İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Irmak Öğretmenin Ardından: Bir Can Daha Sessizliğe Sığmaz

    Acımız büyük... Ağrı’dan acı bir haber geldi.   Irmak Ayşe Koparan.   Genç bir öğretmen.   Anasınıfı öğretmeni.   Hayatının baharında bir eğitim emekçisi.   Evinde ölü bulundu.   Kesin ölüm nedeni adli süreç sonunda netleşecek.   Ama ortada acı bir gerçek var.   Bir öğretmen artık aramızda değil. Genç öğretmenize Allah'tan rahmet, ailesi yakınları ve sevenlerine sabır, metanet diliyoruz. Bu olay sadece bir adli dosya olarak görülemez.   Sadece bir ölüm haberi olarak geçiştirilemez.   Sadece “soruşturma başlatıldı” denilerek kapatılamaz.   Çünkü Irmak öğretmenin ardından çok ağır iddialar gündeme geldi.   Görev yeri.   Barınma şartları.   Ulaşım sorunları.   İdari süreçler.   Yer değişikliği talepleri.   Okul yönetimiyle yaşandığı ileri sürülen sorunlar.   Mobbing, baskı, yıldırma ve yalnız bırakılma iddiaları.   Bunların hiçbiri peşinen hüküm konusu yapılamaz.   Ama hiçbiri de görmezden gelinemez.   Eğitim-İş Ağrı Şube Başkanı Hüseyin Akboğa’nın açıklaması bu açıdan önemlidir.   Akboğa, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istemiştir.   Sadece adli sürecin değil, idari süreçlerin de incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.   Görev koşullarının, ulaşımın, barınmanın, idarenin tutumunun ve daha önce dile getirildiği söylenen sorunların araştırılmasını talep etmiştir.   Bu talep haklıdır.   Çünkü bir öğretmenin ölümü yalnızca bireysel bir trajedi değildir.   Kurumların sorumluluğunu da gündeme getirir.   Eğitim-Sen Ağrı Şubesi de benzer bir çağrı yapmıştır.   “Bir eğitim emekçisi neden kendisini çaresiz hisseder?” diye sormuştur.   Bu soru çok ağırdır.   Ama sorulmalıdır.   Çünkü çalışma hayatında en tehlikeli şeylerden biri çaresizlik duygusudur.   Bir çalışan kendisini duyuramıyorsa,   başvuruları sonuçsuz kalıyorsa,   görev yeriyle ilgili sorunları çözülmüyorsa,   barınma ve ulaşım gibi temel meselelerde yalnız bırakılıyorsa,   idari süreçlerde kendini güvende hissetmiyorsa,   orada sadece bireysel bir sorun yoktur.   Orada kurumsal bir alarm vardır.   Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı olarak açıkça ifade ediyorum:   Bu olay bütün yönleriyle incelenmelidir.   Soruşturma sadece ölüm anına odaklanmamalıdır.   Öncesine de bakılmalıdır.   Irmak öğretmen görev yaptığı süreçte hangi sorunları yaşadı?   Yer değişikliği talepleri oldu mu?   Olduysa nasıl değerlendirildi?   Barınma ve ulaşım şartları ne durumdaydı?   Okul yönetimiyle yaşandığı iddia edilen sorunlar var mıydı?   Bu sorunlar üst makamlara bildirildi mi?   Bildirimler nasıl sonuçlandı?   Herhangi bir idari baskı, dışlama, yıldırma veya keyfî uygulama iddiası var mıydı?   Varsa kim tarafından, ne zaman, nasıl incelendi?   Bu sorular cevapsız kalırsa kamu vicdanı rahatlamaz.   Öğretmenlik kutsal bir meslektir.   Ama bu söz tek başına yetmez.   Öğretmeni korumayan bir sistem, eğitimi de koruyamaz.   Uzak köylerde görev yapan öğretmenlerin barınma, ulaşım, güvenlik ve sosyal destek sorunları vardır.   Özellikle genç öğretmenler, göreve başladıkları ilk yıllarda büyük yalnızlık yaşayabilir.   Ailesinden uzakta olabilir.   Tanımadığı bir şehirde olabilir.   Kurum içi destekten yoksun kalabilir.   İdari baskı karşısında kendini çaresiz hissedebilir.   Bu tabloyu görmeden sadece “fedakâr öğretmen” demek kolaydır.   Asıl mesele fedakârlığı istismar etmemektir.   Bir öğretmen yardım istediğinde duyulmalıdır.   Dilekçe verdiğinde cevap almalıdır.   Yer değişikliği talep ettiğinde gerekçeli değerlendirme yapılmalıdır.   Mobbing iddiasında bulunduğunda korunmalıdır.   Sorun bildirdiğinde “uyumsuz” diye etiketlenmemelidir.   Çünkü kurumların en büyük hatası budur.   Sorunu çözeceğine, sorunu dile getireni sorun olarak görmek.   Mobbing çoğu zaman böyle başlar.   Önce kişi yalnızlaştırılır.   Sonra sesi kısılır.   Sonra başvuruları etkisizleşir.   Sonra kurum içinde itibarsızlaştırılır.   Sonunda insan kendisini çaresiz hisseder.   Bu zincir kırılmalıdır.   Irmak öğretmenin ardından yapılması gereken sadece taziye mesajı yayımlamak değildir.   Taziye önemlidir.   Ama yetmez.   Sorumluluk gerekir.   Şeffaflık gerekir.   Denetim gerekir.   Hesap verilebilirlik gerekir.   Kurumsal vicdan gerekir.   Çözüm Önerileri   Birinci öneri şudur:   Millî Eğitim Bakanlığı, olayla ilgili idari incelemeyi çok yönlü yürütmelidir.   Sadece son gün değil, son aylar incelenmelidir.   Görevlendirme, yer değişikliği, dilekçeler, idari yazışmalar, okul yönetimiyle ilişkiler, tanık beyanları ve varsa önceki şikâyetler birlikte değerlendirilmelidir.   İkinci öneri şudur:   İnceleme bağımsız ve tarafsız olmalıdır.   İddiaların muhatabı olan kişilerle aynı idari hiyerarşi içinde yürütülen soruşturmalar kamu vicdanını rahatlatmaz.   Gerekirse Bakanlık müfettişleri görevlendirilmelidir.   Üçüncü öneri şudur:   Uzak köylerde görev yapan öğretmenler için barınma, ulaşım ve güvenlik risk haritası çıkarılmalıdır.   Her il ve ilçe millî eğitim müdürlüğü, öğretmenlerin yaşam koşullarını yalnızca ders saati üzerinden değil, insanî şartlar üzerinden de değerlendirmelidir.   Dördüncü öneri şudur:   Öğretmenler için güvenli başvuru hattı kurulmalıdır.   Bu hat sadece dilekçe kayıt sistemi olmamalıdır.   Psikolojik destek, hukuki yönlendirme, idari rehberlik ve acil risk değerlendirmesi içermelidir.   Beşinci öneri şudur:   Mobbing iddiaları için özel inceleme prosedürü hazırlanmalıdır.   Her şikâyet aynı torbaya konulmamalıdır.   Mobbing; süreklilik, sistematiklik, güç ilişkisi, dışlama, yıldırma ve psikolojik etki yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.   Altıncı öneri şudur:   Başvuru yapan öğretmen korunmalıdır.   Şikâyet eden öğretmenin görev yeri, performansı, sicili, nöbeti, ders programı veya kurum içi ilişkileri üzerinden baskı görmesi açıkça yasaklanmalıdır.   Misilleme, ayrı bir disiplin suçu olarak düzenlenmelidir.   Yedinci öneri şudur:   Okul yöneticilerine zorunlu mobbing ve iletişim eğitimi verilmelidir.   Yönetici olmak sadece imza yetkisi değildir.   İnsan yönetmektir.   Kriz yönetmektir.   Genç öğretmeni korumaktır.   Okul iklimini adil kılmaktır.   Sekizinci öneri şudur:   Yeni atanan öğretmenler için mentörlük sistemi kurulmalıdır.   Her genç öğretmenin ilçede güvenle başvurabileceği bir rehber öğretmen, bir idari danışman ve bir psikososyal destek kanalı olmalıdır.   Dokuzuncu öneri şudur:   Yer değişikliği talepleri insani gerekçeler yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.   Özellikle barınma, ulaşım, sağlık, güvenlik ve psikolojik risk içeren başvurular sıradan idari talep gibi görülmemelidir.   Onuncu öneri şudur:   Eğitim kurumlarında yıllık psikososyal risk analizi yapılmalıdır.   Okullarda yalnızca fiziki güvenlik değil, psikolojik güvenlik de ölçülmelidir.   Öğretmen kendisini güvende hissediyor mu?   Yöneticiye derdini anlatabiliyor mu?   İdareye güveniyor mu?   Dışlanıyor mu?   Baskı görüyor mu?   Bu sorular kurumsal denetimin parçası olmalıdır.   On birinci öneri şudur:   Sendikaların uyarıları dikkate alınmalıdır.   Sendika, sadece hak arama kurumu değildir.   Sahadan gelen erken uyarı mekanizmasıdır.   Bir sendika “burada sorun var” diyorsa, idare bunu savunma refleksiyle değil, çözüm refleksiyle karşılamalıdır.   On ikinci öneri şudur:   Irmak öğretmenin adı bir farkındalık programıyla yaşatılmalıdır.   Bu acı olay, başka öğretmenler için koruyucu bir sisteme dönüşmelidir.   Bir daha hiçbir öğretmen kendisini yalnız, çaresiz ve duyulmamış hissetmemelidir.   Son söz şudur:   Bir öğretmen ölünce sadece bir insanı kaybetmeyiz.   Bir sınıfın sesini kaybederiz.   Bir çocuğun ilk öğretmen hatırasını kaybederiz.   Bir ailenin evladını kaybederiz.   Bir ülkenin geleceğinden bir ışık eksilir.   Irmak öğretmenin ardından yapılacak en doğru şey, gerçeği bütün yönleriyle ortaya çıkarmaktır.   Sonra da sistemi değiştirmektir.   Çünkü taziye cümleleri acıyı paylaşır.   Ama ancak adalet, denetim ve kurumsal sorumluluk yeni acıları önler.
Ekleme Tarihi: 09 Haziran 2026 -Salı
İlhan İŞMAN

Irmak Öğretmenin Ardından: Bir Can Daha Sessizliğe Sığmaz

 

 

Acımız büyük... Ağrı’dan acı bir haber geldi.

 

Irmak Ayşe Koparan.

 

Genç bir öğretmen.

 

Anasınıfı öğretmeni.

 

Hayatının baharında bir eğitim emekçisi.

 

Evinde ölü bulundu.

 

Kesin ölüm nedeni adli süreç sonunda netleşecek.

 

Ama ortada acı bir gerçek var.

 

Bir öğretmen artık aramızda değil.

Genç öğretmenize Allah'tan rahmet, ailesi yakınları ve sevenlerine sabır, metanet diliyoruz.

Bu olay sadece bir adli dosya olarak görülemez.

 

Sadece bir ölüm haberi olarak geçiştirilemez.

 

Sadece “soruşturma başlatıldı” denilerek kapatılamaz.

 

Çünkü Irmak öğretmenin ardından çok ağır iddialar gündeme geldi.

 

Görev yeri.

 

Barınma şartları.

 

Ulaşım sorunları.

 

İdari süreçler.

 

Yer değişikliği talepleri.

 

Okul yönetimiyle yaşandığı ileri sürülen sorunlar.

 

Mobbing, baskı, yıldırma ve yalnız bırakılma iddiaları.

 

Bunların hiçbiri peşinen hüküm konusu yapılamaz.

 

Ama hiçbiri de görmezden gelinemez.

 

Eğitim-İş Ağrı Şube Başkanı Hüseyin Akboğa’nın açıklaması bu açıdan önemlidir.

 

Akboğa, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istemiştir.

 

Sadece adli sürecin değil, idari süreçlerin de incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

 

Görev koşullarının, ulaşımın, barınmanın, idarenin tutumunun ve daha önce dile getirildiği söylenen sorunların araştırılmasını talep etmiştir.

 

Bu talep haklıdır.

 

Çünkü bir öğretmenin ölümü yalnızca bireysel bir trajedi değildir.

 

Kurumların sorumluluğunu da gündeme getirir.

 

Eğitim-Sen Ağrı Şubesi de benzer bir çağrı yapmıştır.

 

“Bir eğitim emekçisi neden kendisini çaresiz hisseder?” diye sormuştur.

 

Bu soru çok ağırdır.

 

Ama sorulmalıdır.

 

Çünkü çalışma hayatında en tehlikeli şeylerden biri çaresizlik duygusudur.

 

Bir çalışan kendisini duyuramıyorsa,

 

başvuruları sonuçsuz kalıyorsa,

 

görev yeriyle ilgili sorunları çözülmüyorsa,

 

barınma ve ulaşım gibi temel meselelerde yalnız bırakılıyorsa,

 

idari süreçlerde kendini güvende hissetmiyorsa,

 

orada sadece bireysel bir sorun yoktur.

 

Orada kurumsal bir alarm vardır.

 

Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı olarak açıkça ifade ediyorum:

 

Bu olay bütün yönleriyle incelenmelidir.

 

Soruşturma sadece ölüm anına odaklanmamalıdır.

 

Öncesine de bakılmalıdır.

 

Irmak öğretmen görev yaptığı süreçte hangi sorunları yaşadı?

 

Yer değişikliği talepleri oldu mu?

 

Olduysa nasıl değerlendirildi?

 

Barınma ve ulaşım şartları ne durumdaydı?

 

Okul yönetimiyle yaşandığı iddia edilen sorunlar var mıydı?

 

Bu sorunlar üst makamlara bildirildi mi?

 

Bildirimler nasıl sonuçlandı?

 

Herhangi bir idari baskı, dışlama, yıldırma veya keyfî uygulama iddiası var mıydı?

 

Varsa kim tarafından, ne zaman, nasıl incelendi?

 

Bu sorular cevapsız kalırsa kamu vicdanı rahatlamaz.

 

Öğretmenlik kutsal bir meslektir.

 

Ama bu söz tek başına yetmez.

 

Öğretmeni korumayan bir sistem, eğitimi de koruyamaz.

 

Uzak köylerde görev yapan öğretmenlerin barınma, ulaşım, güvenlik ve sosyal destek sorunları vardır.

 

Özellikle genç öğretmenler, göreve başladıkları ilk yıllarda büyük yalnızlık yaşayabilir.

 

Ailesinden uzakta olabilir.

 

Tanımadığı bir şehirde olabilir.

 

Kurum içi destekten yoksun kalabilir.

 

İdari baskı karşısında kendini çaresiz hissedebilir.

 

Bu tabloyu görmeden sadece “fedakâr öğretmen” demek kolaydır.

 

Asıl mesele fedakârlığı istismar etmemektir.

 

Bir öğretmen yardım istediğinde duyulmalıdır.

 

Dilekçe verdiğinde cevap almalıdır.

 

Yer değişikliği talep ettiğinde gerekçeli değerlendirme yapılmalıdır.

 

Mobbing iddiasında bulunduğunda korunmalıdır.

 

Sorun bildirdiğinde “uyumsuz” diye etiketlenmemelidir.

 

Çünkü kurumların en büyük hatası budur.

 

Sorunu çözeceğine, sorunu dile getireni sorun olarak görmek.

 

Mobbing çoğu zaman böyle başlar.

 

Önce kişi yalnızlaştırılır.

 

Sonra sesi kısılır.

 

Sonra başvuruları etkisizleşir.

 

Sonra kurum içinde itibarsızlaştırılır.

 

Sonunda insan kendisini çaresiz hisseder.

 

Bu zincir kırılmalıdır.

 

Irmak öğretmenin ardından yapılması gereken sadece taziye mesajı yayımlamak değildir.

 

Taziye önemlidir.

 

Ama yetmez.

 

Sorumluluk gerekir.

 

Şeffaflık gerekir.

 

Denetim gerekir.

 

Hesap verilebilirlik gerekir.

 

Kurumsal vicdan gerekir.

 

Çözüm Önerileri

 

Birinci öneri şudur:

 

Millî Eğitim Bakanlığı, olayla ilgili idari incelemeyi çok yönlü yürütmelidir.

 

Sadece son gün değil, son aylar incelenmelidir.

 

Görevlendirme, yer değişikliği, dilekçeler, idari yazışmalar, okul yönetimiyle ilişkiler, tanık beyanları ve varsa önceki şikâyetler birlikte değerlendirilmelidir.

 

İkinci öneri şudur:

 

İnceleme bağımsız ve tarafsız olmalıdır.

 

İddiaların muhatabı olan kişilerle aynı idari hiyerarşi içinde yürütülen soruşturmalar kamu vicdanını rahatlatmaz.

 

Gerekirse Bakanlık müfettişleri görevlendirilmelidir.

 

Üçüncü öneri şudur:

 

Uzak köylerde görev yapan öğretmenler için barınma, ulaşım ve güvenlik risk haritası çıkarılmalıdır.

 

Her il ve ilçe millî eğitim müdürlüğü, öğretmenlerin yaşam koşullarını yalnızca ders saati üzerinden değil, insanî şartlar üzerinden de değerlendirmelidir.

 

Dördüncü öneri şudur:

 

Öğretmenler için güvenli başvuru hattı kurulmalıdır.

 

Bu hat sadece dilekçe kayıt sistemi olmamalıdır.

 

Psikolojik destek, hukuki yönlendirme, idari rehberlik ve acil risk değerlendirmesi içermelidir.

 

Beşinci öneri şudur:

 

Mobbing iddiaları için özel inceleme prosedürü hazırlanmalıdır.

 

Her şikâyet aynı torbaya konulmamalıdır.

 

Mobbing; süreklilik, sistematiklik, güç ilişkisi, dışlama, yıldırma ve psikolojik etki yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.

 

Altıncı öneri şudur:

 

Başvuru yapan öğretmen korunmalıdır.

 

Şikâyet eden öğretmenin görev yeri, performansı, sicili, nöbeti, ders programı veya kurum içi ilişkileri üzerinden baskı görmesi açıkça yasaklanmalıdır.

 

Misilleme, ayrı bir disiplin suçu olarak düzenlenmelidir.

 

Yedinci öneri şudur:

 

Okul yöneticilerine zorunlu mobbing ve iletişim eğitimi verilmelidir.

 

Yönetici olmak sadece imza yetkisi değildir.

 

İnsan yönetmektir.

 

Kriz yönetmektir.

 

Genç öğretmeni korumaktır.

 

Okul iklimini adil kılmaktır.

 

Sekizinci öneri şudur:

 

Yeni atanan öğretmenler için mentörlük sistemi kurulmalıdır.

 

Her genç öğretmenin ilçede güvenle başvurabileceği bir rehber öğretmen, bir idari danışman ve bir psikososyal destek kanalı olmalıdır.

 

Dokuzuncu öneri şudur:

 

Yer değişikliği talepleri insani gerekçeler yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.

 

Özellikle barınma, ulaşım, sağlık, güvenlik ve psikolojik risk içeren başvurular sıradan idari talep gibi görülmemelidir.

 

Onuncu öneri şudur:

 

Eğitim kurumlarında yıllık psikososyal risk analizi yapılmalıdır.

 

Okullarda yalnızca fiziki güvenlik değil, psikolojik güvenlik de ölçülmelidir.

 

Öğretmen kendisini güvende hissediyor mu?

 

Yöneticiye derdini anlatabiliyor mu?

 

İdareye güveniyor mu?

 

Dışlanıyor mu?

 

Baskı görüyor mu?

 

Bu sorular kurumsal denetimin parçası olmalıdır.

 

On birinci öneri şudur:

 

Sendikaların uyarıları dikkate alınmalıdır.

 

Sendika, sadece hak arama kurumu değildir.

 

Sahadan gelen erken uyarı mekanizmasıdır.

 

Bir sendika “burada sorun var” diyorsa, idare bunu savunma refleksiyle değil, çözüm refleksiyle karşılamalıdır.

 

On ikinci öneri şudur:

 

Irmak öğretmenin adı bir farkındalık programıyla yaşatılmalıdır.

 

Bu acı olay, başka öğretmenler için koruyucu bir sisteme dönüşmelidir.

 

Bir daha hiçbir öğretmen kendisini yalnız, çaresiz ve duyulmamış hissetmemelidir.

 

Son söz şudur:

 

Bir öğretmen ölünce sadece bir insanı kaybetmeyiz.

 

Bir sınıfın sesini kaybederiz.

 

Bir çocuğun ilk öğretmen hatırasını kaybederiz.

 

Bir ailenin evladını kaybederiz.

 

Bir ülkenin geleceğinden bir ışık eksilir.

 

Irmak öğretmenin ardından yapılacak en doğru şey, gerçeği bütün yönleriyle ortaya çıkarmaktır.

 

Sonra da sistemi değiştirmektir.

 

Çünkü taziye cümleleri acıyı paylaşır.

 

Ama ancak adalet, denetim ve kurumsal sorumluluk yeni acıları önler.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.