Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Uğur Mumcu Anısına

24 Ocak 1993 Ankara. Bir otomobilin içine yerleştirilen bomba, bir gazeteciyi susturmak için patlatıldı. Susturulmak istenen yalnızca bir insan değildi. Bir yöntemdi. Bir ısrardı. Bir “kanıtla konuşma” disipliniydi.  Uğur Mumcu, araştırmacı gazeteciliğin en güçlü kişiliklerinden biriydi.  Onu anarken duyguyla yetinmek doğru değil. Kurumsal bir kayıt tutar gibi konuşmalıyız. Ne yaptı? Nasıl yaptı? Neyi hedefledi? Hangi riskleri göze aldı? Uğur Mumcu’nun asıl mirası, soruyu doğru sorma cesaretidir. “Kim, neyi, niçin istiyor?” sorusunu ısrarla sorabilmesidir. Kendi duruşunu tarif ederken, laiklikten cumhuriyete, bağımsızlıktan insan haklarına uzanan bir çerçeve kurdu. Terörün karşısında durduğunu açıkça beyan etti.  Bu anlatım bir slogan değil; bir ilke duruşudur. Bir değer, ortaya koymaktır. Bugün de yön gösterir. Bir cümlesi vardır, hâlâ kulakta kalır: “Ey halkım, unutma bizi…”  Bu, romantik bir ağıt değil sadece. Aynı zamanda bir toplumsal hafıza çağrısıdır. Unutmayın derken, “İz sürmeyi bırakmayın” der. Şunu net söyleyelim: Uğur Mumcu’yu seversiniz ya da sevmezsiniz ama bir yurtsever olarak onu doğru anlamak ve anlatmak zorundayız.  Çünkü mesele “beğeni” meselesi değil. Mesele, hakikatle ilişkimizi nasıl yönettiğimiz meselesi. Bir ülkenin sürdürülebilirliği, ortak bir gerçeklik zeminine bağlıdır. Toplumsal uzlaşma da burada başlar. Aynı düşünmek şart değildir. Aynı gerçek veriye bakabilmek şarttır. Aynı acıyı inkâr etmemek şarttır. Aynı suikasta “normal” diyememek şarttır. Uğur Mumcu’yu anmak, tam da bu ortak zemini ortaya koymaktır. Birlik ve beraberlik ve dayanışma toplumlar için hedefe farklı yollardan yürüyebilme becerisidir. Kavga üretmeden itiraz edebilmek, hakaret üretmeden eleştirebilmek, kanıt üretmeden hüküm vermemek… Bunlar bir toplumun kurumsal olgunluğunun ölçüsüdür.  Uğur Mumcu’nun kalemi, bu olgunluğun testiydi. Onu öldürenler, korku üzerinden yönetim kurmak istediler. “Soru sormayın” demek istediler. Ama soru sormak, toplumun en temel kontrol mekanizmasıdır.  Soru yoksa hesap yoktur. Hesap yoksa güven yoktur. Güven yoksa gelecek yoktur. Bugün yapılacak en doğru şey, anıyı sloganlaştırmak değil; yöntemi sahiplenmek. Daha fazla okumak. Daha dikkatli düşünmek. Daha sakin tartışmak. Daha sağlam kanıt istemek. Ve farklılıklarımızla aynı masada kalabilmektir. Gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Uğur Mumcu’yu saygıyla anmak, bir vefa cümlesinden ibaret değil. Bu, bir toplumsal sorumluluk beyanıdır.  Anısına saygıyla…
Ekleme Tarihi: 24 Ocak 2026 -Cumartesi
İlhan İŞMAN

Uğur Mumcu Anısına

24 Ocak 1993 Ankara. Bir otomobilin içine yerleştirilen bomba, bir gazeteciyi susturmak için patlatıldı. Susturulmak istenen yalnızca bir insan değildi. Bir yöntemdi. Bir ısrardı. Bir “kanıtla konuşma” disipliniydi. 

Uğur Mumcu, araştırmacı gazeteciliğin en güçlü kişiliklerinden biriydi. 

Onu anarken duyguyla yetinmek doğru değil. Kurumsal bir kayıt tutar gibi konuşmalıyız. Ne yaptı? Nasıl yaptı? Neyi hedefledi? Hangi riskleri göze aldı? Uğur Mumcu’nun asıl mirası, soruyu doğru sorma cesaretidir. “Kim, neyi, niçin istiyor?” sorusunu ısrarla sorabilmesidir.

Kendi duruşunu tarif ederken, laiklikten cumhuriyete, bağımsızlıktan insan haklarına uzanan bir çerçeve kurdu. Terörün karşısında durduğunu açıkça beyan etti. 

Bu anlatım bir slogan değil; bir ilke duruşudur. Bir değer, ortaya koymaktır. Bugün de yön gösterir.

Bir cümlesi vardır, hâlâ kulakta kalır: “Ey halkım, unutma bizi…” 

Bu, romantik bir ağıt değil sadece. Aynı zamanda bir toplumsal hafıza çağrısıdır. Unutmayın derken, “İz sürmeyi bırakmayın” der.

Şunu net söyleyelim: Uğur Mumcu’yu seversiniz ya da sevmezsiniz ama bir yurtsever olarak onu doğru anlamak ve anlatmak zorundayız. 

Çünkü mesele “beğeni” meselesi değil. Mesele, hakikatle ilişkimizi nasıl yönettiğimiz meselesi. Bir ülkenin sürdürülebilirliği, ortak bir gerçeklik zeminine bağlıdır.

Toplumsal uzlaşma da burada başlar. Aynı düşünmek şart değildir. Aynı gerçek veriye bakabilmek şarttır. Aynı acıyı inkâr etmemek şarttır. Aynı suikasta “normal” diyememek şarttır. Uğur Mumcu’yu anmak, tam da bu ortak zemini ortaya koymaktır.

Birlik ve beraberlik ve dayanışma toplumlar için hedefe farklı yollardan yürüyebilme becerisidir.

Kavga üretmeden itiraz edebilmek, hakaret üretmeden eleştirebilmek, kanıt üretmeden hüküm vermemek… Bunlar bir toplumun kurumsal olgunluğunun ölçüsüdür. 

Uğur Mumcu’nun kalemi, bu olgunluğun testiydi.

Onu öldürenler, korku üzerinden yönetim kurmak istediler. “Soru sormayın” demek istediler. Ama soru sormak, toplumun en temel kontrol mekanizmasıdır. 

Soru yoksa hesap yoktur. Hesap yoksa güven yoktur. Güven yoksa gelecek yoktur.

Bugün yapılacak en doğru şey, anıyı sloganlaştırmak değil; yöntemi sahiplenmek. Daha fazla okumak. Daha dikkatli düşünmek. Daha sakin tartışmak. Daha sağlam kanıt istemek. Ve farklılıklarımızla aynı masada kalabilmektir.

Gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Uğur Mumcu’yu saygıyla anmak, bir vefa cümlesinden ibaret değil. Bu, bir toplumsal sorumluluk beyanıdır. 

Anısına saygıyla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.