Çalışma hayatı insan ilişkilerinin en yoğun yaşandığı zemindir.
Emek vardır.
Aidiyet vardır.
Disiplin vardır.
Ama en önemlisi insan vardır.
İşte bu nedenle çalışma hayatında şiddet ve taciz meselesi, sadece bireysel bir mağduriyet olarak görülemez.
Bu konu, iş hukuku meselesidir.
İnsan hakları meselesidir.
İşyeri barışı meselesidir.
Kurumsal risk yönetimi meselesidir.
Bugün artık biliyoruz.
Şiddet ve taciz yalnızca bir kişiyi etkilemez.
Kurumu da etkiler.
İklimi bozar.
Verimi düşürür.
Güveni zedeler.
İş barışını yıpratır.
Bu nedenle konuya yalnızca yaşanmış olaylar üzerinden değil, önleyici bir anlayışla bakmak gerekir.
Koruyan bir sistem kurmak gerekir.
Dinleyen bir mekanizma kurmak gerekir.
Hakkaniyeti gözeten bir yaklaşım geliştirmek gerekir.
Tam da bu ihtiyaçtan hareketle, 15 Nisan 2026 tarihinde Hacettepe Üniversitesi’nde “ILO C190 Perspektifinde Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizle Mücadele Sempozyumu” gerçekleştirilecektir.
Bu sempozyum, Mobbing ile Mücadele Derneği ile Hacettepe Üniversitesi iş birliğinde hayata geçirilecektir.
Bu yönüyle etkinlik, sivil toplum birikimi ile akademik yetkinliği aynı zeminde buluşturan güçlü bir kurumsal değer taşımaktadır.
Aynı zamanda hukuk, sosyal diyalog, toplu pazarlık ve uygulama mekanizmalarını birlikte ele alan önemli bir platform niteliği taşımaktadır.
ILO C190, bu alanda güçlü bir referans çerçevesi sunmaktadır.
Sadece bir uluslararası metin değildir.
Aynı zamanda yeni bir bakış açısıdır.
Çalışma hayatına insan onuru merkezli bakmanın güçlü bir yoludur.
Türkiye’de hukuk politikası bakımından da önemlidir.
Sosyal diyalog bakımından da önemlidir.
Toplu pazarlık bakımından da önemlidir.
Bu sempozyumun en kıymetli tarafı da burada ortaya çıkmaktadır.
Biz yalnızca bir sorun tespiti yapmak istemiyoruz.
Yalnızca konuşmak da istemiyoruz.
Aynı zamanda çözüm üretmek istiyoruz.
Ortak bir akıl oluşturmak istiyoruz.
Kurumsal bir yön çizmek istiyoruz.
Program bu bakımdan son derece anlamlı bir içerik taşımaktadır.
İlk oturumda hukuki çerçeve, başvuru mekanizmaları ve cezai-hukuki yaptırımlar ele alınacaktır.
İkinci oturumda ise toplu sözleşme, sosyal diyalog ve geleceğe yönelik etkiler değerlendirilecektir.
Günün sonunda yuvarlak masa toplantısıyla Türkiye için bir yol haritası konuşulacaktır.
Kapanışta ise sonuç bildirgesi çerçevesi ortaya konacaktır.
Bu yönüyle sempozyum, yalnızca akademik bir toplantı değildir.
Yalnızca kurumsal bir buluşma da değildir.
Aynı zamanda sonuç bildirgesi ve politika önerisi üreten bir platformdur.
Bu yönüyle değerlidir.
Bu yönüyle gereklidir.
Bu yönüyle geleceğe dönüktür.
Çünkü çalışma hayatında güven tesadüfen oluşmaz.
Adalet de kendiliğinden kurulmaz.
Saygı da rastlantıyla yerleşmez.
Bunların hepsi emek ister.
İrade ister.
Kurumsal kararlılık ister.
Bugün bize düşen görev açıktır.
Şiddeti sıradanlaştırmamak gerekir.
Tacizi görmezden gelmemek gerekir.
Mobbingi yalnızca kişisel bir sorun gibi değerlendirmemek gerekir.
Çalışma hayatında insana yakışır düzeni birlikte inşa etmek gerekir.
Bu sebeple; hukukçuları, akademisyenleri, kamu temsilcilerini, sendikaları, işveren örgütlerini, insan kaynakları profesyonellerini, uzmanları ve konuya duyarlılık gösteren tüm paydaşları bu önemli sempozyuma davet ediyoruz.
Gelin, çalışma hayatında onuru birlikte savunalım.
Gelin, hukuku birlikte güçlendirelim.
Gelin, sosyal diyaloğu birlikte büyütelim.
Gelin, daha güvenli, daha adil ve daha huzurlu işyerleri için ortak bir irade ortaya koyalım.
Çünkü daha güçlü bir çalışma hayatı, daha güçlü bir toplumsal vicdanla mümkündür.
Ve bu vicdan, birlikte konuşarak, birlikte düşünerek ve birlikte çözüm üreterek büyür.
“Türkiye; Gücünü ve potansiyelini Keşfet…” demeye
Yol arkadaşlığına var mısınız?

