Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

İnsanı Zıvanadan Çıkarıyorlar…!!!

Bazı insanlar gerçekten insanı zıvanadan çıkarıyor. “İnsanı zıvanadan çıkarıyorlar” ifadesi, mecaz bir sözdür. Anlamı şudur: Birini çok öfkelendirmek, çok germek, sabrını taşırmak, sinirden kontrolünü kaybettirecek noktaya getirmek. Sadece kırmıyorlar. Yormuyorlar da. Daha kötüsünü yapıyorlar. Sınırları zorluyorlar. Saygıyı küçümsüyorlar. İyi niyeti zayıflık sanıyorlar. Sabrı ise sınırsız bir kaynak gibi görüyorlar. Oysa bir ilişkinin en temel taşı sevgiden önce de vardır. O taşın adı saygıdır. Saygı yoksa, geriye ne kalır? Alışkanlık kalır. Mecburiyet kalır. Kırgınlık kalır. İçten içe biriken öfke kalır. Ama sağlıklı bir bağ kalmaz. İnsan çoğu zaman kendine bunu geç söyler. “Belki düzelir” der. “Bir anlık sinirdi” der. “Bunca yıl hatırına susayım” der. “Aile”, “arkadaşlık”, “eski günler”, “verilmiş emek” der. Der de der. Sonra bir bakar ki, karşısındaki kişi onun iyi niyetini çoktan tüketmiş. İşin en acı yanı da budur zaten. Saygısızlık çoğu zaman bir anda başlamaz. Küçük küçük gelir. Laf arasına saklanır. Ses tonuna yerleşir. Alaya dönüşür. Görmezden gelmeye dönüşür. Küçümsemeye dönüşür. Bir süre sonra da insan kendini açıklamak zorunda hisseder. Kendini savunur. Kendini ispat etmeye çalışır. Sanki yanlış yapan o değilmiş gibi. Tam da burada durmak gerekir. Toplum bize hep aynı şeyi öğretti. İdare et. Alttan al. Büyütme. Sus. Bozma. Aman ilişkiler kopmasın. Aman düzen kaçmasın. Aman ayıp olmasın. Peki insanın iç huzuru bozulunca ne olacak? Kimse bunun cevabını vermiyor. Çünkü herkes özür dilemez. Herkes hatasını kabul etmez. Herkes seni kaybettiğini anlayacak kadar olgun davranmaz. Bazen en doğru tavır sessizliktir. Sessizlik, zayıflık değildir. Sessizlik, sınırdır. Geri çekilmek, yenilmek değildir. Kendini korumaktır. Birini hayatından çıkarmak da kin tutmak değildir. Bazen insanın kendisine duyduğu saygının son kalan parçasıdır. Çok açık konuşalım. Sana saygı duymayan birini hayatında tutmanın bedelini, en çok ruhun öder. Her yeni kırıcı sözde biraz daha eksilirsin. Her yeni aşağılamada biraz daha içine kapanırsın. Her yeni saygısızlıkta, kendine biçtiğin değer biraz daha düşer. İşte buna razı olmamak gerekir. Geçmişte ne yaşandığı elbette önemlidir. Paylaşılan anılar da önemlidir. Verilen emek de. Kurulan bağ da. Ama hiçbir geçmiş, bugünkü saygısızlığı meşru hale getirmez. Hiçbir hatıra, insan onurundan daha değerli değildir. Bence herkesin hayatında bu cümle olmalı. “Buraya kadar.” Çünkü sınır koymayan insanı herkes kullanmaya kalkar. Kendini sürekli anlatan insanı herkes sorgular. Her şeyi tolere eden insandan da herkes biraz daha fazlasını ister. Sonunda olan yine iyi niyetliye olur. O yüzden birinin sana kim olduğunu gösterdiği anı hafife alma. Özellikle de bunu tekrar tekrar yapıyorsa. Çünkü bazı insanlar değişmek istemez. Sadece senin tahammül eşiğinin ne kadar yüksek olduğunu test eder. Hayat, saygısız insanları ikna etme yeri değildir. Hayat, insanın kendini korumayı öğrenme yeridir. Kırılmadan önce fark etmek iyidir. Bazı kapıları kapatmak, insanın kendi iç düzenini kurmasıdır. Sonuç basit. Sana iyi gelmeyen, seni küçülten, huzurunu bozan, kendini sorgulatıp duran insanlara karşı mesafe koymak abartı değildir. Gerekliliktir. Bazen insanı zıvanadan çıkaran şey, karşısındaki kişinin yaptığı saygısızlık değil; o saygısızlığa rağmen hâlâ orada kalmaya çalışmasıdır.
Ekleme Tarihi: 27 Şubat 2026 -Cuma
İlhan İŞMAN

İnsanı Zıvanadan Çıkarıyorlar…!!!

Bazı insanlar gerçekten insanı zıvanadan çıkarıyor.
“İnsanı zıvanadan çıkarıyorlar” ifadesi, mecaz bir sözdür.
Anlamı şudur:
Birini çok öfkelendirmek, çok germek, sabrını taşırmak, sinirden kontrolünü
kaybettirecek noktaya getirmek.
Sadece kırmıyorlar. Yormuyorlar da.
Daha kötüsünü yapıyorlar. Sınırları zorluyorlar.
Saygıyı küçümsüyorlar. İyi niyeti zayıflık sanıyorlar.
Sabrı ise sınırsız bir kaynak gibi görüyorlar.
Oysa bir ilişkinin en temel taşı sevgiden önce de vardır. O taşın adı saygıdır.
Saygı yoksa, geriye ne kalır? Alışkanlık kalır. Mecburiyet kalır. Kırgınlık kalır. İçten içe biriken öfke
kalır. Ama sağlıklı bir bağ kalmaz.
İnsan çoğu zaman kendine bunu geç söyler. “Belki düzelir” der. “Bir anlık sinirdi” der. “Bunca yıl
hatırına susayım” der. “Aile”, “arkadaşlık”, “eski günler”, “verilmiş emek” der.
Der de der.
Sonra bir bakar ki, karşısındaki kişi onun iyi niyetini çoktan tüketmiş.
İşin en acı yanı da budur zaten.
Saygısızlık çoğu zaman bir anda başlamaz. Küçük küçük gelir. Laf arasına saklanır. Ses tonuna yerleşir.
Alaya dönüşür. Görmezden gelmeye dönüşür. Küçümsemeye dönüşür. Bir süre sonra da insan kendini
açıklamak zorunda hisseder. Kendini savunur. Kendini ispat etmeye çalışır.
Sanki yanlış yapan o değilmiş gibi.
Tam da burada durmak gerekir.
Toplum bize hep aynı şeyi öğretti. İdare et. Alttan al. Büyütme. Sus. Bozma. Aman ilişkiler kopmasın.
Aman düzen kaçmasın. Aman ayıp olmasın.
Peki insanın iç huzuru bozulunca ne olacak?
Kimse bunun cevabını vermiyor.
Çünkü herkes özür dilemez.
Herkes hatasını kabul etmez.
Herkes seni kaybettiğini anlayacak kadar olgun davranmaz.
Bazen en doğru tavır sessizliktir.
Sessizlik, zayıflık değildir.
Sessizlik, sınırdır.

Geri çekilmek, yenilmek değildir.
Kendini korumaktır.
Birini hayatından çıkarmak da kin tutmak değildir.
Bazen insanın kendisine duyduğu saygının son kalan parçasıdır.
Çok açık konuşalım.
Sana saygı duymayan birini hayatında tutmanın bedelini, en çok ruhun öder. Her yeni kırıcı sözde
biraz daha eksilirsin. Her yeni aşağılamada biraz daha içine kapanırsın.
Her yeni saygısızlıkta, kendine biçtiğin değer biraz daha düşer.
İşte buna razı olmamak gerekir.
Geçmişte ne yaşandığı elbette önemlidir. Paylaşılan anılar da önemlidir.
Verilen emek de. Kurulan bağ da.
Ama hiçbir geçmiş, bugünkü saygısızlığı meşru hale getirmez.
Hiçbir hatıra, insan onurundan daha değerli değildir.
Bence herkesin hayatında bu cümle olmalı.
“Buraya kadar.”
Çünkü sınır koymayan insanı herkes kullanmaya kalkar. Kendini sürekli anlatan insanı herkes sorgular.
Her şeyi tolere eden insandan da herkes biraz daha fazlasını ister.
Sonunda olan yine iyi niyetliye olur.
O yüzden birinin sana kim olduğunu gösterdiği anı hafife alma. Özellikle de bunu tekrar tekrar
yapıyorsa.
Çünkü bazı insanlar değişmek istemez. Sadece senin tahammül eşiğinin ne kadar yüksek olduğunu
test eder.
Hayat, saygısız insanları ikna etme yeri değildir.
Hayat, insanın kendini korumayı öğrenme yeridir.
Kırılmadan önce fark etmek iyidir.
Bazı kapıları kapatmak, insanın kendi iç düzenini kurmasıdır.
Sonuç basit.
Sana iyi gelmeyen, seni küçülten, huzurunu bozan, kendini sorgulatıp duran insanlara karşı mesafe
koymak abartı değildir. Gerekliliktir.
Bazen insanı zıvanadan çıkaran şey, karşısındaki kişinin yaptığı saygısızlık değil; o saygısızlığa rağmen
hâlâ orada kalmaya çalışmasıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.