuksuz, adaletsiz ve şeffaflıktan uzak bir süreçle temsil edilemez. Terörsüz Türkiye’ye evet. Terör örgütüyle pazarlığa hayır.

Hukuka evet. Cezasızlığa hayır. Kardeşliğe evet. Millî egemenlikten tavize hayır.

Devletin gücü, terör örgütüyle aynı masaya oturmasında değil; hukuktan ayrılmadan terörü sona erdirmesinde görülür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.