Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Hangi Davranış Mobbing Sayılır?

Çalışma hayatında birçok kişi bir noktada aynı soruyu soruyor: “Bu yaşadığım şey normal mi?” “Bu sadece sert yöneticilik mi?” “Yoksa bu artık mobbing mi?” Sahada en çok karıştırılan konulardan biri budur. Çünkü herkes kötü muamele gördüğünde adını hemen koyamıyor. Kimi yaşadığını küçümsüyor. Kimi abarttığını sanıyor. Kimi de geçer diye susuyor. Ama bazı davranışlar vardır ki artık sıradan iş gerilimi değildir. Sorunun özü şudur: Her tartışma mobbing değildir. Her sert söz de değildir. Her anlaşmazlık da değildir. Mobbing dediğimiz şey, kişiyi yıpratan, dışlayan, değersizleştiren ve bunu süreklilik içinde yapan davranışların bütünüdür. Yani mesele tek bir an değil, bir düzen haline gelmesidir. Peki hangi davranışlar mobbing sayılabilir? Sürekli küçük düşürmek bunlardan biridir. Çalışanın yanında, başkalarının önünde, sık sık değersiz hissettirilmesi. Alay edilmesi. İtibarının zedelenmesi. Sürekli dışlamak da böyledir. Toplantılara çağrılmamak. Bilgi akışının dışında bırakılmak. Karar süreçlerinden uzak tutulmak. Sanki kurumun içinde ama yokmuş gibi davranılması. Görevi belirsiz bırakmak da bir yöntem olabilir. Ne yaparsa eleştirilecek bir alan yaratmak. Yetki vermeden sorumluluk yüklemek. Yaptığı işi sürekli yetersiz göstermek. Sürekli ve ölçüsüz eleştiri de önemlidir. Yapıcı geri bildirim başka şeydir. Aynı kişiyi sürekli hedef almak başka şeydir. Hata varsa düzeltmek gerekir. Ama kişiyi ezerek, yıldırarak, özgüvenini kırarak yapılan şey artık yönetim değil, baskıdır. Anlamsız iş yükü vermek ya da tam tersine kişiyi işsiz bırakmak da mobbing kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü amaç bazen çalışanı aşırı yükle yormaktır. Bazen de onu etkisiz hale getirip değersiz hissettirmektir. Sürekli tehdit dili kullanmak da tehlikelidir. “Bak görürsün.” “Seninle sonra konuşuruz.” “Burada fazla dayanamazsın.” Bu tür sözler tek başına bile ağırdır. Süreklilik kazandığında ise açık bir baskı iklimi üretir. Kurumsal zeminde bakıldığında ölçü şudur: Davranış tekrar ediyor mu? Kişiyi hedef alıyor mu? Onu yıldırıyor mu? İş ortamında yalnızlaştırıyor mu? Psikolojik olarak yıpratıyor mu? İşte bu soruların cevabı evetse, mesele basit bir iletişim sorunu olmaktan çıkar. Çalışan açısından maliyet ağırdır. Önce moral bozulur. Sonra güven sarsılır. Sonra kişi susmaya başlar. Kendini sorgular. Hata yapmaktan korkar. İşe gitmek yük haline gelir. Bir süre sonra tükenmişlik büyür. Kurum açısından da zarar büyüktür. Mobbing olan yerde iş barışı bozulur. Güven azalır. Liyakat zayıflar. İyi çalışan geri çekilir. Sessizlik artar. Korku büyür. Kurum dışarıdan düzenli görünse bile içeriden çürümeye başlar. Toplum açısından da mesele küçümsenemez. Çünkü özellikle kamu hizmetinde ya da insan odaklı işlerde içerideki baskı dışarıdaki hizmeti etkiler. Ezilen çalışan, sağlıklı hizmet üretemez. Adaletin zayıf olduğu yerde verim de düşer. Peki ne yapılmalı? Önce çalışan yaşadığını isimlendirmelidir. Her sertlik normal sanılmamalıdır. Önemli olaylar not edilmelidir. Tarih yazılmalıdır. Mesajlar saklanmalıdır. Yazılı kayıt tutulmalıdır. İkinci olarak, tek olay ile sistematik baskı ayırt edilmelidir. Bir anlık öfke başka şeydir. Sürekli yıpratma başka şeydir. Üçüncü olarak, kurum içi başvuru yolları kullanılmalıdır. Dilekçe verilmelidir. Tutanak tutulmalıdır. Gerekirse üst mercilere başvurulmalıdır. Hak arama öfkeyle değil, kayıtla güçlenir. Ve en önemlisi, kurumlar da şunu anlamalıdır: Mobbing kişisel sorun değildir. Kurumsal bir bozulmadır. Görmezden gelindikçe büyür. Mobbing, bir çalışanın onurunu ve çalışma gücünü sistemli biçimde aşındıran davranışların adıdır.
Ekleme Tarihi: 06 Nisan 2026 -Pazartesi
İlhan İŞMAN

Hangi Davranış Mobbing Sayılır?

Çalışma hayatında birçok kişi bir noktada aynı soruyu soruyor:

“Bu yaşadığım şey normal mi?”

“Bu sadece sert yöneticilik mi?”

“Yoksa bu artık mobbing mi?”

Sahada en çok karıştırılan konulardan biri budur.

Çünkü herkes kötü muamele gördüğünde adını hemen koyamıyor.

Kimi yaşadığını küçümsüyor.

Kimi abarttığını sanıyor.

Kimi de geçer diye susuyor.

Ama bazı davranışlar vardır ki artık sıradan iş gerilimi değildir.

Sorunun özü şudur:

Her tartışma mobbing değildir.

Her sert söz de değildir.

Her anlaşmazlık da değildir.

Mobbing dediğimiz şey, kişiyi yıpratan, dışlayan, değersizleştiren ve bunu süreklilik içinde yapan davranışların bütünüdür.

Yani mesele tek bir an değil, bir düzen haline gelmesidir.

Peki hangi davranışlar mobbing sayılabilir?

Sürekli küçük düşürmek bunlardan biridir.

Çalışanın yanında, başkalarının önünde, sık sık değersiz hissettirilmesi.

Alay edilmesi.

İtibarının zedelenmesi.

Sürekli dışlamak da böyledir.

Toplantılara çağrılmamak.

Bilgi akışının dışında bırakılmak.

Karar süreçlerinden uzak tutulmak.

Sanki kurumun içinde ama yokmuş gibi davranılması.

Görevi belirsiz bırakmak da bir yöntem olabilir.

Ne yaparsa eleştirilecek bir alan yaratmak.

Yetki vermeden sorumluluk yüklemek.

Yaptığı işi sürekli yetersiz göstermek.

Sürekli ve ölçüsüz eleştiri de önemlidir.

Yapıcı geri bildirim başka şeydir.

Aynı kişiyi sürekli hedef almak başka şeydir.

Hata varsa düzeltmek gerekir.

Ama kişiyi ezerek, yıldırarak, özgüvenini kırarak yapılan şey artık yönetim değil, baskıdır.

Anlamsız iş yükü vermek ya da tam tersine kişiyi işsiz bırakmak da mobbing kapsamında değerlendirilebilir.

Çünkü amaç bazen çalışanı aşırı yükle yormaktır.

Bazen de onu etkisiz hale getirip değersiz hissettirmektir.

Sürekli tehdit dili kullanmak da tehlikelidir.

“Bak görürsün.”

“Seninle sonra konuşuruz.”

“Burada fazla dayanamazsın.”

Bu tür sözler tek başına bile ağırdır.

Süreklilik kazandığında ise açık bir baskı iklimi üretir.

Kurumsal zeminde bakıldığında ölçü şudur:

Davranış tekrar ediyor mu?

Kişiyi hedef alıyor mu?

Onu yıldırıyor mu?

İş ortamında yalnızlaştırıyor mu?

Psikolojik olarak yıpratıyor mu?

İşte bu soruların cevabı evetse, mesele basit bir iletişim sorunu olmaktan çıkar.

Çalışan açısından maliyet ağırdır.

Önce moral bozulur.

Sonra güven sarsılır.

Sonra kişi susmaya başlar.

Kendini sorgular.

Hata yapmaktan korkar.

İşe gitmek yük haline gelir.

Bir süre sonra tükenmişlik büyür.

Kurum açısından da zarar büyüktür.

Mobbing olan yerde iş barışı bozulur.

Güven azalır.

Liyakat zayıflar.

İyi çalışan geri çekilir.

Sessizlik artar.

Korku büyür.

Kurum dışarıdan düzenli görünse bile içeriden çürümeye başlar.

Toplum açısından da mesele küçümsenemez.

Çünkü özellikle kamu hizmetinde ya da insan odaklı işlerde içerideki baskı dışarıdaki hizmeti etkiler.

Ezilen çalışan, sağlıklı hizmet üretemez.

Adaletin zayıf olduğu yerde verim de düşer.

Peki ne yapılmalı?

Önce çalışan yaşadığını isimlendirmelidir.

Her sertlik normal sanılmamalıdır.

Önemli olaylar not edilmelidir.

Tarih yazılmalıdır.

Mesajlar saklanmalıdır.

Yazılı kayıt tutulmalıdır.

İkinci olarak, tek olay ile sistematik baskı ayırt edilmelidir.

Bir anlık öfke başka şeydir.

Sürekli yıpratma başka şeydir.

Üçüncü olarak, kurum içi başvuru yolları kullanılmalıdır.

Dilekçe verilmelidir.

Tutanak tutulmalıdır.

Gerekirse üst mercilere başvurulmalıdır.

Hak arama öfkeyle değil, kayıtla güçlenir.

Ve en önemlisi, kurumlar da şunu anlamalıdır:

Mobbing kişisel sorun değildir.

Kurumsal bir bozulmadır.

Görmezden gelindikçe büyür.

Mobbing, bir çalışanın onurunu ve çalışma gücünü sistemli biçimde aşındıran davranışların adıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.