İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

İnciraltı Çocukları: Bir Buluşmadan Geriye Kalan Vefa

Bazı buluşmalar biter ama bıraktığı duygu uzun süre insanın yüreğinde yaşamaya devam eder. 28–30 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz 17. İnciraltı Buluşması da benim için böyle bir buluşma oldu. İnciraltı Atatürk Öğrenci Yurdu’nun 1982–1986 yılları arasında aynı koridorlarından geçmiş, aynı yemekhanede sıra beklemiş, aynı odalarda ders çalışmış, aynı ranzalarda uyumuş kızlı erkekli yüzlerce arkadaş yıllar sonra bir kez daha bir araya geldi. Türkiye’nin dört bir yanından, hatta yurt dışından gelen İnciraltı Çocukları üç gün boyunca geçmişle bugünü aynı sofrada buluşturdu. Sohbet ettik. Güldük. Anılarımızı tazeledik. Kaybettiğimiz arkadaşlarımızı rahmetle andık. Ve bir kez daha gördük ki bazı dostlukların üzerinden kırk yıl da geçse, gönüldeki yeri değişmiyor. Bu buluşmanın en anlamlı taraflarından biri, yıllar önce kaldığımız Atatürk Öğrenci Yurdu’nda yeniden konaklayabilmekti. Bir zamanlar gençlik telaşıyla geçtiğimiz koridorlardan bu kez saçlarımız ağarmış hâlde yürüdük. Yıllar önce uyuduğumuz odalara girdik. Ranzalara uzandık. Balkonlardan birbirimize seslendik. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar sohbet ettik. Bir an geldi; zaman sanki geri döndü. Unvanlarımızı, mesleklerimizi, kariyerlerimizi ve günlük hayatın yüklerini kapının dışında bıraktık. Bir doktor yeniden oda arkadaşı oldu. Bir bürokrat yeniden yurt öğrencisi. Bir iş insanı yeniden eski lakabıyla çağrılan genç. Bir akademisyen yeniden arkadaşının yatağının kenarında oturup kahkaha atan delikanlı. Hepimiz birkaç saatliğine de olsa yeniden 18–20 yaşlarımıza döndük. Belki de İnciraltı dostluğunun sırrı burada saklıdır. Biz birbirimizi bugünkü kimliklerimizden önce tanıdık. Makamlardan, unvanlardan ve mesleklerden önce arkadaş olduk. Birbirimizin en genç, en saf ve en hesapsız hâline şahit olduk. Bu nedenle yıllar sonra bir araya geldiğimizde aradaki bütün mesafeler kolayca ortadan kalktı. 160 Kişilik Bir Kardeşlik Sofrası Gala yemeğinde yaklaşık 160 arkadaşımız aynı çatı altında buluştu. O gece sadece bir yemek organizasyonu yapılmadı. Kırk yılı aşkın bir dostluk yeniden aynı masaya oturdu. Bizim dönemimizde mezuniyet törenleri yoktu. Yıllar sonra mezuniyet cübbelerimizi giydik. Büyük bir heves ve keyifle keplerimizi havaya attık. Sembolik diplomalarımızı aldık. Güldük, eğlendik, fotoğraflar çektirdik. Ama gecenin en anlamlı anları, bugün aramızda olmayan arkadaşlarımızı görüntüleri eşliğinde yürekten andığımız anlardı. Salon bir anda sessizleşti. Kahkahaların yerini hüzün aldı. Gözler doldu. Çünkü geçen yıllar yalnızca saçlarımızı ağartmadı; bazı sandalyelerimizi de boş bıraktı. Bir zamanlar aynı sofrada oturduğumuz, harçlıklarımızı bölüştüğümüz, azıklarımızı paylaştığımız, aynı şakalara güldüğümüz arkadaşlarımızdan bazıları artık aramızda değil. Onları unutmadık. Unutmayacağız. Çünkü bizim için dostluk yalnızca birlikte güzel zaman geçirmek değildir. Dostluk aynı zamanda hatırlamaktır. Vefa göstermektir. Aramızdan ayrılanların adını yaşatmaktır. Onlar artık bizimle aynı masaya oturamıyor olabilirler ama hatıralarımızdaki yerleri hâlâ duruyor. Bir fotoğrafta… Bir şarkıda… Bir yurtta… Bir odada… Bir arkadaş sohbetinde… Bazen yalnızca bir isim söylendiğinde yeniden yanımıza oturuyorlar. Bu Buluşmanın Görünmeyen Kahramanları Böylesine anlamlı bir organizasyonun arkasında büyük bir emek var. Biz üç gün boyunca sohbet ederken, gülerken, geçmişi yaşarken bu buluşmanın gerçekleşebilmesi için günlerce, haftalarca, belki aylarca çalışan arkadaşlarımız vardı. Bu nedenle bu yazı biraz da bir teşekkür ve ahde vefa yazısıdır. Başta sevgili arkadaşımız İlknur Düz olmak üzere 17. İnciraltı Buluşması’nın hazırlanmasında, arkadaşlarımızın bir araya getirilmesinde, programın oluşturulmasında ve organizasyonun sağlıklı biçimde yürütülmesinde emeği geçen bütün arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Bir organizasyon dışarıdan birkaç günlük bir program gibi görünebilir. Oysa arkasında yüzlerce telefon görüşmesi, yazışma, koordinasyon, konaklama düzenlemesi, program hazırlığı, insan ilişkisi ve ciddi bir fedakârlık vardır. Bu emeğin karşılığı yalnızca “teşekkür ederiz” demekle ödenemez. Ama dostlukta bazen söylenmesi gereken en kıymetli kelime de budur: İyi ki varsınız. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Kapılarını Bize Açanlara Teşekkür Bu buluşmanın en özel yanlarından biri, yıllar sonra 17 yıldır olduğu gibi yeniden Atatürk Öğrenci Yurdu’nda kalabilmemizdi. Bu imkânın sağlanmasında emeği ve katkısı bulunanlara ayrıca teşekkür etmek gerekir. Başta Gençlik ve Spor İzmir İl Müdürü Murat Eskici’ye, İnciraltı Çocuklarının kendi gençlikleriyle yeniden buluşmasına sağladığı katkı ve gösterdiği yakınlık için teşekkür ediyorum. Atatürk Öğrenci Yurdu Müdürü Erdal Kılıç’a ve üç gün boyunca bizlere ev sahipliği yapan bütün yurt çalışanlarına da gönülden şükranlarımızı sunuyorum. Bizler yıllar sonra yeniden öğrenci olduk. Belki biraz fazla konuştuk. Belki gecenin geç saatlerine kadar balkonlardan balkonlara seslendik. Belki yeniden gençliğimizin heyecanını yaşarken yurt düzeninin sınırlarını biraz zorladık. Ama yurt çalışanları bütün bunlara büyük bir anlayış ve hoşgörüyle yaklaştılar. Bize sadece konaklama imkânı sunmadılar. Bir anlamda gençliğimize yeniden misafir olmamızı sağladılar. Bunun değeri bizim için çok büyük. Bize Sadece Amirlik Değil, Abilik Yapanlar İnciraltı hatıralarımız yalnızca arkadaşlarımızdan oluşmuyor. O yıllarda bize yol gösteren, sahip çıkan, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde omzumuza elini koyan büyüklerimizin de hayatımızda çok özel bir yeri var. Yurt Müdürümüz Orhan Tetik’i unutmadık. Blok amirlerimizden Erol Abi’yi, Murtaza Abi’yi, Oya hanımı, Gazanfer abi’yi ve onların şahsında görev yapan bütün blok amirlerimizi unutmadık. Onlar bize sadece görevleri gereği yaklaşmadılar. Birçoğu ağabeyimiz oldu. Yol gösterdi. Destek oldu. Bazen nasihat etti. Bazen kızdı. Ama hep yanımızda durdular. Tosun Amca’yı, Apo Dayı’yı ve o yıllarda yurtta görev yapan bütün çalışanları da aynı vefa duygusuyla hatırlıyoruz. Aramızdan ayrılan büyüklerimizi rahmetle anıyor, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyoruz. İnsan gençken hayatına dokunan insanların kıymetini her zaman yeterince anlayamıyor. Yıllar geçtikçe bazı küçük iyiliklerin, bazı kısa nasihatlerin ve bazı sıcak davranışların hafızada ne kadar derin iz bıraktığını daha iyi fark ediyor.  İşte ahde vefa biraz da budur. Yıllar sonra dönüp “Sizi unutmadık” diyebilmektir. İnciraltı’nın Mahalle Hafızası Bir yurt sadece binadan ibaret değildir. Çevresindeki insanlar da o hayatın parçasıdır. İnciraltı deyince öğrenci dostu, babacan tavırlarıyla Memiş Abi gelir aklımıza. Maksut Abi, Bakkal Şener Abi, Metin Abi, Kayıkçı Ahmet abiyi Kır Kahvesi’ni, Çimlen’i, Gaziantep Lokantası’nı, Kır Kahvesini, İnciraltı’nın mandalin bahçelerini, inciraltının ağaçlıklı yollarında gül ve karanfil satan ablaları unutmadık, unutmayacağız. Ve yıllar boyunca İnciraltı’nın hafızasında yer edinmiş nice insanı… Onlar da gençlik hikâyemizin birer parçasıdır. Pazar günü Memiş Abi’nin kahvesinde yaptığımız son buluşma ve vedalaşma bu nedenle çok anlamlıydı. Çaylarımızı içtik. Son sohbetlerimizi yaptık. Fotoğraflar çektirdik. Ve sonra birer birer birbirimize sarıldık. Türkiye’nin farklı şehirlerine ve dünyanın farklı ülkelerine doğru yeniden yola çıktık. Ama bu kez ayrılırken hepimizin içinde aynı güven vardı: Bir yıl sonra yeniden görüşmek, kucaklaşmak üzere… Vefa, Hatırlamaktır Bu üç günlük buluşmadan benim aklımda kalan en güçlü kelime vefa oldu. Çünkü dostluk zaman içinde sınanıyor. İnsanların hayatına çok kişi giriyor. Bazıları bir süre sonra unutuluyor. Bazılarıyla yollar ayrılıyor. Ama bazı insanlar vardır ki kırk yıl sonra gördüğünüzde kaldığınız yerden devam edersiniz. İşte İnciraltı bize böyle dostluklar verdi. Birlikte büyüdük. Birbirimizin gençliğine şahit olduk. Birbirimizin sevinçlerini, hayal kırıklıklarını, başarılarını ve kayıplarını gördük. Belki aynı şehirlerde yaşamadık. Belki yıllarca görüşemedik. Ama bir yerlerde hep birbirimizin varlığını bildik. Ve 28–30 Ağustos’ta yeniden gördük ki o bağ hâlâ güçlü. Bugün toplum olarak belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de budur. Menfaatsiz dostluk. Karşılıksız dayanışma. Farklılıklarına rağmen aynı masada oturabilme kültürü. Bir arkadaşının başarısıyla gurur duyabilmek. Zor gününde yanında durabilmek. Kaybettiğini unutmamak. Sana emeği geçenlere teşekkür edebilmek. Kısacası: Ahde vefa. Biz İnciraltı’ndan Ayrıldık, İnciraltı Bizden Ayrılmadı Aradan geçen yıllar bize başka bir gerçeği gösterdi. İnciraltı bizimle gelmiş. Hafızamızda… Dostluklarımızda… Şarkılarımızda… Fotoğraflarımızda… Kahkahalarımızda… Ve yüreğimizde yaşamaya devam etmiş. 17. İnciraltı Buluşması bunun en güzel kanıtı oldu. Bu nedenle bir kez daha; başta organizasyona emek veren arkadaşlarımız olmak üzere, bize kapılarını açan kamu kurumlarına, yöneticilere, yurt çalışanlarına, geçmişte hayatımıza dokunan büyüklerimize ve bu kardeşliği yıllardır yaşatan bütün İnciraltı Çocuklarına teşekkür ediyorum. Aramızdan ayrılan bütün arkadaşlarımızı ve büyüklerimizi sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Hayatta olanlara sağlıkla, huzurla ve nice güzel buluşmalarda yeniden bir araya gelmeyi diliyorum. Çünkü biz yıllar önce aynı yurtta kalan öğrenciler değildik sadece. Biz birlikte genç olduk. Birlikte büyüdük. Birbirimizin hayatına tanıklık ettik. Ve kırk yılı aşkın süre sonra hâlâ birbirimize aynı sıcaklıkla sarılabiliyorsak, bunun adı artık arkadaşlıktan biraz daha fazlasıdır. Bunun adı dostluktur. Bunun adı vefadır. Bunun adı kardeşliktir. Bunun adı İnciraltı’dır. Saygıdan, sevgiden besleniyoruz, Yürekten yüreğe sesleniyoruz, Hepimiz kardeşiz, kenetleniyoruz, Bizler İnciraltı Çocuklarıyız… Yaşasın İnciraltı dostluğu. Yaşasın ahde vefa. Yaşasın İnciraltı kardeşliği.
Ekleme Tarihi: 06 Eylül 2026 -Pazar
İlhan İŞMAN

İnciraltı Çocukları: Bir Buluşmadan Geriye Kalan Vefa

Bazı buluşmalar biter ama bıraktığı duygu uzun süre insanın yüreğinde yaşamaya devam eder.

28–30 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz 17. İnciraltı Buluşması da benim için böyle bir buluşma oldu.

İnciraltı Atatürk Öğrenci Yurdu’nun 1982–1986 yılları arasında aynı koridorlarından geçmiş, aynı yemekhanede sıra beklemiş, aynı odalarda ders çalışmış, aynı ranzalarda uyumuş kızlı erkekli yüzlerce arkadaş yıllar sonra bir kez daha bir araya geldi.

Türkiye’nin dört bir yanından, hatta yurt dışından gelen İnciraltı Çocukları üç gün boyunca geçmişle bugünü aynı sofrada buluşturdu.

Sohbet ettik. Güldük. Anılarımızı tazeledik. Kaybettiğimiz arkadaşlarımızı rahmetle andık.

Ve bir kez daha gördük ki bazı dostlukların üzerinden kırk yıl da geçse, gönüldeki yeri değişmiyor.

Bu buluşmanın en anlamlı taraflarından biri, yıllar önce kaldığımız Atatürk Öğrenci Yurdu’nda yeniden konaklayabilmekti. Bir zamanlar gençlik telaşıyla geçtiğimiz koridorlardan bu kez saçlarımız ağarmış hâlde yürüdük.

Yıllar önce uyuduğumuz odalara girdik. Ranzalara uzandık. Balkonlardan birbirimize seslendik. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar sohbet ettik.

Bir an geldi; zaman sanki geri döndü.

Unvanlarımızı, mesleklerimizi, kariyerlerimizi ve günlük hayatın yüklerini kapının dışında bıraktık.

Bir doktor yeniden oda arkadaşı oldu. Bir bürokrat yeniden yurt öğrencisi. Bir iş insanı yeniden eski lakabıyla çağrılan genç. Bir akademisyen yeniden arkadaşının yatağının kenarında oturup kahkaha atan delikanlı. Hepimiz birkaç saatliğine de olsa yeniden 18–20 yaşlarımıza döndük.

Belki de İnciraltı dostluğunun sırrı burada saklıdır.

Biz birbirimizi bugünkü kimliklerimizden önce tanıdık. Makamlardan, unvanlardan ve mesleklerden önce arkadaş olduk. Birbirimizin en genç, en saf ve en hesapsız hâline şahit olduk. Bu nedenle yıllar sonra bir araya geldiğimizde aradaki bütün mesafeler kolayca ortadan kalktı.

160 Kişilik Bir Kardeşlik Sofrası

Gala yemeğinde yaklaşık 160 arkadaşımız aynı çatı altında buluştu. O gece sadece bir yemek organizasyonu yapılmadı. Kırk yılı aşkın bir dostluk yeniden aynı masaya oturdu.

Bizim dönemimizde mezuniyet törenleri yoktu. Yıllar sonra mezuniyet cübbelerimizi giydik. Büyük bir heves ve keyifle keplerimizi havaya attık. Sembolik diplomalarımızı aldık. Güldük, eğlendik, fotoğraflar çektirdik.

Ama gecenin en anlamlı anları, bugün aramızda olmayan arkadaşlarımızı görüntüleri eşliğinde yürekten andığımız anlardı.

Salon bir anda sessizleşti. Kahkahaların yerini hüzün aldı. Gözler doldu.

Çünkü geçen yıllar yalnızca saçlarımızı ağartmadı; bazı sandalyelerimizi de boş bıraktı.

Bir zamanlar aynı sofrada oturduğumuz, harçlıklarımızı bölüştüğümüz, azıklarımızı paylaştığımız, aynı şakalara güldüğümüz arkadaşlarımızdan bazıları artık aramızda değil.

Onları unutmadık. Unutmayacağız. Çünkü bizim için dostluk yalnızca birlikte güzel zaman geçirmek değildir.

Dostluk aynı zamanda hatırlamaktır.

Vefa göstermektir.

Aramızdan ayrılanların adını yaşatmaktır.

Onlar artık bizimle aynı masaya oturamıyor olabilirler ama hatıralarımızdaki yerleri hâlâ duruyor. Bir fotoğrafta… Bir şarkıda… Bir yurtta… Bir odada… Bir arkadaş sohbetinde…

Bazen yalnızca bir isim söylendiğinde yeniden yanımıza oturuyorlar.

Bu Buluşmanın Görünmeyen Kahramanları

Böylesine anlamlı bir organizasyonun arkasında büyük bir emek var.

Biz üç gün boyunca sohbet ederken, gülerken, geçmişi yaşarken bu buluşmanın gerçekleşebilmesi için günlerce, haftalarca, belki aylarca çalışan arkadaşlarımız vardı.

Bu nedenle bu yazı biraz da bir teşekkür ve ahde vefa yazısıdır.

Başta sevgili arkadaşımız İlknur Düz olmak üzere 17. İnciraltı Buluşması’nın hazırlanmasında, arkadaşlarımızın bir araya getirilmesinde, programın oluşturulmasında ve organizasyonun sağlıklı biçimde yürütülmesinde emeği geçen bütün arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.

Bir organizasyon dışarıdan birkaç günlük bir program gibi görünebilir. Oysa arkasında yüzlerce telefon görüşmesi, yazışma, koordinasyon, konaklama düzenlemesi, program hazırlığı, insan ilişkisi ve ciddi bir fedakârlık vardır.

Bu emeğin karşılığı yalnızca “teşekkür ederiz” demekle ödenemez.

Ama dostlukta bazen söylenmesi gereken en kıymetli kelime de budur:

İyi ki varsınız. Emeğinize, yüreğinize sağlık.

Kapılarını Bize Açanlara Teşekkür

Bu buluşmanın en özel yanlarından biri, yıllar sonra 17 yıldır olduğu gibi yeniden Atatürk Öğrenci Yurdu’nda kalabilmemizdi.

Bu imkânın sağlanmasında emeği ve katkısı bulunanlara ayrıca teşekkür etmek gerekir.

Başta Gençlik ve Spor İzmir İl Müdürü Murat Eskici’ye, İnciraltı Çocuklarının kendi gençlikleriyle yeniden buluşmasına sağladığı katkı ve gösterdiği yakınlık için teşekkür ediyorum.

Atatürk Öğrenci Yurdu Müdürü Erdal Kılıç’a ve üç gün boyunca bizlere ev sahipliği yapan bütün yurt çalışanlarına da gönülden şükranlarımızı sunuyorum.

Bizler yıllar sonra yeniden öğrenci olduk.

Belki biraz fazla konuştuk. Belki gecenin geç saatlerine kadar balkonlardan balkonlara seslendik. Belki yeniden gençliğimizin heyecanını yaşarken yurt düzeninin sınırlarını biraz zorladık. Ama yurt çalışanları bütün bunlara büyük bir anlayış ve hoşgörüyle yaklaştılar.

Bize sadece konaklama imkânı sunmadılar. Bir anlamda gençliğimize yeniden misafir olmamızı sağladılar. Bunun değeri bizim için çok büyük.

Bize Sadece Amirlik Değil, Abilik Yapanlar

İnciraltı hatıralarımız yalnızca arkadaşlarımızdan oluşmuyor. O yıllarda bize yol gösteren, sahip çıkan, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde omzumuza elini koyan büyüklerimizin de hayatımızda çok özel bir yeri var.

Yurt Müdürümüz Orhan Tetik’i unutmadık.

Blok amirlerimizden Erol Abi’yi, Murtaza Abi’yi, Oya hanımı, Gazanfer abi’yi ve onların şahsında görev yapan bütün blok amirlerimizi unutmadık.

Onlar bize sadece görevleri gereği yaklaşmadılar. Birçoğu ağabeyimiz oldu. Yol gösterdi. Destek oldu.

Bazen nasihat etti. Bazen kızdı. Ama hep yanımızda durdular.

Tosun Amca’yı, Apo Dayı’yı ve o yıllarda yurtta görev yapan bütün çalışanları da aynı vefa duygusuyla hatırlıyoruz.

Aramızdan ayrılan büyüklerimizi rahmetle anıyor, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyoruz.

İnsan gençken hayatına dokunan insanların kıymetini her zaman yeterince anlayamıyor.

Yıllar geçtikçe bazı küçük iyiliklerin, bazı kısa nasihatlerin ve bazı sıcak davranışların hafızada ne kadar derin iz bıraktığını daha iyi fark ediyor. 

İşte ahde vefa biraz da budur. Yıllar sonra dönüp “Sizi unutmadık” diyebilmektir.

İnciraltı’nın Mahalle Hafızası

Bir yurt sadece binadan ibaret değildir.

Çevresindeki insanlar da o hayatın parçasıdır.

İnciraltı deyince öğrenci dostu, babacan tavırlarıyla Memiş Abi gelir aklımıza.

Maksut Abi, Bakkal Şener Abi, Metin Abi, Kayıkçı Ahmet abiyi

Kır Kahvesi’ni, Çimlen’i, Gaziantep Lokantası’nı, Kır Kahvesini, İnciraltı’nın mandalin bahçelerini, inciraltının ağaçlıklı yollarında gül ve karanfil satan ablaları unutmadık, unutmayacağız.

Ve yıllar boyunca İnciraltı’nın hafızasında yer edinmiş nice insanı…

Onlar da gençlik hikâyemizin birer parçasıdır.

Pazar günü Memiş Abi’nin kahvesinde yaptığımız son buluşma ve vedalaşma bu nedenle çok anlamlıydı. Çaylarımızı içtik. Son sohbetlerimizi yaptık. Fotoğraflar çektirdik. Ve sonra birer birer birbirimize sarıldık.

Türkiye’nin farklı şehirlerine ve dünyanın farklı ülkelerine doğru yeniden yola çıktık. Ama bu kez ayrılırken hepimizin içinde aynı güven vardı: Bir yıl sonra yeniden görüşmek, kucaklaşmak üzere…

Vefa, Hatırlamaktır

Bu üç günlük buluşmadan benim aklımda kalan en güçlü kelime vefa oldu. Çünkü dostluk zaman içinde sınanıyor. İnsanların hayatına çok kişi giriyor. Bazıları bir süre sonra unutuluyor. Bazılarıyla yollar ayrılıyor.

Ama bazı insanlar vardır ki kırk yıl sonra gördüğünüzde kaldığınız yerden devam edersiniz.

İşte İnciraltı bize böyle dostluklar verdi.

Birlikte büyüdük. Birbirimizin gençliğine şahit olduk. Birbirimizin sevinçlerini, hayal kırıklıklarını, başarılarını ve kayıplarını gördük. Belki aynı şehirlerde yaşamadık. Belki yıllarca görüşemedik. Ama bir yerlerde hep birbirimizin varlığını bildik.

Ve 28–30 Ağustos’ta yeniden gördük ki o bağ hâlâ güçlü.

Bugün toplum olarak belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de budur.

Menfaatsiz dostluk. Karşılıksız dayanışma. Farklılıklarına rağmen aynı masada oturabilme kültürü. Bir arkadaşının başarısıyla gurur duyabilmek. Zor gününde yanında durabilmek. Kaybettiğini unutmamak. Sana emeği geçenlere teşekkür edebilmek.

Kısacası: Ahde vefa.

Biz İnciraltı’ndan Ayrıldık, İnciraltı Bizden Ayrılmadı

Aradan geçen yıllar bize başka bir gerçeği gösterdi.

İnciraltı bizimle gelmiş.

Hafızamızda…

Dostluklarımızda…

Şarkılarımızda…

Fotoğraflarımızda…

Kahkahalarımızda…

Ve yüreğimizde yaşamaya devam etmiş.

17. İnciraltı Buluşması bunun en güzel kanıtı oldu.

Bu nedenle bir kez daha; başta organizasyona emek veren arkadaşlarımız olmak üzere, bize kapılarını açan kamu kurumlarına, yöneticilere, yurt çalışanlarına, geçmişte hayatımıza dokunan büyüklerimize ve bu kardeşliği yıllardır yaşatan bütün İnciraltı Çocuklarına teşekkür ediyorum.

Aramızdan ayrılan bütün arkadaşlarımızı ve büyüklerimizi sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.

Hayatta olanlara sağlıkla, huzurla ve nice güzel buluşmalarda yeniden bir araya gelmeyi diliyorum. Çünkü biz yıllar önce aynı yurtta kalan öğrenciler değildik sadece.

Biz birlikte genç olduk. Birlikte büyüdük. Birbirimizin hayatına tanıklık ettik.

Ve kırk yılı aşkın süre sonra hâlâ birbirimize aynı sıcaklıkla sarılabiliyorsak, bunun adı artık arkadaşlıktan biraz daha fazlasıdır.

Bunun adı dostluktur.

Bunun adı vefadır.

Bunun adı kardeşliktir.

Bunun adı İnciraltı’dır.

Saygıdan, sevgiden besleniyoruz,

Yürekten yüreğe sesleniyoruz,

Hepimiz kardeşiz, kenetleniyoruz,

Bizler İnciraltı Çocuklarıyız…

Yaşasın İnciraltı dostluğu.

Yaşasın ahde vefa.

Yaşasın İnciraltı kardeşliği.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seylap
(06.09.2026 15:01 - #502)
Rahmetli Yiğit’in de dediği gibi kardeşim : #inciraltıforever
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.