İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Aynı Gökyüzünün İki Yolcusu

Sevgili oğullarım Nihat Efe ve Ahmet Utku, Bazı yazılar vardır; insan onları kalemiyle değil, yüreğiyle yazar. Okuyucularımın hoşgörüsüyle bu yazı da onlardan biri. Biraz uzun ama umarım sabrınızı zorlamaz.  Bugün oğullarıma bir yayıncı, bir bürokrat, bir iletişimci, bir aktivist, bir yazar ya da hayatın içinde yıllarını geçirmiş bir insan olarak değil; bir baba olarak seslenmek istiyorum. Siz ikizsiniz. Çocukluk yıllarınızı, gençlik heyecanlarınızı, umutlarınızı ve hayallerinizi yan yana yaşadınız. Fakat hayat size başlangıçta iki farklı yol çizdi. Efe, sen hukuku seçtin. Hukukun dilini, adaletin terazisini, hak aramanın sorumluluğunu öğrendin. Avukat oldun. Utku, sen mühendisliği seçtin. Maden mühendisliğinin analitik düşüncesini, hesap yapmayı, riski değerlendirmeyi, bilimin ve tekniğin disiplinini öğrendin. Sonra hayat ikinizi de başka bir yerde yeniden buluşturdu: Gökyüzünde. Efe, avukatlıktan pilotluğa geçtin ve Pegasus ailesine katıldın. Utku, maden mühendisliğinden pilotluğa yöneldin ve SunExpress ailesinde gökyüzüne kanat açtın. İki ayrı yol, sonunda aynı gökyüzünde birleşti. Bir baba için bundan daha güzel bir hayat hikâyesi olabilir mi? Bugün gökyüzünde sadece bulutları görmüyorum. Bir yerlerde uçan iki oğlumu hayal ediyor, düşünüyorum. Ve sizinle gurur duyuyorum. Ben sizin pilot olmanızla gurur duyuyorum; fakat bundan daha fazla, kendi yolunuzu arama cesaretinizden gurur duyuyorum. Çünkü bazen insanın en büyük başarısı kendisine ait olmayan bir yolda yürüdüğünü fark ettiğinde yeni bir yol seçebilme cesaretidir. Siz bunu yaptınız.  Tarihimizde babadan oğula söylenmiş çok kıymetli sözler vardır. Ertuğrul Gazi'nin Osman Bey'e öğüdü bunlardan biridir: “Beni kır; Şeyh Edebali'yi kırma.” Ardından çok daha önemli bir ölçü gelir: “Terazisi dirhem şaşmaz.” Bu sözün üzerinden yüzyıllar geçti. Ama özü eskimedi. “Evladım, yalnızca seni seven insanları değil, sana doğruyu söyleyen insanları dinle. Bilgeliğe saygı göster. Kendinden daha çok bilenin önünde öğrenmekten utanma. Seni uyaran insanı düşman görme. Ve hayatın terazisini şaşırtma.” Bugün ne oba var ne de Osman Bey... Sizin dünyanızda kokpitler var. Uçuş bilgisayarları var. Kontrol listeleri var. Simülatörler var. Yapay zekâ var. Küresel rekabet var. Saniyeler içerisinde alınması gereken kararlar var. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin değişmeyen bir şey var: İnsan karakteri. Ertuğrul Gazi'nin yüzyıllar öncesinden gelen öğüdünden hareketle, ben de bugünün dünyasında iki oğluma acizane birkaç öğüt bırakmak istiyorum. Oğullarım:  Teraziniz şaşmasın. Hayatta her zaman bir teraziniz olsun. Hukukta bunun adı adalettir. Mühendislikte ölçüdür. Havacılıkta emniyettir. Hayatta ise vicdandır. Hangi durumda olursanız olun o teraziyi kaybetmeyin. Gökyüzünde yükseldikçe daha mütevazı olun. Mesleğiniz size kelimenin gerçek anlamıyla yükselmeyi öğretecek. Ama insanın asıl yüksekliği irtifasıyla değil, karakteriyle ölçülür. Uçağı binlerce metre yükseltebilirsiniz. Önemli olan egonuzu aynı ölçüde yükseltmemektir. İrtifanız yükselsin; kibriniz değil. Kontrol listesini yalnızca kokpitte kullanmayın. Havacılığın en güzel taraflarından biri, insana hafızasına sınırsız güvenmemeyi öğretmesidir. Kontrol edilir. Teyit edilir. Tekrar bakılır. Hayatta da böyle olun. Büyük kararlarınızın bir kontrol listesi olsun: Doğru mu? Adil mi? Ahlaki mi? Aileme zarar verir mi? Bir insanın hakkını ihlal eder mi? Yarın arkasında durabilir miyim? Bu soruları sorun, geçmeyen kararı uygulamayın. “Ben hata yapmam” demeyin. Havacılık insana çok önemli bir gerçeği öğretir: İnsan hata yapabilir. Gerçek profesyonellik hata yapmayacağını düşünmek değil, hata ihtimalini yönetebilmektir. Hayatta da böyledir. Yanlış yaptığınızda kabul edin. Özür dilemeniz gerekiyorsa dileyin. Düzeltmeniz gerekiyorsa düzeltin. Hatasını kabul edebilmek insanı küçültmez. Aksine büyütür. Yanınızdaki insanın sözünü dinleyin. Bir gün çok tecrübeli olabilirsiniz. Binlerce saat uçabilirsiniz. Ama yanınızdaki kişinin gördüğünü siz görmeyebilirsiniz. Makamınız, kıdeminiz veya tecrübeniz ne olursa olsun insanların konuşmasına izin verin. Doğru sözün kimden geldiğine değil, doğru olup olmadığına bakın. Emniyeti hiçbir baskıya feda etmeyin. Zaman baskısı olabilir. Program baskısı olabilir. Ticari beklenti olabilir. İnsanların sizden beklentileri olabilir. Fakat bazı konular pazarlığa açık değildir. İnsan hayatı bunların başında gelir. Mesleğinizde de hayatınızda da temel ilkeniz şu olsun: Önce insan. Mesleğinizden daha büyük olduğunuzu düşünmeyin. Üniforma değerlidir. Pilotluk itibarlı bir meslektir. Ama üniformayı çıkarınca geriye kim kaldığı daha önemlidir. İnsanların size üniformanız nedeniyle değil, karakteriniz nedeniyle saygı duymasını sağlayın. Öğrenmeyi hiçbir zaman bırakmayın. Diplomalarınız size bir meslek kazandırdı. Pilotluk size yeni bir meslek kazandırdı. Fakat hayatın okulu hiçbir zaman bitmeyecek. Yeni teknolojiler gelecek. Yeni uçaklar gelecek. Yeni sistemler gelecek. Yapay zekâ havacılığın birçok alanını değiştirecek. Bilginize güvenin ama bilginizi hiçbir zaman yeterli görmeyin. Parayı başarı ölçüsü yapmayın. İyi kazanabilirsiniz. Güzel yaşayabilirsiniz. Fakat paranın satın alamayacağı şeyler olduğunu unutmayın: İtibar. Güven. Dostluk. Vicdan. Aile. İyi bir isim. Bunlardan herhangi birini daha fazla para uğruna kaybetmeyin. Kardeşliğinizi koruyun. Sizden özellikle istediğim budur. Hayat ikinizi farklı şirketlere, farklı şehirlere, farklı rotalara götürebilir. Biriniz Pegasus kokpitinde, diğeriniz SunExpress kokpitinde uçabilirsiniz. Programlarınız uyuşmayabilir. Aylarca aynı sofrada oturamayabilirsiniz. Ama hiçbir meslek, hiçbir makam, hiçbir para kardeşliğinizden daha kıymetli değildir. Siz ikizsiniz. Bu bağ hayatın size verdiği en özel hediyelerden biridir. Onu koruyun. Ailenize zaman ayırın. Havacılığın saati farklıdır. Bayram günü uçabilirsiniz. Gecenin bir yarısı görevde olabilirsiniz. Herkes tatildeyken çalışabilirsiniz. Bu mesleğin doğası budur. Ama boş zamanlarınızı da kıymetlendirin. Bir gün kendi ailelerinizi kurduğunuzda eşinize ve çocuklarınıza vakit ayırın. Çünkü zamanın telafisi yoktur. Ülkenize karşı sorumluluğunuzu unutmayın. İyi yetişmiş her insan bu ülkenin değeridir. Siz aldığınız eğitimlerle ve yeni mesleğinizle Türkiye'nin yetişmiş insan kaynağının bir parçasısınız. Bilginizi yalnızca kendiniz için kullanmayın. Gençlere örnek olun. Tecrübelerinizi paylaşın. Sizden sonra gelenlerin önünü açın. Bir gencin hayatına dokunabilirseniz bunu ihmal etmeyin. İnsanların size güvenebileceği insanlar olun. Bir insan için en büyük sermaye güvenilir olmaktır. Söz verdiğinizde yapın. Yapamayacağınız sözü vermeyin. Borçlandığınızda ödeyin. Yanlış gördüğünüzde susmayın. Doğru bildiğinizden menfaat için vazgeçmeyin. İnsanlar arkanızdan: “Ona güvenebilirsin.” diyebiliyorsa, büyük bir servete sahipsiniz demektir. Başarıyı yalnızca yükselmek sanmayın. Her uçak yükseldikten sonra tekrar yere iner. Bu bana hayatı hatırlatıyor. Makamlar da böyledir. Şöhret de böyledir. Para da böyledir. İnsan hayatında sürekli yükselmez. Bazen yükselir. Bazen alçalır. Bazen bekler. Bazen yeniden başlar. Önemli olan hangi irtifada bulunduğunuz değil, her irtifada karakterinizi koruyabilmenizdir. Sevgili Efe, senin yolculuğunda beni özellikle düşündüren bir şey var. Hukuku okudun. Avukat oldun. Sonra hayatına başka bir yön vermeye karar verdin. Pilotluğu seçtin. Belki bazı insanlar sana: “Bunca hukuk eğitimi ne olacak?” diye sormuş olabilir. Ben böyle düşünmüyorum. Hiçbir doğru eğitim boşa gitmez. Hukukun sana kazandırdığı muhakeme yeteneğini, sorumluluk bilincini, hak ve adalet duygusunu yanında taşı. Şimdi Pegasus kokpitinde başka türden kararlar vereceksin. Ama inanıyorum ki hukuk eğitiminden kazandığın düşünme disiplini hayatının her alanında seninle olacak. Bazen insanın gerçek mesleğini bulması için önce başka bir yoldan geçmesi gerekir. Sen kendi yolunu buldun. Yolun ve gökyüzün açık olsun. Sevgili Utku, sen de mühendislikten geldin. Maden mühendisliği sana hesabı, tekniği, analizi ve risk kavramını öğretti. Sonra sen de gözünü gökyüzüne çevirdin. Şimdi SunExpress ailesinde pilot olarak yeni bir yolculuktasın. Mühendislik disiplinini kokpite taşı. Rakamların arkasındaki gerçeği görmeyi öğrendiğin gibi, uçuşta da küçük ayrıntıları önemse. Çünkü hem mühendislik hem havacılık insana aynı şeyi öğretir: Küçük görünen bir ayrıntı bazen büyük sonuçlar doğurabilir. Disiplininden vazgeçme. Merakını kaybetme. Öğrenmeye devam et. Senin de yolun ve gökyüzün açık olsun. Bir baba olarak bazen düşünüyorum. Hayat ne kadar ilginç… Bir oğlum hukuku seçiyor. Diğeri maden mühendisliğini. Sonra yıllar geçiyor. İkisi de pilot oluyor. Biri Pegasus kokpitinde… Diğeri SunExpress kokpitinde… Aynı gökyüzünün iki ayrı yolcusu. Belki bir gün aynı hava sahasında birbirinizin uçuşunu telsizden duyacaksınız. Belki biriniz inerken diğeriniz kalkacak. Belki binlerce metre yüksekte yollarınız farkında olmadan kesişecek. İşte o gün, dünyanın neresinde olursam olayım, bunu bilmek bile bana yeter. Çünkü bir babanın hayali çocuklarının kendisine benzemesi değildir. Kendilerinin en iyi hâline ulaşmalarıdır. Bu yazının sonunda size yalnızca öğüt vermek istemiyorum. Size teşekkür etmek de istiyorum. Bana babalığı öğrettiğiniz için teşekkür ederim. Çocukluğunuzla evimi şenlendirdiğiniz için… Gençliğinizle beni heyecanlandırdığınız için… Başarılarınızla beni sevindirdiğiniz için… Kendi kararlarınızı verecek cesareti gösterdiğiniz için… Ve bugün gökyüzüne baktığımda bana iki ayrı gurur sebebi verdiğiniz için teşekkür ederim.  Bir baba çocuklarına her şeyi bırakamayabilir. Servet bırakamayabilir. Makam, unvan bırakmayabilir. Bunların hiçbiri zaten gerçek anlamda miras değildir. Ben size mümkünse üç şey bırakmak isterim: Temiz bir isim. Doğru bir pusula. Şaşmayan bir terazi. Pusulanız vicdanınız olsun. Teraziniz adalet olsun. Rotanız doğruluk olsun. Ve hayatınız boyunca ne kadar yükselirseniz yükselin, kalktığınız yeri unutmayın. Sevgili Efe… Sevgili Utku… Bugün ikiniz de gökyüzündesiniz meslek hayatınıza devam ediyorsunuz. Ben ise yerden sizi izleyen bir babayım. Belki uçaklarınızı ayırt edemem. Belki hangi kokpitte olduğunuzu göremem, bilemem. Ama gökyüzünden geçen her uçağa artık başka bir duyguyla bakıyorum. Çünkü biliyorum ki bir yerlerde iki oğlum da gökyüzünde. Sizinle gurur duyuyorum. Fakat sizden son bir isteğim var: İyi pilot olun. Çok iyi pilot olun. Ama her şeyden önce iyi insan olun. Çünkü bir gün; kaç saat uçtuğunuzdan, hangi uçağı kullandığınızdan, hangi makama geldiğinizden daha önemli bir soru kalacak aklınızda:“Bu hayatı yaşarken nasıl bir insan oldum?”O soruya gönül rahatlığıyla cevap verebiliyorsanız rotanızı doğru çizmişsiniz demektir. Yüzyıllar öncesinden gelen o kadim ölçüyü ben de bugün iki oğluma bırakıyorum: Teraziniz dirhem şaşmasın. Gökyüzünüz açık olsun oğullarım. Uçuşlarınız emniyetli olsun. Başınız dik olsun. Gönlünüz mütevazı olsun. Kardeşliğiniz daim olsun. Ve dünyanın neresine uçarsanız uçun, şunu hiç unutmayın: Yerde sizi bekleyen ve sizinle gurur duyan bir aileniz bir babanız var.
Ekleme Tarihi: 14 Ağustos 2026 -Cuma
İlhan İŞMAN

Aynı Gökyüzünün İki Yolcusu

Sevgili oğullarım Nihat Efe ve Ahmet Utku,

Bazı yazılar vardır; insan onları kalemiyle değil, yüreğiyle yazar. Okuyucularımın hoşgörüsüyle bu yazı da onlardan biri. Biraz uzun ama umarım sabrınızı zorlamaz. 

Bugün oğullarıma bir yayıncı, bir bürokrat, bir iletişimci, bir aktivist, bir yazar ya da hayatın içinde yıllarını geçirmiş bir insan olarak değil; bir baba olarak seslenmek istiyorum.

Siz ikizsiniz. Çocukluk yıllarınızı, gençlik heyecanlarınızı, umutlarınızı ve hayallerinizi yan yana yaşadınız.

Fakat hayat size başlangıçta iki farklı yol çizdi. Efe, sen hukuku seçtin. Hukukun dilini, adaletin terazisini, hak aramanın sorumluluğunu öğrendin. Avukat oldun.

Utku, sen mühendisliği seçtin. Maden mühendisliğinin analitik düşüncesini, hesap yapmayı, riski değerlendirmeyi, bilimin ve tekniğin disiplinini öğrendin. Sonra hayat ikinizi de başka bir yerde yeniden buluşturdu: Gökyüzünde.

Efe, avukatlıktan pilotluğa geçtin ve Pegasus ailesine katıldın. Utku, maden mühendisliğinden pilotluğa yöneldin ve SunExpress ailesinde gökyüzüne kanat açtın. İki ayrı yol, sonunda aynı gökyüzünde birleşti. Bir baba için bundan daha güzel bir hayat hikâyesi olabilir mi?

Bugün gökyüzünde sadece bulutları görmüyorum. Bir yerlerde uçan iki oğlumu hayal ediyor, düşünüyorum. Ve sizinle gurur duyuyorum.

Ben sizin pilot olmanızla gurur duyuyorum; fakat bundan daha fazla, kendi yolunuzu arama cesaretinizden gurur duyuyorum. Çünkü bazen insanın en büyük başarısı kendisine ait olmayan bir yolda yürüdüğünü fark ettiğinde yeni bir yol seçebilme cesaretidir. Siz bunu yaptınız. 

Tarihimizde babadan oğula söylenmiş çok kıymetli sözler vardır. Ertuğrul Gazi'nin Osman Bey'e öğüdü bunlardan biridir:

“Beni kır; Şeyh Edebali'yi kırma.” Ardından çok daha önemli bir ölçü gelir: “Terazisi dirhem şaşmaz.”

Bu sözün üzerinden yüzyıllar geçti. Ama özü eskimedi. “Evladım, yalnızca seni seven insanları değil, sana doğruyu söyleyen insanları dinle. Bilgeliğe saygı göster. Kendinden daha çok bilenin önünde öğrenmekten utanma. Seni uyaran insanı düşman görme. Ve hayatın terazisini şaşırtma.”

Bugün ne oba var ne de Osman Bey... Sizin dünyanızda kokpitler var. Uçuş bilgisayarları var. Kontrol listeleri var. Simülatörler var. Yapay zekâ var. Küresel rekabet var. Saniyeler içerisinde alınması gereken kararlar var. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin değişmeyen bir şey var: İnsan karakteri.

Ertuğrul Gazi'nin yüzyıllar öncesinden gelen öğüdünden hareketle, ben de bugünün dünyasında iki oğluma acizane birkaç öğüt bırakmak istiyorum.

Oğullarım: 

Teraziniz şaşmasın. Hayatta her zaman bir teraziniz olsun. Hukukta bunun adı adalettir. Mühendislikte ölçüdür. Havacılıkta emniyettir. Hayatta ise vicdandır. Hangi durumda olursanız olun o teraziyi kaybetmeyin.

Gökyüzünde yükseldikçe daha mütevazı olun. Mesleğiniz size kelimenin gerçek anlamıyla yükselmeyi öğretecek. Ama insanın asıl yüksekliği irtifasıyla değil, karakteriyle ölçülür. Uçağı binlerce metre yükseltebilirsiniz. Önemli olan egonuzu aynı ölçüde yükseltmemektir. İrtifanız yükselsin; kibriniz değil.

Kontrol listesini yalnızca kokpitte kullanmayın. Havacılığın en güzel taraflarından biri, insana hafızasına sınırsız güvenmemeyi öğretmesidir. Kontrol edilir. Teyit edilir. Tekrar bakılır. Hayatta da böyle olun. Büyük kararlarınızın bir kontrol listesi olsun: Doğru mu? Adil mi? Ahlaki mi? Aileme zarar verir mi? Bir insanın hakkını ihlal eder mi? Yarın arkasında durabilir miyim? Bu soruları sorun, geçmeyen kararı uygulamayın.

“Ben hata yapmam” demeyin. Havacılık insana çok önemli bir gerçeği öğretir: İnsan hata yapabilir. Gerçek profesyonellik hata yapmayacağını düşünmek değil, hata ihtimalini yönetebilmektir. Hayatta da böyledir. Yanlış yaptığınızda kabul edin. Özür dilemeniz gerekiyorsa dileyin. Düzeltmeniz gerekiyorsa düzeltin. Hatasını kabul edebilmek insanı küçültmez. Aksine büyütür.

Yanınızdaki insanın sözünü dinleyin. Bir gün çok tecrübeli olabilirsiniz. Binlerce saat uçabilirsiniz. Ama yanınızdaki kişinin gördüğünü siz görmeyebilirsiniz. Makamınız, kıdeminiz veya tecrübeniz ne olursa olsun insanların konuşmasına izin verin. Doğru sözün kimden geldiğine değil, doğru olup olmadığına bakın.

Emniyeti hiçbir baskıya feda etmeyin. Zaman baskısı olabilir. Program baskısı olabilir. Ticari beklenti olabilir. İnsanların sizden beklentileri olabilir. Fakat bazı konular pazarlığa açık değildir. İnsan hayatı bunların başında gelir. Mesleğinizde de hayatınızda da temel ilkeniz şu olsun: Önce insan.

Mesleğinizden daha büyük olduğunuzu düşünmeyin. Üniforma değerlidir. Pilotluk itibarlı bir meslektir. Ama üniformayı çıkarınca geriye kim kaldığı daha önemlidir. İnsanların size üniformanız nedeniyle değil, karakteriniz nedeniyle saygı duymasını sağlayın.

Öğrenmeyi hiçbir zaman bırakmayın. Diplomalarınız size bir meslek kazandırdı. Pilotluk size yeni bir meslek kazandırdı. Fakat hayatın okulu hiçbir zaman bitmeyecek. Yeni teknolojiler gelecek. Yeni uçaklar gelecek. Yeni sistemler gelecek. Yapay zekâ havacılığın birçok alanını değiştirecek. Bilginize güvenin ama bilginizi hiçbir zaman yeterli görmeyin.

Parayı başarı ölçüsü yapmayın. İyi kazanabilirsiniz. Güzel yaşayabilirsiniz. Fakat paranın satın alamayacağı şeyler olduğunu unutmayın: İtibar. Güven. Dostluk. Vicdan. Aile. İyi bir isim. Bunlardan herhangi birini daha fazla para uğruna kaybetmeyin.

Kardeşliğinizi koruyun. Sizden özellikle istediğim budur. Hayat ikinizi farklı şirketlere, farklı şehirlere, farklı rotalara götürebilir. Biriniz Pegasus kokpitinde, diğeriniz SunExpress kokpitinde uçabilirsiniz. Programlarınız uyuşmayabilir. Aylarca aynı sofrada oturamayabilirsiniz. Ama hiçbir meslek, hiçbir makam, hiçbir para kardeşliğinizden daha kıymetli değildir. Siz ikizsiniz. Bu bağ hayatın size verdiği en özel hediyelerden biridir. Onu koruyun.

Ailenize zaman ayırın. Havacılığın saati farklıdır. Bayram günü uçabilirsiniz. Gecenin bir yarısı görevde olabilirsiniz. Herkes tatildeyken çalışabilirsiniz. Bu mesleğin doğası budur. Ama boş zamanlarınızı da kıymetlendirin. Bir gün kendi ailelerinizi kurduğunuzda eşinize ve çocuklarınıza vakit ayırın. Çünkü zamanın telafisi yoktur.

Ülkenize karşı sorumluluğunuzu unutmayın. İyi yetişmiş her insan bu ülkenin değeridir. Siz aldığınız eğitimlerle ve yeni mesleğinizle Türkiye'nin yetişmiş insan kaynağının bir parçasısınız. Bilginizi yalnızca kendiniz için kullanmayın. Gençlere örnek olun. Tecrübelerinizi paylaşın. Sizden sonra gelenlerin önünü açın. Bir gencin hayatına dokunabilirseniz bunu ihmal etmeyin.

İnsanların size güvenebileceği insanlar olun. Bir insan için en büyük sermaye güvenilir olmaktır. Söz verdiğinizde yapın. Yapamayacağınız sözü vermeyin. Borçlandığınızda ödeyin. Yanlış gördüğünüzde susmayın. Doğru bildiğinizden menfaat için vazgeçmeyin. İnsanlar arkanızdan: “Ona güvenebilirsin.” diyebiliyorsa, büyük bir servete sahipsiniz demektir.

Başarıyı yalnızca yükselmek sanmayın. Her uçak yükseldikten sonra tekrar yere iner. Bu bana hayatı hatırlatıyor. Makamlar da böyledir. Şöhret de böyledir. Para da böyledir. İnsan hayatında sürekli yükselmez. Bazen yükselir. Bazen alçalır. Bazen bekler. Bazen yeniden başlar. Önemli olan hangi irtifada bulunduğunuz değil, her irtifada karakterinizi koruyabilmenizdir.

Sevgili Efe, senin yolculuğunda beni özellikle düşündüren bir şey var. Hukuku okudun. Avukat oldun. Sonra hayatına başka bir yön vermeye karar verdin. Pilotluğu seçtin. Belki bazı insanlar sana: “Bunca hukuk eğitimi ne olacak?” diye sormuş olabilir. Ben böyle düşünmüyorum. Hiçbir doğru eğitim boşa gitmez.

Hukukun sana kazandırdığı muhakeme yeteneğini, sorumluluk bilincini, hak ve adalet duygusunu yanında taşı. Şimdi Pegasus kokpitinde başka türden kararlar vereceksin. Ama inanıyorum ki hukuk eğitiminden kazandığın düşünme disiplini hayatının her alanında seninle olacak. Bazen insanın gerçek mesleğini bulması için önce başka bir yoldan geçmesi gerekir. Sen kendi yolunu buldun. Yolun ve gökyüzün açık olsun.

Sevgili Utku, sen de mühendislikten geldin. Maden mühendisliği sana hesabı, tekniği, analizi ve risk kavramını öğretti. Sonra sen de gözünü gökyüzüne çevirdin.

Şimdi SunExpress ailesinde pilot olarak yeni bir yolculuktasın. Mühendislik disiplinini kokpite taşı. Rakamların arkasındaki gerçeği görmeyi öğrendiğin gibi, uçuşta da küçük ayrıntıları önemse. Çünkü hem mühendislik hem havacılık insana aynı şeyi öğretir: Küçük görünen bir ayrıntı bazen büyük sonuçlar doğurabilir. Disiplininden vazgeçme. Merakını kaybetme. Öğrenmeye devam et. Senin de yolun ve gökyüzün açık olsun.

Bir baba olarak bazen düşünüyorum. Hayat ne kadar ilginç… Bir oğlum hukuku seçiyor. Diğeri maden mühendisliğini. Sonra yıllar geçiyor. İkisi de pilot oluyor.

Biri Pegasus kokpitinde… Diğeri SunExpress kokpitinde…

Aynı gökyüzünün iki ayrı yolcusu. Belki bir gün aynı hava sahasında birbirinizin uçuşunu telsizden duyacaksınız. Belki biriniz inerken diğeriniz kalkacak. Belki binlerce metre yüksekte yollarınız farkında olmadan kesişecek. İşte o gün, dünyanın neresinde olursam olayım, bunu bilmek bile bana yeter. Çünkü bir babanın hayali çocuklarının kendisine benzemesi değildir. Kendilerinin en iyi hâline ulaşmalarıdır.

Bu yazının sonunda size yalnızca öğüt vermek istemiyorum. Size teşekkür etmek de istiyorum. Bana babalığı öğrettiğiniz için teşekkür ederim. Çocukluğunuzla evimi şenlendirdiğiniz için… Gençliğinizle beni heyecanlandırdığınız için… Başarılarınızla beni sevindirdiğiniz için… Kendi kararlarınızı verecek cesareti gösterdiğiniz için… Ve bugün gökyüzüne baktığımda bana iki ayrı gurur sebebi verdiğiniz için teşekkür ederim. 

Bir baba çocuklarına her şeyi bırakamayabilir. Servet bırakamayabilir. Makam, unvan bırakmayabilir. Bunların hiçbiri zaten gerçek anlamda miras değildir. Ben size mümkünse üç şey bırakmak isterim:

Temiz bir isim.

Doğru bir pusula.

Şaşmayan bir terazi.

Pusulanız vicdanınız olsun. Teraziniz adalet olsun. Rotanız doğruluk olsun. Ve hayatınız boyunca ne kadar yükselirseniz yükselin, kalktığınız yeri unutmayın.

Sevgili Efe… Sevgili Utku…

Bugün ikiniz de gökyüzündesiniz meslek hayatınıza devam ediyorsunuz. Ben ise yerden sizi izleyen bir babayım. Belki uçaklarınızı ayırt edemem. Belki hangi kokpitte olduğunuzu göremem, bilemem. Ama gökyüzünden geçen her uçağa artık başka bir duyguyla bakıyorum.

Çünkü biliyorum ki bir yerlerde iki oğlum da gökyüzünde. Sizinle gurur duyuyorum. Fakat sizden son bir isteğim var:

İyi pilot olun. Çok iyi pilot olun. Ama her şeyden önce iyi insan olun.

Çünkü bir gün; kaç saat uçtuğunuzdan, hangi uçağı kullandığınızdan, hangi makama geldiğinizden daha önemli bir soru kalacak aklınızda:“Bu hayatı yaşarken nasıl bir insan oldum?”O soruya gönül rahatlığıyla cevap verebiliyorsanız rotanızı doğru çizmişsiniz demektir. Yüzyıllar öncesinden gelen o kadim ölçüyü ben de bugün iki oğluma bırakıyorum:

Teraziniz dirhem şaşmasın.

Gökyüzünüz açık olsun oğullarım.

Uçuşlarınız emniyetli olsun.

Başınız dik olsun.

Gönlünüz mütevazı olsun.

Kardeşliğiniz daim olsun.

Ve dünyanın neresine uçarsanız uçun, şunu hiç unutmayın:

Yerde sizi bekleyen ve sizinle gurur duyan bir aileniz bir babanız var.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.