İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

ÇEKİLECEK ÇİLEM VARMIŞ…

Dikkat: Bir Dolandırıcılık Hikâyesi “Çekilecek çilem varmış” derler ya… 26 Ağustos’ta yaralanmalı ve maddi hasarlı bir trafik kazası geçirdim. Bugün 16 Eylül. Aradan tam üç hafta geçti. Hâlâ aracımın pert olup olmadığını bilmiyorum. Tamir edilecek mi? Perte mi ayrılacak? Dosya ne zaman sonuçlanacak? Belli değil. Aracım yok. Dosya sonuçlanmadığı için ikame araç talebim de karşılanmıyor. Yani vatandaş olarak yapacağınız şey belli: Bekleyeceksiniz. Kimin kararını beklediğinizi tam olarak bilmeden… Ne zaman sonuçlanacağını bilmeden… Sistemin keyfinin gelmesini bekleyeceksiniz. Ben bu duruma kızarken meğer beterin beteri varmış. Telefonum çaldı. Arayan kişi adımı, soyadımı ve aracımın plakasını biliyordu. “Sigorta şirketinden arıyoruz.” dedi. Sonra beklediğim haberi verdi: “Aracınız perte ayrıldı. Sigorta şirketi aracınız için 835 bin lira teklif ediyor.” Ben de gerçekten sigorta şirketinden arandığımı düşünerek teklifin düşük olduğunu, aracımın piyasa değerinin yaklaşık 900 bin lira olduğunu söyledim. Karşımdaki kişi son derece kibar, son derece profesyonel ve son derece kendinden emindi. “Teklifinizi muhasebe birimine iletiyorum. Sistem kabul ederse bugün işleminizi tamamlarız.” Bir süre sonra yeniden aradı: “915 bin lira kabul edildi. Onaylıyor musunuz?” “Onaylıyorum.” dedim. İnsan tam da burada tuzağa düşüyor. Çünkü karşınızdaki size para istemeden önce güven satıyor. Sonra sıra geldi paraya. “Dosyanızı açabilmemiz için 13.804 lira dosya masrafı, 50 bin lira da alım-satım KDV’si yatırmanız gerekiyor. Toplam 63.804 lira. Gün sonunda bu para size iade edilecek.” Bir kişinin adı ve IBAN numarası gönderildi. “Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?” dedim. “Hayır. Peşin havale yapmanız gerekiyor.” 63.804 lirayı gönderdim. Ve hikâyenin kahramanı tam o anda ortaya çıktı. Havaleyi yaptıktan yaklaşık bir dakika sonra VakıfBank’tan telefon geldi. “Yaptığınız işlem bilginiz dahilinde mi? Bu işlem dolandırıcılık şüphesi taşıyor. Havalenizi durdurduk. İşlemi teyit etmenizi istiyoruz.” İşte kurumsal sorumluluk budur. “Siz talimat verdiniz, biz gönderdik.” demek kolaydı. Ama bir banka çalışanı önündeki işleme baktı. Şüphelendi. Telefonu kaldırdı. Müşterisini aradı. Belki bir dakikasını ayırdı. O bir dakika benim 63.804 liramı kurtardı. VakıfBank’a ve işlemi fark ederek müdahale eden çalışanlarına buradan açıkça teşekkür ediyorum. Sonra beni arayan kişiye döndüm. “Bankam sizin dolandırıcı olabileceğinizi söylüyor. Sizi nasıl teyit edeceğim?” dedim. Hiç paniklemedi. “Acentenizi arayın, teyit edin. İsterseniz biz de arayalım.” Özgüvene bakın! Çünkü günümüz dolandırıcısı artık bağırmıyor. Tehdit etmiyor. Panik yaptırmakla yetinmiyor. Kurumsal konuşuyor. Adınızı biliyor. Plakanızı biliyor. Kaza yaptığınızı biliyor. Sigorta dosyanız olduğunu biliyor. Ve tam da pert kararı beklediğiniz günlerde sizi arıyor. Acentemi aradım. Gerçek ortaya çıktı. Dosyada hâlâ eksik işlemler vardı. Ortada kesinleşmiş pert kararı yoktu. 915 bin liralık teklif yoktu. 63.804 liralık ödeme talebi yoktu. Ama çok profesyonel hazırlanmış bir dolandırıcılık girişimi vardı. Şimdi asıl soru burada başlıyor. Bu kişiler benim adımı nereden biliyor? Telefon numaramı nereden biliyor? Aracımın plakasını nereden biliyor? Kaza yaptığımı nereden biliyor? Sigorta sürecimin devam ettiğini nereden biliyor? Ve neden tam da pert kararı beklediğim sırada beni arıyor? Bunların tesadüf olup olmadığını bilmiyorum. Kimseyi delilsiz suçlamıyorum. Ama soruyorum: Vatandaşın hasar dosyasındaki bilgiler ne kadar güvende? Sigorta şirketinden acenteye, eksperden servise kadar uzanan zincirde bu verilere kimler erişebiliyor? Bu zincirde bir veri güvenliği açığı var mı? Araştırılması gereken asıl meselelerden biri budur. Çünkü mesele yalnızca 63.804 lira değildir. Mesele, dolandırıcının vatandaşa bu kadar doğru bilgiyle nasıl yaklaşabildiğidir. SONRA 112’Yİ ARADIM… Dedim ki: “Bir dolandırıcılık girişimini ihbar etmek istiyorum. Elimde telefon numaraları, isim, IBAN ve banka bilgileri var.” Aldığım cevap özetle: “Bu numaralardan aranırsanız cevap vermeyin, engelleyin.” İyi de ben telefonuma gelen pazarlama mesajından şikâyet etmiyorum ki! Bir suç şüphesini bildiriyorum. Elimde telefon numarası var. IBAN var. Hesap bilgisi var. Para transfer girişimi var. Bankanın durdurduğu işlem var. Ben size diyorum ki: “Bakın, bunlar başka insanları da dolandırabilir.” Sistem bana: “Numarayı engelle.” diyor. İyi de ben engelledim. Ya benden beş dakika sonra aranan emekli amca? Ya çocuğunun düğünü için yıllardır para biriktiren anne? Ya telefonun diğer ucundakine inanıp bütün birikimini gönderen vatandaş? O ne olacak? İhbar sırasında bana bir kayıt numarası verilmedi. İletişim bilgilerim alınmadı. “Şu belgelerle şu makama başvurun.” şeklinde açık bir yol haritası da sunulmadı. O zaman soruyorum: 112 neden var? Vatandaşın ihbarı neden var? Çağrı merkezleri neden var? Vatandaş suçla mücadeleye katkı sunmaya çalışırken kapı kapı dolaşacaksa dijital devlet neden var? Devlet sözle değil, kayıtla konuşur. İhbar varsa kayıt olmalı. Kayıt varsa numarası olmalı. Numara varsa hangi kuruma gönderildiği bilinmeli. Vatandaş yaptığı ihbarın havada kaybolup kaybolmadığını bilmelidir. BANKAYI DA ARADIM Para gönderilmek istenen hesabın bulunduğu bankayı da aradım. Dedim ki: “Bankanızdaki bir hesaba dolandırıcılık şüphesi taşıyan para transferi yapmam istendi. Ben kurtuldum. Başkaları mağdur olmasın. Hesabı inceleyin.” Aldığım cevap? Benim ihbarımla işlem yapılamayacağı… İşte tekrar aynı duvar. Vatandaş polisi arıyor… “Engelle.” Bankayı arıyor… “İşlem yapamayız.” Peki kim işlem yapacak? Vatandaş dolandırıldıktan sonra mı harekete geçeceğiz? Para gittikten sonra mı? Hesap boşaltıldıktan sonra mı? Telefon kapatıldıktan sonra mı? ÇÖZÜM ÇOK ZOR DEĞİL Öncelikle bankaların şüpheli para transferlerinde kullandıkları erken uyarı sistemleri güçlendirilmelidir. Ben bunun faydasını bizzat gördüm. İkinci olarak, dolandırıcılık ihbarlarında tek ve izlenebilir bir kayıt sistemi kurulmalıdır. Vatandaş telefon numarasını, IBAN’ı, mesajı ve dekontu bildirdiğinde sistem şöyle demelidir: “İhbarınız alınmıştır.” “Başvuru numaranız budur.” “İlgili birime gönderilmiştir.” “Gerekirse sizinle iletişime geçilecektir.” Bu kadar zor mu? Üçüncüsü, bankalar kendilerine bildirilen şüpheli hesapları mevzuat çerçevesinde süratle risk incelemesine alabilmelidir. Dördüncüsü, sigorta şirketleri hasar ve pert dosyalarında müşterilerini dolandırıcılık yöntemlerine karşı açıkça uyarmalıdır. Vatandaşa özellikle şu cümle öğretilmelidir: “Size para ödeyecek bir kurum, ödemenizi yapabilmek için sizi kişisel bir IBAN’a para göndermeye zorluyorsa durun ve doğrulayın.” BEN KURTULDUM, YA SIRADAKİ? Bu yazıyı sadece başıma gelen bir olayı anlatmak için yazmıyorum. Ben paramı kurtardım. Telefonu kapatıp hayatıma devam edebilirdim. Ama mesele benim 63.804 liram değil. Mesele sıradaki vatandaş. Vatandaşlık yalnızca kendi hakkımızı korumak değildir. Başkasının aynı tuzağa düşmesini engellemeye çalışmak da vatandaşlıktır. Dolandırıcılıkla mücadeleyi yalnızca vatandaşın dikkati, bir banka çalışanının duyarlılığı ve biraz da şans üzerine kuramayız. Vatandaş ihbar edecek. Kurum kayda alacak. Banka inceleyecek. Kolluk araştıracak. Savcılık soruşturacak. Kurumlar birbirleriyle konuşacak. Olması gereken budur. Yoksa vatandaş telefonun bir ucunda, kurumlar diğer ucunda… Ortada da dolandırıcılar cirit atar. Ben şanslıydım. 63.804 liram geri döndü. Ama herkes bu kadar şanslı olmayabilir. Onun için tekrar söylüyorum: Dikkat edin. Acele etmeyin. Telefondaki kişiye değil, resmî kuruma güvenin. Telefonu kapatın ve kurumu kendiniz arayın. Teyit etmeden bir kuruş göndermeyin. Çünkü bazen sizinle dolandırıcı arasındaki tek engel… Bir dakikalık şüphedir.
Ekleme Tarihi: 16 Eylül 2026 -Çarşamba
İlhan İŞMAN

ÇEKİLECEK ÇİLEM VARMIŞ…

Dikkat: Bir Dolandırıcılık Hikâyesi

“Çekilecek çilem varmış” derler ya…

26 Ağustos’ta yaralanmalı ve maddi hasarlı bir trafik kazası geçirdim. Bugün 16 Eylül. Aradan tam üç hafta geçti. Hâlâ aracımın pert olup olmadığını bilmiyorum.

Tamir edilecek mi? Perte mi ayrılacak? Dosya ne zaman sonuçlanacak? Belli değil.

Aracım yok. Dosya sonuçlanmadığı için ikame araç talebim de karşılanmıyor. Yani vatandaş olarak yapacağınız şey belli: Bekleyeceksiniz.

Kimin kararını beklediğinizi tam olarak bilmeden… Ne zaman sonuçlanacağını bilmeden… Sistemin keyfinin gelmesini bekleyeceksiniz. Ben bu duruma kızarken meğer beterin beteri varmış.

Telefonum çaldı. Arayan kişi adımı, soyadımı ve aracımın plakasını biliyordu. “Sigorta şirketinden arıyoruz.” dedi. Sonra beklediğim haberi verdi:

“Aracınız perte ayrıldı. Sigorta şirketi aracınız için 835 bin lira teklif ediyor.”

Ben de gerçekten sigorta şirketinden arandığımı düşünerek teklifin düşük olduğunu, aracımın piyasa değerinin yaklaşık 900 bin lira olduğunu söyledim. Karşımdaki kişi son derece kibar, son derece profesyonel ve son derece kendinden emindi.

“Teklifinizi muhasebe birimine iletiyorum. Sistem kabul ederse bugün işleminizi tamamlarız.” Bir süre sonra yeniden aradı: “915 bin lira kabul edildi. Onaylıyor musunuz?”

“Onaylıyorum.” dedim. İnsan tam da burada tuzağa düşüyor. Çünkü karşınızdaki size para istemeden önce güven satıyor. Sonra sıra geldi paraya.

“Dosyanızı açabilmemiz için 13.804 lira dosya masrafı, 50 bin lira da alım-satım KDV’si yatırmanız gerekiyor. Toplam 63.804 lira. Gün sonunda bu para size iade edilecek.”

Bir kişinin adı ve IBAN numarası gönderildi. “Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?” dedim. “Hayır. Peşin havale yapmanız gerekiyor.” 63.804 lirayı gönderdim. Ve hikâyenin kahramanı tam o anda ortaya çıktı.

Havaleyi yaptıktan yaklaşık bir dakika sonra VakıfBank’tan telefon geldi. “Yaptığınız işlem bilginiz dahilinde mi? Bu işlem dolandırıcılık şüphesi taşıyor. Havalenizi durdurduk. İşlemi teyit etmenizi istiyoruz.” İşte kurumsal sorumluluk budur.

“Siz talimat verdiniz, biz gönderdik.” demek kolaydı. Ama bir banka çalışanı önündeki işleme baktı. Şüphelendi. Telefonu kaldırdı. Müşterisini aradı. Belki bir dakikasını ayırdı.

O bir dakika benim 63.804 liramı kurtardı.

VakıfBank’a ve işlemi fark ederek müdahale eden çalışanlarına buradan açıkça teşekkür ediyorum.

Sonra beni arayan kişiye döndüm. “Bankam sizin dolandırıcı olabileceğinizi söylüyor. Sizi nasıl teyit edeceğim?” dedim.

Hiç paniklemedi. “Acentenizi arayın, teyit edin. İsterseniz biz de arayalım.” Özgüvene bakın! Çünkü günümüz dolandırıcısı artık bağırmıyor. Tehdit etmiyor. Panik yaptırmakla yetinmiyor.

Kurumsal konuşuyor.

Adınızı biliyor. Plakanızı biliyor. Kaza yaptığınızı biliyor. Sigorta dosyanız olduğunu biliyor. Ve tam da pert kararı beklediğiniz günlerde sizi arıyor.

Acentemi aradım. Gerçek ortaya çıktı. Dosyada hâlâ eksik işlemler vardı. Ortada kesinleşmiş pert kararı yoktu. 915 bin liralık teklif yoktu. 63.804 liralık ödeme talebi yoktu.

Ama çok profesyonel hazırlanmış bir dolandırıcılık girişimi vardı.

Şimdi asıl soru burada başlıyor. Bu kişiler benim adımı nereden biliyor? Telefon numaramı nereden biliyor? Aracımın plakasını nereden biliyor? Kaza yaptığımı nereden biliyor? Sigorta sürecimin devam ettiğini nereden biliyor? Ve neden tam da pert kararı beklediğim sırada beni arıyor?

Bunların tesadüf olup olmadığını bilmiyorum. Kimseyi delilsiz suçlamıyorum. Ama soruyorum: Vatandaşın hasar dosyasındaki bilgiler ne kadar güvende?

Sigorta şirketinden acenteye, eksperden servise kadar uzanan zincirde bu verilere kimler erişebiliyor? Bu zincirde bir veri güvenliği açığı var mı? Araştırılması gereken asıl meselelerden biri budur.

Çünkü mesele yalnızca 63.804 lira değildir. Mesele, dolandırıcının vatandaşa bu kadar doğru bilgiyle nasıl yaklaşabildiğidir.

SONRA 112’Yİ ARADIM…

Dedim ki:

“Bir dolandırıcılık girişimini ihbar etmek istiyorum. Elimde telefon numaraları, isim, IBAN ve banka bilgileri var.”

Aldığım cevap özetle: “Bu numaralardan aranırsanız cevap vermeyin, engelleyin.” İyi de ben telefonuma gelen pazarlama mesajından şikâyet etmiyorum ki! Bir suç şüphesini bildiriyorum. Elimde telefon numarası var. IBAN var. Hesap bilgisi var. Para transfer girişimi var. Bankanın durdurduğu işlem var.

Ben size diyorum ki: “Bakın, bunlar başka insanları da dolandırabilir.” Sistem bana: “Numarayı engelle.” diyor.

İyi de ben engelledim. Ya benden beş dakika sonra aranan emekli amca? Ya çocuğunun düğünü için yıllardır para biriktiren anne? Ya telefonun diğer ucundakine inanıp bütün birikimini gönderen vatandaş?

O ne olacak? İhbar sırasında bana bir kayıt numarası verilmedi. İletişim bilgilerim alınmadı.

“Şu belgelerle şu makama başvurun.” şeklinde açık bir yol haritası da sunulmadı. O zaman soruyorum:

112 neden var? Vatandaşın ihbarı neden var? Çağrı merkezleri neden var?

Vatandaş suçla mücadeleye katkı sunmaya çalışırken kapı kapı dolaşacaksa dijital devlet neden var? Devlet sözle değil, kayıtla konuşur. İhbar varsa kayıt olmalı. Kayıt varsa numarası olmalı. Numara varsa hangi kuruma gönderildiği bilinmeli. Vatandaş yaptığı ihbarın havada kaybolup kaybolmadığını bilmelidir.

BANKAYI DA ARADIM

Para gönderilmek istenen hesabın bulunduğu bankayı da aradım. Dedim ki: “Bankanızdaki bir hesaba dolandırıcılık şüphesi taşıyan para transferi yapmam istendi. Ben kurtuldum. Başkaları mağdur olmasın. Hesabı inceleyin.”

Aldığım cevap? Benim ihbarımla işlem yapılamayacağı… İşte tekrar aynı duvar. Vatandaş polisi arıyor… “Engelle.” Bankayı arıyor… “İşlem yapamayız.” Peki kim işlem yapacak?

Vatandaş dolandırıldıktan sonra mı harekete geçeceğiz? Para gittikten sonra mı? Hesap boşaltıldıktan sonra mı? Telefon kapatıldıktan sonra mı?

ÇÖZÜM ÇOK ZOR DEĞİL

Öncelikle bankaların şüpheli para transferlerinde kullandıkları erken uyarı sistemleri güçlendirilmelidir. Ben bunun faydasını bizzat gördüm.

İkinci olarak, dolandırıcılık ihbarlarında tek ve izlenebilir bir kayıt sistemi kurulmalıdır. Vatandaş telefon numarasını, IBAN’ı, mesajı ve dekontu bildirdiğinde sistem şöyle demelidir:

“İhbarınız alınmıştır.” “Başvuru numaranız budur.” “İlgili birime gönderilmiştir.” “Gerekirse sizinle iletişime geçilecektir.”

Bu kadar zor mu?

Üçüncüsü, bankalar kendilerine bildirilen şüpheli hesapları mevzuat çerçevesinde süratle risk incelemesine alabilmelidir.

Dördüncüsü, sigorta şirketleri hasar ve pert dosyalarında müşterilerini dolandırıcılık yöntemlerine karşı açıkça uyarmalıdır.

Vatandaşa özellikle şu cümle öğretilmelidir: “Size para ödeyecek bir kurum, ödemenizi yapabilmek için sizi kişisel bir IBAN’a para göndermeye zorluyorsa durun ve doğrulayın.”

BEN KURTULDUM, YA SIRADAKİ?

Bu yazıyı sadece başıma gelen bir olayı anlatmak için yazmıyorum. Ben paramı kurtardım. Telefonu kapatıp hayatıma devam edebilirdim. Ama mesele benim 63.804 liram değil.

Mesele sıradaki vatandaş. Vatandaşlık yalnızca kendi hakkımızı korumak değildir. Başkasının aynı tuzağa düşmesini engellemeye çalışmak da vatandaşlıktır. Dolandırıcılıkla mücadeleyi yalnızca vatandaşın dikkati, bir banka çalışanının duyarlılığı ve biraz da şans üzerine kuramayız.

Vatandaş ihbar edecek. Kurum kayda alacak. Banka inceleyecek. Kolluk araştıracak.

Savcılık soruşturacak. Kurumlar birbirleriyle konuşacak.

Olması gereken budur.

Yoksa vatandaş telefonun bir ucunda, kurumlar diğer ucunda… Ortada da dolandırıcılar cirit atar. Ben şanslıydım. 63.804 liram geri döndü. Ama herkes bu kadar şanslı olmayabilir.

Onun için tekrar söylüyorum:

Dikkat edin. Acele etmeyin. Telefondaki kişiye değil, resmî kuruma güvenin. Telefonu kapatın ve kurumu kendiniz arayın. Teyit etmeden bir kuruş göndermeyin.

Çünkü bazen sizinle dolandırıcı arasındaki tek engel… Bir dakikalık şüphedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet Mallı
(16.09.2026 20:54 - #530)
Yok anlamlı ve bilgilendirici bir yazı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.