Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Dördüncü Kuvvet Susturulursa, Çalışma Barışı da Zedelenir

Demokrasi, sözle yaşar. Eleştiriyle özeleştiri ile güçlenir. Özgür basınla nefes alır. Bu nedenle gazetecilik, demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak anılır. Gazeteci sorar. Araştırır. Gerçeğin izini sürer. Toplum adına denetim yapar. Halkın Haber alma özgürlüğünü yerine getirir. Anayasa da bunu korur. 26. madde, herkesin düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu söyler. Aynı madde, haber ve fikir alma ya da verme serbestliğini de güvence altına alır. 28. madde ise çok açık bir hüküm kurar: “Basın hürdür, sansür edilemez.”  Bu hüküm sadece gazeteciyi korumaz. Toplumun haber alma hakkını da korur. Kamunun doğru bilgiye ulaşma hakkını da korur. Nitekim 28. madde, devlete basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü de yükler. 29. madde de süreli veya süresiz yayının önceden izin alma ve mali teminat şartına bağlanamayacağını belirtir.  Bu yüzden gazetecilerin hukuk dışı biçimde tutuklanması, sadece kişisel bir özgürlük sorunu değildir. Bu tablo, basın özgürlüğüne gölge düşürür. Toplumun haber alma hakkını daraltır. Kamu vicdanını yaralar. Daha da önemlisi, bu iklim çalışma hayatına da sirayet eder. Çünkü korku sadece medyada kalmaz. İş yerine de taşınır. Kuruma da yayılır. Çalışanın diline de dokunur. Şu soruları sormak gerekir: Toplumda ifade özgürlüğü zayıflarsa, iş yerinde de itiraz hakkı zayıflamaz mı? Gazetecinin susturulduğu yerde çalışan da susmaya zorlanmaz mı? Eleştirinin cezalandırıldığı düzende mobbing görünmez hale gelmez mi? Sessizlik, kurumsal kültür gibi sunulur. Oysa bu, çalışma barışını bozan ağır bir yönetim zaafı değil midir? Çalışma hayatı güven ister. Adalet ister. Öngörülebilirlik ister. İnsan onuruna saygı ister. Çalışma barışı ise korkuyla değil, hakkaniyetle kurulur. Bir ülkede basın üzerinde baskı artarsa, iş yerlerinde de şu anlayış güç kazanır: “Güçlü olan konuşur, diğerleri susar.” Bu anlayış verimi düşürür. Kurumsal güveni aşındırır. Sadakati zedeler. Mobbingi besler. Oysa anayasal düzen başka bir çerçeve çizer. 30. madde, kanuna uygun şekilde kurulan basımevi ve basın araçlarının, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemeyeceğini söyler. 36. madde ise herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu düzenler.  Tam da burada yargının tam bağımsız ve tarafsız olması hayati hale gelir. Çünkü hukuk devleti, ancak bağımsız mahkemelerle ayakta kalır. Anayasa’nın 138. maddesi nettir: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar.” Aynı maddede, hiçbir organın, makamın, merciin veya kişinin mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği de açıkça yazılıdır.  Yargı bağımsız değilse, hak arama cesareti kırılır. Yargı tarafsız değilse, adalet duygusu sarsılır. Adalet duygusu sarsıldığında ise sadece demokrasi yara almaz. Çalışma hayatı da zehirlenir. İş yerlerinde güvensizlik büyür. Mobbing karşısında çalışan kendini daha yalnız hisseder. Bu nedenle özgür basını savunmak, sadece bir meslek grubunu savunmak değildir. Bu, aynı zamanda çalışma hayatında adaleti savunmaktır. Çalışanın onurunu savunmaktır. Kurumsal huzuru savunmaktır. Toplumsal barışı savunmaktır. Unutmayalım: Gazetecinin sustuğu yerde gerçek zayıflar. Çalışanın sustuğu yerde hakikat iş yerinden çekilir. Yargının bağımsız olmadığı yerde ise ne adalet tam olabilir. Ne demokrasi güçlü kalabilir.  Ne de çalışma barışı kalıcı olabilir. Bugün; ihtiyacımız olan toplumsal birlik, beraberlik, dayanışma ve de sağlam bir iç cephe için Daha fazla hukuk gerekmez mi? Daha fazla özgürlük gerek gerekmez mi? Daha fazla anayasal güvence gerekmez mi? Daha fazla bağımsız ve tarafsız yargı gerekmez mi? Çünkü basın özgürlüğü sadece gazetecinin meselesi değildir. Bu mesele, doğrudan doğruya toplumun, emeğin ve adaletin meselesidir.
Ekleme Tarihi: 30 Mart 2026 -Pazartesi
İlhan İŞMAN

Dördüncü Kuvvet Susturulursa, Çalışma Barışı da Zedelenir

Demokrasi, sözle yaşar.

Eleştiriyle özeleştiri ile güçlenir.

Özgür basınla nefes alır.

Bu nedenle gazetecilik, demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak anılır.

Gazeteci sorar.

Araştırır.

Gerçeğin izini sürer.

Toplum adına denetim yapar.

Halkın Haber alma özgürlüğünü yerine getirir.

Anayasa da bunu korur.

26. madde, herkesin düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu söyler.

Aynı madde, haber ve fikir alma ya da verme serbestliğini de güvence altına alır.

28. madde ise çok açık bir hüküm kurar:

“Basın hürdür, sansür edilemez.” 

Bu hüküm sadece gazeteciyi korumaz.

Toplumun haber alma hakkını da korur.

Kamunun doğru bilgiye ulaşma hakkını da korur.

Nitekim 28. madde, devlete basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü de yükler.

29. madde de süreli veya süresiz yayının önceden izin alma ve mali teminat şartına bağlanamayacağını belirtir. 

Bu yüzden gazetecilerin hukuk dışı biçimde tutuklanması, sadece kişisel bir özgürlük sorunu değildir.

Bu tablo, basın özgürlüğüne gölge düşürür.

Toplumun haber alma hakkını daraltır.

Kamu vicdanını yaralar.

Daha da önemlisi, bu iklim çalışma hayatına da sirayet eder.

Çünkü korku sadece medyada kalmaz.

İş yerine de taşınır.

Kuruma da yayılır.

Çalışanın diline de dokunur.

Şu soruları sormak gerekir:

Toplumda ifade özgürlüğü zayıflarsa, iş yerinde de itiraz hakkı zayıflamaz mı?

Gazetecinin susturulduğu yerde çalışan da susmaya zorlanmaz mı?

Eleştirinin cezalandırıldığı düzende mobbing görünmez hale gelmez mi?

Sessizlik, kurumsal kültür gibi sunulur.

Oysa bu, çalışma barışını bozan ağır bir yönetim zaafı değil midir?

Çalışma hayatı güven ister.

Adalet ister.

Öngörülebilirlik ister.

İnsan onuruna saygı ister.

Çalışma barışı ise korkuyla değil, hakkaniyetle kurulur.

Bir ülkede basın üzerinde baskı artarsa, iş yerlerinde de şu anlayış güç kazanır:

“Güçlü olan konuşur, diğerleri susar.”

Bu anlayış verimi düşürür.

Kurumsal güveni aşındırır.

Sadakati zedeler.

Mobbingi besler.

Oysa anayasal düzen başka bir çerçeve çizer.

30. madde, kanuna uygun şekilde kurulan basımevi ve basın araçlarının, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemeyeceğini söyler.

36. madde ise herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu düzenler. 

Tam da burada yargının tam bağımsız ve tarafsız olması hayati hale gelir.

Çünkü hukuk devleti, ancak bağımsız mahkemelerle ayakta kalır.

Anayasa’nın 138. maddesi nettir:

“Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar.”

Aynı maddede, hiçbir organın, makamın, merciin veya kişinin mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği de açıkça yazılıdır. 

Yargı bağımsız değilse, hak arama cesareti kırılır.

Yargı tarafsız değilse, adalet duygusu sarsılır.

Adalet duygusu sarsıldığında ise sadece demokrasi yara almaz.

Çalışma hayatı da zehirlenir.

İş yerlerinde güvensizlik büyür.

Mobbing karşısında çalışan kendini daha yalnız hisseder.

Bu nedenle özgür basını savunmak, sadece bir meslek grubunu savunmak değildir.

Bu, aynı zamanda çalışma hayatında adaleti savunmaktır.

Çalışanın onurunu savunmaktır.

Kurumsal huzuru savunmaktır.

Toplumsal barışı savunmaktır.

Unutmayalım:

Gazetecinin sustuğu yerde gerçek zayıflar.

Çalışanın sustuğu yerde hakikat iş yerinden çekilir.

Yargının bağımsız olmadığı yerde ise ne adalet tam olabilir.

Ne demokrasi güçlü kalabilir. 

Ne de çalışma barışı kalıcı olabilir.

Bugün; ihtiyacımız olan toplumsal birlik, beraberlik, dayanışma ve de sağlam bir iç cephe için

Daha fazla hukuk gerekmez mi?

Daha fazla özgürlük gerek gerekmez mi?

Daha fazla anayasal güvence gerekmez mi?

Daha fazla bağımsız ve tarafsız yargı gerekmez mi?

Çünkü basın özgürlüğü sadece gazetecinin meselesi değildir.

Bu mesele, doğrudan doğruya toplumun, emeğin ve adaletin meselesidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.