15 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da, Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü Kırmızı Salon’da önemli bir sempozyum gerçekleştirilecek.
Başlığı net.
Çerçevesi güçlü.
İhtiyaca cevap veren bir içeriğe sahip.
Çalışma hayatında Şiddet ve taciz meselesi, sıradan bir işyeri sorunu olamaz.
Aynı zamanda insan onurunun sınandığı bir alandır.
Sadece personel yönetimi başlığı da değildir.
Bu konu doğrudan hukuk meselesidir.
Doğrudan insan hakları meselesidir.
Doğrudan insan onuru meselesidir.
Tam da bu nedenle,
“Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizle Mücadele Sempozyumu”, yalnızca bir toplantı olarak görülmemeli.
Bu etkinlik, çalışma hayatında uzun süredir konuşulan ama çoğu zaman tam olarak çözülemeyen bir meselenin ciddiyetle ele alınacağı bir platform niteliği taşıyor.
Sempozyumun en güçlü yanı, farklı dünyaları aynı masada buluşturmasıdır.
Akademi var.
Sendikalar var.
Kamu var.
Hukuk dünyası var.
Uygulamanın içinden gelen isimler var.
Yani teori ile saha ilk kez değil ama çok daha görünür biçimde yan yana geliyor.
Programın açılış bölümü bile bu yönü açıkça gösteriyor.
Mobbing ile Mücadele Derneği Başkanı İlhan İşman açılışta yer alıyor.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran protokol konuşmacıları arasında bulunuyor.
Sempozyumda TİSK temsilcisinin yanı sıra; DİSK, TÜRK-İŞ, HAKİŞ ve Türkiye Kamu-Sen temsilcileri de bulunuyor.
Açılış Protokol konuşmalarında, MMD Genel Başkanı İlhan İşman, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Cahit Güran, TİSK Genel Yardımcısı Av. Nagehan Akan, TÜRKİŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, DİSK Genel Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu ve Türkiye KAMUSEN Genel Başkanı Önder Kahveci gibi çalışma hayatının sosyal taraflarını temsil eden isimler programda yer alıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan da teşrifleri halinde açılışta bulunacak isimler arasında.
Bu tablo önemlidir.
Çünkü çalışma hayatında şiddet ve taciz, tek bir kurumun çözebileceği bir sorun değildir.
Ne yalnızca işveren politikası ile çözülebilir.
Ne yalnızca sendikal refleks ile.
Ne de sadece yargı yoluyla.
Çözüm için ortak akıl gerekir.
Sosyal diyalog gerekir.
Kurumsal kararlılık gerekir.
Sempozyumun merkezinde ILO C190 var.
Bu sözleşme, bugün yalnızca teknik bir uluslararası metin olarak okunmamalıdır.
ILO C190, çalışma hayatında şiddet ve tacize karşı yeni bir referans çerçevesi sunuyor.
İşyerine yeni bir gözle bakmayı öneriyor.
Koruma diyor.
Önleme diyor.
Başvuru mekanizması diyor.
İnsan onurunu merkeze alıyor.
İşte bu yüzden ILO C190, sosyal diyalog ve işyeri politikaları açısından stratejik bir referanstır.
Sadece norm koyan bir belge değildir.
Aynı zamanda yön gösteren bir metindir.
İşveren için de önemlidir.
Sendika için de.
Kamu için de.
Hukuk uygulayıcıları için de.
Sempozyumun açılış konferansında Doç. Dr. Ceyhun Güler, bu stratejik önemi ele alacak.
Bu da programın yönünü baştan belli ediyor.
Etkinlik günü yalnızca sorunlar anlatılmayacak.
Bir çerçeve kurulacak.
Bir kavramsal zemin oluşturulacak.
Birinci oturumda hukuki çerçeve tartışılacak.
Başvuru mekanizmaları konuşulacak.
İspat sorunu ele alınacak.
Cezai ve hukuki yaptırımlar değerlendirilecek.
Prof. Dr. İştar Orhanoğlu’nun oturum başkanlığında; Dr. Abdullah Erol, Dr. Nazlı Sağlam, Av. Ezgi Karataş, Av. Hasan Hüseyin Alparslan ve Av. Ayşe Neris Teker bu alana katkı sunacaklar.
Bu önemli.
Çünkü uygulamada en büyük sorunlardan biri, kavramların karışmasıdır.
Mobbing başka bir şeydir.
Taciz başka bir şeydir.
Şiddet başka bir şeydir.
Ayrımcılık başka bir şeydir.
Ama çoğu zaman hepsi aynı torbaya atılıyor.
Bu da hem mağduriyetleri büyütüyor hem çözümü geciktiriyor.
İkinci oturum ise daha geniş bir bakış açısı getiriyor.
Toplu sözleşme, sosyal diyalog ve geleceğe etkiler tartışılacak.
Prof. Dr. Erdem Cam’ın başkanlığındaki bu oturumda Prof. Dr. Elif Yüksel Oktay, Av. Hacer Türk Albayrak, Kürşat Aldemir, Dr. İlkay Başak Adıgüzel, İstanbul Milletvekili Elif Esen ve Doç. Dr. Hicran Atatanır panelist olarak katkı sunacak.
Bu oturum da kritik.
Çünkü işyerinde şiddet ve taciz yalnızca mahkeme dosyası değildir.
Aynı zamanda önleme meselesidir.
Politika meselesidir.
Kurumsal kültür meselesidir.
Etik kurul meselesidir.
Temsil meselesidir.
Psikososyal risk yönetimi meselesidir.
Bir başka önemli bölüm ise yuvarlak masa oturumu.
Burada Türkiye’de ILO C190 için yol haritası önerileri konuşulacak.
Yani mesele teoride bırakılmayacak.
Sonuç üretme iradesi masaya konulacak.
Sempozyumun belki de en kıymetli tarafı burada ortaya çıkıyor.
Etkinliğin sonunda yalnızca konuşulmuş olmayacak.
Aynı zamanda çıktı üretilmesi hedeflenecek.
Kısa sonuç bildirgesi.
Politika notu.
Ortak ilke seti.
Belki daha güçlü kurumsal öneriler.
Bugün Türkiye’de çalışma hayatının en temel ihtiyaçlarından biri budur.
Sorunu görmek yetmez.
Sorunu adlandırmak yetmez.
Sorunu raporlamak da yetmez.
Asıl ihtiyaç, çözüm mimarisi kurmaktır.
Bu sempozyum tam da bunu vaat ediyor.
Gündem üretmeyi.
Farkındalık oluşturmayı.
Kurumsal hafıza üretmeyi.
Politika dili kurmayı.
Ve en önemlisi, insan onurunu çalışma hayatının merkezine yeniden yerleştirmeyi.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
İşyerinde şiddet ve taciz, modern çalışma hayatına yakışmıyor.
Sessizlik bu sorunu büyütüyor.
Belirsizlik mağduru yalnızlaştırıyor.
Kurumsal suskunluk ise sorunu kalıcı hale getiriyor.
Bu yüzden 15 Nisan’daki bu sempozyum, sadece bir etkinlik değildir.
Bir çağrıdır.
Bir dikkat çekme girişimidir.
Bir ortak akıl arayışıdır.
Biz Mobbing ile Mücadele Derneği olarak inanıyoruz ki;
Daha güvenli,
Daha adil,
Daha saygın
Bir çalışma hayatı için sempozyum güçlü bir başlangıç olacaktır.
