Valiler Kararnamesi yayımlandı. Yeni valiler atandı. Her birine hayırlı olsun diyoruz.
Görevlerinde başarılar diliyoruz.
Valilik makamı sıradan bir makam değildir. Devletin ildeki yüzüdür. Kamu yönetiminin omurgasıdır. Adaletin, güvenin ve hizmet anlayışının sahadaki temsilidir.
Bu nedenle valiler sadece binaları, yolları, yatırımları ve güvenliği yönetmez.
İnsanı da yönetir. Kamu çalışanını da korur. Çalışma barışını da gözetir. Kurum kültürünü de şekillendirir.
Bugün kamu yönetiminde en önemli meselelerden biri de mobbingdir.
Yani işyerinde psikolojik tacizdir. Baskıdır. Dışlamadır. Yıldırmadır. İtibarsızlaştırmadır.
Susturmadır. Yok saymadır. Kişiyi kendi kurumunda yalnız bırakmaktır. Mobbing bazen açıkça yapılır. Bazen de sessizce işler. Bir görev verilmez. Bir çalışan toplantıya çağrılmaz.
Bir kişinin emeği görmezden gelinir. Tecrübeli insan kenara itilir. Liyakat sahibi personel pasifize edilir. Sonra kurum sessizleşir. Çalışan içine kapanır. Kamu hizmeti zayıflar.
Vatandaş bunun sonucunu hisseder. Çünkü çalışan mutsuzsa hizmet de aksar.
Kurum huzursuzsa verimlilik de düşer. İnsan kaynağı heba olursa devlet kapasitesi de zayıflar.
Bu nedenle mobbing sadece bireysel bir sorun değildir. Mobbing bir kamu yönetimi sorunudur. Bir insan hakkı sorunudur. Bir iş sağlığı ve güvenliği sorunudur. Bir hizmet kalitesi sorunudur. Bir kurum kültürü sorunudur. Kamu kurumlarında deneyimli, birikimli ve liyakat sahibi insan kaynağı kolay yetişmez.
Yıllar ister. Emek ister. Tecrübe ister. Devlet hafızası ister. Bir çalışanı küstürmek kolaydır.
Ama onun birikimini yeniden kazanmak zordur. Bir insanın meslek onurunu kırmak kolaydır.
Ama o insanın kuruma güvenini yeniden tesis etmek zordur. Bu yüzden insanı korumak gerekir. Çalışanı korumak gerekir. Onurlu çalışma hakkını korumak gerekir.
Her çalışan sadece maaş alan biri değildir. Her çalışan bir ailenin umududur.
Bir kurumun hafızasıdır. Bir kamu hizmetinin taşıyıcısıdır.
Bir devlet ciddiyetinin parçasıdır. Mobbing görmezden gelindiğinde ağır sonuçlar doğurabilir.
İnsanın ruhunda derin yaralar açabilir. Ailesini etkileyebilir. Sağlığını bozabilir.
Meslek hayatını bitirebilir. Bazen sessiz istifalara yol açar. Bazen ağır psikolojik çöküntülere neden olur. Bazen de hepimizi derinden sarsan intihar ya da şiddet vakalarına kadar uzanan acı sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle mobbing iddiaları hafife alınmamalıdır. “Basit bir personel anlaşmazlığı” denilerek geçiştirilmemelidir. Her şikâyet ciddiyetle ele alınmalıdır.
Her başvuru dikkatle dinlenmelidir. Her çalışan insan onuruna uygun bir yaklaşımla karşılanmalıdır.
2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi bu konuda önemli bir adımdır.
Genelge açık bir mesaj vermektedir. İşyerlerinde psikolojik taciz önlenmelidir.
Yöneticiler sorumluluk almalıdır. Çalışanlar bilgilendirilmelidir.
Başvurular gizlilik içinde ve ivedilikle incelenmelidir. Kurumlar önleyici tedbirler geliştirmelidir. Bu genelge sadece merkez teşkilatları için değildir.
İller için de önemli bir yol haritasıdır.
Bu noktada valilere büyük sorumluluk düşmektedir.
Valiler, illerinde kamu kurumları arasında koordinasyonu sağlayan en üst mülki idare amirleridir.
Bu nedenle mobbing ile mücadelede de öncü rol üstlenebilirler.
İl müdürlerini bilgilendirebilirler.
Kamu kurumlarında farkındalık toplantıları yapılmasını sağlayabilirler.
Psikososyal risklerin izlenmesini teşvik edebilirler.
Çalışma barışını güçlendiren bir yönetim iklimi oluşturabilirler.
Çünkü psikososyal risk değerlendirmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır.
İş sağlığı ve güvenliği sadece bina, yangın, makine ve ekipman güvenliği değildir.
Çalışanın ruh sağlığı da iş güvenliğinin parçasıdır.
Aşırı iş yükü bir risktir.
Görev belirsizliği bir risktir.
Adaletsiz görev dağılımı bir risktir.
Sürekli baskı bir risktir.
Dışlama bir risktir.
Kurum içi iletişimsizlik bir risktir.
Liyakatsiz uygulamalar bir risktir.
Bu riskler görülmezse sorun büyür.
Sorun büyürse insan yorulur.
İnsan yorulursa kurum zayıflar.
Kurum zayıflarsa kamu hizmeti zarar görür.
Oysa devletin görevi insanı tüketmek değildir.
İnsanı yaşatmaktır.
Çalışanı ezmek değildir.
Çalışanın emeğini değerli kılmaktır.
Yetki kullanmak değildir sadece.
Yetkiyi adaletle kullanmaktır.
Kamu yönetiminde görev, yetki ve sorumluluk önemlidir.
Ama hak da önemlidir. Hukuk da önemlidir. Adalet de önemlidir. Hakkaniyet de önemlidir.
Bir yönetici görev verebilir. Ama hakkı gözetmelidir. Yetki kullanabilir.
Ama hukuka bağlı kalmalıdır. Sorumluluk isteyebilir. Ama adaleti zedelememelidir.
Disiplin uygulayabilir. Ama ölçüyü kaçırmamalıdır. Çünkü kamu gücü kişisel üstünlük aracı değildir. Kamu gücü emanettir. Bu emanetin sınırı hukuktur.
Ruhu adalettir. Ölçüsü hakkaniyettir. Kamu yönetiminde empatik iletişim de çok önemlidir.
Çalışanı dinlemek gerekir. Sorunu anlamak gerekir. Kırmadan uyarmak gerekir.
Kişiyi değil, sorunu yönetmek gerekir. Nezaket dili kurumu güçlendirir.
Adalet duygusu aidiyeti artırır. Empati güven üretir. Hakkaniyet çalışma barışını besler.
Kurum kültürü de burada belirleyicidir. Bir kurumun duvarlarında yazan değerler yetmez.
O değerlerin koridorlarda yaşaması gerekir. Saygı yaşamalıdır. Liyakat yaşamalıdır. Adalet yaşamalıdır. Güven yaşamalıdır. İstişare yaşamalıdır.
Kamu hizmetinde üstün kamu yararı ve hizmet gerekleri de doğru anlaşılmalıdır.
Üstün kamu yararı, çalışanı değersizleştirmek değildir. Hizmet gerekleri, insan onurunu zedelemek değildir. Kamu hizmeti, çalışanı tüketerek güçlenmez. Çalışanı güçlendirerek güçlenir. Onurlu çalışma hakkı korunduğunda devlet güçlenir.
Liyakat korunduğunda kurum güçlenir. Çalışma barışı korunduğunda kamu hizmeti güçlenir.
Bugün valilerimize düşen görev büyüktür.
Yeni görevlerine başlarken illerinde adil, huzurlu ve mobbingsiz bir kamu yönetimi iklimi oluşturabilirler. Bu, sadece çalışanlar için değil, vatandaş için de önemlidir. Çünkü huzurlu kurum daha iyi hizmet üretir. Adil yönetilen kurum daha verimli çalışır. Liyakatli insan kaynağı korunan kurum daha güçlü olur. Bu nedenle Mobbing ile Mücadele Derneği olarak çağrımız yapıcıdır.
İyi niyetlidir.
Pozitiftir.
Kamu yararı odaklıdır.
Valilerimizi mobbing ile mücadelede öncü olmaya davet ediyoruz.
Kamu kurumlarımızı çalışma barışını korumaya davet ediyoruz.
Yöneticilerimizi empatik iletişime davet ediyoruz.
Tüm paydaşları “Mobbing ile Mücadele Kararlılık Beyanı”nı imzalamaya davet ediyoruz.
Bu beyan sembolik bir metin değildir. Bu beyan insan onuruna saygı sözüdür.
Çalışma barışını koruma iradesidir. Hak, hukuk, adalet ve hakkaniyet taahhüdüdür.
Psikolojik tacize karşı açık bir duruş belgesidir.
Unutmayalım.
İnsanı koruyan kurum güçlenir. Çalışanı duyan yönetim saygınlaşır. Adaleti gözeten devlet yücelir.
Mobbingsiz bir çalışma hayatı mümkündür.
Yeter ki niyet iyi olsun.
Yeter ki yönetim adil olsun.
Yeter ki insan onuru kamu yönetiminin merkezinde yer alsın.
