Aradan günler geçti kalemi daha yeni elime alabildim.
Bu yazıyı yazmak benim için çok zor ama yazmalıyım.
Bazı insanlar hayatımızdan ayrılır.
Ama hatıraları hep bizimle kalır.
Dayım Mehmet Şahin Çıkgel’i kaybettik.
Aramızda 12 yaş fark vardı o 1952 doğumluydu.
Benim için o yalnızca bir dayı değildi.
Çocukluğumdan beri en yakın yol arkadaşlarımdan biriydi.
Aramızdaki upuzun yollar bile bizi ayıramazdı
Sevincimi paylaşırdı.
Üzüntümü hissederdi.
Bir şey söylemeden bile beni anlardı.
Annem anlatırdı.
Ben daha küçük bir çocukken mamama ortak olurmuş.
Aramızdaki bağ daha o günlerde başlamış.
Yıllar geçtikçe bu bağ daha da güçlenmiş.
Dayım Ankara’nın güzel insanlarından biriydi.
Pırıl, pırıl tertemiz giyinir, her yerde her zaman farkedilirdi.
Dönemin en kaliteli mağazalarında çalışmıştı.
Aynı zamanda bir seymendi.
Seymenliği yalnızca kıyafet olarak taşımazdı.
Onu yüreğinde yaşatırdı.
Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıl dönümlerinde Türk bayrağını gururla taşırdı.
O bayrak onun ellerinde başka dalgalanırdı.
Yürüyüşünde vakar vardı.
Bakışlarında Cumhuriyet sevgisi vardı.
Yüreğinde vatan sevgisi vardı.
Ankara oyun havalarını büyük bir maharetle oynardı.
Özellikle “Seni Gidi Topal” başladığında gözler ona çevrilirdi.
Misket’i de Hüdayda’yı da muhteşem oynardı.
Her figüründe Ankara vardı.
Her adımında seymenlik vardı.
Neşesi bulunduğu ortama yayılırdı.
Babamın Mesleği elektrik teknikerliğiydi.
Babamın yanında da Kayseri’de çalışmıştı. Çıraklık yapmıştı.
Emeği bilen bir insandı. Alın terine değer verirdi. Çalışkanlığıyla tanınırdı.
Milletin derdiyle dertlenir, elinden gelen herkese yardımı esirgemezdi.
Kayseri seyahatlerimde bana mihmandarlık eder, yol sohbet arkadaşı olurdu.
İyi bir Galatasaraylıydı. Maçları kaçırmaz keyifle izlerdi.
Kardeşim Nuri’yle, yeğeni Koray’la tavla turnuvaları yapar
Yendiğinde keyfine diyecek olmaz, yenilenlere de takılırdı.
Son aylarda zor bir mücadele verdi.
27 Aralık’tan sonra rahatsızlandı zatürre olmuştu
Vücudu savunmasız kalmış, güç kaybetmişti.
Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesinde başlayan tedavi süreci yaklaşık altı ay sürdü.
Doktorlar büyük bir gayret gösterdi.
Hemşireler özveriyle hizmet ettiler. Hepsine yürekten teşekkür ediyoruz. Minnettarız… Dayım da hayata tutunmak için sonuna kadar mücadele etti.
Ancak bazı ayrılıkların önüne geçilemiyor.
Onu pazartesiyi salıya bağlayan gece, saat 03.30’da kaybettik.
Bir ses eksildi hayatımızdan.
Bir dostluk yarım kaldı.
Bir seymen göçtü bu dünyadan.
Bu süreçte dayımın yanında büyük bir sevgiyle duran eşi İnci yengeme teşekkür ediyorum.
Kızı Berna’ya ve oğlu Görkem’e şükranlarımı sunuyorum.
Gösterdikleri sabır, emek ve fedakârlık her türlü takdirin üzerindedir.
Dayımın ardından söylenecek çok söz var.
Fakat bazı kelimeler acımızı anlatmaya yetmiyor.
Bir seymen arkadaşı “yenge evde yapamadım, ev bana dar geldi. Arkadaşım Şahin için evde yapamadım geldim dedi.
Şimdi gözümün önünde Türk bayrağını taşıyan bir seymen var.
Başında seymen poşusu…
Dimdik yürüyen bir Ankara delikanlısı…
Ardından çalan bir Misket havası…
Ve yüzünde hep hatırlayacağımız o güzel tebessüm…
Güle güle dayım. Çocukluğumun rol modeli…
Zor günlerimin yol arkadaşı…
Bayrağı gururla taşıyan yakışıklı seymen…
Bana son kez “seymen kamasını” hediye eden ustam…
İşte o gün içimde bir şeyler koptu.
Gözlerine baktım ve hakikati gördüm.
Mesaj o anda alınmıştı
Hakkını helal et.
Mekânın cennet olsun.
Ruhun şad olsun.
Kabrin nurla dolsun.
Hak bâki…
Mutlaka bir gün yeniden görüşmek dileğiyle…
