Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

9–15 Şubat Mobbing ile Mücadele Haftası kutlu olsun.

Derneğimizi 2010 yılında kurduk. 2019 yılından itibaren de 14 il temsilciliğimizle birlikte Mobbing ile Mücadele Haftasını tüm yurtta kutladık. Bu yılda 9-15 Şubat tarihlerinde Mobbing ile Mücadele Haftasını kutluyoruz. Bu vesile ile 2017 yılında vefat eden kurucu genel başkanımız Hüseyin GÜN’ü saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad mekanı cennet olsun. Bu hafta, takvimde bir işaret olmanın ötesinde bir kararlılık beyanıdır.  Çalışma hayatının görünmeyen ama ağır sonuçlar doğuran bir gerçeğine, bakma haftasıdır. Adını doğru koymak gerekir: Mobbing, “iş yerinde yaşanan küçük gerilimler” değildir.  Mobbing, insan onurunu hedef alan sistematik bir yıpratmadır. Mobbing sadece bireyi yaralamaz. Kurumu da zayıflatır. Verimliliği düşürür. İş barışını bozar. Nitelikli insan kaynağını eritir.  Deneyimi, birikimi ve kurumsal hafızayı tüketir. Sonuçta ülkenin rekabet gücüne kadar uzanan bir kayıp zinciri oluşur. Bu zincirin bir de ekonomik faturası var. Üretkenlik kaybı artar. Sağlık harcamaları yükselir. İnsan kaynağı devri hızlanır. Hukuki süreçler zaman ve emek kaybı doğurur. Yapılan maliyetlendirme çalışmalarında, mobbingin Türkiye ekonomisine yıllık 120–150 milyar TL bandında yük oluşturduğu ifade ediliyor. Bu, yalnızca bir rakam değildir. Bu, yönetilmesi gereken bir risk alanıdır. Peki toplum olarak nerede duruyoruz?  Mobbing ile Mücadele Derneği’nin Türkiye genelinde 1793 kişiyle yürüttüğü “Türkiye Mobbing Farkındalığı Araştırması” önemli bir tablo ortaya koyuyor. Katılımcıların çok büyük kısmı mobbing kavramını duyduğunu söylüyor. Buna rağmen “mobbing yaygın” diyenlerin oranı yüksek. “Mobbinge maruz kaldım” diyenlerin oranı da yüksek. Asıl kritik olan ise şu: Mobbinge maruz kaldığında katılımcıların neredeyse yarısı “hiçbir şey yapmadım” diyor.  Bu cevap, tek başına bir gerçeği gösteriyor. Demek ki insanlar başvuru yapınca korunacağına inanmıyor. Demek ki süreçler öngörülebilir bulunmuyor. Demek ki güven üretmeyen bir sistem, sessizliği büyütüyor. Sessizlik, mobbingi besleyen en elverişli iklimdir.  Çünkü mobbing, çoğu zaman “görünmezlikten” güç alır.  Bu yüzden çözüm, yalnızca farkındalık kampanyalarıyla sınırlı kalamaz. Çözüm, kurumsal kapasiteyi standartlaştıran bir çerçeveye dayanmalıdır. Tam da burada müstakil bir mobbing kanunu ihtiyacı ortaya çıkıyor.  Mevzuatta dağınıklık varsa, uygulamada belirsizlik olur.  Belirsizlik varsa, cesaret yerine çekingenlik oluşur.  Çalışan “nereye başvuracağım” diye düşünür.  “Süre nedir” diye sorar.  “Beni kim koruyacak” diye endişelenir.  Bu sorular havada kalıyorsa, sistem işlemiyor demektir. Müstakil bir kanun, bu dağınıklığı toparlar. Tanımı netleştirir. Önleme yükümlülüklerini belirler.  Güvenli başvuru mekanizması kurar.  Misillemeyi caydırır.  Soruşturma usulünü standartlaştırır.  Delil yönetimini, gizliliği ve taraf haklarını açıklar.  Etkin giderimi ve telafiyi güçlendirir.  Veri toplama ve izleme altyapısını zorunlu kılar.  Çünkü ölçemediğimizi yönetemeyiz. Bu noktada İLO’nun 190 sayılı sözleşmesi de önemlidir.  Çalışma yaşamında şiddet ve tacize karşı uluslararası standart sunar.  İç hukuk için bir kaldıraç işlevi görür.  Kurumsal sorumlulukları netleştirir.  Uygulamayı hızlandırır.  Bu nedenle konu, yalnızca “dışarıda duran bir metin” değildir. Doğrudan iç düzenin kalitesini artıran bir araçtır. 9–15 Şubat Mobbing ile Mücadele Haftası vesilesiyle şunu söylemek isterim:  Mobbing kader değildir.  Yönetilebilir bir risktir.  Önlenebilir bir ihlaldir.  Kurumsal irade varsa azalır.  Standart süreçler varsa görünür olur.  Güvenli başvuru yolu varsa çözülür. Bu hafta, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, özel sektör kuruluşlarına, STK’ lara kurumsal bir çağrıdır.  Politika üretin.  Süreç tasarlayın.  Eğitim verin.  Veri toplayın.  İzleyin.  Denetleyin.  Ve en önemlisi, başvuru yapanı koruyun.  Çünkü adaletin ilk şartı, konuşabilmektir. Mobbing ile Mücadele Haftası kutlu olsun. İnsan onurunu koruyan, güvenli ve saygılı bir çalışma hayatı dileğiyle. Yalnız değilsiniz…
Ekleme Tarihi: 08 Şubat 2026 -Pazar
İlhan İŞMAN

9–15 Şubat Mobbing ile Mücadele Haftası kutlu olsun.

Derneğimizi 2010 yılında kurduk. 2019 yılından itibaren de 14 il temsilciliğimizle birlikte Mobbing ile Mücadele Haftasını tüm yurtta kutladık. Bu yılda 9-15 Şubat tarihlerinde Mobbing ile Mücadele Haftasını kutluyoruz. Bu vesile ile 2017 yılında vefat eden kurucu genel başkanımız Hüseyin GÜN’ü saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad mekanı cennet olsun.

Bu hafta, takvimde bir işaret olmanın ötesinde bir kararlılık beyanıdır. 

Çalışma hayatının görünmeyen ama ağır sonuçlar doğuran bir gerçeğine, bakma haftasıdır. Adını doğru koymak gerekir: Mobbing, “iş yerinde yaşanan küçük gerilimler” değildir. 

Mobbing, insan onurunu hedef alan sistematik bir yıpratmadır.

Mobbing sadece bireyi yaralamaz. Kurumu da zayıflatır. Verimliliği düşürür. İş barışını bozar. Nitelikli insan kaynağını eritir. 

Deneyimi, birikimi ve kurumsal hafızayı tüketir. Sonuçta ülkenin rekabet gücüne kadar uzanan bir kayıp zinciri oluşur.

Bu zincirin bir de ekonomik faturası var. Üretkenlik kaybı artar. Sağlık harcamaları yükselir. İnsan kaynağı devri hızlanır. Hukuki süreçler zaman ve emek kaybı doğurur. Yapılan maliyetlendirme çalışmalarında, mobbingin Türkiye ekonomisine yıllık 120–150 milyar TL bandında yük oluşturduğu ifade ediliyor. Bu, yalnızca bir rakam değildir. Bu, yönetilmesi gereken bir risk alanıdır.

Peki toplum olarak nerede duruyoruz? 

Mobbing ile Mücadele Derneği’nin Türkiye genelinde 1793 kişiyle yürüttüğü “Türkiye Mobbing Farkındalığı Araştırması” önemli bir tablo ortaya koyuyor. Katılımcıların çok büyük kısmı mobbing kavramını duyduğunu söylüyor. Buna rağmen “mobbing yaygın” diyenlerin oranı yüksek. “Mobbinge maruz kaldım” diyenlerin oranı da yüksek.

Asıl kritik olan ise şu: Mobbinge maruz kaldığında katılımcıların neredeyse yarısı “hiçbir şey yapmadım” diyor. 

Bu cevap, tek başına bir gerçeği gösteriyor. Demek ki insanlar başvuru yapınca korunacağına inanmıyor. Demek ki süreçler öngörülebilir bulunmuyor. Demek ki güven üretmeyen bir sistem, sessizliği büyütüyor.

Sessizlik, mobbingi besleyen en elverişli iklimdir. 

Çünkü mobbing, çoğu zaman “görünmezlikten” güç alır. 

Bu yüzden çözüm, yalnızca farkındalık kampanyalarıyla sınırlı kalamaz. Çözüm, kurumsal kapasiteyi standartlaştıran bir çerçeveye dayanmalıdır.

Tam da burada müstakil bir mobbing kanunu ihtiyacı ortaya çıkıyor. 

Mevzuatta dağınıklık varsa, uygulamada belirsizlik olur. 

Belirsizlik varsa, cesaret yerine çekingenlik oluşur. 

Çalışan “nereye başvuracağım” diye düşünür. 

“Süre nedir” diye sorar. 

“Beni kim koruyacak” diye endişelenir. 

Bu sorular havada kalıyorsa, sistem işlemiyor demektir.

Müstakil bir kanun, bu dağınıklığı toparlar. Tanımı netleştirir. Önleme yükümlülüklerini belirler. 

Güvenli başvuru mekanizması kurar. 

Misillemeyi caydırır. 

Soruşturma usulünü standartlaştırır. 

Delil yönetimini, gizliliği ve taraf haklarını açıklar. 

Etkin giderimi ve telafiyi güçlendirir. 

Veri toplama ve izleme altyapısını zorunlu kılar. 

Çünkü ölçemediğimizi yönetemeyiz.

Bu noktada İLO’nun 190 sayılı sözleşmesi de önemlidir. 

Çalışma yaşamında şiddet ve tacize karşı uluslararası standart sunar. 

İç hukuk için bir kaldıraç işlevi görür. 

Kurumsal sorumlulukları netleştirir. 

Uygulamayı hızlandırır. 

Bu nedenle konu, yalnızca “dışarıda duran bir metin” değildir. Doğrudan iç düzenin kalitesini artıran bir araçtır.

9–15 Şubat Mobbing ile Mücadele Haftası vesilesiyle şunu söylemek isterim: 

Mobbing kader değildir. 

Yönetilebilir bir risktir. 

Önlenebilir bir ihlaldir. 

Kurumsal irade varsa azalır. 

Standart süreçler varsa görünür olur. 

Güvenli başvuru yolu varsa çözülür.

Bu hafta, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, özel sektör kuruluşlarına, STK’ lara kurumsal bir çağrıdır. 

Politika üretin. 

Süreç tasarlayın. 

Eğitim verin. 

Veri toplayın. 

İzleyin. 

Denetleyin. 

Ve en önemlisi, başvuru yapanı koruyun. 

Çünkü adaletin ilk şartı, konuşabilmektir.

Mobbing ile Mücadele Haftası kutlu olsun. İnsan onurunu koruyan, güvenli ve saygılı bir çalışma hayatı dileğiyle.

Yalnız değilsiniz…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.