Dışarısı soğuktu. Kayseri ayazı, insanın yüzüne çarpan cinsten… Hani insanın değil yürümek, düşünmekten bile vazgeçtiği türden. Ama içeri girince tablo değişti. Salon kalabalıktı. Ve sıcaktı.
O sıcaklık kaloriferden gelmiyordu. Samimiyetti. İçtenlikti. Birbirine omuz veren insanların oluşturduğu o görünmez ama hissedilen sıcaklıktı.
Değerli meslek büyüğüm Metin Sönmez’in davetiyle ERVA Spor Okulları etkinliğinde, Kayseri protokolü ve sporcu gençlerimizin aileleriyle birlikte sahaya baktığımızda bir futbol maçından fazlasını izlediğimizi anlamak zor değildi. Skor tabelasında 7-6 yazıyordu. Ama mesele skor değildi. Mesele, o salonda neyin kazanıldığıydı.
Kazanan bir şehir anlayışıydı. Kazanan, gençliği konuşurken sadece şikâyet etmeyen bir akıldı.
Türkiye’de gençlik denince genelde aynı cümleler kurulur. “Tehlike altında…” “Kötü alışkanlıklar…” “Bağımlılık…”
Tamam. Doğru. Ama bir soru hep cevapsız kalır: Peki çözüm nerede?
Kayseri’de bu soruya verilen cevabın adı ERVA Spor Okulları. Ve bu cevabın arkasında Kayseri Valisi Gökmen Çiçek var.
Vali Çiçek’in bu projeyi anlatırken kullandığı ifade çok net: “Meydan okuma.”
Bu cümle süslü değil. Bir metin süsü hiç değil. Bildiğin meydan okuma.
Kime? Gençliği sokağa, köşeye, karanlığa çekmek isteyenlere. “Gel buraya” diyenlere.
Devlet bazen uzaktan bakar. Bazen kurallar koyar. Bazen de olup biteni raporlara yazar.
Ama burada farklı bir yol var.
Burada gençliğe uzaktan bakılmıyor. Gençlik sadece istatistiklerden, raporlardan ibaret görülmüyor.
Yanına gidiliyor. Aynı zemine basılıyor. Aynı nefes paylaşılıyor.
“Biz spor salonlarında olacağız” denirken kastedilen tam olarak bu. Gençliği çağırmak. Zorla değil. Ürkütmeden. Yanına geçerek.
65 spor okulu. 16 bin öğrenci. Rakam gibi duruyor. Ama her biri bir hayat.
Bir genç daha yalnız değil demek. Bir genç daha “sahipsiz” hissetmiyor demek.
ERVA, sadece top koşturulan bir yer değil. Bir disiplin alanı. Bir aidiyet kapısı. Bir ‘ben buradayım’ deme fırsatı.
Vali Gökmen Çiçek’i burada ayıran şey de tam olarak bu. Makamdan izleyen bir idareci değil. Sahaya inen bir akıl. Tribünde duran değil, göz teması kuran bir duruş.
Devletin sert yüzü değil bu. Devletin sahadaki yüzü. Gençle yan yana duran hali.
Belki de bu yüzden Kayseri basını bu projeyi sahiplendi. Kimse talimat vermedi. Kimse zorlamadı. Ama gazeteciler gördü. Çünkü samimiyet gizlenmez.
Vali Çiçek’in basına özellikle teşekkür etmesi boşuna değil. Bu şehirde doğru bir iş yapıldığında, basın da onun yanında duruyor.
O akşam salonda hissedilen şey sadece sıcaklık değildi. Gençler'de bir güven duygusu vardı. Biz 'doğru yerdeyiz' hissi. Gençlerin gözlerinden o kadar net okunuyordu ki insanın içini rahatlatan cinsten.
ERVA Spor Okulları Kayseri’nin kazanımıdır. Sadece spor değil. Gelecek kazanımıdır.
Bir genç daha kaybolmadıysa… Bir genç daha kendine güvenle bakıyorsa… Bir genç daha ‘ben de varım’ diyebiliyorsa…
İşte skor budur.
Bu meydan okuma tabelada bitmez.
Bu uzun bir maç. Dakikası yok. Hakemi yok. Ama sonucu var.
Kayseri’de artık bir gerçek var: Gençliği kaybetmek kader değil.
Birileri karanlık köşelerde pusu kurarken, Birileri de ışığı açıyor.
Birileri ‘yasak’ diyor, Birileri ‘gel oynayalım’ diyor.
ERVA tam olarak budur. Ne nutuk. Ne afiş. Ne vitrin işi.
Bildiğin sahaya çıkmaktır. Ter atmaktır. Emek vermektir.
O yüzden bu iş tutuyor. O yüzden gençler geliyor. O yüzden salonlar dolu.
Ve o yüzden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Bu şehirde artık gençler yalnız değil. Çünkü biri var. Sahaya inmiş. Meydana çıkmış.
Adı da belli:
Gökmen Çiçek.
Skor mu? Onu zaman yazacak. Ama şimdiden görünen şu:
Kayseri bu maçı seyretmiyor. Kayseri bu maçı oynuyor.

