İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

19 Mayıs’ı Doğru Anlamak

19 Mayıs, bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, sıradan bir yolculuk değil, esareti kabul etmeyen bir aklın ve bir millet bilincinin başlangıcıdır. O gün atılan adım, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolun stratejik ilk hamlesidir. Milli Mücadele, sadece cephede kazanılmış bir savaş değil, aynı zamanda aklın, cesaretin, örgütlü iradenin ve millet egemenliğine duyulan güvenin eseridir.  Atatürk, bu mücadeleyi kişisel bir kahramanlık alanı olarak görmemiştir. Milletine güvenmiştir. Gücü milletinden almıştır. Kararı da milletiyle birlikte vermiştir. Bu nedenle 19 Mayıs’ı doğru anlamak gerekir. 19 Mayıs, umutsuzluk karşısında teslim olmamaktır. Zorluklar karşısında çözüm üretmektir. Bağımsızlığı, onuru ve geleceği savunmaktır. Atatürk’ü doğru anlamak da burada başlar. Onun kurucu vizyonunu, devlet aklını, bilime verdiği değeri ve gençliğe duyduğu güveni kavramak gerekir. Atatürk’ün “Bütün umudum gençliktedir!” sözü, bu güvenin en açık ifadesidir. Bu söz, gençlere verilmiş sıradan bir övgü değildir. Bir sorumluluk çağrısıdır. Bir gelecek görevlendirmesidir.  Türkiye Cumhuriyeti, büyük bedellerle kurulmuştur. Bu Cumhuriyet, Milli Mücadele’nin kurumsal sonucudur.  Temelinde millet egemenliği vardır.  Hukuk vardır. Çağdaşlaşma hedefi vardır.  Eğitim, bilim ve üretim vardır. Atatürk, gençliği Cumhuriyetin asli güvencesi olarak görmüştür. “Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir.” derken, geleceğin sorumluluğunu gençliğe vermiştir.  “Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz!” sözü de bu tarihsel görevin özlü ifadesidir.  Bugün bize düşen görev açıktır. Milli Mücadele’yi gençlere doğru anlatmak zorundayız.  Ezberle değil.  Sloganla değil.  Bilgiyle, bilinçle ve sorumluluk duygusuyla anlatmalıyız. Gençler, 19 Mayıs’ın yalnızca bir bayram olmadığını bilmelidir. Bu günün, kendilerine emanet edilen bir Cumhuriyet vizyonu olduğunu görmelidir. Çünkü Atatürk, gençliği yalnızca geleceğin sahibi olarak değil, aynı zamanda Cumhuriyetin koruyucu iradesi olarak tanımlamıştır. Gençliğe Hitabe’de yer alan “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen...” diye başlayan çağrı, bu bakımdan bir yön levhasıdır. Bu çağrı, Cumhuriyetin korunmasını, bağımsızlığın savunulmasını ve milli iradenin yaşatılmasını gençliğin temel görevi olarak ortaya koyar.  Bu görev, sadece geçmişi hatırlamak değildir. Bugünü doğru okumaktır. Yarını doğru kurmaktır. Bilimle, akılla, ahlakla ve çalışkanlıkla ülkeye değer katmaktır. Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!” sözü de tam olarak bunu anlatır. Çözüm dışarıda değil, milletin kendi iradesindedir. Güç, bu ülkenin gençlerinde ve ortak Cumhuriyet bilincindedir.  Bugünün gençliği; düşünen, sorgulayan, üreten ve ülkesine sahip çıkan bir gençlik olmalıdır. Cumhuriyetin değerlerini bilen, bağımsızlığın bedelini anlayan ve geleceğe sorumlulukla bakan her genç, 19 Mayıs’ın gerçek anlamını yaşatır. 19 Mayıs’ı anmak, geçmişe saygı duymaktır. Ama sadece geçmişe bakmak değildir. Aynı zamanda geleceğe sahip çıkmaktır. Atatürk’ü doğru anlamak; aklı, bilimi, bağımsızlığı ve millet iradesini esas almaktır. Türkiye Cumhuriyeti’ni doğru anlamak; bu büyük mirası korumak ve daha ileriye taşımaktır. Kurucu liderinin vizyonunu anlayamamış kimseler şu gerçekle yüzleşmelidir. 19 Mayıs bize şunu söyler: Bir millet inanırsa ayağa kalkar. Bir lider milletine güvenirse tarihi değiştirir. Bir gençlik sorumluluk alırsa Cumhuriyet sonsuza kadar yaşar. Bu nedenle 19 Mayıs, dünün hatırası değil; bugünün görevi, yarının teminatıdır. 19 Mayıs Atatürk’ü anma; gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun...
Ekleme Tarihi: 19 Mayıs 2026 -Salı
İlhan İŞMAN

19 Mayıs’ı Doğru Anlamak

19 Mayıs, bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, sıradan bir yolculuk değil, esareti kabul etmeyen bir aklın ve bir millet bilincinin başlangıcıdır. O gün atılan adım, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolun stratejik ilk hamlesidir.

Milli Mücadele, sadece cephede kazanılmış bir savaş değil, aynı zamanda aklın, cesaretin, örgütlü iradenin ve millet egemenliğine duyulan güvenin eseridir. 

Atatürk, bu mücadeleyi kişisel bir kahramanlık alanı olarak görmemiştir. Milletine güvenmiştir. Gücü milletinden almıştır. Kararı da milletiyle birlikte vermiştir.

Bu nedenle 19 Mayıs’ı doğru anlamak gerekir. 19 Mayıs, umutsuzluk karşısında teslim olmamaktır. Zorluklar karşısında çözüm üretmektir. Bağımsızlığı, onuru ve geleceği savunmaktır.

Atatürk’ü doğru anlamak da burada başlar. Onun kurucu vizyonunu, devlet aklını, bilime verdiği değeri ve gençliğe duyduğu güveni kavramak gerekir.

Atatürk’ün “Bütün umudum gençliktedir!” sözü, bu güvenin en açık ifadesidir. Bu söz, gençlere verilmiş sıradan bir övgü değildir. Bir sorumluluk çağrısıdır. Bir gelecek görevlendirmesidir. 

Türkiye Cumhuriyeti, büyük bedellerle kurulmuştur. Bu Cumhuriyet, Milli Mücadele’nin kurumsal sonucudur. 

Temelinde millet egemenliği vardır. 

Hukuk vardır. Çağdaşlaşma hedefi vardır. 

Eğitim, bilim ve üretim vardır.

Atatürk, gençliği Cumhuriyetin asli güvencesi olarak görmüştür. “Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizindir.” derken, geleceğin sorumluluğunu gençliğe vermiştir. 

“Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz!” sözü de bu tarihsel görevin özlü ifadesidir. 

Bugün bize düşen görev açıktır. Milli Mücadele’yi gençlere doğru anlatmak zorundayız. 

Ezberle değil. 

Sloganla değil. 

Bilgiyle, bilinçle ve sorumluluk duygusuyla anlatmalıyız.

Gençler, 19 Mayıs’ın yalnızca bir bayram olmadığını bilmelidir. Bu günün, kendilerine emanet edilen bir Cumhuriyet vizyonu olduğunu görmelidir. Çünkü Atatürk, gençliği yalnızca geleceğin sahibi olarak değil, aynı zamanda Cumhuriyetin koruyucu iradesi olarak tanımlamıştır.

Gençliğe Hitabe’de yer alan “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen...” diye başlayan çağrı, bu bakımdan bir yön levhasıdır. Bu çağrı, Cumhuriyetin korunmasını, bağımsızlığın savunulmasını ve milli iradenin yaşatılmasını gençliğin temel görevi olarak ortaya koyar. 

Bu görev, sadece geçmişi hatırlamak değildir. Bugünü doğru okumaktır. Yarını doğru kurmaktır. Bilimle, akılla, ahlakla ve çalışkanlıkla ülkeye değer katmaktır.

Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!” sözü de tam olarak bunu anlatır. Çözüm dışarıda değil, milletin kendi iradesindedir.

Güç, bu ülkenin gençlerinde ve ortak Cumhuriyet bilincindedir. 

Bugünün gençliği; düşünen, sorgulayan, üreten ve ülkesine sahip çıkan bir gençlik olmalıdır. Cumhuriyetin değerlerini bilen, bağımsızlığın bedelini anlayan ve geleceğe sorumlulukla bakan her genç, 19 Mayıs’ın gerçek anlamını yaşatır.

19 Mayıs’ı anmak, geçmişe saygı duymaktır. Ama sadece geçmişe bakmak değildir. Aynı zamanda geleceğe sahip çıkmaktır.

Atatürk’ü doğru anlamak; aklı, bilimi, bağımsızlığı ve millet iradesini esas almaktır. Türkiye Cumhuriyeti’ni doğru anlamak; bu büyük mirası korumak ve daha ileriye taşımaktır.

Kurucu liderinin vizyonunu anlayamamış kimseler şu gerçekle yüzleşmelidir.

19 Mayıs bize şunu söyler:

Bir millet inanırsa ayağa kalkar.

Bir lider milletine güvenirse tarihi değiştirir.

Bir gençlik sorumluluk alırsa Cumhuriyet sonsuza kadar yaşar.

Bu nedenle 19 Mayıs, dünün hatırası değil; bugünün görevi, yarının teminatıdır.

19 Mayıs Atatürk’ü anma; gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.