Çalışma hayatı aynı zamanda insan onurunun korunduğu bir alandır.
Bu yüzden işyerinde şiddet ve taciz, bireysel bir mesele olarak görülemez.
Bu konu, doğrudan bir insan hakkı ve çalışma barışı meselesidir.
Mobbing ile Mücadele Derneği olarak yıllardır aynı gerçeği anlatıyoruz.
Şiddet, taciz ve mobbing sadece çalışanı yormaz.
Kurumu da zedeler.
İş barışını da bozar.
Verimi de düşürür.
Güveni de sarsar.
Bugün bu başlıkta dünyanın en önemli ortak metinlerinden biri ILO C190’dır.
Bu sözleşme, çalışma hayatında şiddet ve tacizi ilk kez ortak bir uluslararası çerçeveye bağladı.
Aynı zamanda herkes için şiddet ve tacizden arınmış bir çalışma hayatını bir hak olarak tanımladı.
ILO C190’u onaylayan ülkeler önemli kazanımlar elde etti.
Önce kavramlar netleşti.
Sorunun adı açık biçimde kondu.
Sonra devlet, işçi ve işveren kesimleri aynı zeminde konuşmaya başladı.
Bu da sosyal diyaloğu güçlendirdi.
Çözüm üretme kapasitesini artırdı.
Bu sözleşme ülkelerde sadece hukuki farkındalık yaratmadı.
Kurumsal dönüşümü de hızlandırdı.
İşyeri politikaları yeniden yazıldı.
Eğitim programları öne çıktı.
Başvuru ve şikâyet mekanizmaları daha görünür hale geldi.
Önleme, koruma, yaptırım ve telafi başlıkları daha sistemli konuşulmaya başladı.
En önemli katkılardan biri de toplu pazarlık alanında görüldü.
Birçok ülkede toplu sözleşmelere şiddet ve tacizle mücadele hükümleri girdi.
İkili komiteler kuruldu.
Şikâyet kurulları güçlendirildi.
Konu, iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla da ele alınmaya başladı.
Böylece mesele sadece şikâyet sonrası değil, risk ortaya çıkmadan önce de yönetilmeye başlandı.
Somut örnekler de bunu gösteriyor.
Fransa’da C190 doğrultusunda işyerlerinde cinsel taciz ve cinsiyetçi davranışlarla mücadeleye ilişkin kurumsal sorumluluklar güçlendirildi.
Güney Afrika’da ise onay sürecinin ardından işyerinde tacizin önlenmesine ilişkin uygulama kodu güncellendi ve C190’un dili ulusal çerçeveye taşındı.
Bütün bunlar bize şunu söylüyor.
ILO C190 sadece bir sözleşme değildir.
Aynı zamanda bir yol haritasıdır.
Çalışma hayatında saygıyı büyüten bir çerçevedir.
Sosyal diyaloğu güçlendiren bir araçtır.
Çalışma barışını koruyan bir dayanak noktasıdır.
Çünkü kurallar netleşince sessizlik azalır.
Mekanizmalar kurulunca yalnızlık azalır.
Sosyal diyalog güçlenince çatışma değil çözüm öne çıkar.
İşte bu anlayışla, 15 Nisan 2026 Çarşamba günü Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü Kültür Merkezi Kırmızı Salon’da “Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizle Mücadele” başlıklı sempozyumumuzu gerçekleştireceğiz.
Bu buluşmayı sadece bir toplantı olarak görmüyoruz.
Bunu ortak aklın güçlenmesi için önemli bir zemin olarak değerlendiriyoruz.
Hukuku, sosyal diyaloğu, toplu pazarlığı ve uygulama mekanizmalarını birlikte konuşacağız.
Çünkü çözüm, ancak istişare ve ortak akılla birlikte kurulursa kalıcı olur.
Biz inanıyoruz.
Şiddetten ve tacizden arınmış bir çalışma hayatı mümkündür.
Daha güvenli işyerleri mümkündür.
Daha güçlü sosyal diyalog mümkündür.
Daha sağlam çalışma barışı mümkündür.
Yeter ki insan onurunu merkeze alalım.
Yeter ki suskunluğu değil, çözümü büyütelim.
Tüm ilgili kurum ve kuruluşları, meslek profesyonellerini sempozyuma davet ediyoruz.
