2010 yılında bir hayal ile yola çıktık.
Mobbing ile Mücadele Derneğini kurduk.
Amacımız netti.
İş yerlerinde onuru korumak.
Mobbinge karşı sessizliği bozmak.
Aradan yıllar geçti.
Binlerce mağdura ulaştık.
Hukuki destek sağladık.
Psikolojik dayanışma sunduk.
Eğitimler verdik.
Anketler yaptık.
Konferanslar, paneller, sempozyumlar düzenledik.
Her çalışma bir ihtiyaca cevap verdi.
Her başvuru bir insan hikâyesiydi.
Her dosya bir yaşam mücadelesini temsil ediyordu.
Geriye dönüp baktığımızda yoğun bir emek görüyoruz.
Fedakârlık görüyoruz.
Sabır görüyoruz.
Peki yeterli mi?
Hayır.
Çünkü mobbing hâlâ var.
Çünkü suskunluk hâlâ güçlü.
Çünkü birçok çalışan haklarını bilmiyor.
Mücadele süreklilik ister.
Kurumsal bilinç ister.
Toplumsal farkındalık ister.
Zaman zaman gönül yorgunluğu yaşanıyor.
İnsan yoruluyor.
Ekip yoruluyor.
Sistemle mücadele kolay değil.
Ancak bir mağdurun şu sözleri tüm yorgunluğu unutturuyor:
“İyi ki varsınız. Sizin sayenizde mücadele azmim yeniden ayağa kalktı.”
İşte o an yapılan işin anlamı berraklaşıyor.
Bir kişinin hayatına dokunmak bile büyük bir değerdir.
Adalet arayışına eşlik etmek bir sorumluluktur.
Bizim için mobbing yalnızca hukuki bir mesele değildir.
Bu bir insan hakkı meselesidir.
Bu bir onur meselesidir.
Yapılacak çok iş var.
Daha fazla eğitim gerekiyor.
Daha güçlü mevzuat uygulamaları gerekiyor.
Daha cesur kurumsal duruşlar gerekiyor.
Biz buradayız.
Dün vardık.
Bugün varız.
Yarın da olacağız.
Çünkü mücadele, umutla büyür.
Ve umut, paylaştıkça çoğalır.
Şair Eşref’in dediği gibi “ Niyeti halis olunca kişinin,
Hayrolur akibeti her işinin”
Akıbetimiz hayır olsun…
