Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Önce çatı mı, önce duvar mı?

MMD Genel Başkanı olarak son dönemde en çok düşündüğüm sorulardan biri şu: Önceliğimiz ne olmalı? Müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu mu? Yoksa ILO 190 sayılı Sözleşme mi? İlk bakışta bu bir tercih gibi duruyor. Ama gerçekte tam öyle değil. Bu, “ya o ya bu” meselesi değil. Bu, hangi adımın yolu açacağı meselesi. Benim kanaatim net. Öncelik ILO 190 sayılı sözleşme olmalıdır. Ama hemen arkasından müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu gelmelidir. Neden? Çünkü mobbing önemli bir başlıktır. Ama tek başlık değildir. Çalışma hayatında şiddet ve taciz, yalnızca psikolojik yıldırmadan ibaret değildir. Fiziksel şiddet vardır. Cinsel taciz vardır. Toplumsal cinsiyet temelli şiddet vardır. Dijital ortamda taciz vardır. Üçüncü kişilerden gelen şiddet vardır. İşin uzandığı her yerde risk vardır. Mobbing kanunu çıkarırsınız. Ama alanı dar kurarsanız, büyük resmi kaçırırsınız. Sorunu tek pencereye sıkıştırırsınız. Oysa çalışma hayatındaki zarar, tek kapıdan girmez. ILO 190 tam burada önem kazanır. O, bize büyük çerçeveyi verir. Sorunun adını doğru koyar. Sınırını geniş çizer. Devlete de işverene de sorumluluk yükler. En önemlisi de şunu söyler: Bu mesele istisna değil, sistem sorunudur. Benim için asıl mesele budur. Önce doğru çerçeve kurulmalıdır. Çünkü yanlış çerçeveyle doğru mücadele kurulmaz. Müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu elbette gereklidir. Buna hiç tereddüdüm yok. Hatta Türkiye’nin böyle bir kanuna ihtiyacı vardır. Açık tanım gerekir. Net yaptırım gerekir. Kolay başvuru gerekir. İspat yükü tartışmalarını azaltan mekanizmalar gerekir. Koruyucu ve önleyici hükümler gerekir. Kurumların sorumluluğunu görünür kılan hükümler gerekir. Ama bu kanun, ILO 190’dan kopuk kurulursa eksik kalır. Bir omurga olmadan kas inşa etmeye benzer. Ayakta durur gibi görünür. Ama yük bindiğinde zorlanır. Bugün Türkiye’de en büyük sorunlardan biri zaten bu değil mi? Parça parça düzenlemeler var. Genelgeler var. Dağınık hükümler var. Ama bütüncül bir sistem yok. Tam da bu yüzden mağdur çok, güven az. Başvuru var, sonuç yok. Düzenleme var, caydırıcılık yok. Ben bu nedenle şu ayrımı önemli buluyorum: ILO 190, normatif çatı olmalıdır. Mobbing ile Mücadele Kanunu ise uygulama aracı olmalıdır. Biri yön verir. Diğeri işlerlik sağlar. Biri ilke kurar. Diğeri mekanizma kurar. Biri büyük resmi tamamlar. Diğeri sahaya iner. Burada şöyle bir itiraz geliyor: “İki işi birden taşımak zor. Önce birini seçelim.” Tamam. Seçelim. Ama doğru seçelim. Eğer önce sadece mobbing kanununa odaklanırsak, daha geniş şiddet ve taciz alanını geri plana itme riski doğar. Bu da kamuoyunda konuyu yeniden daraltır. Yine aynı cümleleri duyarız. “Bu mobbing mi değil mi?” “Bu yöneticilik tarzı mı?” “Bu kişisel sorun mu?” Dosya yine sislenir. Oysa ILO 190 kabul edildiğinde tartışmanın zemini değişir. Sadece mobbing değil, bütün şiddet ve taciz rejimi görünür olur. Çalışan korunur. Kurum sorumluluk alır. Politika bütünleşir. Ama şunu da açık söyleyeyim: ILO 190 tek başına da yetmez. Sözleşme imzalanır, fotoğraf çekilir, dosya rafa kalkarsa hiçbir anlamı kalmaz. İşte tam burada müstakil kanun devreye girmelidir. Çünkü mağdurun ihtiyacı yalnızca ilke değil, sonuçtur. Yalnızca beyan değil, korumadır. Yalnızca niyet değil, yaptırımdır. Bu yüzden benim önerim bir tercih değil, bir sıra önerisidir. Önce ILO 190. Hemen ardından müstakil Mobbing ile Mücadele Kanunu. Biri gecikirse diğeri eksik kalır. MMD olarak bizim de bakmamız gereken yer burasıdır. Biz yalnızca bir kelimenin mücadelesini vermiyoruz. Biz insan onurunun mücadelesini veriyoruz. Adı mobbing olur. Adı taciz olur. Adı şiddet olur. Ama sonuç aynıdır. Çalışan zarar görür. Kurum çürür. Adalet zedelenir. O yüzden benim cevabım şu: İkilem sandığımız şey aslında sahte bir ikilemdir. Ama ille de bir öncelik sırası kurulacaksa, önce ILO 190 gelmelidir. Çünkü çatı kurulmadan oda tamamlanmaz. Ardından güçlü, açık ve uygulanabilir bir Mobbing ile Mücadele Kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Türkiye’nin ihtiyacı artık parça çözüm değil. Bütünlüklü iradedir. Yarım tedbir değil. Açık karardır. Bekleme değil. Adımdır. Ve artık o adım bir an önce atılmalıdır.
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2026 -Pazar
İlhan İŞMAN

Önce çatı mı, önce duvar mı?

MMD Genel Başkanı olarak son dönemde en çok düşündüğüm sorulardan biri şu:

Önceliğimiz ne olmalı?

Müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu mu?

Yoksa ILO 190 sayılı Sözleşme mi?

İlk bakışta bu bir tercih gibi duruyor.

Ama gerçekte tam öyle değil.

Bu, “ya o ya bu” meselesi değil.

Bu, hangi adımın yolu açacağı meselesi.

Benim kanaatim net.

Öncelik ILO 190 sayılı sözleşme olmalıdır.

Ama hemen arkasından müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu gelmelidir.

Neden?

Çünkü mobbing önemli bir başlıktır.

Ama tek başlık değildir.

Çalışma hayatında şiddet ve taciz, yalnızca psikolojik yıldırmadan ibaret değildir.

Fiziksel şiddet vardır.

Cinsel taciz vardır.

Toplumsal cinsiyet temelli şiddet vardır.

Dijital ortamda taciz vardır.

Üçüncü kişilerden gelen şiddet vardır.

İşin uzandığı her yerde risk vardır.

Mobbing kanunu çıkarırsınız.

Ama alanı dar kurarsanız, büyük resmi kaçırırsınız.

Sorunu tek pencereye sıkıştırırsınız.

Oysa çalışma hayatındaki zarar, tek kapıdan girmez.

ILO 190 tam burada önem kazanır.

O, bize büyük çerçeveyi verir.

Sorunun adını doğru koyar.

Sınırını geniş çizer.

Devlete de işverene de sorumluluk yükler.

En önemlisi de şunu söyler:

Bu mesele istisna değil, sistem sorunudur.

Benim için asıl mesele budur.

Önce doğru çerçeve kurulmalıdır.

Çünkü yanlış çerçeveyle doğru mücadele kurulmaz.

Müstakil bir Mobbing ile Mücadele Kanunu elbette gereklidir.

Buna hiç tereddüdüm yok.

Hatta Türkiye’nin böyle bir kanuna ihtiyacı vardır.

Açık tanım gerekir.

Net yaptırım gerekir.

Kolay başvuru gerekir.

İspat yükü tartışmalarını azaltan mekanizmalar gerekir.

Koruyucu ve önleyici hükümler gerekir.

Kurumların sorumluluğunu görünür kılan hükümler gerekir.

Ama bu kanun, ILO 190’dan kopuk kurulursa eksik kalır.

Bir omurga olmadan kas inşa etmeye benzer.

Ayakta durur gibi görünür.

Ama yük bindiğinde zorlanır.

Bugün Türkiye’de en büyük sorunlardan biri zaten bu değil mi?

Parça parça düzenlemeler var.

Genelgeler var.

Dağınık hükümler var.

Ama bütüncül bir sistem yok.

Tam da bu yüzden mağdur çok, güven az.

Başvuru var, sonuç yok.

Düzenleme var, caydırıcılık yok.

Ben bu nedenle şu ayrımı önemli buluyorum:

ILO 190, normatif çatı olmalıdır.

Mobbing ile Mücadele Kanunu ise uygulama aracı olmalıdır.

Biri yön verir.

Diğeri işlerlik sağlar.

Biri ilke kurar.

Diğeri mekanizma kurar.

Biri büyük resmi tamamlar.

Diğeri sahaya iner.

Burada şöyle bir itiraz geliyor:

“İki işi birden taşımak zor. Önce birini seçelim.”

Tamam.

Seçelim.

Ama doğru seçelim.

Eğer önce sadece mobbing kanununa odaklanırsak, daha geniş şiddet ve taciz alanını geri plana itme riski doğar.

Bu da kamuoyunda konuyu yeniden daraltır.

Yine aynı cümleleri duyarız.

“Bu mobbing mi değil mi?”

“Bu yöneticilik tarzı mı?”

“Bu kişisel sorun mu?”

Dosya yine sislenir.

Oysa ILO 190 kabul edildiğinde tartışmanın zemini değişir.

Sadece mobbing değil, bütün şiddet ve taciz rejimi görünür olur.

Çalışan korunur.

Kurum sorumluluk alır.

Politika bütünleşir.

Ama şunu da açık söyleyeyim:

ILO 190 tek başına da yetmez.

Sözleşme imzalanır, fotoğraf çekilir, dosya rafa kalkarsa hiçbir anlamı kalmaz.

İşte tam burada müstakil kanun devreye girmelidir.

Çünkü mağdurun ihtiyacı yalnızca ilke değil, sonuçtur.

Yalnızca beyan değil, korumadır.

Yalnızca niyet değil, yaptırımdır.

Bu yüzden benim önerim bir tercih değil, bir sıra önerisidir.

Önce ILO 190.

Hemen ardından müstakil Mobbing ile Mücadele Kanunu.

Biri gecikirse diğeri eksik kalır.

MMD olarak bizim de bakmamız gereken yer burasıdır.

Biz yalnızca bir kelimenin mücadelesini vermiyoruz.

Biz insan onurunun mücadelesini veriyoruz.

Adı mobbing olur.

Adı taciz olur.

Adı şiddet olur.

Ama sonuç aynıdır.

Çalışan zarar görür.

Kurum çürür.

Adalet zedelenir.

O yüzden benim cevabım şu:

İkilem sandığımız şey aslında sahte bir ikilemdir.

Ama ille de bir öncelik sırası kurulacaksa, önce ILO 190 gelmelidir.

Çünkü çatı kurulmadan oda tamamlanmaz.

Ardından güçlü, açık ve uygulanabilir bir Mobbing ile Mücadele Kanunu mutlaka çıkarılmalıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı artık parça çözüm değil.

Bütünlüklü iradedir.

Yarım tedbir değil.

Açık karardır.

Bekleme değil.

Adımdır.

Ve artık o adım bir an önce atılmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.