İnsanlık tarihinde, zihnin bir icadı olmaktan öte bazen bilginin ulaşabileceği en yüksek bir mertebe, bazen de her şeyin matematik diliyle yazıldığı "devasa kitap" dediğimiz evrenin düzeninin asıl kaynağı olan sayılar,
bazı insanların yaşadığı en kritik anları kronolojik olarak sıralandığında milletinin kaderinde de etkili olduğu görülür. Öyle ki, önüne geçilemez dediğimiz o "kader"; bir milletin tüm yükünü bir insanın omuzlarına yıktığında çizilen yolda atılan her adımı, her anı sayısal olmasının ötesinde içinde bir gizemi de barındırabilir.
İşte tarihçi ve numeroloji meraklıları da; 19. yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 yılında doğan ve 19. yüzyılda 19 yıl yaşayan, nüfus kütüğüne 19.sırada 19 harften oluşan "Mustafa Kemal Atatürk" adıyla kaydolan büyük önderimizin hayatında o benzerliği görünce "tesadüf" ya da "sınırları zorlayan bir uyum" olarak niteleyerek adeta giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olan bir kompozisyon yazmışlar:"Atatürk’ün Kodları"...
Tarihin sayfalarına baktığımızda; eğitimini ve gelişimini sağladığı 19 yılı, askerliği ve savaş alanlarında geçen 19 yıllık mücadelesi ve "Devlet Adamı" olarak geçen 19 yılıyla 57 yıl gibi kısa ama "devasa" ömrünün önemli anları, günleri ve yıllarının adeta bir saatin işleyen çarkları gibi "19" sayısıyla istatiksel bir uyumla Türk tarihinin kaderini çizdiği görülmektedir.
Askerlik hayatı 19 yaşında başlayan, Harp Akademisi'ne 317-8 sicil numarasıyla giren, ilk askeri görevine 19. Kolordu'da başlayan, Çanakkale’de 19. Tümen’i kuran, 19 Mayıs 1915’te Albay olan, 38. ve 57.Piyade Alay Komutanlığı yapan, 19 Eylül 1921’de Mareşallik rütbesini ve Gazilik unvanını alan Mustafa Kemal Atatürk; 19 Mayıs 1919 günü yanındaki 19 yolcuyla Samsun’da bağımsızlık ateşini yaktığında 38, 19 yıl sonra yine 19’un katı olan 1938 yılında aramızdan ayrıldığında 57 yaşındaydı ve cenazesinde 19 notadan oluşan 19 numaralı Chopin marşı çalınmış, naaşı 19 Kasım 1938’de Yavuz zırhlısı ile son yolculuğuna uğurlanırken halefi İsmet İnönü 19 cümlelik bir beyanname yayınlamıştı...
Atatürk’ün hayatındaki 19’lar; en kritik "karar" anlarının stratejik bir verisi, bir milletin "19 Mayıs Ruhu"ile küllerinden doğmasının matematiksel onayı olarak insanlık tarihinde yerini almıştır. Mesela,
Samsun yolculuğu öncesi hazırlanan raporların 19 sayfalık bölümlerden; Nutuk’un ilk müsveddelerinin ve en can alıcı kısmı olan Gençliğe Hitabe'sinin 19 cümleden oluşması bu büyük dehanın zihnindeki matematiksel disiplini de göstermektedir.
Ordusu dağıtılan, tersanelerine girilen Türk Milleti için "her şey bitti!" denildiğinde, 9. Ordu Müfettişi olarak sadece askeri değil, sivil makamlara da emir verme yetkisini aldığı 19 maddelik o devasa güç ve özgüvenle Milli Mücadele'yi başlatandır Mustafa Kemal Atatürk...
"Ya İstiklal, Ya Ölüm!" ruhuyla 19 kişilik "kurucu akıl" la yola çıkan ve 19 Mayıs 1919 günü Samsun'da yaktıkları meşale ile Havza’da direnç, Amasya’da tamim, Erzurum ve Sivas’taki kongrelerde halkın sesi, "zamanı gelmiş bir fikrin karşısına çıkabilecek bir ordu yoktur" diyen iradenin ve "vakit tamam" diyen kararlılığın adı oldular ve bir devri kapatıp yenisini açtılar..
Unutulmamalıdır ki,
Türk’ün makus talihini yenen, ömrünün her 19 yılına farklı bir "devrim" sığdıran
Mustafa Kemal Atatürk;
Doğanın dili matematik ise bir milletin dili hürriyettir, bağımsızlıktır. Bu nedenle
karanlıktan çıkmak için bu iki dilin akılla buluştuğu mucizenin, sadece bir başlangıç değil, bitmeyecek bir yolculuğun adı olan 19 Mayıs'ı bir devletin sarsılmaz temeli ve ümidi olan gençlere armağan ederken diyor ki:
"Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olsa bile, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Ve muhtaç olduğu kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!"
Yani, Türk istikbalinin evlâdının;
19 harften oluşan ufku gösteren "İstikbal Göklerdedir" ve varlığının adı "Ne mutlu Türküm diyene!" sözlerini rehber edip 19 sayısıyla ruh kazanan o anlara, istiklal ateşinin yandığı 19 Mayıs gününe yeniden dönmek gibi bir sorumluluğu vardır.
Neticeten,
Evrenin sırrı sayılarda ve evreni yönetiyorsa, Atatürk'ün geometriye ve matematiğe olan tutkusuyla o sayıları milleti için yeniden dizdiğini ve 19 Mayıs'ın sadece cesaret değil, bir mühendislik harikası olduğu da söylenebilir.
Son sözümüz;
Acaba!
Türk Milletinin küllerinden doğuşunun sırrı bu anlamlı günün gizeminde, ruhunda saklı olabilir mi?
Ne dersiniz?


