Bazı kelimeler vardır. Sadece kelime değildir.
Bir milletin hafızasıdır.
Yüküdür. Onurudur.
Bayrak da böyledir.
İstiklal de.
Demokrasi de.
Özgürlük de.
Bayrak, Uğruna bedel ödenmiş bir varlıktır.
Toprağın üstündeki işarettir. Devletin vakarını taşır.
Milletin ortak duygusunu toplar.
Ona bakınca geçmişi görürüz. Mücadeleyi görürüz. Fedakârlığı görürüz.
İstiklal, bağımsız yaşama iradesidir.
Kendi kararını kendin verme hakkıdır.
Kimsenin gölgesinde yaşamamaktır.
Kimsenin buyruğuyla ayakta durmamaktır.
İstiklalin zedelendiği yerde haysiyet yara alır.
Haysiyet yara alınca toplum da küçülür.
Demokrasi, sandıktan ibaret değildir. Hukuktur. Dengedır.
Denetimdir. Kurumdur.
İtiraz hakkıdır.
Farklı fikrin yaşayabilmesidir.
Gücü elinde tutanın sınır tanımasıdır.
Çoğunluğun yanında azınlığın da hakkının korunmasıdır.
Demokrasi, keyfilik bittiği yerde başlar.
Özgürlük sorumlulukla birlikte anlam kazanır.
İnsan onurunun temelidir.
Düşünmenin, konuşmanın, inanmanın, eleştirmenin teminatıdır.
Özgürlük yoksa korku büyür. Korku büyürse toplum küçülür.
Sessizlik artar. Çürüme başlar.
Bugün dönüp Ortadoğu’ya bakın. Sınırlar yanıyor. Şehirler yıkılıyor.
İnsan hayatı ucuzluyor. Güç, hukukun önüne geçiyor.
Uluslararası hukuk çoğu zaman güçlü olanın işine geldiği kadar hatırlanıyor.
İşte asıl tehlike budur. Hukukun tanınmadığı yerde önce düzen bozulur. Sonra güven kaybolur. En sonunda insan hayatı sıradanlaşır.
Bölgede süren kargaşa bize çok açık bir şey söylüyor:
Devlet aklı, hukuk, meşruiyet ve kurumlar zayıfladığında geriye sadece belirsizlik kalır. Belirsizlik ise en çok halkı ezer.
En çok sıradan insanı vurur. Evini, işini, geleceğini, çocuğunun yarınını düşünen insanı yakar.
Bu yüzden bayrak, istiklal, demokrasi ve özgürlük kavramlarını doğru anlamak zorundayız.
Bunlar nutuk malzemesi değildir.
Günü kurtaran slogan hiç değildir.
Bunlar bir ülkenin sigortasıdır.
Ortak zemindir.
Dağılmayı önleyen çimentodur.
Bayrağa saygı, sadece törenlerde gösterilmez.
İstiklale bağlılık, sadece marş okunurken hatırlanmaz.
Demokrasi, sadece seçim günü savunulmaz.
Özgürlük de sadece işimize geldiğinde istenmez.
Bu değerler her gün korunur.
Her gün beslenir.
Her gün ciddiyet ister.
Bugünlerin en büyük dersi şudur: Etrafımızdaki yangına bakıp elimizdekilerin kıymetini daha iyi bilmeliyiz.
Bayrağın neyi temsil ettiğini unutmamalıyız.
İstiklalin hangi bedellerle kazanıldığını hafife almamalıyız.
Demokrasiyi zayıflatacak hoyratlıklara izin vermemeliyiz.
Özgürlüğü küçümsememeliyiz.
Çünkü bu günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, tam da bu değerlerin kendisidir.
Ve tam da bu yüzden, bayrağın, istiklalin, demokrasinin ve özgürlüğün kıymetini bilmeliyiz.
Cumhuriyetimize sahip çıkmalıyız…
