Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Kadının Çalışma Hayatındaki Yeri

“Ölçemezsen yönetemezsin” diyerek başlayacağız bugünkü yazımıza.  Yazımız biraz rakam ağırlıklı olacak ama gerçeklerle yüzleşmek için başka bir yol da yok. Kadının çalışma hayatındaki yeri, artık tartışılacak bir alan değil; güçlendirilecek bir alandır. Çünkü kadın sadece iş arayan değil, hayatın her alanında üretim yapan taraftır.  Evde de çalışır.  Tarlada da çalışır.  Ofiste de çalışır.  Fakat aynı görünürlükle, aynı ücretle ve aynı fırsatla çalışamaz.  Asıl mesele budur.  TÜİK’in 2025 yayımladığı verilere göre, 2024 yılında kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,8 oldu. Erkeklerde bu oran yüzde 72. Kadınların istihdam oranı yüzde 32,5’te kaldı. Erkeklerde ise yüzde 66,9’a ulaştı. Bu fark, sadece bir sayı farkı değildir. Bu fark, fırsata erişim farkıdır.  Sorun işe girmekle de bitmiyor. Kadın işsizliği yüzde 11,8. Erkek işsizliği yüzde 7,1.  Daha çarpıcısı gençlerde görülüyor.  Ne eğitimde ne istihdamda olan 15-24 yaş grubundaki genç kadınların oranı yüzde 30,1. Genç erkeklerde bu oran yüzde 16,2. Bu tablo, genç kadınların hayata daha geriden başladığını açıkça gösteriyor.  Bir başka gerçek de bakım yükü.  Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9. Aynı durumda olan erkeklerde bu oran yüzde 90,9.  Üstelik kadınların işgücüne dahil olmama nedenleri arasında ev işleriyle meşguliyetin payı yüzde 35.  Demek ki sorun, kadınların çalışmak istememesi değil. Sorun, sistemin kadının çalışmasını yeterince desteklememesidir.  Ücrette de tablo değişmiyor. TÜİK verisine göre cinsiyetler arası ücret farkı ilkokul ve altında yüzde 13,2, lisede yüzde 16,7, yükseköğretimde ise yüzde 17,4.  Yani eğitim yükseliyor ama fark kapanmıyor.  Diploma büyüyor. Eşitsizlik küçülmüyor.  Ev içindeki görünmeyen emek de bu hikâyenin sessiz ama ağır tarafı.  Kadınlar hanehalkı ve aile bakımına günde 4 saat 35 dakika ayırıyor. Erkekler ise 53 dakika.  Çocuk bakımının sorumluluğunu üstlenme oranı kadınlarda yüzde 94,4.  Bu tablo değişmeden çalışma hayatında gerçek eşitlik kurulamaz.  Kısacası, kadının çalışma hayatındaki yeri kenar değil, merkezdir.  Bu mesele sadece kadın meselesi değildir.  Ekonomi meselesidir.  Verimlilik meselesidir.  Kalkınma meselesidir.  OECD de kadınların işgücüne katılımının Türkiye’de hâlâ diğer OECD ülkelerinin gerisinde olduğunu, bu engellerin kaldırılmasının uzun vadeli kişi başına gelir artışını destekleyeceğini vurguluyor.  Artık ihtiyacımız olan şey daha çok söz değil,  Daha güçlü politikadır.  Kreştir.  Eşit ücrettir.  Güvenceli çalışmadır.  Adil bir düzendir. 
Ekleme Tarihi: 09 Mart 2026 -Pazartesi
İlhan İŞMAN

Kadının Çalışma Hayatındaki Yeri

“Ölçemezsen yönetemezsin” diyerek başlayacağız bugünkü yazımıza. 

Yazımız biraz rakam ağırlıklı olacak ama gerçeklerle yüzleşmek için başka bir yol da yok.

Kadının çalışma hayatındaki yeri, artık tartışılacak bir alan değil; güçlendirilecek bir alandır. Çünkü kadın sadece iş arayan değil, hayatın her alanında üretim yapan taraftır. 

Evde de çalışır. 

Tarlada da çalışır. 

Ofiste de çalışır. 

Fakat aynı görünürlükle, aynı ücretle ve aynı fırsatla çalışamaz. 

Asıl mesele budur. 

TÜİK’in 2025 yayımladığı verilere göre, 2024 yılında kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,8 oldu. Erkeklerde bu oran yüzde 72. Kadınların istihdam oranı yüzde 32,5’te kaldı. Erkeklerde ise yüzde 66,9’a ulaştı. Bu fark, sadece bir sayı farkı değildir. Bu fark, fırsata erişim farkıdır. 

Sorun işe girmekle de bitmiyor. Kadın işsizliği yüzde 11,8. Erkek işsizliği yüzde 7,1. 

Daha çarpıcısı gençlerde görülüyor. 

Ne eğitimde ne istihdamda olan 15-24 yaş grubundaki genç kadınların oranı yüzde 30,1. Genç erkeklerde bu oran yüzde 16,2. Bu tablo, genç kadınların hayata daha geriden başladığını açıkça gösteriyor. 

Bir başka gerçek de bakım yükü. 

Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9. Aynı durumda olan erkeklerde bu oran yüzde 90,9. 

Üstelik kadınların işgücüne dahil olmama nedenleri arasında ev işleriyle meşguliyetin payı yüzde 35. 

Demek ki sorun, kadınların çalışmak istememesi değil. Sorun, sistemin kadının çalışmasını yeterince desteklememesidir. 

Ücrette de tablo değişmiyor.

TÜİK verisine göre cinsiyetler arası ücret farkı ilkokul ve altında yüzde 13,2, lisede yüzde 16,7, yükseköğretimde ise yüzde 17,4. 

Yani eğitim yükseliyor ama fark kapanmıyor. 

Diploma büyüyor. Eşitsizlik küçülmüyor. 

Ev içindeki görünmeyen emek de bu hikâyenin sessiz ama ağır tarafı. 

Kadınlar hanehalkı ve aile bakımına günde 4 saat 35 dakika ayırıyor. Erkekler ise 53 dakika. 

Çocuk bakımının sorumluluğunu üstlenme oranı kadınlarda yüzde 94,4. 

Bu tablo değişmeden çalışma hayatında gerçek eşitlik kurulamaz. 

Kısacası, kadının çalışma hayatındaki yeri kenar değil, merkezdir. 

Bu mesele sadece kadın meselesi değildir. 

Ekonomi meselesidir. 

Verimlilik meselesidir. 

Kalkınma meselesidir. 

OECD de kadınların işgücüne katılımının Türkiye’de hâlâ diğer OECD ülkelerinin gerisinde olduğunu, bu engellerin kaldırılmasının uzun vadeli kişi başına gelir artışını destekleyeceğini vurguluyor. 

Artık ihtiyacımız olan şey daha çok söz değil, 

Daha güçlü politikadır. 

Kreştir. 

Eşit ücrettir. 

Güvenceli çalışmadır. 

Adil bir düzendir. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.