Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Baltayı bu ülkenin milli hafızasına vuruyorsunuz…

Kayseri’de Atatürk büstüne ikinci kez balta kalkıyorsa artık kimse bu tabloyu “münferit hadise” diye yorumlamasın.  Bu, tek başına bir asayiş meselesi değildir. Bu, Cumhuriyetle, ülke değerleriyle, akılla ve bu ülkenin kurucu değerleriyle hesabı bitmeyen bir zihniyetin dışavurumu değil midir?  Taşa vurduklarını sanıyorlar ama aslında bu milletin ortak hafızasına, tarihine ve devlet aklına saldırıyorlar. Atatürk bu ülkeye sadece bir yönetim modeli bırakmadı; enkazın içinden bağımsız bir devlet, kuldan yurttaş yaratan bir Cumhuriyet, karanlığın içinden çıkan bir hukuk düzeni bıraktı.  Egemenliği millete verdi. Kadını kamusal hayatın dışına iten düzeni parçaladı. Eğitimi imtiyazlı zümrelerin tekelinden çıkarıp milletin meselesi hâline getirdi.  Bilimi referans,  Hukuku zemin,  Çağdaşlaşmayı hedef yaptı.  Kanaatim odur ki; bu topraklarda başı dik yaşamanın, yurttaş olmanın, bağımsız bir devlet çatısı altında var olmanın kurucu iradesi Atatürk’tür.  Bugün hâlâ bu ülkenin kurumsal omurgası ayakta ise, bunun temelinde onun açtığı yol vardır. Hal böyleyken Atatürk büstüne balta sallamak, doğrudan doğruya Cumhuriyetin meşruiyet zeminiyle kavga etmek değil midir?  Cehaletin, nankörlüğün ve Cumhuriyet düşmanlığının en çıplak, en pespaye hâli değil midir?  Çünkü Atatürk’e saldıran; bu ülkenin bağımsızlığına, kız çocuklarının eğitim hakkına, laik hukuk düzenine, toplumsal ilerleme iradesine saldırır.  Birkaç kınama cümlesi, birkaç yuvarlak açıklama, sonra unutma.  Böyle devlet ciddiyeti olur mu? Cumhuriyetin kurucusuna yönelen saldırı, sıradanlaştırılamaz; psikolojik sis perdesinin arkasına saklanamaz.  Balta tesadüfen ele alınır mı? O balta önce zihinlerde bilenir, sonra elde sallanır. Dolayısıyla burada yalnızca fail değil, faili besleyen iklim de sorgulanması gerekmez mi? Tam da Ortadoğu ateş çemberine dönmüşken, uluslararası meşruiyet ayaklar altına alınmışken, uluslararası hukuk dışı saldırılar bölgeyi daha büyük bir yıkıma sürüklerken, herkesin aklını başına alması gerekmez mi?  Hukuk dışı müdahaleler uluslararası düzeni zaten yeterince hırpalıyor.  Böyle bir tabloda içeride Atatürk’e saldırmak, bu ülkenin sigortalarıyla oynamak değil midir? Türkiye’yi ayakta tutacak olan şey akıl dışı hezeyanlar, tarih düşmanlığı ve karanlık hamaset mi olmalıdır?  Birlik, beraberlik ve dayanışmayla, ortak akılla; ülkemizin kalkınması, refahını yükseltmesi için hep birlikte hareket etmemiz gereken, bu günlerde; aklımızı başımıza almamız gerekmez mi?  Türkiye’yi ayakta tutacak olan şey, Cumhuriyetin kazanımları, kurumsal omurgası ve hukuk devletinin ciddiyetidir.  Bölge yanarken içeride kurucu değerlere balta sallayanlar bilsin: Bu ülke aklını, pusulasını ve tarihini kaybederse geriye sadece savrulma kalır. Açık konuşalım:  Atatürk olmasaydı bu ülkenin adı belki yine Türkiye olurdu ama ruhu eksik, iradesi kırık, omurgası eğri olurdu.  Egemenlik millete ait olmazdı.  Kadın yurttaş olmazdı.  Eğitim bu kadar yaygınlaşmazdı.  Hukuk çağdaş bir zemine kavuşmazdı.  Bunu hazmedemeyenler bugün baltayı taşa değil, kendi tarih yenilgilerine savuruyor olabilir mi?  Çünkü Atatürk, onların bütün karanlık tasarılarını bozan büyük kırılmadır. Devletin de toplumun da önünde net bir sorumluluk vardır.  Bu, basit bir vandalizm olamaz;  Buna verilecek karşılık da gecikmiş refleksler, yuvarlak kınamalar ve günü kurtaran açıklamalar olamaz.  Hukuk en sert, en net ve en caydırıcı şekilde işletilmelidir. Çünkü mesele bir büst meselesi değildir. Mesele, bu ülkenin kurucu aklına sahip çıkıp çıkmayacağı meselesidir. Ve herkes şunu iyi bilsin: Atatürk bu milletin yalnızca geçmişi değil, kriz anlarında bile en sağlam referans noktasıdır.  Kanaatimiz odur ki; o omurgaya balta sallayanlar, karşılarında sadece bir heykeli değil, bu memleketin kurucu iradesini, ortak vicdanını ve Cumhuriyetin bitmeyecek meşruiyetini bulurlar.
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2026 -Pazartesi
İlhan İŞMAN

Baltayı bu ülkenin milli hafızasına vuruyorsunuz…

Kayseri’de Atatürk büstüne ikinci kez balta kalkıyorsa artık kimse bu tabloyu “münferit hadise” diye yorumlamasın. 

Bu, tek başına bir asayiş meselesi değildir. Bu, Cumhuriyetle, ülke değerleriyle, akılla ve bu ülkenin kurucu değerleriyle hesabı bitmeyen bir zihniyetin dışavurumu değil midir? 

Taşa vurduklarını sanıyorlar ama aslında bu milletin ortak hafızasına, tarihine ve devlet aklına saldırıyorlar.

Atatürk bu ülkeye sadece bir yönetim modeli bırakmadı; enkazın içinden bağımsız bir devlet, kuldan yurttaş yaratan bir Cumhuriyet, karanlığın içinden çıkan bir hukuk düzeni bıraktı. 

Egemenliği millete verdi. Kadını kamusal hayatın dışına iten düzeni parçaladı. Eğitimi imtiyazlı zümrelerin tekelinden çıkarıp milletin meselesi hâline getirdi. 

Bilimi referans, 

Hukuku zemin, 

Çağdaşlaşmayı hedef yaptı. 

Kanaatim odur ki; bu topraklarda başı dik yaşamanın, yurttaş olmanın, bağımsız bir devlet çatısı altında var olmanın kurucu iradesi Atatürk’tür. 

Bugün hâlâ bu ülkenin kurumsal omurgası ayakta ise, bunun temelinde onun açtığı yol vardır.

Hal böyleyken Atatürk büstüne balta sallamak, doğrudan doğruya Cumhuriyetin meşruiyet zeminiyle kavga etmek değil midir? 

Cehaletin, nankörlüğün ve Cumhuriyet düşmanlığının en çıplak, en pespaye hâli değil midir? 

Çünkü Atatürk’e saldıran; bu ülkenin bağımsızlığına, kız çocuklarının eğitim hakkına, laik hukuk düzenine, toplumsal ilerleme iradesine saldırır. 

Birkaç kınama cümlesi, birkaç yuvarlak açıklama, sonra unutma. 

Böyle devlet ciddiyeti olur mu?

Cumhuriyetin kurucusuna yönelen saldırı, sıradanlaştırılamaz; psikolojik sis perdesinin arkasına saklanamaz. 

Balta tesadüfen ele alınır mı? O balta önce zihinlerde bilenir, sonra elde sallanır. Dolayısıyla burada yalnızca fail değil, faili besleyen iklim de sorgulanması gerekmez mi?

Tam da Ortadoğu ateş çemberine dönmüşken, uluslararası meşruiyet ayaklar altına alınmışken, uluslararası hukuk dışı saldırılar bölgeyi daha büyük bir yıkıma sürüklerken, herkesin aklını başına alması gerekmez mi? 

Hukuk dışı müdahaleler uluslararası düzeni zaten yeterince hırpalıyor. 

Böyle bir tabloda içeride Atatürk’e saldırmak, bu ülkenin sigortalarıyla oynamak değil midir? Türkiye’yi ayakta tutacak olan şey akıl dışı hezeyanlar, tarih düşmanlığı ve karanlık hamaset mi olmalıdır? 

Birlik, beraberlik ve dayanışmayla, ortak akılla; ülkemizin kalkınması, refahını yükseltmesi için hep birlikte hareket etmemiz gereken, bu günlerde; aklımızı başımıza almamız gerekmez mi? 

Türkiye’yi ayakta tutacak olan şey, Cumhuriyetin kazanımları, kurumsal omurgası ve hukuk devletinin ciddiyetidir. 

Bölge yanarken içeride kurucu değerlere balta sallayanlar bilsin: Bu ülke aklını, pusulasını ve tarihini kaybederse geriye sadece savrulma kalır.

Açık konuşalım: 

Atatürk olmasaydı bu ülkenin adı belki yine Türkiye olurdu ama ruhu eksik, iradesi kırık, omurgası eğri olurdu. 

Egemenlik millete ait olmazdı. 

Kadın yurttaş olmazdı. 

Eğitim bu kadar yaygınlaşmazdı. 

Hukuk çağdaş bir zemine kavuşmazdı. 

Bunu hazmedemeyenler bugün baltayı taşa değil, kendi tarih yenilgilerine savuruyor olabilir mi? 

Çünkü Atatürk, onların bütün karanlık tasarılarını bozan büyük kırılmadır.

Devletin de toplumun da önünde net bir sorumluluk vardır. 

Bu, basit bir vandalizm olamaz; 

Buna verilecek karşılık da gecikmiş refleksler, yuvarlak kınamalar ve günü kurtaran açıklamalar olamaz. 

Hukuk en sert, en net ve en caydırıcı şekilde işletilmelidir. Çünkü mesele bir büst meselesi değildir. Mesele, bu ülkenin kurucu aklına sahip çıkıp çıkmayacağı meselesidir.

Ve herkes şunu iyi bilsin: Atatürk bu milletin yalnızca geçmişi değil, kriz anlarında bile en sağlam referans noktasıdır. 

Kanaatimiz odur ki; o omurgaya balta sallayanlar, karşılarında sadece bir heykeli değil, bu memleketin kurucu iradesini, ortak vicdanını ve Cumhuriyetin bitmeyecek meşruiyetini bulurlar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.