Etik Haftası geldi.
Yine güzel sözler duyacağız.
Afişler asılacak.
Toplantılar yapılacak.
Kamu kurumlarında etik ilkeler hatırlatılacak.
Bunların hepsi kıymetli.
Ama asıl soru şudur:
Etik sadece bir hafta mı hatırlanmalı?
Bir ülkede kurallar uygulanmıyorsa, etik kültürü zayıflar.
Denetim işlemiyorsa, kamu yönetimi güven kaybeder.
Liyakat geri plana itilirse, adalet duygusu yara alır.
Hesap verebilirlik yoksa, kurumsal çürüme başlar.
Kuralsızlık kültürü bir günde oluşmaz.
Küçük ihlallerle başlar.
“Bir şey olmaz” anlayışıyla büyür.
“Böyle gelmiş, böyle gider” sözüyle yerleşir.
Oysa kamu yönetimi kişisel tercihlerle değil, hukukla yürür.
Kamu görevi bir makam değil, sorumluluktur.
Yetki bir ayrıcalık değil, 86 milyon vatandaşın emanetidir.
Kamu yönetimi keyfiyet yeri değildir.
Oturulan her koltukta tüyü bitmemiş yetimin hakkı, vebali vardır.
Vatandaş karşısında devletin dili adil, şeffaf ve saygılı olmalıdır.
Denetimsiz kamu yönetimi, sadece kurumu yıpratmaz.
Toplumun devlete olan güvenini de zedeler.
Vatandaş hakkını ararken yoruluyorsa, orada sorun vardır.
Şikâyetler dikkate alınmıyorsa, orada sorun vardır.
Görevini yapan değil de susan korunuyorsa, orada ciddi bir etik kriz vardır.
Kamu yönetiminde siyasi yandaşlık, akraba kayırmacılığı, ayrımcılık varsa
Orada etikten de, ahlaktan da, hukuktan da, adaletten de, hakkaniyetten de söz edilemez.
Etik, duvara asılan ilkelerden ibaret değildir.
Etik, günlük işleyişte görünür olmalıdır.
İhale süreçlerinde görünmelidir.
Atamalarda görünmelidir.
Liyakatte görünmelidir, disiplin işlemlerinde görünmelidir.
Vatandaşa verilen cevapta görünmelidir.
Çalışana gösterilen muamelede görünmelidir.
Kamu yönetiminde en büyük ihtiyaç, güçlü bir etik iklimdir.
Bu iklimin temeli de üç kavramdır:
Hukuk.
Denetim.
Vicdan.
Etik Haftası, sadece kutlama haftası olmamalıdır.
Yüzleşme haftası olmalıdır.
Kurumlar kendine şu soruyu sormalıdır:
Biz gerçekten adil miyiz?
Gerçekten şeffaf mıyız?
Gerçekten hesap verebilir miyiz?
Çünkü etik, iyi niyet beyanı değildir.
Etik, kurumsal davranış standardıdır.
Kuralsızlık kültürüyle mücadele etmek istiyorsak, önce denetimi güçlendirmeliyiz.
Denetimi tarafsız yapmalıyız.
Kamu görevlisini keyfilikten uzak tutmalıyız.
Vatandaşın hakkını korumalıyız.
Çalışanın onurunu güvence altına almalıyız.
Etik Haftası’nın gerçek anlamı da burada başlar.
Adil karar verilen dosyada başlar.
Cevaplanan dilekçede başlar.
Korunan kamu hakkaniyetinde başlar.
Hesap sorulan yanlışta başlar.
Unutmayalım.
Etik olmayan yerde güven olmaz.
Güven olmayan yerde kamu hizmeti zayıflar.
Kamu hizmeti zayıflarsa, toplumun adalet duygusu sarsılır.
Bu yüzden etik, bir hafta değil; her gün hatırlanmalıdır.
Her işlemde.
Her imzada.
Her kararda.
Çünkü kamu yönetiminde asıl güç, yetkide değil; adalette saklıdır.
25-31 Mayıs "Etik Haftası" kutlu olsun…
