4 Eylül 2026…
Günlerden cuma…
Saat 18.53…
Telefonum çaldı.
Ekranda Serdar'ın adı yazıyordu.
Her zamanki gibi açtım telefonu. Ancak karşıdaki ses, alışık olduğum ses değildi.
Yirmi dört saniye sürdü görüşme.
Belki bir ömrün yanında hiçbir şeydi. Ama o yirmi dört saniye, günün bütün rengini değiştirmeye yetti. İnsan bazen duyduğu haberi değil, o haberin yüreğinde bıraktığı ağırlığı hatırlar. Ben de bugün ayrıntıları değil, içime çöken o duyguyu hatırlıyorum.
Serdar'ın hastanede olduğunu öğrendim.
Apar topar yola çıktım. Nasıl gittiğimi bugün bile tam olarak anlatamam. Direksiyonu ellerim mi tuttu, yoksa yılların dostluğu mu beni oraya taşıdı, bilmiyorum.
Yol boyunca gözlerimin önünden yıllar geçti.
Birlikte geçirilen mesailer...
Peşinden koşulan haberler...
Kimi zaman hararetli tartışmalar, kimi zaman kahkahalar...
Aynı şehre bakıp aynı dertleri paylaşan insanların biriktirdiği hatıralar...
Yıllarca aynı mesleğin içinde yürüdüğünüz bazı insanlar vardır. Zamanla meslektaşlığın sınırlarını aşarlar. Hayatınızın doğal bir parçasına dönüşürler. Bir haber olduğunda arayacağınız, bir mesele olduğunda fikrini merak edeceğiniz, sevincinizi de sıkıntınızı da paylaşacağınız insanlar...
Serdar benim için onlardan biri.
Gazeteciliği sadece yapmak için yapanlardan değildi. Yaşadığı şehri önemser, memleket meselelerini sahiplenir, inandığını söylemekten çekinmezdi. Kimi zaman bir televizyon ekranında, kimi zaman bir radyo mikrofonunda, kimi zaman da sosyal medyada...
Ama hangi mecrada olursa olsun, sözünün arkasında duran bir duruşu vardı.
Son yıllarda yollarımızı en sık buluşturan yer ise Erciyes FM stüdyolarıydı.
Her perşembe günü saat 14.30 ile 16.30 arasında aynı mikrofonun başında buluşurduk. Gündemi konuşur, şehri konuşur, bazen aynı fikirde olur bazen farklı pencerelerden bakardık. Yayın sona ererdi ama sohbet çoğu zaman bitmezdi.
Hastaneye giderken en çok da bunu düşündüm.
Daha geçen perşembe aynı stüdyoda yan yana oturduğunuz, birlikte yayın yaptığınız bir dostunuz için birkaç gün sonra dua ediyor oluyorsunuz.
Hayat bazen insanı en hazırlıksız anında yakalıyor.
Bir telefonla...
Yirmi dört saniyeyle...
Ve ardından derin bir sessizlikle...
Bugün dualarımız Serdar için.
Temennimiz, bu zorlu günleri geride bırakıp yeniden sağlığına kavuşması.
Çünkü bazı insanlar sadece kendi aileleri için değil, dostları için de kıymetlidir.
Yoklukları hemen hissedilir.
Eksiklikleri sessizce büyür.
Şimdi bir yandan hastaneden gelecek güzel haberleri beklerken, bir yandan da tanıdık bir sesi özlüyoruz.
Erciyes FM'de yeniden mikrofona uzanacağın günü...
Bir konuya yine heyecanla itiraz edeceğin günü...
Şehrin meselelerini yine aynı samimiyetle konuşacağın günü...
Belki günler sonra...
Belki haftalar sonra...
Telefon yine çalacak.
Ekranda yine senin adın yazacak.
Bu kez karşı tarafta bir başkasının sesi değil, yıllardır tanıdığımız o ses olacak.
İşte o zaman bugün içimize çöken endişe dağılacak.
Yerini tebessüme bırakacak.
Çünkü dostluk bazen aynı masada oturmak değildir.
Bir dostun sağlığı için edilen duada buluşabilmektir.
Şimdi bütün temennimiz aynı:
Yeniden araman.
Yeniden konuşman.
Yeniden gülmen.
Ve hiçbir şey olmamış gibi kaldığımız yerden devam etmemiz.
Biz burada olacağız Serdar.
Senin sesini duymayı bekleyerek...
Ama hepsinden önemlisi, sağlığına kavuştuğun haberini almayı bekleyerek.
