Hekimler, hemşireler, teknisyenler, sosyal hizmet uzmanları, idari personel ve destek hizmetlerinde çalışanlar; kimi zaman görünmeyen başka bir tehditle de karşı karşıya kalıyor: Mobbing.
Sağlıkta şiddet denildiğinde çoğunlukla hastalar veya hasta yakınları tarafından gerçekleştirilen fiziksel ve sözlü saldırılar akla geliyor. Oysa sağlık kurumlarının kendi çalışma düzeni içinde ortaya çıkan psikolojik taciz de en az bunlar kadar önemli bir sorun.
Sürekli küçümseme, mesleki itibarı zedeleme, görev vermeme veya görev tanımının dışında işler yükleme, bilgi ve toplantılardan dışlama, başarıyı görmezden gelme, keyfî görevlendirmeler yapma, haksız disiplin süreçleri başlatma, çalışanı istifaya veya emekliliğe zorlama…
Bütün bunlar, belirli bir süre ve sistematik biçimde devam ettiğinde çalışma hayatının görünmeyen şiddetine dönüşebiliyor.
Sağlık hizmeti insan hayatına doğrudan temas eden özel bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin merkezinde sağlık çalışanı vardır. Çalışan kendisini güvende hissetmiyorsa, adalet duygusu zedelenmişse ve kuruma olan aidiyetini kaybetmişse bundan yalnızca kendisi etkilenmez. Çalışma arkadaşları, hastalar, sağlık hizmetinin kalitesi ve kurumun itibarı da zarar görür.
Mobbing; tükenmişliğe, verim kaybına, kurumsal sessizliğe ve nitelikli insan kaynağının kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle konu yalnızca mağdur ile uygulayıcı arasında yaşanan kişisel bir anlaşmazlık olarak görülemez.
Bu aynı zamanda bir yönetim sorunudur. Bir çalışan hakkı sorunudur. Bir iş sağlığı ve güvenliği sorunudur. Bir psikososyal risk alanıdır. En önemlisi de insan onuru meselesidir.
Bu Kitabı Neden Yazdım?
Uzun yıllardır çalışma hayatı, kamu yönetimi, sosyal güvenlik ve sivil toplum alanlarında görev yapıyorum. Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı olarak çalışanların yaşadığı çok sayıda olaya, başvuruya ve hak arama mücadelesine tanıklık ettim.
Kitabın ortaya çıkış sürecinde beni yüreklendiren Prof. Dr. Vedat Bulut’a ve kıymetli desteklerini esirgemeyen Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur’a gönülden teşekkür ediyorum.
Sağlık alanında çok daha geniş mali imkânlara sahip sendikalar bulunmasına rağmen, mobbing ile mücadele konusunda sorumluluk üstlenen ve bu mücadeleye samimiyetle sahip çıkan Genel Sağlık-İş Sendikasının yaklaşımı her türlü takdirin üzerindedir.
Mobbing ile mücadelede belirleyici olan; kurumların bütçelerinin büyüklüğü değil, mağdurun yanında durma iradesidir. Genel Sağlık-İş, bu iradeyi sözle değil, ortaya koyduğu duyarlılık ve destekle göstermiştir. Çalışanın yalnız bırakılmadığı, insan onurunun ve emeğin korunduğu bir çalışma hayatı için sergilediği bu örnek duruşun diğer sendikalara da öncülük etmesini, örnek olmasını diliyorum.
Genel Sağlık-İş’i, mobbing ile mücadeleyi gerçek anlamda sahiplenen bu samimi ve sorumlu yaklaşımı nedeniyle kutluyorum.
Kitabımızın sağlık çalışanlarına, sendikalara, yöneticilere ve mobbing ile mücadele eden herkese yol göstermesini temenni ediyorum.
Okuru bol, etkisi güçlü olsun.
Bu eserde sağlık sektöründe yaşanan mobbing olgusunu yalnızca teorik bilgilerle ele almadım. Gerçek yaşamdan esinlenen mağdur hikâyeleriyle sorunun insani yüzünü de görünür kılmaya çalıştım.
Çünkü her mobbing dosyasının arkasında bir insan vardır. Bir hayat vardır. Bir aile vardır. Bazen yıllarca verilen bir emek, bazen mesleğine küstürülen bir sağlık çalışanı, bazen de sessizce görev yerinden ayrılmaya zorlanan nitelikli bir personel vardır.
Hikâyelerden Hukuka, Hukuktan Kurumsal Çözüme: Kitabın ilk bölümünde hekimlerden hemşirelere, teknisyenlerden idari personele, sosyal hizmet uzmanlarından destek hizmetlerinde çalışanlara kadar; sağlık sektörünün farklı alanlarında karşılaşılan mobbing örneklerini öyküler üzerinden aktarıyorum.
Bu hikâyeler, yalnızca bireysel mağduriyetleri anlatmıyor. Aynı zamanda yanlış yönetim anlayışının, denetim eksikliğinin, liyakatten uzaklaşmanın ve etkisiz başvuru mekanizmalarının çalışanlar üzerindeki sonuçlarını gösteriyor.
İkinci bölümde ise sağlıkta mobbing olgusunu hukuki, kurumsal ve yönetsel yönleriyle inceliyorum. Çalışan ve hasta hakları, psikososyal riskler, sağlıkta kalite ve akreditasyon, ISO 45001 ve ISO 45003 standartları, risk yönetimi, akademik araştırmalar ve Türkiye’deki mevcut durum bu bölümün temel başlıklarını oluşturuyor.
Kitapta ayrıca ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi çerçevesindeki uluslararası yaklaşıma yer veriliyor. Sağlık Bakanlığı açısından hazırlanan SWOT analiziyle güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler değerlendiriliyor.
Ancak eser yalnızca sorunları sıralamıyor. Kurumsal mücadele mekanizmaları, psikolojik ve hukuki destek yolları, anti-misilleme güvenceleri, yönetici yetkinliği, politika önerileri ve uygulanabilir bir yol haritası da sunuyor.
Mobbingle mücadelede kavramın doğru kullanılması büyük önem taşıyor. İşyerinde yaşanan her görüş ayrılığı, her yönetim kararı veya her tartışma mobbing değildir. Mobbing değerlendirmesinde davranışların sistematikliği, sürekliliği, hedefi, niteliği ve çalışan üzerindeki etkileri birlikte ele alınmalıdır.
Kavramın gereğinden fazla genişletilmesi gerçek mağdurların mücadelesine zarar verebilir. Sorunun görmezden gelinmesi ise mağduriyeti daha da ağırlaştırır. Bu nedenle iddialar bağımsız, tarafsız, çok yönlü ve bilimsel yöntemlerle incelenmelidir. Hem başvuruda bulunan çalışanın hakları hem de hakkında iddia bulunan kişinin hukuki güvenceleri korunmalıdır.
Adalet ancak usul güvencesiyle sağlanabilir. Sağlık kurumlarında mobbingle mücadele yalnızca şikâyet geldikten sonra başlatılmamalıdır. Önleyici ve koruyucu bir sistem kurulmalıdır. Bağımsız başvuru kanalları oluşturulmalı, gizlilik korunmalı, misillemeye karşı güvence sağlanmalı ve psikososyal risk değerlendirmeleri düzenli olarak yapılmalıdır.
Yöneticiler yalnızca teknik ve idari yeterliliklerine göre değil; iletişim, çatışma yönetimi, etik liderlik, çalışan hakları ve insan odaklı yönetim yetkinlikleri bakımından da değerlendirilmelidir. Kurumsal başarı, çalışanı susturarak değil; çalışanı dinleyerek sağlanır.
Korkunun hâkim olduğu yerde kurumsal gelişme olmaz. Adalet duygusunun zedelendiği yerde çalışma barışı kurulamaz. Liyakatin korunmadığı yerde sağlık hizmetinin kalitesi sürdürülemez.
“Sağlıkta Görünmeyen Şiddet: Mobbing”, sağlık çalışanlarının yaşadığı görünmeyen şiddeti görünür kılma çabasının bir ürünüdür. Bu kitabın yalnızca mobbing mağdurlarına değil; sağlık çalışanlarına, yöneticilere, hukukçulara, akademisyenlere, sendikalara, meslek kuruluşlarına ve karar vericilere de yol göstermesini diliyorum.
Çünkü sağlık çalışanını korumak, yalnızca bir meslek grubunu korumak değildir. Sağlık çalışanını korumak; insan onurunu, çalışma barışını ve toplumun sağlık hakkını korumaktır.
İlhan İşman'ın Sağlıkta Görünmeyen Şiddet Mobbing kitabına ulaşmak için tıklayın.

