Kamu yönetimi, kişisel tercihlerle yürütülecek bir ayrıcalık değildir. Millete hizmet sorumluluğudur. Kamu yetkisi de kişiye verilmiş sınırsız bir güç değildir. Millet adına ve kamu yararı için kullanılan hukuki bir emanettir.
Bu nedenle kamu yönetiminde görev, yetki ve sorumluluk birbirinden ayrı düşünülemez. Görev varsa, o görevi yerine getirecek yetki bulunmalıdır. Yetki varsa, bunun hukuki ve idari sorumluluğu da olmalıdır.
Yetkisiz görev işleyişi aksatır. Görevsiz yetki keyfîliğe yol açar. Sorumluluktan koparılmış yetki ise kamu düzenini zedeler.
Kamu yönetiminin temelinde Anayasa’ya bağlılık, hukukun üstünlüğü, adalet, hakkaniyet, şeffaflık ve hesap verebilirlik bulunur. Görev, yetki ve sorumluluk dengesi de bu anlayışın ayrılmaz bir parçasıdır.
Yetki Kişisel Bir Güç Değildir
Kamu yöneticileri ve kamu görevlileri, yetkilerini kendi adlarına kullanmazlar.
Bu yetkiler kanunlardan doğar. Sınırları da yine kanunlarla belirlenir. Bir makamda bulunmak, kişiye hukuk dışında hareket etme hakkı vermez.
Kamu yöneticisinin görevi, kuralları kişilere göre değiştirmek değildir. Kuralları herkese eşit, objektif ve tutarlı biçimde uygulamaktır.
Bir çalışana uygulanan kuralın başka bir çalışana uygulanmaması eşitliği bozar. Benzer durumdaki kişilere farklı işlem yapılması kuruma olan güveni sarsar. Liyakat yerine yakınlık esas alınırsa adalet duygusu zedelenir.
İşte sorun tam da burada başlar.
Çünkü kamuda adalet yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz. Atamalarda aranır. Görevlendirmelerde aranır. Disiplin işlemlerinde aranır. Performans değerlendirmelerinde aranır. İzinlerde, ödüllerde ve kurum içi fırsatlarda aranır.
Kamu çalışanı, kendisine hangi ölçünün uygulandığını bilmelidir. Verilen kararın gerekçesini görebilmelidir. Aynı durumda olanlara aynı işlemin yapıldığından emin olmalıdır.
Bu güven ortadan kalkarsa kurumsal aidiyet de zayıflar.
Kurallar Kişiye Göre Değişmemelidir
Hukuk devleti, yalnızca çok sayıda kanunun bulunması değildir.
Asıl mesele, kanunların herkese eşit uygulanmasıdır.
Kural, güçlü olana farklı; güçsüz olana farklı uygulanıyorsa orada hukukun üstünlüğünden söz edilemez. Yetkili kişilerin yakınları korunuyor, eleştirenler cezalandırılıyor ve liyakatli çalışanlar dışlanıyorsa kamu yönetimi asli amacından uzaklaşır.
Adaletin ölçüsü kişilere göre değişmez.
Kimse makamından dolayı ayrıcalıklı değildir. Hiç kimse Anayasa’nın, kanunların ve kamu düzenini belirleyen kuralların üzerinde olamaz.
Makamlar geçicidir. Devlet kalıcıdır. Kişiler değişir. Kurumlar devam eder. Bu nedenle kamu yönetimi kişilere değil, ilkelere bağlı olmalıdır.
Kararlar objektif ölçütlere dayanmalıdır. Yetki kullanımı gerekçeli olmalıdır. İşlemler denetime açık tutulmalıdır. Hata yapan da yetkisini kötüye kullanan da hesap verebilmelidir.
Hesap verebilirlik, yöneticiyi zayıflatmaz. Aksine yöneticinin meşruiyetini güçlendirir.
Yetki Kadar Sorumluluk da Önemlidir
Bazı yöneticiler yetkiyi kullanmak ister. Ancak sorumluluk üstlenmek istemez.
Başarıyı sahiplenir. Sorunu alt kademeye yükler. Kararı kendisi verir. Sonuç olumsuz olduğunda imza sahibini, uzmanı veya çalışanı suçlar.
Bu anlayış kamu yönetimine zarar verir.
Yetki kullanan, sonucunu da üstlenmelidir. Talimat veren, talimatın hukuka uygunluğunu gözetmelidir. Kamu görevlisi de açıkça hukuka aykırı bir emri sorgulamadan uygulamamalıdır.
Çünkü kamu hizmetinde “Bana böyle söylendi” sözü, her zaman sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Yönetici olmak yalnızca talimat vermek değildir. Adil davranmaktır. Çalışanı korumaktır. Kurumun kaynaklarını doğru kullanmaktır. Sorun ortaya çıktığında sorumluluktan kaçmamaktır.
Gerçek yöneticilik, yetkinin gücünü göstermek değil, sorumluluğun ağırlığını taşımaktır.
Adalet Olmadan Düzen Kurulamaz
Hak, hukuk, adalet ve hakkaniyetin olmadığı yerde kalıcı bir düzen kurulamaz.
Baskıyla geçici sessizlik sağlanabilir. Ancak güven sağlanamaz. Korkuyla itaat oluşturulabilir. Fakat kurumsal bağlılık oluşturulamaz.
Adaletsizliğin olduğu kurumlarda çalışanlar susar. Fikirlerini açıklamaz. Sorumluluk almaktan kaçınır. Hata yapmamak için hiçbir iş yapmamayı tercih eder.
Bunun sonucu verimsizliktir. Kurumsal tükenmişliktir. Nitelikli insan kaynağının kaybedilmesidir.
Kamu yönetiminin gücü, çalışanların korkmasından değil, kuruma güvenmesinden doğar.
Çalışan, hakkının korunacağına inanmalıdır. Vatandaş, başvurusunun tarafsız biçimde değerlendirileceğini bilmelidir. Yönetici, karar verirken hukuku kendisine engel değil, yol gösterici olarak görmelidir.
Çözüm açıktır.
Görev tanımları net olmalıdır. Yetki sınırları açıkça belirlenmelidir. Sorumluluk zinciri görünür hâle getirilmelidir. Kararlar gerekçeli olmalıdır. Denetim mekanizmaları işletilmelidir. Liyakat korunmalıdır. Keyfî uygulamalara izin verilmemelidir.
Kamu yönetiminde herkes aynı temel gerçeği kabul etmelidir:
Yetki, kişisel üstünlük sağlamaz.
Yetki, daha fazla sorumluluk yükler.
Görev millete hizmet içindir. Makam kamu yararı içindir. Kurallar ise herkes içindir.
Adaletin olduğu yerde güven vardır. Güvenin olduğu yerde düzen vardır. Düzenin olduğu yerde güçlü devlet ve huzurlu toplum vardır.
