Bazı zaferler sadece kazanılmaz.
Nesilden nesile emanet edilir.
24 Temmuz 1923...
Türk milletinin bağımsızlık iradesinin dünyaya kabul ettirildiği gün.
Lozan Barış Antlaşması'nın imzalandığı gün.
Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değildir.
Bir milletin onurudur.
Egemenliğidir.
Geleceğe bırakılmış en güçlü miraslarından biridir.
Kurtuluş Savaşı'nın cephede yazdığı destan, Lozan'da hukukla taçlanmıştır. Silahla korunan vatan, diplomasiyle güvence altına alınmıştır. Millet iradesi, tarihin akışını değiştirmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Lozan'ı; Türk milleti aleyhine yüzyıllardır hazırlanan büyük bir suikastın yıkılışını belgeleyen bir eser olarak değerlendirmiştir. Bu söz, antlaşmanın anlamını tek başına anlatmaya yeter.
Aradan bir asır geçti.
Dünya değişti.
Şartlar değişti.
Ama değişmeyen bir gerçek var.
Bağımsızlığın bedeli ağırdır.
Onu korumanın yolu ise milli birlikten geçer.
Birlik, aynı düşünmek değildir.
Birlik; aynı vatana gönülden bağlı kalabilmektir.
Aynı bayrağın gölgesinde, ortak geleceğe inanabilmektir.
Demokrasi de bu ortak geleceğin en sağlam güvencesidir. Farklı fikirlerin zenginlik olduğu, hukukun üstünlüğünün esas alındığı, millet iradesinin her zaman baş tacı edildiği bir Türkiye, Lozan'ın ruhuna en güçlü şekilde sahip çıkan Türkiye olacaktır.
Bugün bize düşen görev; geçmişi yalnızca anmak değil, ondan ders çıkarmaktır. Ayrışmayı değil dayanışmayı büyütmektir. Kırgınlıkları değil ortak hedefleri konuşmaktır. Çünkü tarih göstermiştir ki, bu millet omuz omuza verdiğinde aşamayacağı hiçbir engel yoktur.
Lozan, geçmişin kapanmış bir sayfası değildir.
Bugünü anlamanın da anahtarıdır.
Yarını inşa etmenin de ilhamıdır.
103 yıl önce atılan imzalar, bize sadece bağımsız bir ülke bırakmadı.
Aynı zamanda büyük bir sorumluluk da bıraktı.
O sorumluluk; Cumhuriyet'i yaşatmak, demokrasiyi güçlendirmek, milli birlik ve beraberliği her şartta korumaktır.
Lozan Barış Antlaşması'nın yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve İstiklal Mücadelemizin bütün kahramanları olmak üzere, bu vatan için emek veren herkesi saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyorum.
Çünkü biliyoruz ki...
Bir milleti güçlü kılan yalnızca geçmişte kazandığı zaferler değildir.
O zaferlerin anlamını unutmadan, aynı kararlılıkla geleceğe yürüyebilmesidir.
