Çalışma hayatına yeni adım atan bir genç için ilk iş sadece gelir kapısı değil, aynı zamanda meslek öğrenme, deneyim kazanma ve geleceğini kurma alanıdır. Ancak bu dönem, genç çalışanların ve stajyerlerin en savunmasız oldukları dönemlerden biridir.
Çünkü genç çalışan çoğu zaman haklarını yeterince bilmez. İşyerindeki kuralları, görev sınırlarını ve başvuru yollarını öğrenmeye çalışır. Kendisine söylenen her işi yapmak zorunda olduğunu düşünebilir. İtiraz ederse işini, stajını veya referansını kaybetmekten korkar.
Bu korku, kötü uygulamaların önünü açabilir.
Stajyerin eğitim amacıyla bulunduğu işyerinde yalnızca angarya işlerde çalıştırılması, görev tanımı dışında sürekli iş verilmesi, aşağılanması veya değersiz görülmesi kabul edilemez. “Sen daha yenisin.”, “Burası okul değil.”, “İş hayatına alış.” gibi sözler bazen baskının gerekçesi hâline getirilmektedir.
Genç çalışanlar çoğu zaman işyerindeki güç ilişkilerini de doğru okuyamaz. Yöneticiyle tartışmanın kariyerlerini bitireceğini düşünebilirler. Deneme süresinde olmaları, geçici sözleşmeyle çalışmaları veya ilk iş deneyimlerini yaşamaları bu kaygıyı artırır.
Bir genç çalışan mobbinge uğradığında yaşadıklarını normal sanabilir. Sürekli eleştirilmeyi, küçümsenmeyi, dışlanmayı ve aşırı iş yükünü çalışma hayatının doğal parçası olarak görebilir. Çevresindeki çalışanlar da “Biz de bunları yaşadık.” diyerek bu davranışları sıradanlaştırabilir.
Oysa deneyim kazanmak, kötü muameleye katlanmak değildir. Disiplin öğrenmek, insan onurundan vazgeçmek değildir. İş hayatına hazırlanmak, baskıya sessiz kalmak değildir.
Genç çalışanların ekonomik bağımlılığı da savunmasızlığı artırır. İş bulmanın zor olduğu dönemlerde gençler mevcut işlerini kaybetmemek için yaşadıkları sorunları dile getirmeyebilir. Ailesine yük olmak istemez. Özgeçmişinde kısa süreli iş görünmesinden çekinir. İşvereninden olumsuz referans almaktan korkar.
Bu nedenle hakkını aramak yerine susmayı tercih eder.
Stajyerlerin durumu daha da hassastır. Staj notu, mezuniyet şartı, okul değerlendirmesi veya gelecekte işe alınma beklentisi stajyeri işyerine bağımlı hâle getirebilir. Stajyer, kendisine yapılan haksızlığı okuluna bildirdiğinde stajının geçersiz sayılacağından veya başarısız değerlendirileceğinden endişe edebilir.
Böyle bir sistemde başvuru hakkı kâğıt üzerinde kalır.
Genç çalışanlar dijital ortamda da yeni risklerle karşı karşıyadır. Mesai saatleri dışında sürekli mesaj gönderilmesi, çevrim içi olma baskısı, dijital performans takibi ve sosyal medya üzerinden yapılan kontrol giderek yaygınlaşmaktadır. Gençlerin teknolojiye hâkim olması, yirmi dört saat ulaşılabilir olmaları gerektiği anlamına gelmez.
Stajyer ve genç çalışanların yaptığı küçük hatalar da bazen orantısız biçimde büyütülür. Hata üzerinden öğrenme fırsatı sunmak yerine kişi herkesin önünde küçük düşürülebilir. Tek bir hata, çalışanın yeteneksiz veya yetersiz ilan edilmesine gerekçe yapılabilir.
Oysa genç çalışan hata yaparak öğrenir. Kurumun görevi onu korkutmak değil, geliştirmektir.
İşverenler ve yöneticiler genç çalışanlara açık görev tanımı vermelidir. Çalışma saatleri, sorumluluklar, izinler, ücretler ve başvuru yolları işe başlarken anlatılmalıdır. Her stajyere veya genç çalışana rehberlik edecek deneyimli bir çalışan belirlenmelidir.
Yöneticiler, eğitim ile baskı arasındaki farkı bilmelidir. Geri bildirim kişiliğe değil, yapılan işe yönelik olmalıdır. Eleştiri aşağılayıcı olmamalıdır. Genç çalışanın görüş bildirmesi saygısızlık olarak değerlendirilmemelidir.
Kurum içinde güvenilir ve erişilebilir başvuru mekanizmaları kurulmalıdır. Genç çalışan şikâyette bulunduğu için işini, stajını veya kariyer imkânını kaybetmemelidir. Misilleme açık biçimde yasaklanmalıdır.
Üniversitelere, meslek liselerine ve staj koordinatörlerine de önemli sorumluluk düşmektedir. Öğrencinin yalnızca staja gidip gitmediği kontrol edilmemelidir. Hangi görevleri yaptığı, nasıl bir çalışma ortamında bulunduğu ve herhangi bir baskıya maruz kalıp kalmadığı da izlenmelidir.
Sendikalar ve meslek örgütleri genç çalışanlara yönelik özel danışmanlık mekanizmaları oluşturmalıdır. Hak arama yolları sade bir dille anlatılmalıdır. Gençler, iş hayatına başlamadan önce çalışma hakları, mobbing, ayrımcılık, taciz ve kişisel verilerin korunması konularında bilgilendirilmelidir.
Genç çalışanlar kurumların geleceğidir. Onları ilk iş deneyimlerinde baskı, korku ve adaletsizlikle karşılaştırmak yalnızca bireysel bir mağduriyet oluşturmaz. Kuruma olan güveni de yok eder. Nitelikli gençlerin çalışma hayatından uzaklaşmasına, meslek değiştirmesine veya ülkesinden umudunu kesmesine yol açabilir.
Bir kurumun gerçek kültürü, en güçlü yöneticisine nasıl davrandığıyla değil; en deneyimsiz çalışanını nasıl koruduğuyla anlaşılır.
Stajyerlerin ve genç çalışanların korunması bir ayrıcalık değildir. Kurumsal sorumluluktur.
Çünkü çalışma hayatına korkuyla başlayan bir gençten geleceğe güvenle bakması beklenemez.
Gençlere yalnızca iş vermek yetmez. Onlara adil, güvenli ve onurlu bir çalışma hayatı da sunmak gerekir.
