Okullar açıldı.
14 Eylül 2026 Pazartesi günü milyonlarca öğrencimiz yeniden sıralarına oturdu. Öğretmenler öğrencileriyle buluştu, veliler için de yeni bir heyecan ve sorumluluk dönemi başladı.
Her eğitim öğretim yılında ders başarısını, sınavları, kitapları ve okulların fiziki imkânlarını konuşuyoruz. Elbette bunların hepsi önemli. Ancak iki temel soruyu da sormamız gerekiyor:
Çocuklarımız okulda kendilerini güvende hissediyor mu? Öğretmenlerimiz çalıştıkları okulda kendilerini değerli ve güvende hissediyor mu?
Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir. Eğitim insan yetiştirmektir. Bugün okul sıralarında oturan çocuklarımız yarının çalışanları, yöneticileri, öğretmenleri, hekimleri, mühendisleri ve kamu görevlileri olacak.
Bu nedenle okulda oluşturduğumuz kültür, geleceğin çalışma hayatını da şekillendirecektir.
Son yıllarda eğitim hayatında giderek daha fazla karşılaştığımız sorunlardan biri akran zorbalığıdır.
Bir öğrencinin başka bir öğrenciyi sürekli aşağılaması, dışlaması, küçük düşürmesi, tehdit etmesi ya da fiziksel ve dijital yollarla zarar vermesi sıradan bir çocuk tartışması değildir.
Üstelik zorbalık artık okul kapısında da bitmiyor. Sosyal medya, mesaj grupları ve dijital iletişim araçları üzerinden çocuğun evine kadar taşınabiliyor.
Bu noktada ailelere, öğretmenlere, rehberlik servislerine ve okul yönetimlerine önemli sorumluluklar düşüyor.
Ancak meselenin bir başka yönü daha var.
Çocuğu akran zorbalığından korumaya çalışan öğretmenin kendisi çalıştığı kurumda baskıya, dışlanmaya, değersizleştirmeye veya sistematik yıldırmaya maruz kalıyorsa sağlıklı bir eğitim ortamından nasıl söz edebiliriz?
Mobbing ile Mücadele Derneği olarak sahada karşılaştığımız örneklerde; görev ve sorumlulukların adaletsiz dağıtılması, ders ve nöbet yükünün dengesiz kullanılması, sürekli kusur aranması, toplantılarda küçümseyici davranışlar, dışlama, itibarsızlaştırma, veli şikâyetlerinin baskı aracına dönüştürülmesi ve şikâyette bulunan çalışanların misilleme endişesi yaşaması gibi sorunlarla karşılaşıyoruz.
Elbette her yönetim anlaşmazlığı mobbing değildir. Her eleştiri, görev değişikliği veya disiplin işlemi de mobbing sayılamaz.
Ancak çalışan sistematik biçimde aşağılanıyor, dışlanıyor, mesleki itibarı zedeleniyor ve yıldırılmaya çalışılıyorsa artık sıradan bir işyeri anlaşmazlığından söz edemeyiz.
Bu konuda önemli bir hukuki ve idari çerçeve de bulunmaktadır.
6 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, işyerlerinde psikolojik tacizin önlenmesine yönelik önemli sorumluluklar getirmiştir. Genelge; önleyici politikaların geliştirilmesini, eğitim ve farkındalık çalışmalarının yapılmasını ve iddiaların etkili, gizli ve süratli biçimde incelenmesini öngörmektedir.
Bu sorumluluklar okul kapısında sona ermez.
Okullar aynı zamanda birer çalışma ortamıdır. Öğretmen çalışandır, okul yöneticisi yöneticidir. Dolayısıyla 2025/3 sayılı Genelgenin eğitim kurumlarında da somut biçimde uygulanması gerekir.
Yeni eğitim öğretim yılında artık yalnızca sorunları konuşmak yerine çözümü kurumsallaştırmalıyız.
Her okulun akran zorbalığıyla mücadele politikası olmalı; öğrenciler, veliler ve öğretmenler hangi durumda nereye başvuracağını bilmelidir.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli, öğrencilerin güven içinde bildirim yapabileceği mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Aynı şekilde öğretmenler için de güvenli başvuru yolları kurulmalıdır. Mobbing iddiaları aynı hiyerarşik yapı içinde kaybolmamalı; tarafsız ve güvenilir biçimde incelenmelidir. Şikâyette bulunan öğretmenin misillemeden korunması sağlanmalıdır.
Okul yöneticileri de yalnızca mevzuat ve eğitim yönetimi alanında değil; liderlik, çatışma yönetimi, mobbing, psikososyal riskler ve insan onuruna dayalı yönetim anlayışı konusunda eğitilmelidir.
Daha önemlisi, okul yöneticilerinin başarısını yalnızca sınav sonuçlarıyla ölçmemeliyiz.
Öğretmenler kendilerini güvende hissediyor mu? Görevler adil dağıtılıyor mu? Çalışanlar düşüncelerini korkmadan ifade edebiliyor mu? Öğrenciler arasındaki zorbalık olayları takip ediliyor mu? Okulda güven ve adalet kültürü var mı?
Bunlar da eğitimde başarının göstergeleridir.
Mobbing ile Mücadele Derneği olarak yaklaşımımız açıktır:
Akran zorbalığıyla mücadele ile çalışma hayatında mobbingle mücadele farklı alanlar gibi görünse de aynı temel değerde birleşir:
İnsan onurunun korunması.
Çocuğunu koruyan ama öğretmeninin onurunu korumayan bir sistem eksiktir. Öğretmenini koruyan ama öğrenciler arasındaki zorbalığı görmezden gelen bir sistem de eksiktir.
Güçlü eğitimin yolu; kendisini güvende hisseden öğrenciden, değer gören öğretmenden ve adaletle yöneten okul yöneticisinden geçer.
Yeni eğitim öğretim yılı çocuklarımıza bilgi, öğretmenlerimize huzur, ailelerimize güven getirsin.
Ve şu cümleyi yalnızca okul kapılarına değil, eğitim kültürümüze yazalım:
Çocuğun güvende olmadığı yerde eğitim; öğretmenin huzurlu olmadığı yerde ise nitelikli eğitim sürdürülemez.


