Türk360 Haber
İlhan İŞMAN
Köşe Yazarı
İlhan İŞMAN
 

Kayseri Emlak Odası Seçimleri: Bir İsim mi Seçilecek, Yoksa Bir Yön mü?

Liseden Arkadaşım kadim dostum Okan Demirel’le görüştüm. Emlak odası seçimlerinde kendisinin de Yönetim Kurulu’na aday olduğunu dile getirdi. Okan kardeşim uzun yıllardır bu sektörün içinde. Sektörün öncü girişimcilerinden biri. Kendini sever, sayarım ve de güvenirim. Yürekten Başarılar diliyorum.  Bir Kayseri’li hemşehriniz olarak bu konudaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Belirtmek isterim ki; bu değerlendirme hiçbir siyasi bakış açısı içermemektedir. Objektif bir bakış açısıyla Durum, Sorun, Çözüm yaklaşımı ile değerlendirme yapılmıştır. Umarım Başkan adaylarına da acizane yol gösterici olur. Kayseri’de Emlak Odası seçimleri yaklaşırken, kulislerde isimler konuşuluyor, listeler hazırlanıyor, vaatler sıralanıyor.  Ancak tüm bu hareketliliğin içinde çoğu zaman gözden kaçan kritik bir soru var:  Bu seçimde aslında neyi seçiyoruz?  Bir başkanı mı, yoksa Kayseri emlak sektörünün önümüzdeki yıllardaki stratejik yönünü mü? Çünkü emlak sektörü, sanıldığı gibi yalnızca “alım-satım” işi değildir. Konut fiyatlarından kira piyasasına, yatırımcı algısından sosyal dengeye kadar uzanan geniş bir etki alanına sahiptir. Bu nedenle Emlak Odası seçimleri, yalnızca meslek mensuplarını değil; şehirde yaşayan herkesi yakından ilgilendirir. Kayseri, son yıllarda hem nüfus artışı hem de yatırım hareketliliği açısından önemli bir ivme yakaladı. Yeni konut alanları, kentsel dönüşüm projeleri, ticari gayrimenkuller ve sanayiyle bağlantılı yerleşimler, emlak sektörünü kentin ekonomik damarlarından biri hâline getirdi. Bir şehirde konut piyasası sağlıklıysa, o şehirde sosyal huzur da görece yüksektir. Kiralar öngörülebilirse, insanlar geleceğini planlayabilir. Arsa ve konut fiyatları şeffafsa, yatırımcı spekülasyona değil üretime yönelir. Emlak sektörü bu anlamda yalnızca ekonomik değil, sosyolojik bir rol de üstlenir. İşte tam bu noktada Emlak Odası’nın konumu belirleyici olur. Oda, ya bu sürecin yalnızca “seyircisi” olur ya da oyun kurucu bir rol üstlenir. Bugün emlak sektörünün en büyük problemi “fiyatlar” değildir. Bence asıl problem, güvendir. Vatandaş cephesinden bakıldığında tablo nettir: Bu ilan gerçek mi? Yetkili emlakçı mı, yoksa aracı mı? Kapora verirsem güvende miyim? Sözleşmede mağdur olur muyum? Bu soruların bu kadar yaygın sorulması, piyasanın sağlıklı işlemediğinin göstergesidir. Sorunun kaynağı ise çoğu zaman kayıt dışılık, standart eksikliği ve denetimsizliktir. Sektör içinden bakıldığında da durum farklı değil. Mesleğini etik ve kurallara uygun yapan emlakçılar, yetkisiz ve kontrolsüz aktörler yüzünden itibar kaybı yaşıyor.  Haksız rekabet, meslek içi dayanışmayı zedeliyor. Oda ise çoğu zaman bu sorunları izlemekle yetiniyor, çözüm üretmekte geç kalıyor. Bu tablo sadece sektöre zarar vermiyor. Fiyat spekülasyonu, kiracı-ev sahibi gerilimi, yatırımcı güvensizliği ve hukuki ihtilaflar artıyor. Sonuçta kaybeden sadece emlakçılar değil, Kayseri’nin kendisi oluyor. Sorunun kökeninde daha yapısal bir mesele var: Emlak Odası, çoğu zaman “aidat toplayan, belge düzenleyen” bir idari yapı gibi algılanıyor. Oysa modern meslek odalarının rolü bu değildir. Günümüzde güçlü odalar; Piyasayı izler, veri üretir Standart koyar ve uygulatır Üyelerini geliştirirken kamu yararını gözetir Yerel yönetimlerle aktif iş birliği yapar Eğer oda bu rolleri üstlenmezse, sektör başıboş kalır. İşte Kayseri’de yeni başkanın vizyonu tam da bu noktada belirleyici olacaktır. Yeni dönemde Emlak Odası’nın vizyonu, sloganlarla değil; kurumsal kapasiteyle ölçülmelidir. Kayseri’ye değer katacak bir başkanın önünde üç temel sorumluluk alanı vardır. Oda, “etik kurallar vardır” demekle yetinmemeli; bu kuralları hayata geçirmelidir. Yetki belgesi denetimi, disiplin süreçlerinin şeffaf ve hızlı işletilmesi, meslek içi eğitimlerin zorunlu hâle getirilmesi bu sürecin temel adımları olmalıdır. Bu yaklaşım, iyi emlakçıyı korur; kötü uygulamayı ayıklar. Uzun vadede mesleğin itibarı yeniden inşa edilir. Kayseri özelinde düzenli yayımlanan bir “emlak piyasa raporu” hayal değildir. Ortalama satış fiyatları, kira trendleri, bölgesel hareketlilik… Bunlar hem yatırımcıyı hem vatandaşı rahatlatır. Üyeler için dijital platformlar; sözleşme şablonları, mevzuat güncellemeleri, ilan doğrulama sistemleri gibi araçlarla desteklenmelidir. Şeffaflık arttıkça spekülasyonun alanı daralır. Emlak Odası, yalnızca üyeye değil; Kayseri halkına da hitap etmelidir. Bilgilendirme masaları, rehber dokümanlar, yönlendirme ve arabuluculuk mekanizmaları; odanın kentteki görünürlüğünü ve güvenilirliğini artırır. Bu yaklaşım, “emlakçı–vatandaş” ilişkisini çatışmadan iş birliğine taşır. Asıl soru burada düğümleniyor: Yeni başkan, koltuğa oturduğunda sadece “oda başkanı” mı olacak, yoksa kentin emlak vizyonuna yön veren bir aktör mü? Kayseri’nin ihtiyacı; günü kurtaran açıklamalar değil, uzun vadeli bir akıldır. Oda, belediyelerle, üniversitelerle, sivil toplumla birlikte düşünmelidir. Kentsel dönüşümden afet riskine, konut erişiminden yatırım stratejilerine kadar geniş bir alanda vizyoner bir bakış açısıyla söz söyleyebilmelidir. Bu bakış açısı, Emlak Odası’nı pasif bir kurum olmaktan çıkarır; kent kurumuna dönüştürür. Kayseri Emlak Odası seçimleri, doğru vizyonla yönetilirse bir kırılma noktası olabilir. Güven üreten, şeffaf çalışan, mesleği geliştiren bir oda; hem emlakçıların hem de vatandaşların kazanacağı bir düzen yaratır. Bugün seçilecek başkanın en büyük sınavı şudur: Kişileri mi yönetecek, yoksa vizyoner bir bakış açısı ile sistemi mi kuracak? Eğer sistem kurmayı hedefleyen bir vizyon ortaya konursa; Kayseri sadece daha fazla bina kazanmaz. Daha adil bir piyasa, daha huzurlu bir şehir ve daha güçlü bir meslek yapısı kazanır. Ve işte o zaman, bu seçim gerçekten önemli bir anlam kazanır. Bu seçimin Kayseri halkı adına hayırlara vesile olmasını diliyorum. Başkan adaylarına ve ekiplerine seçimde başarılar diliyorum.  Kadim dostum Okan Demirel kardeşime de…
Ekleme Tarihi: 21 Aralık 2025 -Pazar
İlhan İŞMAN

Kayseri Emlak Odası Seçimleri: Bir İsim mi Seçilecek, Yoksa Bir Yön mü?

Liseden Arkadaşım kadim dostum Okan Demirel’le görüştüm. Emlak odası seçimlerinde kendisinin de Yönetim Kurulu’na aday olduğunu dile getirdi. Okan kardeşim uzun yıllardır bu sektörün içinde. Sektörün öncü girişimcilerinden biri. Kendini sever, sayarım ve de güvenirim. Yürekten Başarılar diliyorum. 

Bir Kayseri’li hemşehriniz olarak bu konudaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Belirtmek isterim ki; bu değerlendirme hiçbir siyasi bakış açısı içermemektedir. Objektif bir bakış açısıyla Durum, Sorun, Çözüm yaklaşımı ile değerlendirme yapılmıştır. Umarım Başkan adaylarına da acizane yol gösterici olur.

Kayseri’de Emlak Odası seçimleri yaklaşırken, kulislerde isimler konuşuluyor, listeler hazırlanıyor, vaatler sıralanıyor. 

Ancak tüm bu hareketliliğin içinde çoğu zaman gözden kaçan kritik bir soru var: 

Bu seçimde aslında neyi seçiyoruz? 

Bir başkanı mı, yoksa Kayseri emlak sektörünün önümüzdeki yıllardaki stratejik yönünü mü?

Çünkü emlak sektörü, sanıldığı gibi yalnızca “alım-satım” işi değildir. Konut fiyatlarından kira piyasasına, yatırımcı algısından sosyal dengeye kadar uzanan geniş bir etki alanına sahiptir. Bu nedenle Emlak Odası seçimleri, yalnızca meslek mensuplarını değil; şehirde yaşayan herkesi yakından ilgilendirir.

Kayseri, son yıllarda hem nüfus artışı hem de yatırım hareketliliği açısından önemli bir ivme yakaladı. Yeni konut alanları, kentsel dönüşüm projeleri, ticari gayrimenkuller ve sanayiyle bağlantılı yerleşimler, emlak sektörünü kentin ekonomik damarlarından biri hâline getirdi.

Bir şehirde konut piyasası sağlıklıysa, o şehirde sosyal huzur da görece yüksektir. Kiralar öngörülebilirse, insanlar geleceğini planlayabilir. Arsa ve konut fiyatları şeffafsa, yatırımcı spekülasyona değil üretime yönelir. Emlak sektörü bu anlamda yalnızca ekonomik değil, sosyolojik bir rol de üstlenir.

İşte tam bu noktada Emlak Odası’nın konumu belirleyici olur. Oda, ya bu sürecin yalnızca “seyircisi” olur ya da oyun kurucu bir rol üstlenir.

Bugün emlak sektörünün en büyük problemi “fiyatlar” değildir. Bence asıl problem, güvendir.

Vatandaş cephesinden bakıldığında tablo nettir:

Bu ilan gerçek mi?

Yetkili emlakçı mı, yoksa aracı mı?

Kapora verirsem güvende miyim?

Sözleşmede mağdur olur muyum?

Bu soruların bu kadar yaygın sorulması, piyasanın sağlıklı işlemediğinin göstergesidir. Sorunun kaynağı ise çoğu zaman kayıt dışılık, standart eksikliği ve denetimsizliktir.

Sektör içinden bakıldığında da durum farklı değil. Mesleğini etik ve kurallara uygun yapan emlakçılar, yetkisiz ve kontrolsüz aktörler yüzünden itibar kaybı yaşıyor. 

Haksız rekabet, meslek içi dayanışmayı zedeliyor. Oda ise çoğu zaman bu sorunları izlemekle yetiniyor, çözüm üretmekte geç kalıyor.

Bu tablo sadece sektöre zarar vermiyor. Fiyat spekülasyonu, kiracı-ev sahibi gerilimi, yatırımcı güvensizliği ve hukuki ihtilaflar artıyor. Sonuçta kaybeden sadece emlakçılar değil, Kayseri’nin kendisi oluyor.

Sorunun kökeninde daha yapısal bir mesele var: Emlak Odası, çoğu zaman “aidat toplayan, belge düzenleyen” bir idari yapı gibi algılanıyor. Oysa modern meslek odalarının rolü bu değildir.

Günümüzde güçlü odalar;

Piyasayı izler, veri üretir

Standart koyar ve uygulatır

Üyelerini geliştirirken kamu yararını gözetir

Yerel yönetimlerle aktif iş birliği yapar

Eğer oda bu rolleri üstlenmezse, sektör başıboş kalır. İşte Kayseri’de yeni başkanın vizyonu tam da bu noktada belirleyici olacaktır.

Yeni dönemde Emlak Odası’nın vizyonu, sloganlarla değil; kurumsal kapasiteyle ölçülmelidir. Kayseri’ye değer katacak bir başkanın önünde üç temel sorumluluk alanı vardır.

Oda, “etik kurallar vardır” demekle yetinmemeli; bu kuralları hayata geçirmelidir. Yetki belgesi denetimi, disiplin süreçlerinin şeffaf ve hızlı işletilmesi, meslek içi eğitimlerin zorunlu hâle getirilmesi bu sürecin temel adımları olmalıdır.

Bu yaklaşım, iyi emlakçıyı korur; kötü uygulamayı ayıklar. Uzun vadede mesleğin itibarı yeniden inşa edilir.

Kayseri özelinde düzenli yayımlanan bir “emlak piyasa raporu” hayal değildir. Ortalama satış fiyatları, kira trendleri, bölgesel hareketlilik… Bunlar hem yatırımcıyı hem vatandaşı rahatlatır.

Üyeler için dijital platformlar; sözleşme şablonları, mevzuat güncellemeleri, ilan doğrulama sistemleri gibi araçlarla desteklenmelidir. Şeffaflık arttıkça spekülasyonun alanı daralır.

Emlak Odası, yalnızca üyeye değil; Kayseri halkına da hitap etmelidir. Bilgilendirme masaları, rehber dokümanlar, yönlendirme ve arabuluculuk mekanizmaları; odanın kentteki görünürlüğünü ve güvenilirliğini artırır.

Bu yaklaşım, “emlakçıvatandaş” ilişkisini çatışmadan iş birliğine taşır.

Asıl soru burada düğümleniyor: Yeni başkan, koltuğa oturduğunda sadece “oda başkanı” mı olacak, yoksa kentin emlak vizyonuna yön veren bir aktör mü?

Kayseri’nin ihtiyacı; günü kurtaran açıklamalar değil, uzun vadeli bir akıldır. Oda, belediyelerle, üniversitelerle, sivil toplumla birlikte düşünmelidir. Kentsel dönüşümden afet riskine, konut erişiminden yatırım stratejilerine kadar geniş bir alanda vizyoner bir bakış açısıyla söz söyleyebilmelidir.

Bu bakış açısı, Emlak Odası’nı pasif bir kurum olmaktan çıkarır; kent kurumuna dönüştürür.

Kayseri Emlak Odası seçimleri, doğru vizyonla yönetilirse bir kırılma noktası olabilir. Güven üreten, şeffaf çalışan, mesleği geliştiren bir oda; hem emlakçıların hem de vatandaşların kazanacağı bir düzen yaratır.

Bugün seçilecek başkanın en büyük sınavı şudur:

Kişileri mi yönetecek, yoksa vizyoner bir bakış açısı ile sistemi mi kuracak?

Eğer sistem kurmayı hedefleyen bir vizyon ortaya konursa; Kayseri sadece daha fazla bina kazanmaz. Daha adil bir piyasa, daha huzurlu bir şehir ve daha güçlü bir meslek yapısı kazanır.

Ve işte o zaman, bu seçim gerçekten önemli bir anlam kazanır.

Bu seçimin Kayseri halkı adına hayırlara vesile olmasını diliyorum. Başkan adaylarına ve ekiplerine seçimde başarılar diliyorum. 

Kadim dostum Okan Demirel kardeşime de…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kâmil
(21.12.2025 18:32 - #202)
Bel altı vurulmayan bir seçim diliyorum
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve turk360.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.