İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu kuruldu. Peki sahada ne değişti?

İşyerlerinde psikolojik tacizle mücadele için 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandı. Bu genelge ile Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu yeniden teşekkül ettirildi. Bu, kâğıt üzerinde önemli bir adımdı. Çünkü sorun büyüktü. Beklenti de büyüktü.  Ancak bugün temel soru şudur: Kurul kuruldu mu? Kuruldu da, ne yaptı? Açık kaynaklara baktığımızda kurulun varlığını görüyoruz. Ama görünür faaliyet çıktısını aynı netlikle göremiyoruz. Çalışma Genel Müdürlüğü’nün UİS 1. İzleme ve Değerlendirme Raporu’nda, 2025 yılı için hedeflenen 2 toplantıya karşılık ilk yarı gerçekleşmesinin sıfır olduğu açıkça yer alıyor. Bu veri önemlidir. Çünkü kurumsal ciddiyet, sadece kurulmakla değil, çalışmakla ölçülür.  Genelge, kurula politika geliştirme, koordinasyon, eğitim ve bilgilendirme süreçlerini yönlendirme, araştırma ve inceleme yapma veya yaptırma, rapor ve rehber hazırlama, kamuoyunu bilinçlendirme gibi işlevler verdi. Yani bu kurul, sadece isimden ibaret olsun diye kurulmadı. Ülke çapında bir yön verme merkezi olsun diye kuruldu.  Ne var ki sahadaki tablo bize başka bir şey söylüyor. Mobbing ile Mücadele Derneği olarak yürüttüğümüz Türkiye Mobbing Farkındalığı Anketi’ne 1.793 kişi katıldı. Katılımcıların %76,4’ü iş yaşamında mobbinge maruz kaldığını söyledi. Mobbinge maruz kaldığını belirtenlerin %48’i ise “hiçbir şey yapmadım” dedi. Katılımcıların %78,9’u devlet kurumları ve sivil toplumun mücadelede yeterli olmadığını düşündüğünü belirtti. Daha da çarpıcısı, katılımcıların %56,9’u 2025/3 sayılı genelgeden haberdar olmadığını ifade etti.  Yani burası tam bir yangın yeri Bu veriler bize şunu söylüyor: Sorun sadece farkındalık sorunu değildir. Sorun güven sorunudur. Sorun erişim sorunudur. Sorun mekanizma sorunudur. İnsanlar hakkını arayacağı yere güvenmiyorsa, kurulun adı var demek yetmez. İşleyen bir sistem kurmak gerekir.  MMD olarak bizim eleştirimiz tam da buradadır. Kurul bugüne kadar kamuoyuna açık bir çalışma disiplini ortaya koyamamıştır. Toplantı yaptıysa sonuçları görünür değildir. Karar aldıysa kamuoyu bunu bilmiyor. Bir yol haritası oluşturduysa paylaşılmış değildir. Bir rehber hazırladıysa görünür değildir. Bu sessizlik, sorunun ağırlığı ile bağdaşmamaktadır.  Oysa yapılması gerekenler bellidir. Üstelik bunu yalnızca biz söylemiyoruz. MMD’nin raporu da aynı ihtiyacı veriyle ortaya koyuyor. MMD olarak Kuruldan beklentimiz ve önerilerimiz: Birincisi, ulusal bir mobbingle mücadele çerçevesi yayımlanmalıdır. Tanım net olmalıdır. Rol ve sorumluluklar net olmalıdır. Kim ne yapacak, hangi sürede yapacak, açıkça yazılmalıdır.  İkincisi, kamu ve özel sektör için standart operasyon prosedürü hazırlanmalıdır. Şikâyet nasıl alınacak? Kim inceleyecek? Gizlilik nasıl korunacak? Misilleme nasıl önlenecek? Bunlar kurumdan kuruma değişen keyfî alanlar olmaktan çıkarılmalıdır.  Üçüncüsü, her kurumda erişilebilir ve güvenilir başvuru mekanizması standardı kurulmalıdır. Etik birim, şikâyet hattı, tarafsız inceleme, süre sınırı ve geri bildirim sistemi zorunlu hale gelmelidir. Başvuru yapan kişi karanlık koridorlarda kaybolmamalıdır.  Dördüncüsü, mobbing konusu iş sağlığı ve güvenliği ile psikososyal risk yönetimine entegre edilmelidir. Mobbing, sadece insan kaynakları meselesi değildir. Aynı zamanda işyeri sağlığı, verimlilik ve kurumsal iklim meselesidir.  Beşincisi, eğitim zorunlu hale getirilmelidir. Çünkü ankette mobbing temel eğitimi aldığını söyleyenlerin oranı sadece %9,3’tür. Bu oran, kurumlarımızın daha yolun başında olduğunu göstermektedir.  Altıncısı, veri izleme ve yıllık raporlama sistemi kurulmalıdır. Kaç başvuru geldi? Kaçı sonuçlandı? Süre ne kadar sürdü? Tekrarlayan vakalar hangi sektörlerde yoğunlaştı? Bu veriler olmadan politika değil, sadece niyet konuşuruz.  Yedincisi, engelliler, kadınlar ve yüksek riskli sektörler için özel odak programları geliştirilmelidir. Çünkü mobbing herkesi aynı biçimde vurmuyor. Bazı gruplar daha kırılgan durumda. Politika da buna göre inceltilmelidir.  Burada bir soruyu da açıkça sormak zorundayız. Mobbing ile Mücadele Derneği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na resmi başvuru yaparak Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu’nda temsil talebinde bulunmuştur. Derneğimiz bu başvuruda, 2010’dan bu yana sürdürdüğü farkındalık, mağdur desteği, akademik katkı ve saha tecrübesini kurul çalışmalarına taşımak istediğini açıkça ifade etmiştir. Peki soruyoruz: Mobbing alanında doğrudan çalışan, veri üreten, mağdura temas eden, eğitim veren ve politika önerisi geliştiren bir sivil toplum yapısına neden bu kurulda yer verilmemiştir?  Bu soru polemik için sorulmuş bir soru değildir. Bu soru temsil için sorulmuştur. Bu soru etkin olmak için sorulmuştur. Bu soru sahadaki bilgi ile masadaki kararın birleşmesi için sorulmuştur. Çünkü mobbing ile mücadele, yalnızca bürokratik bir metin işi değildir. Kanaatimiz odur ki; sahayı bilmeden masa başında çözüm kurulamaz. Mağdurun sesini duymadan mekanizma inşa edilemez. Sivil toplumu dışarıda tutarak toplumsal, sorunlar çözülemez, güven üretilemez. MMD olarak yaklaşımımız nettir. Biz çekişme aramıyoruz. Biz etkili mekanizma arıyoruz. Biz görünür kurul istiyoruz. Biz ölçülebilir faaliyet istiyoruz. Biz mağdurun başvurduğunda sonuç alabildiği bir sistem istiyoruz. İyi niyetle, samimiyetle katkı vermek istiyoruz. Ülkemiz adına onurlu çalışma hakkının korunduğu pozitif iş ortamları olsun istiyoruz. Birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde çalışma barışının sağlandığı bir ülkemiz olsun istiyoruz. Biz bu ülkenin sorunlarına çözüm üreten,  Laf değil katma değer üreten STK olmak istiyoruz. Kurulun varlığı elbette önemlidir. Ama artık varlık yetmez. İcraat gerekir. Şeffaflık gerekir. Katılımcılık gerekir. Sivil toplumun bilgisine ve sahadaki deneyimine açık bir yapı gerekir. Çünkü mobbing, çalışanı susturan bir şiddet türüdür. Devletin görevi ise sessizliği büyütmek değil, güveni büyütmektir. Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.
Ekleme Tarihi: 14 Mayıs 2026 -Perşembe
İlhan İŞMAN

Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu kuruldu. Peki sahada ne değişti?

İşyerlerinde psikolojik tacizle mücadele için 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandı.

Bu genelge ile Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu yeniden teşekkül ettirildi.

Bu, kâğıt üzerinde önemli bir adımdı.

Çünkü sorun büyüktü.

Beklenti de büyüktü. 

Ancak bugün temel soru şudur:

Kurul kuruldu mu? Kuruldu da, ne yaptı?

Açık kaynaklara baktığımızda kurulun varlığını görüyoruz.

Ama görünür faaliyet çıktısını aynı netlikle göremiyoruz.

Çalışma Genel Müdürlüğü’nün UİS 1. İzleme ve Değerlendirme Raporu’nda, 2025 yılı için hedeflenen 2 toplantıya karşılık ilk yarı gerçekleşmesinin sıfır olduğu açıkça yer alıyor.

Bu veri önemlidir.

Çünkü kurumsal ciddiyet, sadece kurulmakla değil, çalışmakla ölçülür. 

Genelge, kurula politika geliştirme, koordinasyon, eğitim ve bilgilendirme süreçlerini yönlendirme, araştırma ve inceleme yapma veya yaptırma, rapor ve rehber hazırlama, kamuoyunu bilinçlendirme gibi işlevler verdi.

Yani bu kurul, sadece isimden ibaret olsun diye kurulmadı.

Ülke çapında bir yön verme merkezi olsun diye kuruldu. 

Ne var ki sahadaki tablo bize başka bir şey söylüyor.

Mobbing ile Mücadele Derneği olarak yürüttüğümüz Türkiye Mobbing Farkındalığı Anketi’ne 1.793 kişi katıldı.

Katılımcıların %76,4’ü iş yaşamında mobbinge maruz kaldığını söyledi.

Mobbinge maruz kaldığını belirtenlerin %48’i ise “hiçbir şey yapmadım” dedi.

Katılımcıların %78,9’u devlet kurumları ve sivil toplumun mücadelede yeterli olmadığını düşündüğünü belirtti.

Daha da çarpıcısı, katılımcıların %56,9’u 2025/3 sayılı genelgeden haberdar olmadığını ifade etti. 

Yani burası tam bir yangın yeri

Bu veriler bize şunu söylüyor:

Sorun sadece farkındalık sorunu değildir.

Sorun güven sorunudur.

Sorun erişim sorunudur.

Sorun mekanizma sorunudur.

İnsanlar hakkını arayacağı yere güvenmiyorsa, kurulun adı var demek yetmez.

İşleyen bir sistem kurmak gerekir. 

MMD olarak bizim eleştirimiz tam da buradadır.

Kurul bugüne kadar kamuoyuna açık bir çalışma disiplini ortaya koyamamıştır.

Toplantı yaptıysa sonuçları görünür değildir.

Karar aldıysa kamuoyu bunu bilmiyor.

Bir yol haritası oluşturduysa paylaşılmış değildir.

Bir rehber hazırladıysa görünür değildir.

Bu sessizlik, sorunun ağırlığı ile bağdaşmamaktadır. 

Oysa yapılması gerekenler bellidir.

Üstelik bunu yalnızca biz söylemiyoruz.

MMD’nin raporu da aynı ihtiyacı veriyle ortaya koyuyor.

MMD olarak Kuruldan beklentimiz ve önerilerimiz:

Birincisi, ulusal bir mobbingle mücadele çerçevesi yayımlanmalıdır.

Tanım net olmalıdır.

Rol ve sorumluluklar net olmalıdır.

Kim ne yapacak, hangi sürede yapacak, açıkça yazılmalıdır. 

İkincisi, kamu ve özel sektör için standart operasyon prosedürü hazırlanmalıdır.

Şikâyet nasıl alınacak?

Kim inceleyecek?

Gizlilik nasıl korunacak?

Misilleme nasıl önlenecek?

Bunlar kurumdan kuruma değişen keyfî alanlar olmaktan çıkarılmalıdır. 

Üçüncüsü, her kurumda erişilebilir ve güvenilir başvuru mekanizması standardı kurulmalıdır.

Etik birim, şikâyet hattı, tarafsız inceleme, süre sınırı ve geri bildirim sistemi zorunlu hale gelmelidir.

Başvuru yapan kişi karanlık koridorlarda kaybolmamalıdır. 

Dördüncüsü, mobbing konusu iş sağlığı ve güvenliği ile psikososyal risk yönetimine entegre edilmelidir.

Mobbing, sadece insan kaynakları meselesi değildir.

Aynı zamanda işyeri sağlığı, verimlilik ve kurumsal iklim meselesidir. 

Beşincisi, eğitim zorunlu hale getirilmelidir.

Çünkü ankette mobbing temel eğitimi aldığını söyleyenlerin oranı sadece %9,3’tür.

Bu oran, kurumlarımızın daha yolun başında olduğunu göstermektedir. 

Altıncısı, veri izleme ve yıllık raporlama sistemi kurulmalıdır.

Kaç başvuru geldi?

Kaçı sonuçlandı?

Süre ne kadar sürdü?

Tekrarlayan vakalar hangi sektörlerde yoğunlaştı?

Bu veriler olmadan politika değil, sadece niyet konuşuruz. 

Yedincisi, engelliler, kadınlar ve yüksek riskli sektörler için özel odak programları geliştirilmelidir.

Çünkü mobbing herkesi aynı biçimde vurmuyor.

Bazı gruplar daha kırılgan durumda.

Politika da buna göre inceltilmelidir. 

Burada bir soruyu da açıkça sormak zorundayız.

Mobbing ile Mücadele Derneği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na resmi başvuru yaparak Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu’nda temsil talebinde bulunmuştur.

Derneğimiz bu başvuruda, 2010’dan bu yana sürdürdüğü farkındalık, mağdur desteği, akademik katkı ve saha tecrübesini kurul çalışmalarına taşımak istediğini açıkça ifade etmiştir.

Peki soruyoruz:

Mobbing alanında doğrudan çalışan, veri üreten, mağdura temas eden, eğitim veren ve politika önerisi geliştiren bir sivil toplum yapısına neden bu kurulda yer verilmemiştir? 

Bu soru polemik için sorulmuş bir soru değildir.

Bu soru temsil için sorulmuştur.

Bu soru etkin olmak için sorulmuştur.

Bu soru sahadaki bilgi ile masadaki kararın birleşmesi için sorulmuştur.

Çünkü mobbing ile mücadele, yalnızca bürokratik bir metin işi değildir.

Kanaatimiz odur ki; sahayı bilmeden masa başında çözüm kurulamaz.

Mağdurun sesini duymadan mekanizma inşa edilemez.

Sivil toplumu dışarıda tutarak toplumsal, sorunlar çözülemez, güven üretilemez.

MMD olarak yaklaşımımız nettir.

Biz çekişme aramıyoruz.

Biz etkili mekanizma arıyoruz.

Biz görünür kurul istiyoruz.

Biz ölçülebilir faaliyet istiyoruz.

Biz mağdurun başvurduğunda sonuç alabildiği bir sistem istiyoruz.

İyi niyetle, samimiyetle katkı vermek istiyoruz.

Ülkemiz adına onurlu çalışma hakkının korunduğu pozitif iş ortamları olsun istiyoruz.

Birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde çalışma barışının sağlandığı bir ülkemiz olsun istiyoruz.

Biz bu ülkenin sorunlarına çözüm üreten, 

Laf değil katma değer üreten STK olmak istiyoruz.

Kurulun varlığı elbette önemlidir.

Ama artık varlık yetmez.

İcraat gerekir.

Şeffaflık gerekir.

Katılımcılık gerekir.

Sivil toplumun bilgisine ve sahadaki deneyimine açık bir yapı gerekir.

Çünkü mobbing, çalışanı susturan bir şiddet türüdür.

Devletin görevi ise sessizliği büyütmek değil, güveni büyütmektir.

Kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.