Hafızalarımızı biraz zorlayalım: Çok değil, yaklaşık 20 ay önce, 16 Haziran 2024’te, Kurban Bayramı’nın o ilk gününde Kayseri Cumhuriyet Meydanı’ndan çirkin bir haber yankılanmıştı. Dayı ve yeğen iki şüpheli gözaltına alınmış ve yapılan incelemede anıtta 13 balta izi saptanmıştı. Şehrin kalbindeki Atatürk anıtına bir balta ile saldırılmış, toplumun ortak değerlerine darbeler indirilmişti. Birkaç gün önce ne yazık ki o karanlık yeniden hortladı ve yeniden yüzünü gösterdi. Yine Kayseri, yine bir balta ve bu kez çok daha hassas bir nokta: Bir okul bahçesi...
Tarih 19 Aralık 1919. Kayseri sokaklarında kar diz boyu, hava ayaz... Ama Çifte Kümbedler’den şehre giren o otomobilin etrafını saran binlerce Kayserili, soğuğu hiçe sayarak tek bir ağızdan bağırıyor: “Yolunda ölmeye hazırız Paşam!” İmamzade Reşid Bey’in evindeki o ilk gece, Kayseri’nin ileri gelenleri ve din adamları Mustafa Kemal’in etrafında kenetlenmiş; vatanın kurtuluşu için söz vermişlerdi. Kızıklızade Hoca Kasım Efendi’nin o meşhur duasıyla uğurlanan bu güven, Cumhuriyet’in temellerinden biri olmuştu.
Peki, ne oldu da bir asır sonra bugün, o "yolunda ölmeye hazırız" diyenlerin torunlarının yaşadığı bu şehirde, bir okul bahçesindeki Atatürk büstüne balta indirilebiliyor?
Beş Ziyaret, Bir Büyük Emanet
Atatürk Kayseri’yi beş kez ziyaret etti. Her gelişinde bu şehre yeni bir paye verdi. 1924’te Kayseri Lisesi’ni "Cumhuriyetin ateşli, feyizli bir ocağı" olarak tanımladı. 1928’de Belediye bahçesinde halkına yeni harfleri bizzat öğretirken, Kayserililerin zekasını ve azmini takdir etti. Atatürk için Kayseri, sadece bir durak değil; her zaman güveneceği bir dost kapısıydı. Ama bugün, 20 ay arayla aynı şehirde yaşanan bu üzücü olaylar, o tarihi mirasın üzerinde derin bir hüzün bırakıyor.
O Büstü Gören Çocukların Gözleri
Soru şudur: Bu cüret nereden geliyor? Asıl üzerinde durmamız gereken nokta şudur: Sabah okuluna giden, heyecanla dersine girmeye hazırlanan bir çocuğun, bahçede Başöğretmeninin büstünü o halde görmesi... O masum zihinlerde oluşan o kırıklığı, hangi kelimeler onarabilir? Okul bahçesi bir barış ve eğitim yuvasıdır; o bahçeye inen her darbe, aslında çocuklarımızın yarınlara olan güvenine ve ortak değerlerimize vurulmuştur.
Daha da düşündürücü olan ise, bu üzücü olay karşısında sergilenen genel sessizliktir. Milletvekili Aşkın Genç’in yükselttiği o yalnız itiraz dışında, şehrin geniş kesimlerinden, yerel temsilcilerden ve ortak paydada buluşması beklenen kurumlardan daha güçlü bir ses duymayı beklemez miydik? Kayseri gibi "Anadolu’nun kalbi" sayılan bir şehir, kendi kurucusunun hatırasına ve çocuklarının eğitim yuvasına sahip çıkma noktasında daha gür bir tepkiyi hak etmektedir.
Ancak sadece üzülmek yetmez. Belki de yapılacak ilk iş; bu okulu ve o bahçeyi bir "Vefa ve Hatıra" durağı haline getirmek, her yıl o bahçede bir Cumhuriyet ve Atatürk dersi vererek o baltanın açtığı yarayı, evlatlarımızın bilgisi ve sevgisiyle kapatmaktır.
Kayseri’nin sokakları Atatürk’ün ayak izleriyle bezelidir. Her okulunda, her fabrikasında, her taşında onun vizyonu vardır. Bir elin savurduğu balta, bu tarihi gerçeği elbette değiştiremez. Ancak bu olaylara karşı takınılan duyarsızlık, Kayseri’nin o vakur duruşuna gölge düşürmektedir.
Hoca Kasım Efendi’nin duasıyla başlayan bu yolculuk, bu tür sahnelerle anılmamalıdır. O büstleri onarmak teknik bir iştir; ancak o çocukların kalbindeki Atatürk sevgisini ve güven duygusunu korumak, 1919’daki o kararlı Kayseri’nin bugün yaşayan evlatlarına düşen asıl vefa borcudur.
Kayseri, 105 yıl önceki o samimiyetine ve emanetine yeniden sahip çıkmak zorundadır.
