Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

“Mobbing ile Mücadelede Hukuk Sempozyumu”

Mobbing artık fısıltıyla konuşulacak bir konu değil. Yüksek sesle konuşulması gerekiyor. Ufuk Üniversitesi ve Mobbing ile Mücadele Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Mobbing ile Mücadelede Hukuk Sempozyumu” 17 Şubat Salı günü Ankara İncek Kampüsü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarını Ufuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu ile Dernek Başkanı sıfatıyla ben yaptık.  Oturum başkanlığını Doç. Dr. Hicran ATATANIR üstlendi. Akademi, hukuk dünyası ve uygulayıcı kurum temsilcileri aynı masadaydı. Sempozyuma; Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Servet ALYANAK, ILO Türkiye Ofisi Eğitim ve Araştırma Uzmanı Dr. Ayşe Emel AKALIN, Türkiye Barolar Birliği Avukat Hakları Merkezi Sözcüsü Av. Deniz ÖZBİLGİN, SGK Baş Müfettişi- İş sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Mehmet Zülfi CAMKURT, Mobbing ile Mücadele Derneği Hukuk Genel Koordinatörü Av. Hasan Hüseyin ALPARSLAN konuşmacı olarak katıldılar. Ortak tespit netti: Mobbing bireysel bir sorun değil, sistem sorunudur. Çalışma hayatında mobbing çok boyutlu bir risk üretmeye devam ediyor. İş yüküyle yıldırma var. Kariyer engelleme var. Dışlama var. Susturma var. Ancak mesele birkaç davranıştan ibaret değil. Mesele bir kurumsal iklim meselesi. Türkiye Mobbing Farkındalığı Araştırması sonuçları çarpıcı. Mobbinge maruz kalan her iki kişiden biri “hiçbir şey yapmadım” diyor. Bu veri alarm niteliğinde. Çünkü bu yalnızca bireysel bir tercih değil. İşyerinde mobbingin normalleşme riski demek. İnsanlar hak aramıyor değil. Güvenmiyor. Korunacağına inanmıyor. Sürecin tarafsız ve hesap verebilir işleyeceğine inanmıyor. Bu sessizlik tesadüf değil. Bir güven açığının sonucu. Eğitim ve sağlık sektörlerinde çalışan kadınlar en kırılgan gruplar arasında. Güvencesiz, sendikasız ve kayıt dışı çalışanlar daha da görünmez. Platform ekonomisinde çalışanlar için ise yeni bir risk alanı var: dijital mobbing. Ekran üzerinden baskı. Mesajla yıldırma. Algoritmik dışlama. Dijital çağın görünmeyen şiddeti. Sempozyumda sunulan tebliğler ve araştırma bulguları doğrultusunda önemli politika başlıkları kamuoyuna sunuldu. Hak arama yolları erişilebilir olmalı. İnceleme süreçleri tarafsız ve güvenilir olmalı. Etik standartlar açıkça tanımlanmalı. Şeffaflık ve hesap verebilirlik kurumsal zorunluluk haline gelmeli. Mobbinge karşı mücadele edenlerin daha ağır baskıya maruz kalmaması için güçlü koruma mekanizmaları kurulmalı. Hukuki destek süreçleri sistematik hale getirilmeli. Akademi dünyasında mobbing çok yönlü incelenmeli. “Üniversite Ombudsmanlığı” modeli hayata geçirilmeli. Kurum içi şikâyet mekanizmaları standartlaştırılmalı. Psikososyal risk yönetim modülleri oluşturulmalı. Dijital riskleri gözeten bir siber mobbing stratejisi geliştirilmelidir. Sendikalar, meslek kuruluşları ve üniversitelerin katılımıyla uygulama birliğini sağlayacak bağımsız bir denetim yapısı kurulmalıdır. Ve en önemlisi: Türkiye’de müstakil bir mobbing kanunu çıkarılmalıdır. Parçalı düzenlemeler yetmiyor. Genelgelerle bu iş yürümüyor. Kurumdan kuruma değişen uygulamalar güven üretmiyor. Tanım net olmalı. Süreç net olmalı. Koruma net olmalı. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 190 sayılı Sözleşmesi bu noktada stratejik bir referans çerçevesi sunuyor. Türkiye’nin bu sözleşmeyi onaylaması, iç hukukun standardizasyonunu güçlendirecektir. Mobbing yalnızca insan onurunu zedelemiyor. Kurumsal verimliliği düşürüyor. Deneyimli insan kaynağını eritiyor. Kamu hizmetinin kalitesini aşındırıyor. Ekonomik maliyet üretiyor. Sessizlik sadece bireysel bir tercih değil. Yapısal bir sonuç. Bu nedenle mesele birkaç mağduriyet hikâyesi değildir. Bu bir yönetişim meselesidir. Bir hukuk meselesidir. Bir kamu politikası meselesidir. Sempozyumun çağrısı açık: Türkiye’nin Müstakil bir “Mobbing ile Mücadele Kanununa ihtiyaç var” İyi niyet yetmez. Standart gerekir. Farkındalık yetmez. Güvence gerekir. Söz yetmez. Sistem gerekir. İnsan onurunu merkeze alan bir çalışma düzeni kurulmadıkça, sessizlik büyür. Sessizlik büyüdükçe maliyet artar. Ve en büyük bedeli yine insanlar öder.
Ekleme Tarihi: 20 Şubat 2026 -Cuma
İlhan İŞMAN

“Mobbing ile Mücadelede Hukuk Sempozyumu”

Mobbing artık fısıltıyla konuşulacak bir konu değil.

Yüksek sesle konuşulması gerekiyor.

Ufuk Üniversitesi ve Mobbing ile Mücadele Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Mobbing ile Mücadelede Hukuk Sempozyumu” 17 Şubat Salı günü Ankara İncek Kampüsü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Açılış konuşmalarını Ufuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu ile Dernek Başkanı sıfatıyla ben yaptık. 

Oturum başkanlığını Doç. Dr. Hicran ATATANIR üstlendi. Akademi, hukuk dünyası ve uygulayıcı kurum temsilcileri aynı masadaydı.

Sempozyuma; Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Servet ALYANAK, ILO Türkiye Ofisi Eğitim ve Araştırma Uzmanı Dr. Ayşe Emel AKALIN, Türkiye Barolar Birliği Avukat Hakları Merkezi Sözcüsü Av. Deniz ÖZBİLGİN, SGK Baş Müfettişi- İş sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Mehmet Zülfi CAMKURT, Mobbing ile Mücadele Derneği Hukuk Genel Koordinatörü Av. Hasan Hüseyin ALPARSLAN konuşmacı olarak katıldılar.

Ortak tespit netti:

Mobbing bireysel bir sorun değil, sistem sorunudur.

Çalışma hayatında mobbing çok boyutlu bir risk üretmeye devam ediyor.

İş yüküyle yıldırma var.

Kariyer engelleme var.

Dışlama var.

Susturma var.

Ancak mesele birkaç davranıştan ibaret değil. Mesele bir kurumsal iklim meselesi.

Türkiye Mobbing Farkındalığı Araştırması sonuçları çarpıcı. Mobbinge maruz kalan her iki kişiden biri “hiçbir şey yapmadım” diyor.

Bu veri alarm niteliğinde.

Çünkü bu yalnızca bireysel bir tercih değil.

İşyerinde mobbingin normalleşme riski demek.

İnsanlar hak aramıyor değil.

Güvenmiyor.

Korunacağına inanmıyor.

Sürecin tarafsız ve hesap verebilir işleyeceğine inanmıyor.

Bu sessizlik tesadüf değil.

Bir güven açığının sonucu.

Eğitim ve sağlık sektörlerinde çalışan kadınlar en kırılgan gruplar arasında. Güvencesiz, sendikasız ve kayıt dışı çalışanlar daha da görünmez. Platform ekonomisinde çalışanlar için ise yeni bir risk alanı var: dijital mobbing.

Ekran üzerinden baskı.

Mesajla yıldırma.

Algoritmik dışlama.

Dijital çağın görünmeyen şiddeti.

Sempozyumda sunulan tebliğler ve araştırma bulguları doğrultusunda önemli politika başlıkları kamuoyuna sunuldu.

Hak arama yolları erişilebilir olmalı.

İnceleme süreçleri tarafsız ve güvenilir olmalı.

Etik standartlar açıkça tanımlanmalı.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik kurumsal zorunluluk haline gelmeli.

Mobbinge karşı mücadele edenlerin daha ağır baskıya maruz kalmaması için güçlü koruma mekanizmaları kurulmalı. Hukuki destek süreçleri sistematik hale getirilmeli.

Akademi dünyasında mobbing çok yönlü incelenmeli. “Üniversite Ombudsmanlığı” modeli hayata geçirilmeli.

Kurum içi şikâyet mekanizmaları standartlaştırılmalı. Psikososyal risk yönetim modülleri oluşturulmalı. Dijital riskleri gözeten bir siber mobbing stratejisi geliştirilmelidir.

Sendikalar, meslek kuruluşları ve üniversitelerin katılımıyla uygulama birliğini sağlayacak bağımsız bir denetim yapısı kurulmalıdır.

Ve en önemlisi:

Türkiye’de müstakil bir mobbing kanunu çıkarılmalıdır.

Parçalı düzenlemeler yetmiyor.

Genelgelerle bu iş yürümüyor.

Kurumdan kuruma değişen uygulamalar güven üretmiyor.

Tanım net olmalı.

Süreç net olmalı.

Koruma net olmalı.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 190 sayılı Sözleşmesi bu noktada stratejik bir referans çerçevesi sunuyor. Türkiye’nin bu sözleşmeyi onaylaması, iç hukukun standardizasyonunu güçlendirecektir.

Mobbing yalnızca insan onurunu zedelemiyor.

Kurumsal verimliliği düşürüyor.

Deneyimli insan kaynağını eritiyor.

Kamu hizmetinin kalitesini aşındırıyor.

Ekonomik maliyet üretiyor.

Sessizlik sadece bireysel bir tercih değil.

Yapısal bir sonuç.

Bu nedenle mesele birkaç mağduriyet hikâyesi değildir.

Bu bir yönetişim meselesidir.

Bir hukuk meselesidir.

Bir kamu politikası meselesidir.

Sempozyumun çağrısı açık:

Türkiye’nin Müstakil bir “Mobbing ile Mücadele Kanununa ihtiyaç var”

İyi niyet yetmez. Standart gerekir.

Farkındalık yetmez. Güvence gerekir.

Söz yetmez. Sistem gerekir.

İnsan onurunu merkeze alan bir çalışma düzeni kurulmadıkça, sessizlik büyür.

Sessizlik büyüdükçe maliyet artar.

Ve en büyük bedeli yine insanlar öder.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.